Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264151" data-attributes="member: 1016557"><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> <u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></span></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">12.8.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.(Devamı)</span></u></strong></p><p> </p><p> <table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'">Üstadımız Bediüzzaman hakkında, takdirkâr ve faziletperver zatların takdirleri bir senâdan ibaret değildir, bir vâkıadır. Fiiliyat ve icraatının belki yüzden birisini kısaca âcizane ve noksan bir tarzda nakletmektir. Hem bu mevzuda Risale-i Nur talebelerinin takdirkâr makale, mektup ve fıkraları bir medih değildir; belki Üstadımızın dinî hizmetini hedef tutan, şahsına taarruz eden vicdansız ve insafsız din düşmanlarına karşı müspet bir müdafaadır. (HAŞİYE 1) (HAŞİYE 2)<br /> <br /> Böyle olduğu halde Üstadımız öyle zatların ve Risale-i Nur talebelerinin hakikatlı takdir ve beyanlarına karşı hiddetlenerek, çok defa da hatırlarını kırarak der ki: “Zaman şahıs zamanı değil, şahs-ı mânevî zamanıdır. Risale-i Nur’da şahıs yok, şahs-ı mânevî var. Ben bir hiçim. Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır, Kur’ân’dan süzülmüştür. Şeref ve hüsün Kur’ân’ındır. Şahsımla Risale-i Nur iltibas edilmiş. Meziyet, Risale-i Nur’a aittir. Risale-i Nur’un neşrindeki harika muvaffakiyet ise, Risale-i Nur talebelerine aittir. Yalnız şu kadar var ki, şiddetli ihtiyacıma binaen Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Hakîmden bana ilâç ve tiryakları ihsan etti; ben de kaleme aldım. Her nasılsa, bu zamanda birinci tercümanlık vazifesi bana düşmüş. Ben de Risale-i Nur’un talebesiyim. Bir risaleyi şimdiye kadar yüz defa okuduğum halde yine okumaya muhtaç oluyorum. Ben sizlerin ders arkadaşınızım” der.<br /> <br /> Bediüzzaman Said Nursî’nin cihanşümul Kur’ân ve iman ve İslâmiyet hizmetindeki müstesna muvaffakiyet ve zaferinin ve Risale-i Nur’daki kuvvetli tesiratın sırrı, kendisinin ihlâs-ı etemmi kazanmış olmasıdır. Yani, yalnız ve yalnız rıza-yı İlâhîyi esas maksat edinmiştir. Bu hususta, “Mesleğimizin esası, âzamî ihlâs ve terk-i enaniyettir. İhlâslı bir dirhem amel, ihlâssız yüz batman amele müreccahtır. İnsanların maddî mânevî hediyelerinden hürmet ve teveccüh-ü âmmeden, şöhretten şiddetle kaçıyorum” der. Ziyaretçi kabul etmemesinin bir hikmeti de bu sır olsa gerek. Hem ihlâsa verdiği gayet fazla ehemmiyet, yüz otuz parça eserinden yalnız “İhlâs Risalesi”nin başına, “Lâakal her on beş günde bir defa okunmalıdır” kaydını koymasından da anlaşılıyor. “Büyük Mahkeme Müdafaatı” kitabında, “Risale-i Nur, değil dünyaya, kâinata da âlet edilemez; gayemiz rıza-yı İlâhîdir” demiştir.<br /> <br /> İşte bu sırr-ı ihlâstandır ki, İmam-ı Gazâli (r.a.) gibi en meşhur İslâm hükemalarının eserlerini tetebbu eden muhakkik ve müdakkik bir ehl-i ilim diyor ki:<br /> <br /> “Risale-i Nur’dan okuduğum bir sahifenin bana verdiği istifade, diğer eserlerin on sahifesinden daha fazladır.”<br /> <br /> <strong>Felsefî eserlerle meşgul bir muallim:</strong><br /> <br /> “Ben, bu kadar senedir ilmî ve felsefî eserlerle iştigal ettim. Risale-i Nur kadar beni ikna eden ve garp eserlerinden ve felsefeden aldığım yaraları tedavi eden ve bu zamanın ihtiyacına tam cevap veren bir eseri görmedim.”<br /> <br /> <strong>Bir edebiyatçı:</strong><br /> <br /> “Benim aklım nursuz, kalbim mü’mindi. Risale-i Nur, hem aklımı, hem kalbimi tenvir ve nefsimi ilzam etti. Beni, Cehennemî bir azaptan kurtardı.”<br /> <br /> <strong>Bir doktor:</strong><br /> <br /> “Risale-i Nur’dan istifadeye başladığım günü, hayata gözlerimi açtığım gün olarak biliyorum.”