Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264286" data-attributes="member: 1016557"><p>Bu zaman 3 konuda birer müceddid ister</p><p> 03 Ekim 2011 / 23:54</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></em></p><p> Ehemmiyetli bir hocanın Üstad hakkında ziyade hüsn-ü zannını tadil etmek münasebetiyle yazılmış. Belki size de fâidesi olur diye gönderildi.</p><p> (2)وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ (1)بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ</p><p> (3)اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ شَهْرِ رَمَضَانَ</p><p> Aziz, sadık, muhterem kardeşimiz Hoca Haşmet,</p><p> Senin, müceddid hakkındaki mektubunu hayretle okuduk ve Üstadımıza da söyledik. <strong>Üstadımız diyor ki:</strong></p><p> “Evet, bu zaman </p><p> <span style="color: #006400"><strong>hem iman ve din için, </strong></span></p><p><span style="color: #006400"><strong> hem hayat-ı içtimaî ve şeriat için, </strong></span></p><p><span style="color: #006400"><strong> hem hukuk-u âmme ve siyaset-i İslâmiye için</strong></span> gayet ehemmiyetli <span style="color: #f00"><strong>birer müceddid ister. </strong></span></p><p><span style="color: #f00"><strong> </strong></span>Fakat <span style="color: #00f"><strong>en ehemmiyetlisi</strong></span>, hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasında tecdid vazifesi, en mukaddes ve en büyüğüdür.</p><p> <strong>Şeriat ve hayat-ı içtimaiye ve siyasiye</strong> daireleri ona nispeten <strong>ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor. </strong></p><p> <strong><span style="color: #00f">Rivâyât-ı hadisiyede</span></strong>, tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır. Fakat efkâr-ı âmmede, hayatperest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i diniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile, o nokta-i nazardan bakıyorlar, mânâ veriyorlar.</p><p> “Hem bu üç vezâifi birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi pek uzak, âdetâ kabil görülmüyor. Âhirzamanda, <span style="color: #f00"><strong>Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı mânevide</strong></span> ancak içtima edebilir.</p><p> Bu asırda, Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, <span style="color: #f00"><strong>Risale-i Nur’un hakikatine ve şakirtlerinin şahs-ı manevîsine</strong></span>, hakaik-i imaniye muhafazasında tecdid vazifesini yaptırmış; yirmi seneden beri o vazife-i kudsiyede tesirli ve fatihâne neşriyle gayet dehşetli ve kuvvetli zındıka ve dalâlet hücumuna karşı tam mukabele edip, yüz binler ehl-i imanın imanlarını kurtardığını kırk binler adam şehadet eder.</p><p> “Amma, benim gibi âciz ve zaif bir biçarenin, böyle binler derece haddimden fazla bir yükü yüklemek tarzında şahsı, medâr-ı nazar etmemeli” diyor. Ve size selâm ediyor. Biz de zâtınıza ve oradaki Risale-i Nur’la alâkadar olanlara selâm ediyoruz.</p><p> Risale-i Nur şakirtlerinden Emin, Feyzi, Kâmil</p><p> <em><strong>( Kastamonu Lâhikası-117)</strong></em></p><p> 1-Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla. </p><p> 2-“Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44. </p><p> 3-Ramazan ayının dakikalarının âşireleri adedince Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.</p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>âyât : âyetler, deliller</p><p> aziz : çok değerli, izzetli, saygın</p><p> beyan : açıklama, izah</p><p> ehemmiyet : önem</p><p> hayat-ı içtimaî : sosyal hayat</p><p> hemze : harekeli eli harfi</p><p> hukuk-u âmme : kamu hakları</p><p> hüsn-ü zan : güzel zanda bulunma</p><p> medde : uzatma işareti; hemzenin uzun okunacağını gösteren işaret</p><p> Muharrem : Hicrî yılının birinci ayı</p><p> muhterem : hürmete lâyık, saygıdeğer</p><p> mukaddemât : önsözler, başlangıçlar</p><p> müceddid : yenileyen, yenileyici; Hadîs-i Sahihle bildirilen, her yüzyılda bir dinî hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük âlim ve Hz. Peygamber’in (a.s.m.) vârisi olan zât</p><p> münasebet : bağlantı, ilişki</p><p> sadık : içten bağlı, doğru, dürüst</p><p> siyaset-i İslâmiye : İslâm siyaseti, idaresi</p><p> şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümler, Kur’ân ve sünnet</p><p> tadil : düzeltme</p><p> tekemmül : ilerleme</p><p> tenvin : Arapça’da kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hali</p><p> tevafuk etme : denk gelme</p><p> tevafuk : denk gelme</p><p> vakf : Arapça bir kelimenin sonunu harekesiz okuyarak durma</p><p> yekûn : bütün, toplam</p><p> ziyade : çok, fazla</p><p> âciz : güçsüz, elinden bir şey gelmeyen</p><p> adese : mercek</p><p> âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi</p><p> alâkadar : alakalı, ilgili</p><p> Âl-i Beyt-i Nebevî : Peygamberimizin (a.s.m.) âilesi ve onun soyundan gelenler</p><p> biçare : çaresiz</p><p> cazibedar : cazibeli, çekici</p><p> cemaat : topluluk, toplum</p><p> cemaat-i nûrâniye : nurlu, nurânî cemaat</p><p> Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah</p><p> cerh : yaralama</p><p> cihet : yön, taraf</p><p> dalâlet : hak yoldan sapkınlık</p><p> dehşetli : korkunç, ürkütücü</p><p> efkâr-ı âmme : genel düşünce, kamuoyu</p><p> ehemmiyet : önem</p><p> ehl-i iman : Allah’a inanan</p><p> fatihâne : fethederek, açarak</p><p> hadsiz : sonsuz, sınırsız</p><p> hakaik : hakikatler, gerçekler</p><p> hakaik-i imaniye : iman hakikatleri, gerçekleri</p><p> hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık</p><p> hayat-ı içtimaiye ve siyasiye : siyasî ve sosyal hayat</p><p> hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye : İslâmın sosyal hayatı</p><p> hayatperest : hayata aşırı düşkün olan</p><p> içtima : toplanma, bir araya gelme</p><p> itibarıyla : özelliğiyle</p><p> kabil : mümkün, olabilir</p><p> medar-ı nazar : bakışları üzerinde toplayan</p><p> mukabele : karşılık verme</p><p> mukaddes : her türlü çirkinlikten ve eksiklikten arınmış, kutsal</p><p> müceddid : yenileyen, yenileyici; Hadîs-i Sahihle bildirilen, her yüzyılda bir dinî hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük âlim ve Hz. Peygamber’in (a.s.m.) vârisi olan zât</p><p> nazar : bakış, görüş</p><p> neşir : yayma</p><p> nisbeten : kıyasla, oranla</p><p> nokta-i nazar : bakış noktası, görüş açısı</p><p> rivâyât-ı hadisiye : Peygamberimizden rivâyet edilen hadisler</p><p> siyaset-i diniye : dinî siyaset</p><p> şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişi, topluluk; tüzel kişilik</p><p> şakirt : talebe, öğrenci</p><p> şehadet : şahidlik, tanıklık</p><p> şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümler, Kur’ân ve sünnet</p><p> şükür : nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme</p><p> tecdid : yenileme</p><p> tecdid-i din : dinin yenilenmesi, yeniden yorumlanması</p><p> temsil : birinin veya bir topluluğun adına davranma</p><p> vazife-i kudsiye : kutsal vazife</p><p> vezâif : vazifeler, görevler</p><p> zâhiren : görünüşte</p><p> zındıka : dinsizlik, inançsızlık</p><p> ziyade : çok, fazla</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264286, member: 1016557"] Bu zaman 3 konuda birer müceddid ister 03 Ekim 2011 / 23:54 Günün Risale-i Nur dersi [I][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B][/I] Ehemmiyetli bir hocanın Üstad hakkında ziyade hüsn-ü zannını tadil etmek münasebetiyle yazılmış. Belki size de fâidesi olur diye gönderildi. (2)وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ (1)بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ (3)اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ شَهْرِ رَمَضَانَ Aziz, sadık, muhterem kardeşimiz Hoca Haşmet, Senin, müceddid hakkındaki mektubunu hayretle okuduk ve Üstadımıza da söyledik. [B]Üstadımız diyor ki:[/B] “Evet, bu zaman [COLOR=#006400][B]hem iman ve din için, hem hayat-ı içtimaî ve şeriat için, hem hukuk-u âmme ve siyaset-i İslâmiye için[/B][/COLOR] gayet ehemmiyetli [COLOR=#f00][B]birer müceddid ister. [/B][/COLOR]Fakat [COLOR=#00f][B]en ehemmiyetlisi[/B][/COLOR], hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasında tecdid vazifesi, en mukaddes ve en büyüğüdür. [B]Şeriat ve hayat-ı içtimaiye ve siyasiye[/B] daireleri ona nispeten [B]ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor. [/B] [B][COLOR=#00f]Rivâyât-ı hadisiyede[/COLOR][/B], tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır. Fakat efkâr-ı âmmede, hayatperest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i diniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile, o nokta-i nazardan bakıyorlar, mânâ veriyorlar. “Hem bu üç vezâifi birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi pek uzak, âdetâ kabil görülmüyor. Âhirzamanda, [COLOR=#f00][B]Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı mânevide[/B][/COLOR] ancak içtima edebilir. Bu asırda, Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, [COLOR=#f00][B]Risale-i Nur’un hakikatine ve şakirtlerinin şahs-ı manevîsine[/B][/COLOR], hakaik-i imaniye muhafazasında tecdid vazifesini yaptırmış; yirmi seneden beri o vazife-i kudsiyede tesirli ve fatihâne neşriyle gayet dehşetli ve kuvvetli zındıka ve dalâlet hücumuna karşı tam mukabele edip, yüz binler ehl-i imanın imanlarını kurtardığını kırk binler adam şehadet eder. “Amma, benim gibi âciz ve zaif bir biçarenin, böyle binler derece haddimden fazla bir yükü yüklemek tarzında şahsı, medâr-ı nazar etmemeli” diyor. Ve size selâm ediyor. Biz de zâtınıza ve oradaki Risale-i Nur’la alâkadar olanlara selâm ediyoruz. Risale-i Nur şakirtlerinden Emin, Feyzi, Kâmil [I][B]( Kastamonu Lâhikası-117)[/B][/I] 1-Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla. 2-“Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44. 3-Ramazan ayının dakikalarının âşireleri adedince Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]âyât : âyetler, deliller aziz : çok değerli, izzetli, saygın beyan : açıklama, izah ehemmiyet : önem hayat-ı içtimaî : sosyal hayat hemze : harekeli eli harfi hukuk-u âmme : kamu hakları hüsn-ü zan : güzel zanda bulunma medde : uzatma işareti; hemzenin uzun okunacağını gösteren işaret Muharrem : Hicrî yılının birinci ayı muhterem : hürmete lâyık, saygıdeğer mukaddemât : önsözler, başlangıçlar müceddid : yenileyen, yenileyici; Hadîs-i Sahihle bildirilen, her yüzyılda bir dinî hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük âlim ve Hz. Peygamber’in (a.s.m.) vârisi olan zât münasebet : bağlantı, ilişki sadık : içten bağlı, doğru, dürüst siyaset-i İslâmiye : İslâm siyaseti, idaresi şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümler, Kur’ân ve sünnet tadil : düzeltme tekemmül : ilerleme tenvin : Arapça’da kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hali tevafuk etme : denk gelme tevafuk : denk gelme vakf : Arapça bir kelimenin sonunu harekesiz okuyarak durma yekûn : bütün, toplam ziyade : çok, fazla âciz : güçsüz, elinden bir şey gelmeyen adese : mercek âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi alâkadar : alakalı, ilgili Âl-i Beyt-i Nebevî : Peygamberimizin (a.s.m.) âilesi ve onun soyundan gelenler biçare : çaresiz cazibedar : cazibeli, çekici cemaat : topluluk, toplum cemaat-i nûrâniye : nurlu, nurânî cemaat Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah cerh : yaralama cihet : yön, taraf dalâlet : hak yoldan sapkınlık dehşetli : korkunç, ürkütücü efkâr-ı âmme : genel düşünce, kamuoyu ehemmiyet : önem ehl-i iman : Allah’a inanan fatihâne : fethederek, açarak hadsiz : sonsuz, sınırsız hakaik : hakikatler, gerçekler hakaik-i imaniye : iman hakikatleri, gerçekleri hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık hayat-ı içtimaiye ve siyasiye : siyasî ve sosyal hayat hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye : İslâmın sosyal hayatı hayatperest : hayata aşırı düşkün olan içtima : toplanma, bir araya gelme itibarıyla : özelliğiyle kabil : mümkün, olabilir medar-ı nazar : bakışları üzerinde toplayan mukabele : karşılık verme mukaddes : her türlü çirkinlikten ve eksiklikten arınmış, kutsal müceddid : yenileyen, yenileyici; Hadîs-i Sahihle bildirilen, her yüzyılda bir dinî hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük âlim ve Hz. Peygamber’in (a.s.m.) vârisi olan zât nazar : bakış, görüş neşir : yayma nisbeten : kıyasla, oranla nokta-i nazar : bakış noktası, görüş açısı rivâyât-ı hadisiye : Peygamberimizden rivâyet edilen hadisler siyaset-i diniye : dinî siyaset şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişi, topluluk; tüzel kişilik şakirt : talebe, öğrenci şehadet : şahidlik, tanıklık şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümler, Kur’ân ve sünnet şükür : nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme tecdid : yenileme tecdid-i din : dinin yenilenmesi, yeniden yorumlanması temsil : birinin veya bir topluluğun adına davranma vazife-i kudsiye : kutsal vazife vezâif : vazifeler, görevler zâhiren : görünüşte zındıka : dinsizlik, inançsızlık ziyade : çok, fazla [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst