Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264382" data-attributes="member: 1016557"><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">12.11.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)</span></u></strong></p><table style='width: 100%'><tr><td> <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000"><span style="font-family: 'Calibri'">2</span></span>[/SUP]</strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَلسَّلاَمُ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">عَلَيْكُمْ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَرَحْمَةُ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اللهِ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَبَرَكَاتُهُ </span>[SUP]<span style="color: #cc0000"><span style="font-family: 'Calibri'">1</span></span>[/SUP]</strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">بِاسْمِهِ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">سُبْحَانَهُ</span></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'">Gayet şiddetli hasta Üstadımıza mühim, resmî bir zattan bir mektup geldi. Diyor ki: “Tarihçe-i Hayat’ın neşrolunmaması için eski partinin mühim adamları, büyük bir tâvizle eski partinin bazı memurlarını bu hatâya sevk etmişler.”<br /> <br /> <strong>Üstadımız da dedi ki:</strong> “Bu Tarihçe-i Hayat’ın en mühim kısmı üç defa Sebilürreşad tarafından, dört defa da otuz kırk seneden beri hem eski harf, hem yeni harfle neşredilmiş ve içindeki müdafaat parçaları da müteaddit mahkemelerin huzurunda okunmuş ve resmen de neşredilmiş. Yeni olarak, Medine-i Münevvere gibi hariç yerlerden bir iki âlim zâtın, izah ve teşekkür nevinden birkaç hakikatli mektupları var. Onun için mahkemelerin resmen bunlara ilişecek hiçbir ciheti yok.<br /> <br /> <strong>Saniyen:</strong> Risale-i Nur, kırk elli senede bütün ehl-i siyasetin tazyikatı altında tek başına âlem-i İslâmda harika bir tarzda neşrolduğu halde, şimdi milyonlar nâşirleri varken, değil eski bir parti, dünya toplansa ona karşı bir sed çekemez, mümkün değil. Belki bir ilânnâme hükmüne geçer. Onun için, Nur talebeleri müteessir olmasınlar…<br /> <br /> <strong>Salisen:</strong> Hem eski partinin bana karşı zulümlerini helâl ettiğim, hem Kur’ân’ın bir kanun-u esasiyesi olan <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">3</span>[/SUP]</strong> </span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَلاَ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">تَزِرُ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَازِرَةٌ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وِزْرَ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اُخْرٰى</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> yani, “Birisinin hatâsı ile başkası, partisi, akrabası mes’ul olmaz, olamaz” diye, hem Anadolu, hem vilâyet-i şarkiyede Risale-i Nur’la neşredildiği sebebiyle, âsayişe tam kuvvetli bir tarzda hizmet edilmiş. Demek bir mânevî zabıta hükmünde, herkesin kalbinde bir yasakçı bırakıyor. Bu noktaya binaen, Risale-i Nur eski partinin dört beş hatâsını yüz derece ziyadeleştirmeye mânidir. Yüzde beş adamın hatâsını doksan beşe de verip yirmi otuz derece ziyadeleştirmemiş. Onun için umum o partinin ekserisi iktidar partisi kadar Risale-i Nur’a minnettar olmak lâzımdır. Çünkü, bu dersi, bu kanun-u esasiye-i Kur’âniyeyi Risale-i Nur ders vermeseydi, o beş adamın hatâsı binler adamı da hatâkâr yapardı.</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Rabian:</strong> Kat’iyen tahakkuk etmiş ki, Risale-i Nur hariçten hücum eden küfr-ü mutlaka karşı bu milleti ve âlem-i İslâmiyeti muhafaza edecek Kur’ân-ı Hakîmin mu’cize-i mâneviyesinden bir derstir ki, dinsiz feylesoflardan hiçbirisi ona karşı mukabele çaresi bulamadılar. Kat’iyen haber aldık ki: Hariçte bazı yerde bir milyon gençler “Müsalemet-i umumiyeyi temin edecek Risale-i Nurdur” demişler. Sulh-u umumî taraftarı Almanya ve Amerika gibi bazı ecnebîlerin de Risale-i Nur’u tercümeye başladığını haber aldık.