<br /> <br /> <strong>Bahtiyar bir üniversiteli:</strong><br /> <br /> “Üstadımıza ve Risale-i Nur’a ait bir mektubu, İstanbul’un bir yerinden bir yerine götürmek gibi bir hizmeti, meb’usluğa tercih ederim:”</span><br /> <strong><u><span style="color: #990000"><span style="font-family: 'Calibri'">Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</span></span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong><span style="color: #cc0000">(HAŞİYE 1) </span></strong>: İns ve cin şeytanları ve dinsizlerin bir desisesi de budur ki: Bazan derler ve dedirtirler: “Üstadınız şahsına kıymet vermiyor; siz ise onun hakkında takdirkâr mektuplar yazıp, Üstadınızın rızasına uygun hareket etmiyorsunuz.” İşte onlar, Risale-i Nur ve Üstadımızı İslâmiyet düşmanlarına karşı müspet ve nezih bir tarzda müdafaa etmekten men etmek için safdillik damarlarından istifade ile böyle bir fikir ve mugalâta ile Nur talebelerini aldatmaya, iğfal etmeye çalışırlar. <br /> <strong><span style="color: #cc0000">(HAŞİYE 2) </span></strong>: Evet, Üstadımız Bediüzzaman, ihlâsının iktizası olarak şahsına kıymet vermeyebilir; bu hal, Üstadımızdaki yüksek bir kemalât ve âlî bir seciyenin timsalidir. O, şahsına ne kadar kıymet vermiyorsa, bizim onda milyarlar derece fazla kıymet ve ehemmiyeti görmemiz, basiret ve insaniyetin muktezasıdır. Bir lütf-u ilâhîdir. Zira Risale-i Nur gibi parlak bir tefsir-i Kur’ân olan şaheser, onun varlığından meydana gelmiş ve fışkırmıştır. Öyle bir eserin müellifiyle yalnız bugünkü âlem-i İslâm değil, yalnız asr-ı hazır beşeriyeti değil, nesl-i âtideki milyarlar kimsenin hayat ve memat dâvâsı Risale-i Nur’la alâkadardır.</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>âcizâne</strong> : âciz bir şekilde<br /> <strong>âlem-i İslâm</strong> : İslâm dünyası<br /> <strong>âlî</strong> : yüce, yüksek</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">amel</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : davranış, iş<br /> <strong>asr-ı hazır</strong> : şimdiki asır<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">âzamî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : bir şeyin en üst ve en büyük sınırı; maksimum<br /> <strong>azap</strong> : acı, sıkıntı, işkence<br /> <strong>bahtiyar</strong> : talihli, mutlu<br /> <strong>basiret</strong> : feraset, hakikati sezme ve anlama<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">batman</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : çok; eskiden kullanılan ve 8 kiloluk ağırlığa karşılık gelen bir ölçü birimi<br /> <strong>beşeriyet</strong> : insanlık<br /> <strong>binaen</strong> : –dayanarak</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Cehennemî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Cehennem gibi<br /> <strong>Cenâb-ı Hak</strong> : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah<br /> <strong>cihanşümul</strong> : dünya çapında, evrensel<br /> <strong>desise</strong> : hile, aldatma<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">dirhem</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : azıcık, çok küçük; eskiden kullanılan ve 3 gramlık ağırlığa karşılık gelen bir ölçü birimi<br /> <strong>ehl-i ilim</strong> : ilim ehli, âlimler<br /> <strong>felsefî</strong> : felsefeyle ilgili<br /> <strong>fıkra</strong> : kısa yazı; bölüm </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Garp</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Batı<br /> <strong>gaye</strong> : maksat, amaç<br /> <strong>hakikat</strong> : doğru, gerçek<br /> <strong>haşiye</strong> : dipnot, açıklayıcı söz<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hikmet</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : fayda, gaye, sır<br /> <strong>hükema</strong> : filozoflar, felsefeciler<br /> <strong>hürmet</strong> : saygı<br /> <strong>hüsün</strong> : güzellik<br /> <strong>iğfal</strong> : kandırma, aldatma<br /> <strong>ihlâs</strong> : samimiyet, ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">İhlâs Risalesi</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Lem’alar’da yer alan Yirmi Birinci Lem’a isimli bölüm<br /> <strong>ihlâs</strong> : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme<br /> <strong>ihlâs-ı etemm</strong> : mükemmel bir ihlâs, samimiyet<br /> <strong>ihsan</strong> : bağışlama<br /> <strong>iktiza</strong> : bir şeyin gereği<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ilmî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : ilme ait, bilimsel<br /> <strong>iltibas edilme</strong> : karıştırılma </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ilzam</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : susturma<br /> <strong>ins ve cin</strong> : insanlar ve cinler<br /> <strong>insaniyet</strong> : insanlık </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">iştigal etme</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : meşgul olma, uğraşma<br /> <strong>kâinat</strong> : evren, bütün yaratılmışlar<br /> <strong>kemâlât</strong> : faziletler, olgunluklar, ahlâk ve huy güzellikleri<br /> <strong>Kur’ân-ı Hakîm</strong> : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">lâakal</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : en az<br /> <strong>lütf-u ilâhî</strong> : Allah’ın ikramı, ihsanı ve yardımı </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">maddî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : maddeyle ilgili olan<br /> <strong>maksat</strong> : gaye, amaç<br /> <strong>mânevî</strong> : mânâ ile ilgili olan<br /> <strong>meb’us</strong> : milletvekili<br /> <strong>medih</strong> : övgü<br /> <strong>memat</strong> : ölüm<br /> <strong>men</strong> : yasaklama<br /> <strong>mevzu</strong> : bahis, konu<br /> <strong>meziyet</strong> : üstün özellik </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muallim</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : öğretmen<br /> <strong>mugalâta</strong> : safsata, demagoji; aldatmak maksadıyla yanıltıcı sözler söyleme </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muhakkik</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen<br /> <strong>mukteza</strong> : bir şeyin gereği<br /> <strong>muvaffakiyet</strong> : başarı<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">mü’min</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : iman etmiş, Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimse<br /> <strong>müdafaa</strong> : savunma </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">müdakkik</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : dikkatli bir şekilde araştıran, inceleyen<br /> <strong>müellif</strong> : telif eden, kitap yazan </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>müreccah</strong> : tercih edilen<br /> <strong>müspet</strong> : olumlu, yapıcı<br /> <strong>müstesna</strong> : üstün, sıra dışı<br /> <strong>nakl</strong> : aktarma, anlatma</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">nefs</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : insanı daima kötülüğe, hazır zevk ve isteklere sevk eden duygu<br /> <strong>nesl-i âti</strong> : gelecek nesil<br /> <strong>neşr</strong> : yayma, yayılma<br /> <strong>nezih</strong> : temiz </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">rıza-yı İlâhî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Allah’ın rızası<br /> <strong>risale</strong> : kitap, mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm<br /> <strong>safdil</strong> : saf ve temiz kalpli, kolay aldanan<br /> <strong>seciye</strong> : huy, karakter </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">sırr-ı ihlâs</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : ihlâs sırrı<br /> <strong>şaheser</strong> : üstün, değerli eser<br /> <strong>şahs-ı mânevî</strong> : belirli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik, tüzel kişilik<br /> <strong>şeref</strong> : yükseklik, yücelik, büyüklük<br /> <strong>taarruz</strong> : saldırı, hücum<br /> <strong>takdirkâr</strong> : takdir eden, beğeniyi ifade eden<br /> <strong>tefsir-i Kur’ân</strong> : Kur’ân tefsiri; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tenvir</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : aydınlatma, nurlandırma<br /> <strong>terk-i enaniyet</strong> : benlik ve enaniyetten vazgeçme<br /> <strong>tesirat</strong> : tesirler, etkiler<br /> <strong>tetebbu</strong> : araştırıp inceleme, derinliğine inceleyip tanıma<br /> <strong>teveccüh-ü âmme</strong> : halkın ilgisi, yönelmesi ve iltifatı<br /> <strong>timsal</strong> : görüntü, yansıma<br /> <strong>tiryak</strong> : derman, ilâç</span><br /> <br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264151, member: 1016557"] [B][FONT=Calibri] [U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]12.8.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.(Devamı)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri] [/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri]Üstadımız Bediüzzaman hakkında, takdirkâr ve faziletperver zatların takdirleri bir senâdan ibaret değildir, bir vâkıadır. Fiiliyat ve icraatının belki yüzden birisini kısaca âcizane ve noksan bir tarzda nakletmektir. Hem bu mevzuda Risale-i Nur talebelerinin takdirkâr makale, mektup ve fıkraları bir medih değildir; belki Üstadımızın dinî hizmetini hedef tutan, şahsına taarruz eden vicdansız ve insafsız din düşmanlarına karşı müspet bir müdafaadır. (HAŞİYE 1) (HAŞİYE 2) Böyle olduğu halde Üstadımız öyle zatların ve Risale-i Nur talebelerinin hakikatlı takdir ve beyanlarına karşı hiddetlenerek, çok defa da hatırlarını kırarak der ki: “Zaman şahıs zamanı değil, şahs-ı mânevî zamanıdır. Risale-i Nur’da şahıs yok, şahs-ı mânevî var. Ben bir hiçim. Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır, Kur’ân’dan süzülmüştür. Şeref ve hüsün Kur’ân’ındır. Şahsımla Risale-i Nur iltibas edilmiş. Meziyet, Risale-i Nur’a aittir. Risale-i Nur’un neşrindeki harika muvaffakiyet ise, Risale-i Nur talebelerine aittir. Yalnız şu kadar var ki, şiddetli ihtiyacıma binaen Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Hakîmden bana ilâç ve tiryakları ihsan etti; ben de kaleme aldım. Her nasılsa, bu zamanda birinci tercümanlık vazifesi bana düşmüş. Ben de Risale-i Nur’un talebesiyim. Bir risaleyi şimdiye kadar yüz defa okuduğum halde yine okumaya muhtaç oluyorum. Ben sizlerin ders arkadaşınızım” der. Bediüzzaman Said Nursî’nin cihanşümul Kur’ân ve iman ve İslâmiyet hizmetindeki müstesna muvaffakiyet ve zaferinin ve Risale-i Nur’daki kuvvetli tesiratın sırrı, kendisinin ihlâs-ı etemmi kazanmış olmasıdır. Yani, yalnız ve yalnız rıza-yı İlâhîyi esas maksat edinmiştir. Bu hususta, “Mesleğimizin esası, âzamî ihlâs ve terk-i enaniyettir. İhlâslı bir dirhem amel, ihlâssız yüz batman amele müreccahtır. İnsanların maddî mânevî hediyelerinden hürmet ve teveccüh-ü âmmeden, şöhretten şiddetle kaçıyorum” der. Ziyaretçi kabul etmemesinin bir hikmeti de bu sır olsa gerek. Hem ihlâsa verdiği gayet fazla ehemmiyet, yüz otuz parça eserinden yalnız “İhlâs Risalesi”nin başına, “Lâakal her on beş günde bir defa okunmalıdır” kaydını koymasından da anlaşılıyor. “Büyük Mahkeme Müdafaatı” kitabında, “Risale-i Nur, değil dünyaya, kâinata da âlet edilemez; gayemiz rıza-yı İlâhîdir” demiştir. İşte bu sırr-ı ihlâstandır ki, İmam-ı Gazâli (r.a.) gibi en meşhur İslâm hükemalarının eserlerini tetebbu eden muhakkik ve müdakkik bir ehl-i ilim diyor ki: “Risale-i Nur’dan okuduğum bir sahifenin bana verdiği istifade, diğer eserlerin on sahifesinden daha fazladır.” [B]Felsefî eserlerle meşgul bir muallim:[/B] “Ben, bu kadar senedir ilmî ve felsefî eserlerle iştigal ettim. Risale-i Nur kadar beni ikna eden ve garp eserlerinden ve felsefeden aldığım yaraları tedavi eden ve bu zamanın ihtiyacına tam cevap veren bir eseri görmedim.” [B]Bir edebiyatçı:[/B] “Benim aklım nursuz, kalbim mü’mindi. Risale-i Nur, hem aklımı, hem kalbimi tenvir ve nefsimi ilzam etti. Beni, Cehennemî bir azaptan kurtardı.” [B]Bir doktor:[/B] “Risale-i Nur’dan istifadeye başladığım günü, hayata gözlerimi açtığım gün olarak biliyorum.” [B]Bahtiyar bir üniversiteli:[/B] “Üstadımıza ve Risale-i Nur’a ait bir mektubu, İstanbul’un bir yerinden bir yerine götürmek gibi bir hizmeti, meb’usluğa tercih ederim:”[/FONT] [B][U][COLOR=#990000][FONT=Calibri]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/FONT][/COLOR][/U][/B] [FONT=Calibri][B][COLOR=#cc0000](HAŞİYE 1) [/COLOR][/B]: İns ve cin şeytanları ve dinsizlerin bir desisesi de budur ki: Bazan derler ve dedirtirler: “Üstadınız şahsına kıymet vermiyor; siz ise onun hakkında takdirkâr mektuplar yazıp, Üstadınızın rızasına uygun hareket etmiyorsunuz.” İşte onlar, Risale-i Nur ve Üstadımızı İslâmiyet düşmanlarına karşı müspet ve nezih bir tarzda müdafaa etmekten men etmek için safdillik damarlarından istifade ile böyle bir fikir ve mugalâta ile Nur talebelerini aldatmaya, iğfal etmeye çalışırlar. [B][COLOR=#cc0000](HAŞİYE 2) [/COLOR][/B]: Evet, Üstadımız Bediüzzaman, ihlâsının iktizası olarak şahsına kıymet vermeyebilir; bu hal, Üstadımızdaki yüksek bir kemalât ve âlî bir seciyenin timsalidir. O, şahsına ne kadar kıymet vermiyorsa, bizim onda milyarlar derece fazla kıymet ve ehemmiyeti görmemiz, basiret ve insaniyetin muktezasıdır. Bir lütf-u ilâhîdir. Zira Risale-i Nur gibi parlak bir tefsir-i Kur’ân olan şaheser, onun varlığından meydana gelmiş ve fışkırmıştır. Öyle bir eserin müellifiyle yalnız bugünkü âlem-i İslâm değil, yalnız asr-ı hazır beşeriyeti değil, nesl-i âtideki milyarlar kimsenin hayat ve memat dâvâsı Risale-i Nur’la alâkadardır.[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B]âcizâne[/B] : âciz bir şekilde [B]âlem-i İslâm[/B] : İslâm dünyası [B]âlî[/B] : yüce, yüksek[/FONT] [B][FONT=Calibri]amel[/FONT][/B][FONT=Calibri] : davranış, iş [B]asr-ı hazır[/B] : şimdiki asır[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]âzamî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : bir şeyin en üst ve en büyük sınırı; maksimum [B]azap[/B] : acı, sıkıntı, işkence [B]bahtiyar[/B] : talihli, mutlu [B]basiret[/B] : feraset, hakikati sezme ve anlama[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]batman[/FONT][/B][FONT=Calibri] : çok; eskiden kullanılan ve 8 kiloluk ağırlığa karşılık gelen bir ölçü birimi [B]beşeriyet[/B] : insanlık [B]binaen[/B] : –dayanarak[/FONT] [B][FONT=Calibri]Cehennemî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Cehennem gibi [B]Cenâb-ı Hak[/B] : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah [B]cihanşümul[/B] : dünya çapında, evrensel [B]desise[/B] : hile, aldatma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]dirhem[/FONT][/B][FONT=Calibri] : azıcık, çok küçük; eskiden kullanılan ve 3 gramlık ağırlığa karşılık gelen bir ölçü birimi [B]ehl-i ilim[/B] : ilim ehli, âlimler [B]felsefî[/B] : felsefeyle ilgili [B]fıkra[/B] : kısa yazı; bölüm[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]Garp[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Batı [B]gaye[/B] : maksat, amaç [B]hakikat[/B] : doğru, gerçek [B]haşiye[/B] : dipnot, açıklayıcı söz[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hikmet[/FONT][/B][FONT=Calibri] : fayda, gaye, sır [B]hükema[/B] : filozoflar, felsefeciler [B]hürmet[/B] : saygı [B]hüsün[/B] : güzellik [B]iğfal[/B] : kandırma, aldatma [B]ihlâs[/B] : samimiyet, ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]İhlâs Risalesi[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Lem’alar’da yer alan Yirmi Birinci Lem’a isimli bölüm [B]ihlâs[/B] : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme [B]ihlâs-ı etemm[/B] : mükemmel bir ihlâs, samimiyet [B]ihsan[/B] : bağışlama [B]iktiza[/B] : bir şeyin gereği[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]ilmî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : ilme ait, bilimsel [B]iltibas edilme[/B] : karıştırılma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]ilzam[/FONT][/B][FONT=Calibri] : susturma [B]ins ve cin[/B] : insanlar ve cinler [B]insaniyet[/B] : insanlık[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]iştigal etme[/FONT][/B][FONT=Calibri] : meşgul olma, uğraşma [B]kâinat[/B] : evren, bütün yaratılmışlar [B]kemâlât[/B] : faziletler, olgunluklar, ahlâk ve huy güzellikleri [B]Kur’ân-ı Hakîm[/B] : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân[/FONT] [B][FONT=Calibri]lâakal[/FONT][/B][FONT=Calibri] : en az [B]lütf-u ilâhî[/B] : Allah’ın ikramı, ihsanı ve yardımı[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]maddî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : maddeyle ilgili olan [B]maksat[/B] : gaye, amaç [B]mânevî[/B] : mânâ ile ilgili olan [B]meb’us[/B] : milletvekili [B]medih[/B] : övgü [B]memat[/B] : ölüm [B]men[/B] : yasaklama [B]mevzu[/B] : bahis, konu [B]meziyet[/B] : üstün özellik[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muallim[/FONT][/B][FONT=Calibri] : öğretmen [B]mugalâta[/B] : safsata, demagoji; aldatmak maksadıyla yanıltıcı sözler söyleme[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muhakkik[/FONT][/B][FONT=Calibri] : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen [B]mukteza[/B] : bir şeyin gereği [B]muvaffakiyet[/B] : başarı[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]mü’min[/FONT][/B][FONT=Calibri] : iman etmiş, Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimse [B]müdafaa[/B] : savunma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]müdakkik[/FONT][/B][FONT=Calibri] : dikkatli bir şekilde araştıran, inceleyen [B]müellif[/B] : telif eden, kitap yazan[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]müreccah[/B] : tercih edilen [B]müspet[/B] : olumlu, yapıcı [B]müstesna[/B] : üstün, sıra dışı [B]nakl[/B] : aktarma, anlatma[/FONT] [B][FONT=Calibri]nefs[/FONT][/B][FONT=Calibri] : insanı daima kötülüğe, hazır zevk ve isteklere sevk eden duygu [B]nesl-i âti[/B] : gelecek nesil [B]neşr[/B] : yayma, yayılma [B]nezih[/B] : temiz[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]rıza-yı İlâhî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Allah’ın rızası [B]risale[/B] : kitap, mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm [B]safdil[/B] : saf ve temiz kalpli, kolay aldanan [B]seciye[/B] : huy, karakter[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]sırr-ı ihlâs[/FONT][/B][FONT=Calibri] : ihlâs sırrı [B]şaheser[/B] : üstün, değerli eser [B]şahs-ı mânevî[/B] : belirli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik, tüzel kişilik [B]şeref[/B] : yükseklik, yücelik, büyüklük [B]taarruz[/B] : saldırı, hücum [B]takdirkâr[/B] : takdir eden, beğeniyi ifade eden [B]tefsir-i Kur’ân[/B] : Kur’ân tefsiri; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]tenvir[/FONT][/B][FONT=Calibri] : aydınlatma, nurlandırma [B]terk-i enaniyet[/B] : benlik ve enaniyetten vazgeçme [B]tesirat[/B] : tesirler, etkiler [B]tetebbu[/B] : araştırıp inceleme, derinliğine inceleyip tanıma [B]teveccüh-ü âmme[/B] : halkın ilgisi, yönelmesi ve iltifatı [B]timsal[/B] : görüntü, yansıma [B]tiryak[/B] : derman, ilâç[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst