Tefeül...

uður1

Well-known member
DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ 8.4.HÜRRİYETE HİTAP(DEVAMI)
Bu vahşet-engiz sahrâ-yı kebiri zaman-ı kàsırada tekemmül-ü mebâdi cihetiyle tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz. Zira onlar kâh öküz arabasına binmişler, yola gitmişler; biz birden bire şimendifer ve balon gibi mebâdiye bineceğiz, geçeceğiz. Belki câmi i ahlâk-ı hasene olan hakikat-i İslâmiyenin ve istidad-ı fıtrînin, feyz-i imanın ve şiddet-i cû’un hazma verdiği teshil yardımıyla fersah fersah geçeceğiz. Nasıl ki vaktiyle geçmiştik.

Talebeliğin bana verdiği vazife ile ve hürriyetin fermân-ı mezuniyetiyle ihtar ediyorum ki:

Ey ebnâ-yı vatan! Hürriyeti sû-i tefsir etmeyiniz; ta elimizden kaçmasın ve müteaffin olan eski esareti başka kapta bize içirmekle bizi boğmasın. HAŞİYEZira hürriyet, mürâât-ı ahkâm ve âdâb-ı şeriat ve ahlâk-ı hasene ile tahakkuk ve neşvünemâ bulur. Sadr-ı evvelin, yani Sahabe-i Kiramın o zamanda, âlemde vahşet ve cebr-i istibdat hükümferma olduğu halde, hürriyet ve adalet ve müsavatları bu müddeâya bir burhan-ı bâhirdir. Yoksa, hürriyeti sefahet ve lezaiz-i nâmeşrua ve israfat ve tecavüzat ve hevâ-i nefse ittibâda serbestiyet ile tefsir ve amel etmek, bir padişahın esaretinden çıkmakla ve alçakların istibdadı ve esaret-i rezilesinin altına girmekle beraber, milletin çocukluk istidadını ve sefih olduğunu gösterdiğinden, paralanmış olan eski esarete lâyık ve hürriyete adem-i liyâkatini gösterir. Zira sefih mahcurdur.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
HAŞİYE: Evet, daha dehşetli bir istibdat ile, pek acı ve zehirli bir esareti bize içirdiler.
Lügatler :
âdâb-ı şeriat : şeriatın koyduğu edepler, terbiyeler
adalet : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
adem-i liyâkat : liyâkatsizlik, lâyık olmama
ahlâk-ı hasene : güzel ahlâk
amel etmek : iş görmek
burhan-ı bâhir : apaçık güçlü delil
câmi-i ahlâk-ı hasene : bütün güzel ahlâkı içine alan, kapsayan
cebr-i istibdat : baskı ve zulmün zorbalığı
cihet : yön
ebnâ-yı vatan : vatan evlâtları
esaret : esirlik
esaret-i rezile : aşağılık esirlik
fermân-ı mezuniyet : mezuniyet belgesi
fersah fersah : beş kilometre beş kilometre, çok hızlı (Fersah, yaklaşık 5 kilometrelik bir uzunluk ölçüsüdür.)
feyz-i iman : iman bereketi, imanın verdiği bolluk
fikren : düşünce olarak
hakikat-i İslâmiye : İslâmiyetin hakikatleri, gerçekleri
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hevâ-i nefis : nefsin geçici, lüzumsuz istek ve arzuları; kabiliyet ve duyguları nefsin yasak arzu ve isteklerinin emrine verme
hükümfermâ : hüküm süren
hürriyet-i şer’iye : şeriatın belirlediği hürriyet
ihtar etmek : hatırlatmak, ikaz etmek
israfat : israflar, savurganlıklar
istibdat : baskı, zulüm
istidad : yetenek
istidad-ı fıtrî : yaratılıştan gelen istidat, doğal yetenek
ittibâ : tâbi olma, uyma
lezaiz-i nâmeşrûâ : İslâmın izin vermediği lezzetler, haram lezzetler
mahcur : malını kullanmaktan men edilmiş, mal üzerindeki tasarruf yetkisi elinden alınmış kimse
mebâdi : ilkeler, temeller, temel bilgiler
milel-i mütemeddine : medenileşmiş milletler
muşa’şa’ : parlayan
müddeâ : iddia edilen şey
mürâât-ı ahkâm : hükümlere riayet etme, uyma
müsabaka etmek : yarışmak
müsavat : eşitlik
müteaffin : kokuşmuş
neşvünemâ : gelişip büyüme, yetişme
sadr-ı evvel : İslâmın başlangıç devrindekiler, sahabeler
Sahabe-i Kiram : Şerefli Sahabeler; Peygamberimizi (a.s.m.) dünya gözüyle görüp onun yolundan gidenler
sahrâ-yı kebir : büyük çöl
sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük, ahmaklık
sefih : ahmak, beyinsiz; yasak zevk ve eğlencelere aşırı düşkün
serbestiyet : serbestlik
sû-i tefsir : kötü yorumlama
şiddet-i cû' : açlığın şiddeti
şimendifer : tren
tahakkuk : gerçekleşme
tayyetmek : atlamak; uzun mesafeleri kısa zamanda geçip gitmek
tecavüzat : tecavüzler, saldırılar
tefsir : yorumlamak, açıklamak
tekemmül-ü mebâdi : gelişip mükemmelleşmenin ilkeleri, temelleri, temel bilgileri
teshil : kolaylaştırma
vahşet : ilkellik
vahşet-engiz : korkunç, ürkütücü
zaman-ı kàsıra : kısa zaman

 
Üst