<br /> <br /> Hâmisen: Eğer resmî adamlar bazı yeni kanunlara yanlış mânâlar verip bir iki satırına ilişseler, benim bedelime deyiniz ki: “Bir adamın hatâsıyla yirmi bin komşusu cezalandırılır mı, hapsedilir mi? Dünyada böyle hükmeden hiçbir kanun var mı?”<br /> <br /> İşte her sahifesi yirmi satır olan beş yüz sahifelik bir kitabın bir satırında bir adama şiddetli tokat vurmuşsa, evvelâ, isim muayyen değil, orada mesuliyet yok... Şayet olsa da, sansür gibi o satır silinir. O kitabı müsadere etmek, on bin adamı hapse sokmak gibi kâinatta işitilmemiş bir kanunsuzluk, bir zulüm olduğu gibi, öteki yirmi bin satırlar şimdiye kadar yirmi bin adamın imanını kuvvetlendirdiği cihetle, yirmi bin hasene ve iyilik olduğundan, elbette o hatâyı ve seyyieyi affettirir.<br /> <br /> Ben şiddetli hasta olmasaydım daha konuşacaktım. Siz hizmetkârlarım tashih ve ıslah edersiniz. Hattâ münasip görseniz, mânen polislerin bir vazifesini gören Risale-i Nur’un âsayiş hizmetinde polislere büyük bir kuvvet olan derslerine polisler herkesten ziyade taraftar olmak lâzım gelirken, şimdi resmen taharri memuru suretinde, polislik aleyhinde olan bu hizmeti polislere vermeye ruhum razı değil. Onlara umumen hakkımı helâl ettiğimi söylersiniz.<br /> <br /> <strong>Sâdisen:</strong> Şiddetli bir teessüfle, leyle-i Mirac vaktinde Mirac-ı Şerif, şuhur-u selâse hürmetine vesile beklerken, Tarihçe-i Hayat hasebiyle taharrî hâdisesi şiddetli bir keder verdi. “Sadaka belâyı def eder” <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">4</span>[/SUP]</strong> mealindeki hadis-i sahihin hükmüyle, Risale-i Nur Anadolu için belâları def eder bir sadaka hükmüne geçtiği, ona beraatler ve serbestiyetler verildiği zaman belâların def edilmesi, </span><span style="font-family: 'Calibri'">ona hücum edildiği zaman belâların gelmesi yüz hâdisesi var ki, bazan zelzele ve fırtınalarla kaydedildiği gibi, bu defa da hayatımda görmediğim tahtessıfır on sekiz dereceye yakın bir soğuk, taarruz ve taharrînin aynı vaktinde geldi.<br /> <br /> Üstadımız şiddetli hastalığından fazla konuşamadı. Hasta halinde hizmetkârına dedi: “Merak etmemeleri için berâ-yı malûmat bazı dostlara ve bazı resmî zatlara gönderirsiniz.”</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'">Şiddetli hasta Üstadımızın<br /> <br /> hizmetkârı</span><br /> <br /> <em><span style="font-family: 'Calibri'">Evet, hizmetkârımın yazdığı doğrudur.<br /> <br /> Said Nursî</span></em><br /> <strong><u><span style="color: #990000"><span style="font-family: 'Calibri'">Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</span></span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">1</span>[/SUP] </strong>: Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla. <br /> <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">2</span>[/SUP]<span style="color: #cc0000"> </span></strong>: Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. <br /> <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">3</span>[/SUP] </strong>: En’âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7.</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">4</span>[/SUP] </strong>: Muhammed Atfîş el-Mağribî, Câmiu’ş-Şeml, 1:464, hadis no: 1741.</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">âlem-i İslâm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : İslâm dünyası<br /> <strong>âlem-i İslâmiyet</strong> : İslâm âlemi <br /> <strong>âsâyiş</strong> : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, güvenlik<br /> <strong>beraat</strong> : temize çıkma, suçsuz olduğu anlaşılıp serbest bırakılma</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">binaen</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : dayanarak<br /> <strong>ecnebî</strong> : yabancı<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ehl-i siyaset</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : siyasetle uğraşanlar, politikacılar<br /> <strong>ekseri</strong> : çoğunluk<br /> <strong>eski harf</strong> : Arap alfabesi<br /> <strong>feylesof</strong> : filozof, felsefe ile uğraşan, felsefeci<br /> <strong>hadis-i sahih</strong> : sahih hadis; Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin bilinen ve doğru senet ve güçlü râvîlerle nakledilen hadis<br /> <strong>hamisen</strong> : beşinci olarak<br /> <strong>hariç</strong> : dış<br /> <strong>hasebiyle</strong> : dolayısıyla<br /> <strong>hasene</strong> : iyilik, sevap<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hatâkâr</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : hatalı<br /> <strong>ilânnâme</strong> : yazılı duyuru<br /> <strong>hizmetkâr</strong> : hizmetçi<br /> <strong>ıslah</strong> : düzeltme, iyileştirme<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">kanun-u esasiye</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : temel kanun, anayasal kanun<br /> <strong>kanun-u esasiye-i Kur’âniye</strong> : Kur’ân’ın temel kanunu, hükmü<br /> <strong>kat’iyen</strong> : kesin olarak<br /> <strong>Kur’ân-ı Hakîm</strong> : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân<br /> <strong>küfr-ü mutlak</strong> : sınırsız inançsızlık; Allah’ı ve Allah’tan gelen he şeyi inkâr etme<br /> <strong>leyle-i Miraç</strong> : mübârek Mi’rac gecesi<br /> <strong>mesuliyet</strong> : sorumluluk</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">minnettar</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : iyilik yapan birisine karşı borçluluk hissi duyan<br /> <strong>Mirac-ı Şerif</strong> : değerli Miraç gecesi<br /> <strong>mu’cize-i mâneviye</strong> : mânevî mu’cize<br /> <strong>muayyen</strong> : belirlenmiş, kararlaştırılmış<br /> <strong>mukabele</strong> : karşılık </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">müdafaat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : savunmalar<br /> <strong>münasip</strong> : uygun<br /> <strong>müsadere etmek</strong> : suç karşılığı olarak, malın tamamına ya da bir bölümüne el konulması<br /> <strong>müsalemet-i umumiye</strong> : herkesi kaplayan barış ve huzur<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">müteaddit</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : bir çok, çeşitli<br /> <strong>müteessir olmak</strong> : etkilenmek, üzülmek<br /> <strong>nâşir</strong> : neşreden, yayan<br /> <strong>neşredilme/neşrolunma</strong> : yayımlanma<br /> <strong>nevinden</strong> : türünden<br /> <strong>rabian</strong> : dördüncü olarak<br /> <strong>sadisen</strong> : altıncı<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">salisen</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : üçüncü olarak<br /> <strong>saniyen</strong> : ikinci olarak<br /> <strong>sansür</strong> : yayınlanacak bir şeyin kontrol edilmesi ve gereken düzeltmelerin yapılması </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">sevk etmek</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : yönlendirmek<br /> <strong>seyyie</strong> : kötülük, günah<br /> <strong>sulh-u umumî</strong> : genel barış ve huzur<br /> <strong>suret</strong> : görünüş<br /> <strong>şuhur-u selâse</strong> : üç aylar; Receb, Şaban ve Ramazan ayları<br /> <strong>tahakkuk etmek</strong> : gerçekleşmek<br /> <strong>taharri</strong> : arama, inceleme<br /> <strong>tashih</strong> : düzeltme</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tazyikat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : baskılar, sıkışmalar<br /> <strong>teessüf</strong> : eseflenme, üzülme </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">umum</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : bütün<br /> <strong>umumen</strong> : bütünüyle<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">vilâyet-i şarkiye</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Doğu illeri<br /> <strong>yeni harf</strong> : Latin alfabesi<br /> <strong>ziyadeleştirmek</strong> : artırmak, fazlalaştırmak</span><br /> </td></tr></table><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">2.11.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">MUKADDİME(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong><u>ONUNCU CİNAYET</u></strong></span></p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'">Harbiye Nezaretindeki askerler içine Cuma günü ulema ile beraber gittim. Gayet müessir nutuklarla sekiz tabur askeri itaate getirdim. Nasihatlerim tesirini sonradan gösterdi. İşte nutkun sûreti:<br /> <br /> Ey asakir-i muvahhidîn! Otuz milyon Osmanlı ve üç yüz milyon İslâmın nâmusu ve haysiyeti ve saadeti ve bayrak-ı tevhidi, bir cihette sizin itaatinize vabestedir. Sizin zabitleriniz bir günah ile kendi nefsine zulmetse, siz bu itaatsizlikle üç yüz milyon İslâma zulmediyorsunuz. Zira bu itaatsizlikle uhuvvet-i İslâmiyeyi tehlikeye atıyorsunuz. Biliniz ki, asker ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer. Bir çark itaatsizlik etse, bütün fabrika hercümerc olur. Asker neferatı siyasete karışmaz. Yeniçeriler şahittir. Siz şeriat dersiniz, hâlbuki şeriate muhalefet ediyorsunuz. Ve lekedar ediyorsunuz. Şeriatla, Kur’ân ile, hadîs ile, hikmet ile, tecrübe ile sabittir ki; sağlam, dindar, hakperest ulü’l-emre itaat farzdır. Sizin ulü’l-emriniz, üstadınız, zabitlerinizdir. Nasıl ki, mâhir mühendis, hâzık tabip bir cihette günahkâr olsalar, tıp ve hendeselerine zarar vermez. Kezâlik, münevverü’l-efkâr ve fenn-i harbe âşinâ, mektepli, hamiyetli, mü’min zabitlerinizin bir cüz’î nâmeşru hareketi için itaatinize halel vermekle Osmanlılara, İslâmlara zulmetmeyiniz.</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'">Zira, itaatsizlik yalnız bir zulüm değil, milyonlarca nüfusun hakkına bir nev’i tecavüz demektir. Bilirsiniz ki, bu zamanda bayrak-ı tevhid-i İlâhî sizin yed-i şecaatinizdedir. O yedin kuvveti de itaat ve intizamdır. Zira bin muntazam ve mutî asker, yüz bin başıbozuğa mukabildir. Ne hâcet, yüz sene zarfında otuz milyon nüfusun vücuda getirmediği böyle pek çok kan döktüren inkılâpları siz itaatinizle, kan dökmeden yaptınız.<br /> Bunu da söylüyorum ki: Hamiyetli ve münevverü’l-fikir bir zâbiti zâyi etmek, mânevî kuvvetinizi zâyi etmektir. Zira şimdi hükümfermâ, şecaat-i imaniye ve akliye ve fenniyedir. Bazan bir münevverü’l-fikir, yüze mukabildir. Ecnebîler size bu şecaatle galebeye çalışıyorlar. Yalnız şecaat-i fıtriye kâfi değil...<br /> Elhasıl: Fahr-i Âlemin fermânını size tebliğ ediyorum ki, itaat farzdır. Zabitinize isyan etmeyiniz. Yaşasın askerler! Yaşasın meşruta-i meşrua!<br /> Demek ki ben, bu kadar âlim varken, böyle mühim vazifeleri deruhte ettiğimden cinayet ettim.</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>asakir-i muvahhidîn</strong> : Cenâb-ı Hakkın birliğine inanan askerler<br /> <strong>âsân</strong> : kolay<br /> <strong>âşinâ</strong> : iyi bilme, tanıma<br /> <strong>bayrak-ı tevhid</strong> : birlik bayrağı<br /> <strong>bilfiil</strong> : fiilen, bizzat yaparak<br /> <strong>cesîm</strong> : büyük<br /> <strong>cüz’î</strong> : az, küçük, ferdî<br /> <strong>efkâr-ı umumiye</strong> : kamuoyu, genelin fikir ve düşünceleri<br /> <strong>farz</strong> : Allah’ın kesinlikle yapılmasını emrettiği şey<br /> <strong>fenn-i harp</strong> : harp san’atı, savaş ilmi<br /> <strong>hadîs</strong> : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış<br /> <strong>hakperest</strong> : hakkı üstün tutan, hak taraftarı<br /> <strong>halel</strong> : zarar<br /> <strong>hamiyetli</strong> : din, aile, vatan gibi değerleri koruma duygusu ve gayreti olan<br /> <strong>Harbiye Nezareti</strong> : Osmanlı Devletinde Harb Bakanlığı, bugünkü Millî Savunma Bakanlığına verilen ad<br /> <strong>haysiyet</strong> : itibar, şeref<br /> <strong>hâzık</strong> : işinin ehli, becerikli, tecrübeli, uzman<br /> <strong>hendese</strong> : mühendislik<br /> <strong>hercümerc</strong> : karma karışık, alt üst olma<br /> <strong>hikmet</strong> : ilim ve fenler<br /> <strong>itaat</strong> : emre uyma<br /> <strong>kaim</strong> : ayakta duran, var olan<br /> <strong>kezâlik</strong> : bunun gibi<br /> <strong>lekedar etme</strong> : lekeleme, kirletme<br /> <strong>mâhir</strong> : hünerli, sanatkâr<br /> <strong>meşru</strong> : kanunî, yasal; dine uygun<br /> <strong>muhalefet</strong> : zıt ve aykırı davranma<br /> <strong>muntazam</strong> : düzenli, intizamlı<br /> <strong>müessir</strong> : tesirli, etkili<br /> <strong>münevverü’l-efkâr</strong> : fikir ve düşünceleri aydın<br /> <strong>nâmeşru</strong> : kanunî ve yasal olmayan<br /> <strong>nazar</strong> : göz, bakış, görüş<br /> <strong>neferat</strong> : askerler, erler<br /> <strong>nefis</strong> : kişinin kendisi<br /> <strong>neme lâzım</strong> : “Bu işle ilgilenmem, bana ne, buna karışmam” anlamında bir ifade<br /> <strong>nevi</strong> : çeşit<br /> <strong>saadet</strong> : mutluluk<br /> <strong>sûret</strong> : kopya, nüsha<br /> <strong>şecaat</strong> : yiğitlik, cesaret<br /> <strong>şeriat</strong> : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet<br /> <strong>tabip</strong> : tıp doktoru, hekim<br /> <strong>tabur</strong> : ortalama bin kişiden oluşan askerî birlik<br /> <strong>takdir</strong> : beğendiğini dile getirme<br /> <strong>tesir</strong> : etki<br /> <strong>uhuvvet-i İslâmiye</strong> : İslâm kardeşliği<br /> <strong>ulema</strong> : âlimler<br /> <strong>ulü’l-emir</strong> : iş başında bulunan idareci, yönetici ve siyasetçiler<br /> <strong>vabeste</strong> : bağlı<br /> <strong>zabit</strong> : subay, rütbeli asker</span><br /> <br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264382, member: 1016557"] [B][FONT=Calibri][U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]12.11.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][SUP][COLOR=#cc0000][FONT=Calibri]2[/FONT][/COLOR][/SUP][/B][B][FONT=Times New Roman]اَلسَّلاَمُ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]عَلَيْكُمْ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]وَرَحْمَةُ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]اللهِ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]وَبَرَكَاتُهُ [/FONT][SUP][COLOR=#cc0000][FONT=Calibri]1[/FONT][/COLOR][/SUP][/B][B][FONT=Times New Roman]بِاسْمِهِ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]سُبْحَانَهُ[/FONT][/B] [FONT=Calibri]Gayet şiddetli hasta Üstadımıza mühim, resmî bir zattan bir mektup geldi. Diyor ki: “Tarihçe-i Hayat’ın neşrolunmaması için eski partinin mühim adamları, büyük bir tâvizle eski partinin bazı memurlarını bu hatâya sevk etmişler.” [B]Üstadımız da dedi ki:[/B] “Bu Tarihçe-i Hayat’ın en mühim kısmı üç defa Sebilürreşad tarafından, dört defa da otuz kırk seneden beri hem eski harf, hem yeni harfle neşredilmiş ve içindeki müdafaat parçaları da müteaddit mahkemelerin huzurunda okunmuş ve resmen de neşredilmiş. Yeni olarak, Medine-i Münevvere gibi hariç yerlerden bir iki âlim zâtın, izah ve teşekkür nevinden birkaç hakikatli mektupları var. Onun için mahkemelerin resmen bunlara ilişecek hiçbir ciheti yok. [B]Saniyen:[/B] Risale-i Nur, kırk elli senede bütün ehl-i siyasetin tazyikatı altında tek başına âlem-i İslâmda harika bir tarzda neşrolduğu halde, şimdi milyonlar nâşirleri varken, değil eski bir parti, dünya toplansa ona karşı bir sed çekemez, mümkün değil. Belki bir ilânnâme hükmüne geçer. Onun için, Nur talebeleri müteessir olmasınlar… [B]Salisen:[/B] Hem eski partinin bana karşı zulümlerini helâl ettiğim, hem Kur’ân’ın bir kanun-u esasiyesi olan [B][SUP][COLOR=#cc0000]3[/COLOR][/SUP][/B] [/FONT][B][FONT=Times New Roman]وَلاَ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]تَزِرُ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]وَازِرَةٌ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]وِزْرَ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]اُخْرٰى[/FONT][/B][FONT=Calibri] yani, “Birisinin hatâsı ile başkası, partisi, akrabası mes’ul olmaz, olamaz” diye, hem Anadolu, hem vilâyet-i şarkiyede Risale-i Nur’la neşredildiği sebebiyle, âsayişe tam kuvvetli bir tarzda hizmet edilmiş. Demek bir mânevî zabıta hükmünde, herkesin kalbinde bir yasakçı bırakıyor. Bu noktaya binaen, Risale-i Nur eski partinin dört beş hatâsını yüz derece ziyadeleştirmeye mânidir. Yüzde beş adamın hatâsını doksan beşe de verip yirmi otuz derece ziyadeleştirmemiş. Onun için umum o partinin ekserisi iktidar partisi kadar Risale-i Nur’a minnettar olmak lâzımdır. Çünkü, bu dersi, bu kanun-u esasiye-i Kur’âniyeyi Risale-i Nur ders vermeseydi, o beş adamın hatâsı binler adamı da hatâkâr yapardı.[/FONT] [FONT=Calibri][B]Rabian:[/B] Kat’iyen tahakkuk etmiş ki, Risale-i Nur hariçten hücum eden küfr-ü mutlaka karşı bu milleti ve âlem-i İslâmiyeti muhafaza edecek Kur’ân-ı Hakîmin mu’cize-i mâneviyesinden bir derstir ki, dinsiz feylesoflardan hiçbirisi ona karşı mukabele çaresi bulamadılar. Kat’iyen haber aldık ki: Hariçte bazı yerde bir milyon gençler “Müsalemet-i umumiyeyi temin edecek Risale-i Nurdur” demişler. Sulh-u umumî taraftarı Almanya ve Amerika gibi bazı ecnebîlerin de Risale-i Nur’u tercümeye başladığını haber aldık. Hâmisen: Eğer resmî adamlar bazı yeni kanunlara yanlış mânâlar verip bir iki satırına ilişseler, benim bedelime deyiniz ki: “Bir adamın hatâsıyla yirmi bin komşusu cezalandırılır mı, hapsedilir mi? Dünyada böyle hükmeden hiçbir kanun var mı?” İşte her sahifesi yirmi satır olan beş yüz sahifelik bir kitabın bir satırında bir adama şiddetli tokat vurmuşsa, evvelâ, isim muayyen değil, orada mesuliyet yok... Şayet olsa da, sansür gibi o satır silinir. O kitabı müsadere etmek, on bin adamı hapse sokmak gibi kâinatta işitilmemiş bir kanunsuzluk, bir zulüm olduğu gibi, öteki yirmi bin satırlar şimdiye kadar yirmi bin adamın imanını kuvvetlendirdiği cihetle, yirmi bin hasene ve iyilik olduğundan, elbette o hatâyı ve seyyieyi affettirir. Ben şiddetli hasta olmasaydım daha konuşacaktım. Siz hizmetkârlarım tashih ve ıslah edersiniz. Hattâ münasip görseniz, mânen polislerin bir vazifesini gören Risale-i Nur’un âsayiş hizmetinde polislere büyük bir kuvvet olan derslerine polisler herkesten ziyade taraftar olmak lâzım gelirken, şimdi resmen taharri memuru suretinde, polislik aleyhinde olan bu hizmeti polislere vermeye ruhum razı değil. Onlara umumen hakkımı helâl ettiğimi söylersiniz. [B]Sâdisen:[/B] Şiddetli bir teessüfle, leyle-i Mirac vaktinde Mirac-ı Şerif, şuhur-u selâse hürmetine vesile beklerken, Tarihçe-i Hayat hasebiyle taharrî hâdisesi şiddetli bir keder verdi. “Sadaka belâyı def eder” [B][SUP][COLOR=#cc0000]4[/COLOR][/SUP][/B] mealindeki hadis-i sahihin hükmüyle, Risale-i Nur Anadolu için belâları def eder bir sadaka hükmüne geçtiği, ona beraatler ve serbestiyetler verildiği zaman belâların def edilmesi, [/FONT][FONT=Calibri]ona hücum edildiği zaman belâların gelmesi yüz hâdisesi var ki, bazan zelzele ve fırtınalarla kaydedildiği gibi, bu defa da hayatımda görmediğim tahtessıfır on sekiz dereceye yakın bir soğuk, taarruz ve taharrînin aynı vaktinde geldi. Üstadımız şiddetli hastalığından fazla konuşamadı. Hasta halinde hizmetkârına dedi: “Merak etmemeleri için berâ-yı malûmat bazı dostlara ve bazı resmî zatlara gönderirsiniz.”[/FONT] [FONT=Calibri]Şiddetli hasta Üstadımızın hizmetkârı[/FONT] [I][FONT=Calibri]Evet, hizmetkârımın yazdığı doğrudur. Said Nursî[/FONT][/I] [B][U][COLOR=#990000][FONT=Calibri]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/FONT][/COLOR][/U][/B] [FONT=Calibri][B][SUP][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/SUP][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla. [B][SUP][COLOR=#cc0000]2[/COLOR][/SUP][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. [B][SUP][COLOR=#cc0000]3[/COLOR][/SUP][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: En’âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7.[/FONT] [FONT=Calibri][B][SUP][COLOR=#cc0000]4[/COLOR][/SUP][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: Muhammed Atfîş el-Mağribî, Câmiu’ş-Şeml, 1:464, hadis no: 1741.[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [B][FONT=Calibri]âlem-i İslâm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : İslâm dünyası [B]âlem-i İslâmiyet[/B] : İslâm âlemi [B]âsâyiş[/B] : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, güvenlik [B]beraat[/B] : temize çıkma, suçsuz olduğu anlaşılıp serbest bırakılma[/FONT] [B][FONT=Calibri]binaen[/FONT][/B][FONT=Calibri] : dayanarak [B]ecnebî[/B] : yabancı[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]ehl-i siyaset[/FONT][/B][FONT=Calibri] : siyasetle uğraşanlar, politikacılar [B]ekseri[/B] : çoğunluk [B]eski harf[/B] : Arap alfabesi [B]feylesof[/B] : filozof, felsefe ile uğraşan, felsefeci [B]hadis-i sahih[/B] : sahih hadis; Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin bilinen ve doğru senet ve güçlü râvîlerle nakledilen hadis [B]hamisen[/B] : beşinci olarak [B]hariç[/B] : dış [B]hasebiyle[/B] : dolayısıyla [B]hasene[/B] : iyilik, sevap[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hatâkâr[/FONT][/B][FONT=Calibri] : hatalı [B]ilânnâme[/B] : yazılı duyuru [B]hizmetkâr[/B] : hizmetçi [B]ıslah[/B] : düzeltme, iyileştirme[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]kanun-u esasiye[/FONT][/B][FONT=Calibri] : temel kanun, anayasal kanun [B]kanun-u esasiye-i Kur’âniye[/B] : Kur’ân’ın temel kanunu, hükmü [B]kat’iyen[/B] : kesin olarak [B]Kur’ân-ı Hakîm[/B] : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân [B]küfr-ü mutlak[/B] : sınırsız inançsızlık; Allah’ı ve Allah’tan gelen he şeyi inkâr etme [B]leyle-i Miraç[/B] : mübârek Mi’rac gecesi [B]mesuliyet[/B] : sorumluluk[/FONT] [B][FONT=Calibri]minnettar[/FONT][/B][FONT=Calibri] : iyilik yapan birisine karşı borçluluk hissi duyan [B]Mirac-ı Şerif[/B] : değerli Miraç gecesi [B]mu’cize-i mâneviye[/B] : mânevî mu’cize [B]muayyen[/B] : belirlenmiş, kararlaştırılmış [B]mukabele[/B] : karşılık[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]müdafaat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : savunmalar [B]münasip[/B] : uygun [B]müsadere etmek[/B] : suç karşılığı olarak, malın tamamına ya da bir bölümüne el konulması [B]müsalemet-i umumiye[/B] : herkesi kaplayan barış ve huzur[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]müteaddit[/FONT][/B][FONT=Calibri] : bir çok, çeşitli [B]müteessir olmak[/B] : etkilenmek, üzülmek [B]nâşir[/B] : neşreden, yayan [B]neşredilme/neşrolunma[/B] : yayımlanma [B]nevinden[/B] : türünden [B]rabian[/B] : dördüncü olarak [B]sadisen[/B] : altıncı[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]salisen[/FONT][/B][FONT=Calibri] : üçüncü olarak [B]saniyen[/B] : ikinci olarak [B]sansür[/B] : yayınlanacak bir şeyin kontrol edilmesi ve gereken düzeltmelerin yapılması[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]sevk etmek[/FONT][/B][FONT=Calibri] : yönlendirmek [B]seyyie[/B] : kötülük, günah [B]sulh-u umumî[/B] : genel barış ve huzur [B]suret[/B] : görünüş [B]şuhur-u selâse[/B] : üç aylar; Receb, Şaban ve Ramazan ayları [B]tahakkuk etmek[/B] : gerçekleşmek [B]taharri[/B] : arama, inceleme [B]tashih[/B] : düzeltme[/FONT] [B][FONT=Calibri]tazyikat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : baskılar, sıkışmalar [B]teessüf[/B] : eseflenme, üzülme[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]umum[/FONT][/B][FONT=Calibri] : bütün [B]umumen[/B] : bütünüyle[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]vilâyet-i şarkiye[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Doğu illeri [B]yeni harf[/B] : Latin alfabesi [B]ziyadeleştirmek[/B] : artırmak, fazlalaştırmak[/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [B][FONT=Calibri][U]DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]2.11.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]MUKADDİME(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B][U]ONUNCU CİNAYET[/U][/B][U][/U][/FONT] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri]Harbiye Nezaretindeki askerler içine Cuma günü ulema ile beraber gittim. Gayet müessir nutuklarla sekiz tabur askeri itaate getirdim. Nasihatlerim tesirini sonradan gösterdi. İşte nutkun sûreti: Ey asakir-i muvahhidîn! Otuz milyon Osmanlı ve üç yüz milyon İslâmın nâmusu ve haysiyeti ve saadeti ve bayrak-ı tevhidi, bir cihette sizin itaatinize vabestedir. Sizin zabitleriniz bir günah ile kendi nefsine zulmetse, siz bu itaatsizlikle üç yüz milyon İslâma zulmediyorsunuz. Zira bu itaatsizlikle uhuvvet-i İslâmiyeyi tehlikeye atıyorsunuz. Biliniz ki, asker ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer. Bir çark itaatsizlik etse, bütün fabrika hercümerc olur. Asker neferatı siyasete karışmaz. Yeniçeriler şahittir. Siz şeriat dersiniz, hâlbuki şeriate muhalefet ediyorsunuz. Ve lekedar ediyorsunuz. Şeriatla, Kur’ân ile, hadîs ile, hikmet ile, tecrübe ile sabittir ki; sağlam, dindar, hakperest ulü’l-emre itaat farzdır. Sizin ulü’l-emriniz, üstadınız, zabitlerinizdir. Nasıl ki, mâhir mühendis, hâzık tabip bir cihette günahkâr olsalar, tıp ve hendeselerine zarar vermez. Kezâlik, münevverü’l-efkâr ve fenn-i harbe âşinâ, mektepli, hamiyetli, mü’min zabitlerinizin bir cüz’î nâmeşru hareketi için itaatinize halel vermekle Osmanlılara, İslâmlara zulmetmeyiniz.[/FONT] [FONT=Calibri]Zira, itaatsizlik yalnız bir zulüm değil, milyonlarca nüfusun hakkına bir nev’i tecavüz demektir. Bilirsiniz ki, bu zamanda bayrak-ı tevhid-i İlâhî sizin yed-i şecaatinizdedir. O yedin kuvveti de itaat ve intizamdır. Zira bin muntazam ve mutî asker, yüz bin başıbozuğa mukabildir. Ne hâcet, yüz sene zarfında otuz milyon nüfusun vücuda getirmediği böyle pek çok kan döktüren inkılâpları siz itaatinizle, kan dökmeden yaptınız. Bunu da söylüyorum ki: Hamiyetli ve münevverü’l-fikir bir zâbiti zâyi etmek, mânevî kuvvetinizi zâyi etmektir. Zira şimdi hükümfermâ, şecaat-i imaniye ve akliye ve fenniyedir. Bazan bir münevverü’l-fikir, yüze mukabildir. Ecnebîler size bu şecaatle galebeye çalışıyorlar. Yalnız şecaat-i fıtriye kâfi değil... Elhasıl: Fahr-i Âlemin fermânını size tebliğ ediyorum ki, itaat farzdır. Zabitinize isyan etmeyiniz. Yaşasın askerler! Yaşasın meşruta-i meşrua! Demek ki ben, bu kadar âlim varken, böyle mühim vazifeleri deruhte ettiğimden cinayet ettim.[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B]asakir-i muvahhidîn[/B] : Cenâb-ı Hakkın birliğine inanan askerler [B]âsân[/B] : kolay [B]âşinâ[/B] : iyi bilme, tanıma [B]bayrak-ı tevhid[/B] : birlik bayrağı [B]bilfiil[/B] : fiilen, bizzat yaparak [B]cesîm[/B] : büyük [B]cüz’î[/B] : az, küçük, ferdî [B]efkâr-ı umumiye[/B] : kamuoyu, genelin fikir ve düşünceleri [B]farz[/B] : Allah’ın kesinlikle yapılmasını emrettiği şey [B]fenn-i harp[/B] : harp san’atı, savaş ilmi [B]hadîs[/B] : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış [B]hakperest[/B] : hakkı üstün tutan, hak taraftarı [B]halel[/B] : zarar [B]hamiyetli[/B] : din, aile, vatan gibi değerleri koruma duygusu ve gayreti olan [B]Harbiye Nezareti[/B] : Osmanlı Devletinde Harb Bakanlığı, bugünkü Millî Savunma Bakanlığına verilen ad [B]haysiyet[/B] : itibar, şeref [B]hâzık[/B] : işinin ehli, becerikli, tecrübeli, uzman [B]hendese[/B] : mühendislik [B]hercümerc[/B] : karma karışık, alt üst olma [B]hikmet[/B] : ilim ve fenler [B]itaat[/B] : emre uyma [B]kaim[/B] : ayakta duran, var olan [B]kezâlik[/B] : bunun gibi [B]lekedar etme[/B] : lekeleme, kirletme [B]mâhir[/B] : hünerli, sanatkâr [B]meşru[/B] : kanunî, yasal; dine uygun [B]muhalefet[/B] : zıt ve aykırı davranma [B]muntazam[/B] : düzenli, intizamlı [B]müessir[/B] : tesirli, etkili [B]münevverü’l-efkâr[/B] : fikir ve düşünceleri aydın [B]nâmeşru[/B] : kanunî ve yasal olmayan [B]nazar[/B] : göz, bakış, görüş [B]neferat[/B] : askerler, erler [B]nefis[/B] : kişinin kendisi [B]neme lâzım[/B] : “Bu işle ilgilenmem, bana ne, buna karışmam” anlamında bir ifade [B]nevi[/B] : çeşit [B]saadet[/B] : mutluluk [B]sûret[/B] : kopya, nüsha [B]şecaat[/B] : yiğitlik, cesaret [B]şeriat[/B] : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet [B]tabip[/B] : tıp doktoru, hekim [B]tabur[/B] : ortalama bin kişiden oluşan askerî birlik [B]takdir[/B] : beğendiğini dile getirme [B]tesir[/B] : etki [B]uhuvvet-i İslâmiye[/B] : İslâm kardeşliği [B]ulema[/B] : âlimler [B]ulü’l-emir[/B] : iş başında bulunan idareci, yönetici ve siyasetçiler [B]vabeste[/B] : bağlı [B]zabit[/B] : subay, rütbeli asker[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst