Tefeül...

ayvazoðlugýda

Active member
OTUZ BİRİNCİ SÖZ MİRAC-I NEBEVİYEYE(A.S.M.)DAİRDİR
5.6.DÖRDÜNCÜ ESAS-MİRACIN SEMERÂTI VE FÂİDESİ(DEVAMI)
BEŞİNCİ MEYVE(DEVAMI)
İkinci temsil: Seninle biz sahrâ-yı kebir gibi bir mevkideyiz. Kum denizi fırtınasında, gece o kadar karanlık olduğundan, elimizi bile göremiyoruz. Kimsesiz, hâmisiz, aç ve susuz, meyus ve ümitsiz bir vaziyette olduğumuz dakikada, birden, bir zât, o karanlık perdesinden geçip, sonra gelip bir otomobil hediye getirse ve bizi bindirse, birden cennet-misal bir yerde istikbalimiz temin edilmiş, gayet merhametkâr bir hâmimiz bulunmuş, yiyecek ve içecek ihzar edilmiş bir yerde bizi koysa, ne kadar memnun oluruz, bilirsin.

İşte, o sahrâ-yı kebir bu dünya yüzüdür. O kum denizi, bu hadisat içinde harekât-ı zerrât ve seyl-i zaman tahrikiyle çalkanan mevcudat ve biçare insandır. Her insan, endişesiyle kalbi dağidar olan istikbali, müthiş zulümat içinde, nazar-ı dalâletle görüyor. Feryadını işittirecek kimseyi bilmiyor. Nihayetsiz aç, nihayetsiz susuzdur. İşte, semere-i Mirac olan marziyât-ı İlâhiye ile, şu dünya gayet kerîm bir Zâtın misafirhanesi, insanlar dahi Onun misafirleri, memurları, istikbal dahi Cennet gibi güzel, rahmet gibi şirin ve saadet-i ebediye gibi parlak göründüğü vakit, ne kadar hoş, güzel, şirin bir meyve olduğunu anlarsın.

Makam-ı istimâda olan zât diyor ki: “Cenâb-ı Hakka yüz binler hamd ve şükür olsun ki, ilhaddan kurtuldum, tevhide girdim, tamamıyla inandım ve kemâl-i imanı kazandım.”

Biz de deriz: Ey kardeş, seni tebrik ediyoruz. Cenâb-ı Hak bizleri Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın şefaatine mazhar etsin. Âmin.

اَللّٰهُمَّصَلِّعَلٰىمَنِانْشَقَّبِاِشَارَتِهِالْقَمَرُوَنَبَعَمِنْاَصَابِعِهِالْمَاۤءُكَالْكَوْثَرِصَاحِبِالْمِعْرَاجِوَمَازَاغَالْبَصَرُسَيِّدِنَامُحَمَّدٍوَعَلٰۤىاٰلِهِوَاَصْحَابِهِاَجْمَعِينَمِنْاَوَّلِالدُّنْيَااِلٰۤىاٰخِرِالْمَحْشَرِ1

سُبْحَانَكَلاَعِلْمَلَنَاۤاِلاَّمَاعَلَّمْتَنَاۤاِنَّكَاَنْتَالْعَلِيمُالْحَكِيمُ 2

رَبَّنَاتَقَبَّلْمِنَّاۤاِنَّكَاَنْتَالسَّمِيعُالْعَلِيمُ 3

رَبَّنَالاَتُؤَاخِذْنَاۤاِنْنَسِينَاۤاَوْاَخْطَاْنَا 4

رَبَّنَالاَتُزِغْقُلُوبَنَابَعْدَاِذْهَدَيْتَنَا 5

رَبَّنَاۤاَتْمِمْلَنَانُورَنَاوَاغْفِرْلَنَاۤاِنَّكَعَلٰىكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ 6

وَاٰخِرُدَعْوٰيهُمْاَنِالْحَمْدُِللهِرَبِّالْعَالَمِينَ 7

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Allahım! Onun işaretiyle ay parçalanan, parmaklarından kevser gibi sular akan, gözün asla şaşmadığı Mirac mu’cizesinin sahibi, Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına, dünyanın iptidâsından mahşerin âhirine kadar salât et.
2 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” Bakara Sûresi, 2:32.
3 : “Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin.” Bakara Sûresi, 2:127.
4 : “Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.
5 : “Ey Rabbimiz, bizi hidayete eriştirdikten sonra kalblerimizi tekrar sapıklığa meylettirme.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:8.
6 : “Ey Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Muhakkak ki Senin herşeye gücün yeter.” Tahrim Sûresi, 66:8.
7 : “Onların duaları, ‘Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur’ sözleriyle sona erer.” Yûnus Sûresi, 10:10.


Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun
âmin : Allahım kabul eyle
biçare : çaresiz
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah
dağidar : üzüntülü, kederli
hadisat : hadiseler, olaylar
hamd : şükür ve övgü
harekât-ı zerrât : atomların hareketleri
ilhad : dinsizlik, inkâr
istikbal : gelecek
kemâl-i iman : tam ve mükemmel iman
kerîm : cömertlik ve ikram sahibi
makam-ı istimâ : dinleme makamı
marziyât-ı İlâhiye : Allah’ın rızasına uygun iş ve hareketler
mazhar : erişme, nail olma
mevcudat : varlıklar
nazar-ı dalâlet : inançsızlık bakışı
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sahrâ-yı kebir : büyük çöl
semere-i Mirac : Mirac meyvesi
seyl-i zaman : zamanın seli, akışı
şefaat : af için aracılık
tahrik : harekete geçirme
tevhid : birleme; herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma
zulümat : karanlıklar
 
Üst