Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264029" data-attributes="member: 1016557"><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">12.7.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.(Devamı)</span></u></strong></p><p> </p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'">Eski zaman garp feylesoflarının çözemedikleri ve yeni zaman feylesoflarının da, “Felsefe henüz bunu halledememiştir” dedikleri düğümler, Risale-i Nur’da, Kur’ân’ın feyziyle keşif ve halledilerek aklen ve mantıkan ispat edilmiştir. Şarkın dâhî hükemalarının kırk sahifede anlatmaya çalıştıkları müşküller, Risale-i Nur’un bir sahifesinde veciz bir şekilde ifade edilmiştir.<br /> <br /> Bediüzzaman’ın 1935 senesinde idam edilmek üzere verildiği Ağırceza Mahkemesindeki müdafaatından bir iki cümle: “Risale-i Nur, sönmez, söndürülemez. Risale-i Nur, söndürülmek için üflendikçe parlayan bir nurdur. Risale-i Nur, tılsım-ı kâinatın muammasını keşif ve halleden bir keşşaftır.”<br /> <br /> Hem, haşr-i cismanî meselesinde, hükemadan İbni Sina gibi meşhur bir dâhinin, “Haşir naklîdir, iman ederiz; akıl bu yolda gidemez” dediği bir hakikat, Risale-i Nur’da, hem umumun istifade edebileceği emsalsiz bir tarzda, Kur’ân’ın feyziyle, aklen ispat edilmiştir.<br /> <br /> Dalâlet-alûd Avrupa feylesoflarının ve sapkın talebelerinin bazı müteşabih âyât ı kerîme ve ehadîs-i şerifenin zâhirî mânâlarını anlamayarak yaptıkları kasıtlı itirazlara, Risale-i Nur’da aklen, mantıkan cevaplar verilerek, o âyetlerin ve o hadislerin birer mu’cize oldukları ispat edilmiştir. Böylelikle de, bu zamanda fen ve felsefeden gelen dalâlet ve şüpheleri Risale-i Nur kökünden kesmiştir. Risale-i Nur bunu yaparken de müspet bir usul takip etmiştir.</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'">Risale-i Nur, fevkalâde müstesna bir edebî üstünlüğe maliktir. En meşhur eserlerle bile kabil-i kıyas olmayan ve başlı başına bir hususiyeti haiz olan üslûbunda yüksek bir belâgat, fesahat ve selâset ve îcaz vardır. Hattâ Bediüzzaman’ın eserlerini âlem-i İslâmın ısrarla arzu etmesiyle Arapçaya tercüme ettirmek için büyük İslâm âlimlerine Asâ-yı Mûsâ mecmuası götürüldüğü vakit, okumuşlar ve demişlerdir ki: “Bediüzzaman’ın eserlerini ancak kendisi tercüme edebilir. Risale-i Nur’daki yüksek belâgati ve misilsiz olan fesahat ve îcâzı tercümede muhafaza etmekten ve onun ilmini ihata etmekten âciziz.” Bu suretle o yüksek âlimler, Üstadımızın faziletini ve Risale-i Nur’un kemâlâtını göstermişlerdir.<br /> <br /> Bediüzzaman, eserlerinde, hemen bütün büyük müellif ve ediplerden farklı olarak, lâfızdan ziyade mânâya ehemmiyet vermiştir. Mânâyı lâfza feda etmemiş; lâfzı mânâya feda etmiştir. Üslûpta okuyucunun bir nevi hevesini nazara almamış, hakikati ve mânâyı esas tutmuştur. Vücuda elbiseyi yaparken vücuttan kesmemiş, elbiseden kesmiştir. Risale-i Nur’daki aklı, kalbi, ruhu ve vicdanı celb eden ve hakikate râm eden o İlâhî cazibedendir ki, çoluğu-çocuğu, genci-ihtiyarı, avâmı-havassı o Nura koşuyorlar ve o câzibedar Nurun pervanesi oluyorlar. Bu hakikatin parlak bir misali olarak, geniş bir talebe kitlesi, az zamanda din düşmanlarını titreten bir hale gelmiştir.<br /> <br /> Risale-i Nur’un her cihetten olduğu gibi edebî cihetten de kıymet ve ehemmiyetini ifade etmek, ediplerin, hususan bizlerin bin derece haddinden uzaktır. Bu husustaki karınca kararınca olan sönük, fakat samimî ve hakikatli ifadelerimiz, Risale-i Nur’dan gördüğümüz azîm istifadeye mukabil sonsuz bir minnet ve şükranımızın ifadesinden ibarettir. Yoksa, bu mevzularda sahib-i salâhiyet ve sahib-i ihtisas, ancak ve ancak Risale-i Nur’un kendi müellifi olabilir.<br /> <br /> Risale-i Nur, bu asrın ihtiyacına tam cevap veren yegâne tefsir-i Kur’ânî olduğu, enaniyetini Hakka feda eden faziletperver, İslâm uleması tarafından tasdik ve fevkalâde bir şekilde takdir ve tahsin edilmiş ve edilmektedir. Elli sene evvel Bediüzzaman Said Nursî’nin telifatındaki hususiyetler ve bir bahr-i umman gibi onun ilmî dehâsıdır ki, Mısır matbuatında “Bediüzzaman, fatînülasırdır” diye yüksek ehl-i ilme hüküm verdirmiştir.<br /> <br /> Bediüzzaman, mukabelesiz hediye kabul etmemeyi düstur-u hayat edindiği düşmanlarınca da tasdik edilerek, İslâmiyet düşmanlarının ehl-i ilme yaptığı ittihamı, bu düsturuyla fiilen tekzip ve ilmin hiçbir şeye âlet olmadığını yine fiiliyatı ile ispat etmiştir. Ulema-i İslâmın şeref ve haysiyetini ve izzet-i İslâmiye ve izzet-i diniyeyi, en zalim ve hunhar hükümdarlar karşısında bile muhafaza ve müdafaa etmiştir. Aç kaldığı zamanlarda dahi, hayatı boyunca olan istiğna kaidesini bozmamış ve “İktisat ve kanaat iki büyük hazinedir; bunların bereketi bana kâfidir” diyerek halklardan istiğna etmiş ve etmektedir.<br /> <br /> Bediüzzaman Said Nursî’nin senelerden beri hapisten hapse, zindandan zindana atılması ve menfâdan menfâya sürülmesi ve kendisine daima tazyikler ve şiddetli zulüm ve dehşetli işkenceler yapılması ve on yedi defa zehir verilmesi, bir günde bir aylık azaplar çektirilmesi, kendisinin ve Risale-i Nur Külliyatının hakkaniyet ve sıdkına birer canlı mühür ve birer parlak delildir. Meselâ, Hindistan’da sormuşlar: “Bediüzzaman nasıl bir kimsedir?” Cevaben denilmiş ki: “Hasta, garip, fakir, mazlum, hediye ve sadakaları kabul etmeyen ve hâlen de çekmekte olduğu o kadar zulümlere rağmen altmış senedir dâvâsından vazgeçmeyen bir ihtiyardır.” Onlar da, “Öyleyse o hakikat söylüyor ve küfr-ü mutlaka, dinsizlere, zındıklara boyun eğmiyor, riyakârlık etmiyor, dalkavukluk yapmıyor ve Kur’ân ve İslâmiyete tesirli ve küllî bir hizmet yapıyor ki, onlar da ona zulmetmişler” demişler.<br /> <br /> </span><br /> </td><td> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong><u>Lügatler :</u></strong> </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">âciz</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : çaresiz, güçsüz<br /> <strong>aklen</strong> : akılla, düşünerek</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">âlem-i İslâm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : İslâm dünyası<br /> <strong>Asâ-yı Mûsâ</strong> : Mûsâ’nın Asâsı anlamına gelen Risale-i Nur Külliyatında yer alan bir eser<br /> <strong>avâm</strong> : halk tabakası, sıradan insanlar<br /> <strong>âyât-ı kerîme</strong> : şerefli âyetler, Kur’ân’ın herbir cümlesi </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">azap</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : acı, sıkıntı<br /> <strong>azîm</strong> : çok büyük</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">bahr-i umman</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : okyanus, büyük deniz<br /> <strong>bahtiyar</strong> : talihli, mutlu<br /> <strong>Bediüzzaman</strong> : Bediüzzaman Said Nursî<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">belâgat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi<br /> <strong>câzibedar</strong> : çekici<br /> <strong>celb etme</strong> : çekme<br /> <strong>dâhî</strong> : son derece zeki, dehâ ve hikmet sahibi<br /> <strong>dalâlet</strong> : hak yoldan ayrılma, sapkınlık<br /> <strong>dalâlet-alûd</strong> : hak yoldan sapmış, sapkınlık bulaşmış<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">dalkavukluk</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : yaltaklanma<br /> <strong>dehâ</strong> : olağanüstü zekâ ve akıl<br /> <strong>düstur</strong> : kural, prensip<br /> <strong>düstur-u hayat</strong> : hayat prensibi<br /> <strong>edebî</strong> : edebiyatla ilgili<br /> <strong>edip</strong> : edebiyatçı<br /> <strong>ehadîs-i şerife</strong> : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketleri veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranışlar </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ehl-i ilm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : ilim ehli, âlimler<br /> <strong>emare</strong> : belirti, işaret<br /> <strong>emsalsiz</strong> : benzersiz, eşsiz<strong> </strong></span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>enaniyet</strong> : gurur, benlik</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">fatînü’l-asr</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : asrın en dâhisi, en zekisi<br /> <strong>fazilet</strong> : değer, üstünlük<br /> <strong>faziletperver</strong> : fazilet sever, erdem sahibi<br /> <strong>fen</strong> : bilim </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">fesahat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : dilin doğru, düzgün ve açık şekilde kullanılması<br /> <strong>fevkalâde</strong> : olağanüstü<br /> <strong>feylesof</strong> : filozof, felsefe ile uğraşan, felsefeci<br /> <strong>feyz</strong> : ihsan, lütuf, mânevi gıda ve ilim bolluğu<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">fiilen</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : davranışla, gerçekte; bizzat, fiilî olarak<br /> <strong>fiiliyat</strong> : fiilleler, davranışlar, uygulamalar<br /> <strong>Garp</strong> : Batı<br /> <strong>hadis</strong> : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">haiz</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sahip<br /> <strong>Hak</strong> : varlığı hak olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah<br /> <strong>hakikat</strong> : esas, doğru, gerçek</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hakkaniyet</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : doğruluk, gerçekçilik<br /> <strong>haşir</strong> : öldükten sonra âhiret âleminde tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma<br /> <strong>haşiye</strong> : dipnot, açıklayıcı not<br /> <strong>haşr-i cismanî</strong> : insanların öldükten sonra âhirette diriltilip Allah‘ın huzurunda toplanmasının hem beden, hem de ruh itibariyle olması<strong> </strong></span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>havas</strong> : seçkinler sınıfı, âlimler, bilginler</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">haysiyet</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : itibar, özellik<br /> <strong>hunhar</strong> : kan döken, zâlim<br /> <strong>hususan</strong> : bilhassa, özellikle<br /> <strong>hususiyet</strong> : özel olma, hususîlik<br /> <strong>hükema</strong> : filozoflar, felsefeciler </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>îcaz</strong> : az sözle çok mânâlar anlatma</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">icraat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : işler, uygulamalar<br /> <strong>idrak</strong> : anlama, kavrama </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>ihata</strong> : kuşatma, kapsama</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">iktisat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : tutumluluk<br /> <strong>İlâhî cazibe</strong> : Allah tarafından verilen bir çekicilik, çekim gücü</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ilmî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : ilme ait, bilimsel<br /> <strong>istifade</strong> : faydalanma</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">istiğna</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : ihtiyaç duymama, tokgönüllülük<br /> <strong>ittiham</strong> : suçlama<br /> <strong>izzet-i diniye</strong> : dinin şeref ve üstünlüğü<br /> <strong>izzet-i İslâmiye</strong> : İslâmın izzeti, şeref ve yüceliğ<br /> <strong>kabil-i kıyas olmayan</strong> : kıyası mümkün olmayan, karşılaştırılamaz</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">kâfi</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : yeterli<br /> <strong>kaide</strong> : kural, prensip<br /> <strong>kanaat</strong> : Allah’ın nasip ettiği rızka razı olma, yetinme<br /> <strong>kemâlât</strong> : mükemmellikler, olgunluklar, fazilet ve üstünlükler<br /> <strong>keşif</strong> : açığa çıkarma, bulma<br /> <strong>keşşaf</strong> : keşf edici, ortaya çıkaran<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">küfr-ü mutlak</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : kesin ve tam bir inkârcılık; Allah’a ve Allah’ın kesin olarak bildirdiği hiçbir dinî değere inanmama<br /> <strong>küllî</strong> : bütün fertleri içine alan, kapsamlı<br /> <strong>lâfız</strong> : ifade, söz<br /> <strong>malik</strong></span><span style="font-family: 'Calibri'"> : sahip<br /> <strong>mantıken</strong> : mantığa göre, mantığa uygun olarak<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">matbuat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : basın, medya<br /> <strong>mazlum</strong> : zulme uğramış<br /> <strong>mecmua</strong> : kitap</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">menfâ</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sürgün yeri<br /> <strong>mevzu</strong> : bahis, konu<br /> <strong>minnet</strong> : iyilik karşısında kendini borçlu hissetme<br /> <strong>misil</strong> : benzer, eş değer<br /> <strong>mu’cize</strong> : benzerini yapma noktasında başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey<br /> <strong>muamma</strong> : anlamı gizli ve zor anlaşılır şey </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muhafaza</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : koruma<br /> <strong>mukabele</strong> : karşılık<br /> <strong>mukabil</strong> : karşılık</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">müdafaa</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : savunma<br /> <strong>müdafaat</strong> : savunmalar<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">müellif</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : telif eden, kitap yazan<br /> <strong>müspet</strong> : pozitif; akıl ve mantıkî delillerle ispat edilen</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">müstesna</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : seçkin, sıra dışı<br /> <strong>müşkül</strong> : çözümü zor olan mesele<br /> <strong>müteşabih</strong> : mânâsı kapalı, birbirine benzerlikten dolayı anlaşılması zor olan âyet ve hadîsler<br /> <strong>naklî</strong> : Kur’ân ve hadîs gibi kaynaklara dayanarak aktarılan bilgiyle ilgili<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">nazar</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : dikkat<br /> <strong>nevi</strong> : tür, çeşit<br /> <strong>nümune</strong> : örnek, misal </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>râm etme</strong> : boyun eğdirme, emrine verme</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">riyakâr</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : gösterişçi<br /> <strong>sadaka</strong> : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım<br /> <strong>sahib-i ihtisas</strong> : ihtisas sahibi, söz sahibi, uzman<br /> <strong>sahib-i salâhiyet</strong> : yetki sahibi, yetkili<br /> <strong>selâset</strong> : sözün akıcı olma hâli; ifadedeki âhenk, açıklık ve kolaylık</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">senâ</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : övme ve yüceltme<br /> <strong>sıdk</strong> : doğruluk<br /> <strong>suret</strong> : biçim, görünüş<br /> <strong>Şark</strong> : Doğu<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">şeref</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : yükseklik, yücelik, büyüklük<br /> <strong>şükran</strong> : minnettarlık, teşekkür</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tahsin</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : güzel bulma, güzelliğini ilân etme<br /> <strong>takdirkâr</strong> : takdir eden, beğeniyi ifade eden<br /> <strong>tasdik</strong> : doğrulama, onaylama</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tazyik</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : baskı<br /> <strong>tefsir-i Kur’ânî</strong> : Kur’ân tefsiri; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap, eser<strong> tekzip</strong> : yalanlama<br /> <strong>telifat</strong> : telifler, yazılmış eserler<br /> <strong>tılsım-ı kâinat</strong> : evrenin ve yaratılan tüm varlıkların ifade ettiği sır, gizem </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>ulema</strong> : âlimler</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ulema-i İslâm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : İslâm âlimleri<br /> <strong>umum</strong> : bütün, genel<br /> <strong>usul</strong> : metot, yol </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>üslûp</strong> : ifade tarzı</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">vâkıa</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : gerçek, olmuş olan<br /> <strong>veciz</strong> : kısa, özlü ve çarpıcı söz </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>yegâne</strong> : tek, yalnız<br /> <strong>zâhirî</strong> : açık, görünürdeki<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">zındık</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : dinsiz<br /> <strong>zulüm</strong> : haksızlık, eziyet, işkence<br /> <br /> </span><br /> <br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264029, member: 1016557"] [B][FONT=Calibri][U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]12.7.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.(Devamı)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri] [/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri]Eski zaman garp feylesoflarının çözemedikleri ve yeni zaman feylesoflarının da, “Felsefe henüz bunu halledememiştir” dedikleri düğümler, Risale-i Nur’da, Kur’ân’ın feyziyle keşif ve halledilerek aklen ve mantıkan ispat edilmiştir. Şarkın dâhî hükemalarının kırk sahifede anlatmaya çalıştıkları müşküller, Risale-i Nur’un bir sahifesinde veciz bir şekilde ifade edilmiştir. Bediüzzaman’ın 1935 senesinde idam edilmek üzere verildiği Ağırceza Mahkemesindeki müdafaatından bir iki cümle: “Risale-i Nur, sönmez, söndürülemez. Risale-i Nur, söndürülmek için üflendikçe parlayan bir nurdur. Risale-i Nur, tılsım-ı kâinatın muammasını keşif ve halleden bir keşşaftır.” Hem, haşr-i cismanî meselesinde, hükemadan İbni Sina gibi meşhur bir dâhinin, “Haşir naklîdir, iman ederiz; akıl bu yolda gidemez” dediği bir hakikat, Risale-i Nur’da, hem umumun istifade edebileceği emsalsiz bir tarzda, Kur’ân’ın feyziyle, aklen ispat edilmiştir. Dalâlet-alûd Avrupa feylesoflarının ve sapkın talebelerinin bazı müteşabih âyât ı kerîme ve ehadîs-i şerifenin zâhirî mânâlarını anlamayarak yaptıkları kasıtlı itirazlara, Risale-i Nur’da aklen, mantıkan cevaplar verilerek, o âyetlerin ve o hadislerin birer mu’cize oldukları ispat edilmiştir. Böylelikle de, bu zamanda fen ve felsefeden gelen dalâlet ve şüpheleri Risale-i Nur kökünden kesmiştir. Risale-i Nur bunu yaparken de müspet bir usul takip etmiştir.[/FONT] [FONT=Calibri]Risale-i Nur, fevkalâde müstesna bir edebî üstünlüğe maliktir. En meşhur eserlerle bile kabil-i kıyas olmayan ve başlı başına bir hususiyeti haiz olan üslûbunda yüksek bir belâgat, fesahat ve selâset ve îcaz vardır. Hattâ Bediüzzaman’ın eserlerini âlem-i İslâmın ısrarla arzu etmesiyle Arapçaya tercüme ettirmek için büyük İslâm âlimlerine Asâ-yı Mûsâ mecmuası götürüldüğü vakit, okumuşlar ve demişlerdir ki: “Bediüzzaman’ın eserlerini ancak kendisi tercüme edebilir. Risale-i Nur’daki yüksek belâgati ve misilsiz olan fesahat ve îcâzı tercümede muhafaza etmekten ve onun ilmini ihata etmekten âciziz.” Bu suretle o yüksek âlimler, Üstadımızın faziletini ve Risale-i Nur’un kemâlâtını göstermişlerdir. Bediüzzaman, eserlerinde, hemen bütün büyük müellif ve ediplerden farklı olarak, lâfızdan ziyade mânâya ehemmiyet vermiştir. Mânâyı lâfza feda etmemiş; lâfzı mânâya feda etmiştir. Üslûpta okuyucunun bir nevi hevesini nazara almamış, hakikati ve mânâyı esas tutmuştur. Vücuda elbiseyi yaparken vücuttan kesmemiş, elbiseden kesmiştir. Risale-i Nur’daki aklı, kalbi, ruhu ve vicdanı celb eden ve hakikate râm eden o İlâhî cazibedendir ki, çoluğu-çocuğu, genci-ihtiyarı, avâmı-havassı o Nura koşuyorlar ve o câzibedar Nurun pervanesi oluyorlar. Bu hakikatin parlak bir misali olarak, geniş bir talebe kitlesi, az zamanda din düşmanlarını titreten bir hale gelmiştir. Risale-i Nur’un her cihetten olduğu gibi edebî cihetten de kıymet ve ehemmiyetini ifade etmek, ediplerin, hususan bizlerin bin derece haddinden uzaktır. Bu husustaki karınca kararınca olan sönük, fakat samimî ve hakikatli ifadelerimiz, Risale-i Nur’dan gördüğümüz azîm istifadeye mukabil sonsuz bir minnet ve şükranımızın ifadesinden ibarettir. Yoksa, bu mevzularda sahib-i salâhiyet ve sahib-i ihtisas, ancak ve ancak Risale-i Nur’un kendi müellifi olabilir. Risale-i Nur, bu asrın ihtiyacına tam cevap veren yegâne tefsir-i Kur’ânî olduğu, enaniyetini Hakka feda eden faziletperver, İslâm uleması tarafından tasdik ve fevkalâde bir şekilde takdir ve tahsin edilmiş ve edilmektedir. Elli sene evvel Bediüzzaman Said Nursî’nin telifatındaki hususiyetler ve bir bahr-i umman gibi onun ilmî dehâsıdır ki, Mısır matbuatında “Bediüzzaman, fatînülasırdır” diye yüksek ehl-i ilme hüküm verdirmiştir. Bediüzzaman, mukabelesiz hediye kabul etmemeyi düstur-u hayat edindiği düşmanlarınca da tasdik edilerek, İslâmiyet düşmanlarının ehl-i ilme yaptığı ittihamı, bu düsturuyla fiilen tekzip ve ilmin hiçbir şeye âlet olmadığını yine fiiliyatı ile ispat etmiştir. Ulema-i İslâmın şeref ve haysiyetini ve izzet-i İslâmiye ve izzet-i diniyeyi, en zalim ve hunhar hükümdarlar karşısında bile muhafaza ve müdafaa etmiştir. Aç kaldığı zamanlarda dahi, hayatı boyunca olan istiğna kaidesini bozmamış ve “İktisat ve kanaat iki büyük hazinedir; bunların bereketi bana kâfidir” diyerek halklardan istiğna etmiş ve etmektedir. Bediüzzaman Said Nursî’nin senelerden beri hapisten hapse, zindandan zindana atılması ve menfâdan menfâya sürülmesi ve kendisine daima tazyikler ve şiddetli zulüm ve dehşetli işkenceler yapılması ve on yedi defa zehir verilmesi, bir günde bir aylık azaplar çektirilmesi, kendisinin ve Risale-i Nur Külliyatının hakkaniyet ve sıdkına birer canlı mühür ve birer parlak delildir. Meselâ, Hindistan’da sormuşlar: “Bediüzzaman nasıl bir kimsedir?” Cevaben denilmiş ki: “Hasta, garip, fakir, mazlum, hediye ve sadakaları kabul etmeyen ve hâlen de çekmekte olduğu o kadar zulümlere rağmen altmış senedir dâvâsından vazgeçmeyen bir ihtiyardır.” Onlar da, “Öyleyse o hakikat söylüyor ve küfr-ü mutlaka, dinsizlere, zındıklara boyun eğmiyor, riyakârlık etmiyor, dalkavukluk yapmıyor ve Kur’ân ve İslâmiyete tesirli ve küllî bir hizmet yapıyor ki, onlar da ona zulmetmişler” demişler. [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri][B][U]Lügatler :[/U][/B] [/FONT] [B][FONT=Calibri]âciz[/FONT][/B][FONT=Calibri] : çaresiz, güçsüz [B]aklen[/B] : akılla, düşünerek[/FONT] [B][FONT=Calibri]âlem-i İslâm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : İslâm dünyası [B]Asâ-yı Mûsâ[/B] : Mûsâ’nın Asâsı anlamına gelen Risale-i Nur Külliyatında yer alan bir eser [B]avâm[/B] : halk tabakası, sıradan insanlar [B]âyât-ı kerîme[/B] : şerefli âyetler, Kur’ân’ın herbir cümlesi[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]azap[/FONT][/B][FONT=Calibri] : acı, sıkıntı [B]azîm[/B] : çok büyük[/FONT] [B][FONT=Calibri]bahr-i umman[/FONT][/B][FONT=Calibri] : okyanus, büyük deniz [B]bahtiyar[/B] : talihli, mutlu [B]Bediüzzaman[/B] : Bediüzzaman Said Nursî[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]belâgat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi [B]câzibedar[/B] : çekici [B]celb etme[/B] : çekme [B]dâhî[/B] : son derece zeki, dehâ ve hikmet sahibi [B]dalâlet[/B] : hak yoldan ayrılma, sapkınlık [B]dalâlet-alûd[/B] : hak yoldan sapmış, sapkınlık bulaşmış[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]dalkavukluk[/FONT][/B][FONT=Calibri] : yaltaklanma [B]dehâ[/B] : olağanüstü zekâ ve akıl [B]düstur[/B] : kural, prensip [B]düstur-u hayat[/B] : hayat prensibi [B]edebî[/B] : edebiyatla ilgili [B]edip[/B] : edebiyatçı [B]ehadîs-i şerife[/B] : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketleri veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranışlar[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]ehl-i ilm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : ilim ehli, âlimler [B]emare[/B] : belirti, işaret [B]emsalsiz[/B] : benzersiz, eşsiz[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]enaniyet[/B] : gurur, benlik[/FONT] [B][FONT=Calibri]fatînü’l-asr[/FONT][/B][FONT=Calibri] : asrın en dâhisi, en zekisi [B]fazilet[/B] : değer, üstünlük [B]faziletperver[/B] : fazilet sever, erdem sahibi [B]fen[/B] : bilim[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]fesahat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : dilin doğru, düzgün ve açık şekilde kullanılması [B]fevkalâde[/B] : olağanüstü [B]feylesof[/B] : filozof, felsefe ile uğraşan, felsefeci [B]feyz[/B] : ihsan, lütuf, mânevi gıda ve ilim bolluğu[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]fiilen[/FONT][/B][FONT=Calibri] : davranışla, gerçekte; bizzat, fiilî olarak [B]fiiliyat[/B] : fiilleler, davranışlar, uygulamalar [B]Garp[/B] : Batı [B]hadis[/B] : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]haiz[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sahip [B]Hak[/B] : varlığı hak olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah [B]hakikat[/B] : esas, doğru, gerçek[/FONT] [B][FONT=Calibri]hakkaniyet[/FONT][/B][FONT=Calibri] : doğruluk, gerçekçilik [B]haşir[/B] : öldükten sonra âhiret âleminde tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma [B]haşiye[/B] : dipnot, açıklayıcı not [B]haşr-i cismanî[/B] : insanların öldükten sonra âhirette diriltilip Allah‘ın huzurunda toplanmasının hem beden, hem de ruh itibariyle olması[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]havas[/B] : seçkinler sınıfı, âlimler, bilginler[/FONT] [B][FONT=Calibri]haysiyet[/FONT][/B][FONT=Calibri] : itibar, özellik [B]hunhar[/B] : kan döken, zâlim [B]hususan[/B] : bilhassa, özellikle [B]hususiyet[/B] : özel olma, hususîlik [B]hükema[/B] : filozoflar, felsefeciler[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]îcaz[/B] : az sözle çok mânâlar anlatma[/FONT] [B][FONT=Calibri]icraat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : işler, uygulamalar [B]idrak[/B] : anlama, kavrama[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]ihata[/B] : kuşatma, kapsama[/FONT] [B][FONT=Calibri]iktisat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : tutumluluk [B]İlâhî cazibe[/B] : Allah tarafından verilen bir çekicilik, çekim gücü[/FONT] [B][FONT=Calibri]ilmî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : ilme ait, bilimsel [B]istifade[/B] : faydalanma[/FONT] [B][FONT=Calibri]istiğna[/FONT][/B][FONT=Calibri] : ihtiyaç duymama, tokgönüllülük [B]ittiham[/B] : suçlama [B]izzet-i diniye[/B] : dinin şeref ve üstünlüğü [B]izzet-i İslâmiye[/B] : İslâmın izzeti, şeref ve yüceliğ [B]kabil-i kıyas olmayan[/B] : kıyası mümkün olmayan, karşılaştırılamaz[/FONT] [B][FONT=Calibri]kâfi[/FONT][/B][FONT=Calibri] : yeterli [B]kaide[/B] : kural, prensip [B]kanaat[/B] : Allah’ın nasip ettiği rızka razı olma, yetinme [B]kemâlât[/B] : mükemmellikler, olgunluklar, fazilet ve üstünlükler [B]keşif[/B] : açığa çıkarma, bulma [B]keşşaf[/B] : keşf edici, ortaya çıkaran[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]küfr-ü mutlak[/FONT][/B][FONT=Calibri] : kesin ve tam bir inkârcılık; Allah’a ve Allah’ın kesin olarak bildirdiği hiçbir dinî değere inanmama [B]küllî[/B] : bütün fertleri içine alan, kapsamlı [B]lâfız[/B] : ifade, söz [B]malik[/B][/FONT][FONT=Calibri] : sahip [B]mantıken[/B] : mantığa göre, mantığa uygun olarak[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]matbuat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : basın, medya [B]mazlum[/B] : zulme uğramış [B]mecmua[/B] : kitap[/FONT] [B][FONT=Calibri]menfâ[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sürgün yeri [B]mevzu[/B] : bahis, konu [B]minnet[/B] : iyilik karşısında kendini borçlu hissetme [B]misil[/B] : benzer, eş değer [B]mu’cize[/B] : benzerini yapma noktasında başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey [B]muamma[/B] : anlamı gizli ve zor anlaşılır şey[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muhafaza[/FONT][/B][FONT=Calibri] : koruma [B]mukabele[/B] : karşılık [B]mukabil[/B] : karşılık[/FONT] [B][FONT=Calibri]müdafaa[/FONT][/B][FONT=Calibri] : savunma [B]müdafaat[/B] : savunmalar[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]müellif[/FONT][/B][FONT=Calibri] : telif eden, kitap yazan [B]müspet[/B] : pozitif; akıl ve mantıkî delillerle ispat edilen[/FONT] [B][FONT=Calibri]müstesna[/FONT][/B][FONT=Calibri] : seçkin, sıra dışı [B]müşkül[/B] : çözümü zor olan mesele [B]müteşabih[/B] : mânâsı kapalı, birbirine benzerlikten dolayı anlaşılması zor olan âyet ve hadîsler [B]naklî[/B] : Kur’ân ve hadîs gibi kaynaklara dayanarak aktarılan bilgiyle ilgili[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]nazar[/FONT][/B][FONT=Calibri] : dikkat [B]nevi[/B] : tür, çeşit [B]nümune[/B] : örnek, misal[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]râm etme[/B] : boyun eğdirme, emrine verme[/FONT] [B][FONT=Calibri]riyakâr[/FONT][/B][FONT=Calibri] : gösterişçi [B]sadaka[/B] : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım [B]sahib-i ihtisas[/B] : ihtisas sahibi, söz sahibi, uzman [B]sahib-i salâhiyet[/B] : yetki sahibi, yetkili [B]selâset[/B] : sözün akıcı olma hâli; ifadedeki âhenk, açıklık ve kolaylık[/FONT] [B][FONT=Calibri]senâ[/FONT][/B][FONT=Calibri] : övme ve yüceltme [B]sıdk[/B] : doğruluk [B]suret[/B] : biçim, görünüş [B]Şark[/B] : Doğu[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]şeref[/FONT][/B][FONT=Calibri] : yükseklik, yücelik, büyüklük [B]şükran[/B] : minnettarlık, teşekkür[/FONT] [B][FONT=Calibri]tahsin[/FONT][/B][FONT=Calibri] : güzel bulma, güzelliğini ilân etme [B]takdirkâr[/B] : takdir eden, beğeniyi ifade eden [B]tasdik[/B] : doğrulama, onaylama[/FONT] [B][FONT=Calibri]tazyik[/FONT][/B][FONT=Calibri] : baskı [B]tefsir-i Kur’ânî[/B] : Kur’ân tefsiri; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap, eser[B] tekzip[/B] : yalanlama [B]telifat[/B] : telifler, yazılmış eserler [B]tılsım-ı kâinat[/B] : evrenin ve yaratılan tüm varlıkların ifade ettiği sır, gizem[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]ulema[/B] : âlimler[/FONT] [B][FONT=Calibri]ulema-i İslâm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : İslâm âlimleri [B]umum[/B] : bütün, genel [B]usul[/B] : metot, yol[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]üslûp[/B] : ifade tarzı[/FONT] [B][FONT=Calibri]vâkıa[/FONT][/B][FONT=Calibri] : gerçek, olmuş olan [B]veciz[/B] : kısa, özlü ve çarpıcı söz[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]yegâne[/B] : tek, yalnız [B]zâhirî[/B] : açık, görünürdeki[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]zındık[/FONT][/B][FONT=Calibri] : dinsiz [B]zulüm[/B] : haksızlık, eziyet, işkence [/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst