Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264211" data-attributes="member: 1016557"><p> <table style='width: 100%'><tr><td>. . . : <strong>Kur'an'dan Bir Mesaj</strong> : . . .</td></tr><tr><td> <strong>"Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insan hilkatçe zayıf yaratılmıştır." [Nisa Suresi 4,28]</strong><br /> <p style="margin-left: 20px"><em>Haramlar, insan hürriyetini engelleme gibi görünür. Fakat unutmayalım ki kendi haline bırakılmış nefis, kötülüğe meyleder. Hem insanın ferdî hayatını koruyup iyileştirmek, hem de toplum içindeki diğer insanların hak ve hürriyetlerini, can, mal ve namuslarını korumak için Allah bu sınırlamaları getirmiştir.</em></p> </td></tr><tr><td></td></tr></table><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">2.9.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">MUKADDİME(DEVAMI)</span></u></strong></p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'">Ben zahiren buna teşebbüs ettim, iki maksad-ı azîm için:<br /> <br /> Birincisi: O ismi tahdit ve tahsisten halâs etmek ve umum mü’minlere şümulünü ilân etmek. Ta ki tefrika düşmesin ve evham çıkmasın.<br /> <br /> İkincisi: Bu geçen musibet-i azîmeye sebebiyet veren fırkaların iftirakının, tevhid ile önüne set olmaktı. Vâ esefâ ki, zaman fırsat vermedi. Sel geldi, beni de yıktı. Hem derdim: Bir yangın olsa, bir parçasını söndüreceğim. Fakat hocalık elbisem de yandı. Ve uhdesinden gelemediğim bir yalancı şöhret de maalmemnuniye ref’ oldu.<br /> <br /> Ben ki âdi bir adamım. Böyle meclis-i meb’usan ve a’yan ve vükelânın en mühim vazifelerini düşündürecek bir emri uhdeme aldım. Demek cinayet ettim.<br /> <br /> <strong>SEKİZİNCİ CİNAYET:</strong> Ben işittim ki, askerler bazı cemiyetlere intisap ediyorlar. Yeniçerilerin hâdise-i müthişesi hatırıma geldi. Gayet telâş ettim. Bir gazetede yazdım ki:<br /> <br /> Şimdi en mukaddes cemiyet, ehl-i iman askerlerinin cemiyetidir. Umum mü’min ve fedakâr askerlerin mesleğine girenler, neferden seraskere kadar dahildir. Zira, ittihad, uhuvvet, itaat, muhabbet ve ilâ-yı kelimetullah, dünyanın en mukaddes cemiyetinin maksadıdır. Umum mü’min askerler tamamıyla bu maksada mazhardırlar. Askerler merkezdir. Millet ve cemiyet onlara intisap etmek lâzımdır. Sair cemiyetler, milleti, asker gibi mazhar-ı muhabbet ve uhuvvet etmek içindir.<br /> <br /> Amma ittihad-ı Muhammedî (a.s.m.) ki, umum mü’minlere şâmildir, cemiyet ve fırka değildir. Merkezi ve saff-ı evveli gaziler, şehidler, âlimler, mürşidler teşkil ediyor. Hiçbir mü’min ve fedakâr asker-zâbit olsun, nefer olsun-hariç değil ki, ta intisaba lüzum kalsın. Lâkin bazı cemiyet-i hayriye, kendine ittihad-ı Muhammedî diyebilir. Buna karışmam.</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'">Ben ki âdi bir talebeyim. Böyle büyük ulemanın vazifelerini gasp ettim. Demek cinayet ettim.</span><br /> </td><td> <strong><u><span style="color: #990000"><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>a’yan</strong> : senato üyeleri<br /> <strong>âdi</strong> : basit, sıradan<br /> <strong>âlim</strong> : bilen, ilim sahibi<br /> <strong>cemiyet ve fırka</strong> : siyasî parti, grup ve topluluk<br /> <strong>cemiyet</strong> : topluluk; siyasi grup, örgüt, dernek<br /> <strong>cemiyet-i hayriye</strong> : hayır cemiyeti, hayır kurumu<br /> <strong>ehl-i iman</strong> : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler<br /> <strong>evham</strong> : kuruntular, şüpheler<br /> <strong>fırka</strong> : grup, parti<br /> <strong>hâdise-i müthişe</strong> : dehşet veren olay<br /> <strong>halâs etme</strong> : kurtarma<br /> <strong>i’lâ-yı kelimetullah</strong> : Allah’ın kelâmını, Kur’ân ve iman hakikatlerini yüceltme, bildirme ve duyurma<br /> <strong>iftirak</strong> : ayrılık<br /> <strong>intisap</strong> : bağlanma, mensup olma<br /> <strong>itaat</strong> : emre uyma<br /> <strong>ittihad</strong> : birlik<br /> <strong>ittihad-ı Muhammedî</strong> : Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) sünnetine bağlı olan Müslümanların oluşturduğu birlik<br /> <strong>maalmemnuniye</strong> : memnuniyetle<br /> <strong>maksad</strong> : gaye<br /> <strong>maksad-ı azîm</strong> : büyük gaye<br /> <strong>mazhar</strong> : erişmiş, elde etmiş<br /> <strong>mazhar-ı muhabbet ve uhuvvet</strong> : sevgi ve kardeşliği gösterme, onlara ayna olma<br /> <strong>meclis-i meb’usan</strong> : Osmanlı Devletinde iki meclisten, üyeleri halk tarafından seçilmiş olanı; Osmanlı Millet Meclisi<br /> <strong>muhabbet</strong> : sevgi<br /> <strong>mukaddes</strong> : yüce, kutsal<br /> <strong>musibet-i azîme</strong> : büyük musibet<br /> <strong>mürşid</strong> : doğru ve hak yolu gösteren<br /> <strong>nefer</strong> : asker, er<br /> <strong>ref’ olma</strong> : ortadan kalkma<br /> <strong>saff-ı evvel</strong> : ilk saf, en öndeki sıra<br /> <strong>sebebiyet</strong> : sebep olma<br /> <strong>serasker</strong> : ordu komutanı<br /> <strong>şâmil</strong> : içine alan, kapsamlı<br /> <strong>şümul</strong> : kapsamlılık<br /> <strong>tahdit</strong> : sınırlama<br /> <strong>tahsis</strong> : birşeye özel duruma getirme, ayırma<br /> <strong>tefrika</strong> : bölünme, ayrılık<br /> <strong>teşebbüs</strong> : başvurma, girişme<br /> <strong>teşkil</strong> : oluşturma, meydana getirme<br /> <strong>tevhid</strong> : birleştirme, birliği temin etme<br /> <strong>uhde</strong> : üstlenilen görev, üzerine alınan vazife, yük<br /> <strong>uhdeye alma</strong> : yüklenme, sorumluluğunu üstlenme<br /> <strong>uhuvvet</strong> : kardeşlik<br /> <strong>umum</strong> : bütün<br /> <strong>vâ esefâ</strong> : “Yazıklar olsun, ne yazık ki” anlamında bir ifade<br /> <strong>vükelâ</strong> : Osmanlı Devletinde bakanlar, vekiller<br /> <strong>zâbit</strong> : rütbeli asker, subay<br /> <strong>zahiren</strong> : görünüşte</span><br /> <br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264211, member: 1016557"] [TABLE="align: center"] [TR] [TD="width: 600, align: center"]. . . : [B]Kur'an'dan Bir Mesaj[/B] : . . .[/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"] [B]"Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insan hilkatçe zayıf yaratılmıştır." [Nisa Suresi 4,28][/B] [INDENT][I]Haramlar, insan hürriyetini engelleme gibi görünür. Fakat unutmayalım ki kendi haline bırakılmış nefis, kötülüğe meyleder. Hem insanın ferdî hayatını koruyup iyileştirmek, hem de toplum içindeki diğer insanların hak ve hürriyetlerini, can, mal ve namuslarını korumak için Allah bu sınırlamaları getirmiştir.[/I][/INDENT][/TD] [/TR] [TR] [TD="width: 600, align: center"][/TD] [/TR] [/TABLE] [B][FONT=Calibri][U]DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]2.9.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]MUKADDİME(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri]Ben zahiren buna teşebbüs ettim, iki maksad-ı azîm için: Birincisi: O ismi tahdit ve tahsisten halâs etmek ve umum mü’minlere şümulünü ilân etmek. Ta ki tefrika düşmesin ve evham çıkmasın. İkincisi: Bu geçen musibet-i azîmeye sebebiyet veren fırkaların iftirakının, tevhid ile önüne set olmaktı. Vâ esefâ ki, zaman fırsat vermedi. Sel geldi, beni de yıktı. Hem derdim: Bir yangın olsa, bir parçasını söndüreceğim. Fakat hocalık elbisem de yandı. Ve uhdesinden gelemediğim bir yalancı şöhret de maalmemnuniye ref’ oldu. Ben ki âdi bir adamım. Böyle meclis-i meb’usan ve a’yan ve vükelânın en mühim vazifelerini düşündürecek bir emri uhdeme aldım. Demek cinayet ettim. [B]SEKİZİNCİ CİNAYET:[/B] Ben işittim ki, askerler bazı cemiyetlere intisap ediyorlar. Yeniçerilerin hâdise-i müthişesi hatırıma geldi. Gayet telâş ettim. Bir gazetede yazdım ki: Şimdi en mukaddes cemiyet, ehl-i iman askerlerinin cemiyetidir. Umum mü’min ve fedakâr askerlerin mesleğine girenler, neferden seraskere kadar dahildir. Zira, ittihad, uhuvvet, itaat, muhabbet ve ilâ-yı kelimetullah, dünyanın en mukaddes cemiyetinin maksadıdır. Umum mü’min askerler tamamıyla bu maksada mazhardırlar. Askerler merkezdir. Millet ve cemiyet onlara intisap etmek lâzımdır. Sair cemiyetler, milleti, asker gibi mazhar-ı muhabbet ve uhuvvet etmek içindir. Amma ittihad-ı Muhammedî (a.s.m.) ki, umum mü’minlere şâmildir, cemiyet ve fırka değildir. Merkezi ve saff-ı evveli gaziler, şehidler, âlimler, mürşidler teşkil ediyor. Hiçbir mü’min ve fedakâr asker-zâbit olsun, nefer olsun-hariç değil ki, ta intisaba lüzum kalsın. Lâkin bazı cemiyet-i hayriye, kendine ittihad-ı Muhammedî diyebilir. Buna karışmam.[/FONT] [FONT=Calibri]Ben ki âdi bir talebeyim. Böyle büyük ulemanın vazifelerini gasp ettim. Demek cinayet ettim.[/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][COLOR=#990000][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/COLOR][/U][/B] [FONT=Calibri][B]a’yan[/B] : senato üyeleri [B]âdi[/B] : basit, sıradan [B]âlim[/B] : bilen, ilim sahibi [B]cemiyet ve fırka[/B] : siyasî parti, grup ve topluluk [B]cemiyet[/B] : topluluk; siyasi grup, örgüt, dernek [B]cemiyet-i hayriye[/B] : hayır cemiyeti, hayır kurumu [B]ehl-i iman[/B] : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler [B]evham[/B] : kuruntular, şüpheler [B]fırka[/B] : grup, parti [B]hâdise-i müthişe[/B] : dehşet veren olay [B]halâs etme[/B] : kurtarma [B]i’lâ-yı kelimetullah[/B] : Allah’ın kelâmını, Kur’ân ve iman hakikatlerini yüceltme, bildirme ve duyurma [B]iftirak[/B] : ayrılık [B]intisap[/B] : bağlanma, mensup olma [B]itaat[/B] : emre uyma [B]ittihad[/B] : birlik [B]ittihad-ı Muhammedî[/B] : Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) sünnetine bağlı olan Müslümanların oluşturduğu birlik [B]maalmemnuniye[/B] : memnuniyetle [B]maksad[/B] : gaye [B]maksad-ı azîm[/B] : büyük gaye [B]mazhar[/B] : erişmiş, elde etmiş [B]mazhar-ı muhabbet ve uhuvvet[/B] : sevgi ve kardeşliği gösterme, onlara ayna olma [B]meclis-i meb’usan[/B] : Osmanlı Devletinde iki meclisten, üyeleri halk tarafından seçilmiş olanı; Osmanlı Millet Meclisi [B]muhabbet[/B] : sevgi [B]mukaddes[/B] : yüce, kutsal [B]musibet-i azîme[/B] : büyük musibet [B]mürşid[/B] : doğru ve hak yolu gösteren [B]nefer[/B] : asker, er [B]ref’ olma[/B] : ortadan kalkma [B]saff-ı evvel[/B] : ilk saf, en öndeki sıra [B]sebebiyet[/B] : sebep olma [B]serasker[/B] : ordu komutanı [B]şâmil[/B] : içine alan, kapsamlı [B]şümul[/B] : kapsamlılık [B]tahdit[/B] : sınırlama [B]tahsis[/B] : birşeye özel duruma getirme, ayırma [B]tefrika[/B] : bölünme, ayrılık [B]teşebbüs[/B] : başvurma, girişme [B]teşkil[/B] : oluşturma, meydana getirme [B]tevhid[/B] : birleştirme, birliği temin etme [B]uhde[/B] : üstlenilen görev, üzerine alınan vazife, yük [B]uhdeye alma[/B] : yüklenme, sorumluluğunu üstlenme [B]uhuvvet[/B] : kardeşlik [B]umum[/B] : bütün [B]vâ esefâ[/B] : “Yazıklar olsun, ne yazık ki” anlamında bir ifade [B]vükelâ[/B] : Osmanlı Devletinde bakanlar, vekiller [B]zâbit[/B] : rütbeli asker, subay [B]zahiren[/B] : görünüşte[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst