Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefekkür ibadettir, huzur verir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ali Said" data-source="post: 117468" data-attributes="member: 8283"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #012266"><strong>S. Bahattin YAŞAR</strong></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Lütfen dışarı çıkın; bu bir ödevdir!</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Tefekkür ibadettir, huzur verir </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İnsan için mühim bir şey, aklını ‘hikmet’te kullanmasıdır. İnsanın manevî duyguları üzerinde hakem gibi bir rolü de olan akıl, sağlıklı kullanıldığında insanı Yaratıcı ile bağlantılı hale getiriyor. Her şeyde O’nun izini, yüzünü, özünü gösteriyor. Akıl, Cenâb-ı Hakkın varlığının da en büyük delili. Akıl olmasaydı, Cenâb-ı Hakka ulaşmak güç olurdu. Onun için insandaki şükre lâyık en büyük nimetlerden birisidir akıl. Nitekim, Cenâb-ı Hak insanı, Kur’ân’da ısrarla akletmeye, düşünmeye, tefekküre dâvet etmektedir. Çünkü Kendi san'at harikalarını, ondaki incelikleri, güzellikleri ancak aklederek anlayabilmektedir. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Aklın, tefekkürde kullanılabilecek en güzel mevsimlerinden birisidir ‘bahar’. Ruy-i zeminin neşir halidir. Okunaklı bir zaman dilimidir. Bin bir çeşit nimetlerin bulunduğu bir sofra gibi bu mevsim, düşünce dünyamızı harekete geçirmektedir. Nimetlerin fiyatı olan ‘zikir, fikir ve şükür’, bu mevsimde daha bir anlaşılıyor. Bu kadar muhteşem nimetler karşısında insanın onları Veren’e karşı bir saygı, bir hürmet göstermemesi akıl dışıdır. Allah, yarattığı mideye dönük bütün nimetlerin kayıtlarını, insanın ‘kuvve-i zaika’sına, diline kodladığı gibi, rızıklanan da sadece mide değildir. Göz, kulak bu mevsimde göz olmanın, kulak olmanın hazzını daha bir etkin yaşamaktadır. Yani yüksek şeylere vasıta olmak bile, başlı başına bir şükür vesilesidir. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Tefekkür edememek bir </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>manevî hastalık halidir </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Cenâb-ı Hakkın isimlerinin en okunaklı hale geldiği mevsimlerden biri olan, böyle bir mevsimden bir şekilde etkilenmemek bir manevî hastalık halidir. Çünkü insanın fıtratında, çevresinde olup biten, tabiattaki bu değişim ve enerji dönüşümünü görüp etkilenmek, akletmek, tefekkür etmek vardır. İnsanın bu penceresi kapalı ise, fıtratında bir bozulma hali var demektir. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Her ders bir tefekkür koridorudur </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İnsanlar okullarda kelime okur-yazarı oluyor ama, anlam okur-yazarı olamıyorlar. Onun için okullarda ‘tefekkür dersleri’ olmalıdır. Gerçi geçebilen eğitimci için her dersin içinde bir tefekkür koridoru vardır. Fenler, içinde tefekkür barındırmaktadır. Zaten tefekkürsüz ilim, ilim değildir. İnsan sahip olduklarının kendisine kimin tarafından verildiğini sorgulayamaz ise, bu insana yakışan bir hal değildir. Böyle bir insan, çok ciddî bir manevî hastalığa yakalanmıştır. Hikmeti, anlamı okunmayan varlık, insan için bir hastalıktır. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Bu, çok ciddî bir ödevdir </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Edebiyat dersinin en güzel tarafı, insanı hep güzelliklerle meşgul etmesidir. Edebî ruh, güzellik okumaları sayesinde doğar. Metindeki, tabiattaki, insandaki, davranıştaki, hayattaki güzellik okumaları insana apayrı renkli sayfalar açmaktadır. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bu haftanın dersi tabiattan. Gittiğim her sınıfı, hemen yakınımızda bulunan bir tepeciğe götürüyorum. Rengârenk çiçekler, çeşit çeşit böcekler, okuyucu nazarları bekliyorlar. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Öğrencilere, “Haydin bakalım, kâğıt, kalemlerinizi alın. Her arkadaşımdan, somut bir varlık üzerinde bir şiir, diyalog ya da bir kompozisyon bekliyorum. Dersimizin yıllık ödevi bu olacak…” diyorum. Ve herkes çiçeklerin içine, çiçek tarlasına dağılıyor. Kimse kimseyle konuşmuyor. Ama biraz sonra kompozisyonlar gelince, en büyük konuşmanın satırlarda olduğunu anlıyorum. Ödev verince, herkes her şeyi yazma konusu yapmış. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Hikmet okuması faaliyeti yaptık </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Karınca yuvasını gözlem yaparak yazı konusu yapan beyefendi, bir ara, ‘Hocam, hocam! Karınca yuvasına yabancı bir böcek giriyor! diye bağırmaya başlıyor. Ben de, ‘Sakın gözlerini üzerinden ayırma.’ diye sesleniyorum. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Herkes ödevini çok ciddiye almıştı. Sarı çiçekle konuşanlar, uğur böceği üzerine şiir yazanlar, mor renkli çiçeklere sataşanlar; arılarla, kelebeklerle, çekirgelerle, sineklerle dertleşenler; toprağa, otlara, dağlara, gökyüzüne, güneşe göndermeler yapanlar ve daha neler neler. Hatta çiçeklerin desenli elbiselerine, kelebeklerin kanatlarındaki nakışlara, uzaktan sesi gelen kuşun tatlı nağmelerine kadar ele alınmamış konu kalmamış. Anlaşılan herkesin dikkatini bir başka unsur çekmiş. Aslında bu sonuç da bir esma tecellisidir. Her bir insan üzerinde ayrı bir Esma’dan ayrı bir isim belirgin halde. İşte güzellik denen şey de bu. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Kötüler iyilerin </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>arasında saklanıyor </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Yazımıza bir hatıra katalım: “Çiçek tarlasında ileriye doğru bakıyorum. Sarı yoğunlukla birlikte oralarda yeşil renklerin olduğunu görüyorum. Gerçi sarı yeşil fark etmiyor, adeta birbiriyle bütünleşmiş çiçekler. Oysa her şey uzaktan göründüğü kadar pürüzsüz değil. Bunu aralarında dolaşırken görebiliyorum. İlerledikçe sadece onların olmadığını, içlerinde dikenli çiçekler görüyorum. İnsanlar da böyle değil mi? Aralarında birçok kötü niyetli olanların da olması ve bunu içten içe büyütmeleri. Kötüler kendilerini iyilerin arasına gizlemişler. Dışarıdan bakıldığında onları görmek mümkün değil. Aralarında gezerken ayaklarımıza batan dikenler onların varlığından haberdar olmamızı sağlıyor. Ama buna rağmen yürümeye devam ederiz. Yürüdükçe yeni şeylerle karşılaşır ve yeni kararlar alırız. Hayat da böyle işte… Her şeyi göründüğü gibi kabul edersek, istenmeyen olaylarla karşılaşabiliriz. Ama hayat da bu değil mi zaten. Bunun için yine de gezmek, yaşamak ve öğrenmek gerekiyor.” </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Sanatkâr’a teşekkürler </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Program sonrasında herkes yazdıklarını arkadaşlarıyla paylaştı. Her bir bakış diğeri için bir orijinallik içeriyordu. Herkes birbirini alkışlıyordu. Ama asıl ayakta alkışlanan ise, son okuyan dostun dikkatlere sunduğu, ‘Sanatkâra teşekkürler’ cümlesi oldu. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bu ders, herkesin hayatında unutulmayacak bir güzellik içeriyordu. Bir öğrencinin, ‘Ben bu tepeciğe defalarca geldim. Ama hiç birinde, her şey bu kadar bana anlamlı ve hikmetli gelmemişti. Demek ki, bakmak ile hikmetli bakmak; bakmak ile bakmamak kadar farklıymış’ cümlesi yaşananları özetler nitelikteydi. </strong><strong>Anlam okuryazarı olan için, âlemde anlam taşımayan hiçbir şey yoktu.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ali Said, post: 117468, member: 8283"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#012266][B]S. Bahattin YAŞAR[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3] [B]Lütfen dışarı çıkın; bu bir ödevdir![/B] [B]Tefekkür ibadettir, huzur verir [/B] [B]İnsan için mühim bir şey, aklını ‘hikmet’te kullanmasıdır. İnsanın manevî duyguları üzerinde hakem gibi bir rolü de olan akıl, sağlıklı kullanıldığında insanı Yaratıcı ile bağlantılı hale getiriyor. Her şeyde O’nun izini, yüzünü, özünü gösteriyor. Akıl, Cenâb-ı Hakkın varlığının da en büyük delili. Akıl olmasaydı, Cenâb-ı Hakka ulaşmak güç olurdu. Onun için insandaki şükre lâyık en büyük nimetlerden birisidir akıl. Nitekim, Cenâb-ı Hak insanı, Kur’ân’da ısrarla akletmeye, düşünmeye, tefekküre dâvet etmektedir. Çünkü Kendi san'at harikalarını, ondaki incelikleri, güzellikleri ancak aklederek anlayabilmektedir. [/B] [B]Aklın, tefekkürde kullanılabilecek en güzel mevsimlerinden birisidir ‘bahar’. Ruy-i zeminin neşir halidir. Okunaklı bir zaman dilimidir. Bin bir çeşit nimetlerin bulunduğu bir sofra gibi bu mevsim, düşünce dünyamızı harekete geçirmektedir. Nimetlerin fiyatı olan ‘zikir, fikir ve şükür’, bu mevsimde daha bir anlaşılıyor. Bu kadar muhteşem nimetler karşısında insanın onları Veren’e karşı bir saygı, bir hürmet göstermemesi akıl dışıdır. Allah, yarattığı mideye dönük bütün nimetlerin kayıtlarını, insanın ‘kuvve-i zaika’sına, diline kodladığı gibi, rızıklanan da sadece mide değildir. Göz, kulak bu mevsimde göz olmanın, kulak olmanın hazzını daha bir etkin yaşamaktadır. Yani yüksek şeylere vasıta olmak bile, başlı başına bir şükür vesilesidir. [/B] [COLOR=Red][B]Tefekkür edememek bir [/B] [B]manevî hastalık halidir [/B][/COLOR] [B]Cenâb-ı Hakkın isimlerinin en okunaklı hale geldiği mevsimlerden biri olan, böyle bir mevsimden bir şekilde etkilenmemek bir manevî hastalık halidir. Çünkü insanın fıtratında, çevresinde olup biten, tabiattaki bu değişim ve enerji dönüşümünü görüp etkilenmek, akletmek, tefekkür etmek vardır. İnsanın bu penceresi kapalı ise, fıtratında bir bozulma hali var demektir. [/B] [COLOR=Red][B]Her ders bir tefekkür koridorudur [/B][/COLOR] [B]İnsanlar okullarda kelime okur-yazarı oluyor ama, anlam okur-yazarı olamıyorlar. Onun için okullarda ‘tefekkür dersleri’ olmalıdır. Gerçi geçebilen eğitimci için her dersin içinde bir tefekkür koridoru vardır. Fenler, içinde tefekkür barındırmaktadır. Zaten tefekkürsüz ilim, ilim değildir. İnsan sahip olduklarının kendisine kimin tarafından verildiğini sorgulayamaz ise, bu insana yakışan bir hal değildir. Böyle bir insan, çok ciddî bir manevî hastalığa yakalanmıştır. Hikmeti, anlamı okunmayan varlık, insan için bir hastalıktır. [/B] [COLOR=Red][B]Bu, çok ciddî bir ödevdir [/B][/COLOR] [B]Edebiyat dersinin en güzel tarafı, insanı hep güzelliklerle meşgul etmesidir. Edebî ruh, güzellik okumaları sayesinde doğar. Metindeki, tabiattaki, insandaki, davranıştaki, hayattaki güzellik okumaları insana apayrı renkli sayfalar açmaktadır. [/B] [B]Bu haftanın dersi tabiattan. Gittiğim her sınıfı, hemen yakınımızda bulunan bir tepeciğe götürüyorum. Rengârenk çiçekler, çeşit çeşit böcekler, okuyucu nazarları bekliyorlar. [/B] [B]Öğrencilere, “Haydin bakalım, kâğıt, kalemlerinizi alın. Her arkadaşımdan, somut bir varlık üzerinde bir şiir, diyalog ya da bir kompozisyon bekliyorum. Dersimizin yıllık ödevi bu olacak…” diyorum. Ve herkes çiçeklerin içine, çiçek tarlasına dağılıyor. Kimse kimseyle konuşmuyor. Ama biraz sonra kompozisyonlar gelince, en büyük konuşmanın satırlarda olduğunu anlıyorum. Ödev verince, herkes her şeyi yazma konusu yapmış. [/B] [COLOR=Red] [B]Hikmet okuması faaliyeti yaptık [/B][/COLOR] [B]Karınca yuvasını gözlem yaparak yazı konusu yapan beyefendi, bir ara, ‘Hocam, hocam! Karınca yuvasına yabancı bir böcek giriyor! diye bağırmaya başlıyor. Ben de, ‘Sakın gözlerini üzerinden ayırma.’ diye sesleniyorum. [/B] [B]Herkes ödevini çok ciddiye almıştı. Sarı çiçekle konuşanlar, uğur böceği üzerine şiir yazanlar, mor renkli çiçeklere sataşanlar; arılarla, kelebeklerle, çekirgelerle, sineklerle dertleşenler; toprağa, otlara, dağlara, gökyüzüne, güneşe göndermeler yapanlar ve daha neler neler. Hatta çiçeklerin desenli elbiselerine, kelebeklerin kanatlarındaki nakışlara, uzaktan sesi gelen kuşun tatlı nağmelerine kadar ele alınmamış konu kalmamış. Anlaşılan herkesin dikkatini bir başka unsur çekmiş. Aslında bu sonuç da bir esma tecellisidir. Her bir insan üzerinde ayrı bir Esma’dan ayrı bir isim belirgin halde. İşte güzellik denen şey de bu. [/B] [COLOR=Red][B]Kötüler iyilerin [/B] [B]arasında saklanıyor [/B][/COLOR] [B]Yazımıza bir hatıra katalım: “Çiçek tarlasında ileriye doğru bakıyorum. Sarı yoğunlukla birlikte oralarda yeşil renklerin olduğunu görüyorum. Gerçi sarı yeşil fark etmiyor, adeta birbiriyle bütünleşmiş çiçekler. Oysa her şey uzaktan göründüğü kadar pürüzsüz değil. Bunu aralarında dolaşırken görebiliyorum. İlerledikçe sadece onların olmadığını, içlerinde dikenli çiçekler görüyorum. İnsanlar da böyle değil mi? Aralarında birçok kötü niyetli olanların da olması ve bunu içten içe büyütmeleri. Kötüler kendilerini iyilerin arasına gizlemişler. Dışarıdan bakıldığında onları görmek mümkün değil. Aralarında gezerken ayaklarımıza batan dikenler onların varlığından haberdar olmamızı sağlıyor. Ama buna rağmen yürümeye devam ederiz. Yürüdükçe yeni şeylerle karşılaşır ve yeni kararlar alırız. Hayat da böyle işte… Her şeyi göründüğü gibi kabul edersek, istenmeyen olaylarla karşılaşabiliriz. Ama hayat da bu değil mi zaten. Bunun için yine de gezmek, yaşamak ve öğrenmek gerekiyor.” [/B] [COLOR=Red][B]Sanatkâr’a teşekkürler [/B][/COLOR] [B]Program sonrasında herkes yazdıklarını arkadaşlarıyla paylaştı. Her bir bakış diğeri için bir orijinallik içeriyordu. Herkes birbirini alkışlıyordu. Ama asıl ayakta alkışlanan ise, son okuyan dostun dikkatlere sunduğu, ‘Sanatkâra teşekkürler’ cümlesi oldu. [/B] [B]Bu ders, herkesin hayatında unutulmayacak bir güzellik içeriyordu. Bir öğrencinin, ‘Ben bu tepeciğe defalarca geldim. Ama hiç birinde, her şey bu kadar bana anlamlı ve hikmetli gelmemişti. Demek ki, bakmak ile hikmetli bakmak; bakmak ile bakmamak kadar farklıymış’ cümlesi yaşananları özetler nitelikteydi. [/B][B]Anlam okuryazarı olan için, âlemde anlam taşımayan hiçbir şey yoktu.[/B] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefekkür ibadettir, huzur verir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst