Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264497" data-attributes="member: 1016557"><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">12.13.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)</span></u></strong></p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'">Risale-i Nur Müellifi Üstad Bediüzzaman Said-i Nursî hazretlerinin, en son defa vasiyetnâmesi hükmünde Emirdağ Lâhikası’nın sonunda derc ve neşr edilen bir beyanı ile yeni Emirdağ Lâhikası’nda neşredilen en son sene kaleme aldığı “Reis-i Cumhur’a ve Başvekile” diye olan bir hitabesini bu Tarihçe-i Hayat’ın sonuna ilâve ediyoruz.<br /> <br /> Nur talebeleri Hazret-i Üstad’ın bu vasiyetnâmesinde beyan ettikleri müsbet hizmet tarzı ile “Nurları” bütün cihana karşı ilân ettiler. Kur’ân-ı Hakîm’in bu zamana müteveccih müsbet hizmet telâkkisi ve envar-ı imaniyeyi akıl ve kalplere yerleştirdiler.</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'">Hazret-i Üstad’ın hizmetinde bulunan talebeleri</span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong><u>Umum Nur talebelerine Üstad Bediüzzaman’ın vefatından önce vermiş olduğu en son derstir</u></strong></span><br /> <br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Aziz kardeşlerim,</strong><br /> <br /> Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.<br /> <br /> Meselâ, kendimi misal alarak derim: Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hâdiselerle sabit olmuş. Meselâ, Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfîde idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suallerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, dört kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor. Fakat bu otuz senedir müsbet hareket etmek, </span><span style="font-family: 'Calibri'">menfî hareket etmemek ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak hakikati için, bana karşı yapılan muamelelere sabırla, rıza ile mukabele ettim. Cercis Aleyhisselâm gibi ve Bedir, Uhud muharebelerinde çok cefa çekenler gibi, sabır ve rıza ile karşıladım.<br /> <br /> Evet, meselâ seksen bir hatâsını mahkemede ispat ettiğim bir müdde-i umumînin yanlış iddiaları ile aleyhimizdeki kararına karşı, beddua dahi etmedim. Çünkü asıl mesele bu zamanın cihad-ı mânevîsidir. Mânevî tahribatına karşı sed çekmektir. Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir.<br /> <br /> Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir. <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">1</span>[/SUP]</strong></span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَلاَ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">تَزِرُ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَازِرَةٌ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وِزْرَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اُخْرٰى</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> düsturu ile ki “Bir câni yüzünden onun kardeşi, hanedanı, çoluk—çocuğu mesul olamaz” işte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım. Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir. Mezkûr âyetin düsturuyla vazifemiz, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Onun içindir ki, âlem-i İslâmda âsâyişi ihlâl edici dahilî muharebat ancak binde bir olmuştur. O da aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir. Ve cihad-ı mâneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır ki, “Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenâb-ı Hakka âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.” <br /> <br /> Ben de Celâleddin Harzemşah gibi, “Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakkın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur’ân’dan ders almışım.<br /> <br /> Haricî tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir. Çünkü düşmanın malı, çoluk çocuğu ganimet hükmüne geçer. Dâhilde ise öyle değildir. Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde mânevî tahribata karşı mânevî, ihlâs sırrıyla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dâhildeki cihad başkadır. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenâb-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dâhilde ancak âsâyişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dâhil ve hariçteki cihad-ı mâneviyedeki fark pek azîmdir.</span><br /> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">1</span>[/SUP] </strong>: En’âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi; 39:7.</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">âlem-i İslâm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : İslâm âlemi<br /> <strong>Aleyhisselâm</strong> : Allah selâmı onun üzerine olsun<br /> <strong>âsâyiş</strong> : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, güvenlik<br /> <strong>aziz</strong> : çok değerli, izzetli<br /> <strong>Başvekil</strong> : Başbakan<br /> <strong>beyan</strong> : açıklama</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Cenâb-ı Hak</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah<br /> <strong>cihad</strong> : Allah için kutsal şeyleri koruma gayret ve mücadelesi<br /> <strong>cihad-i mânevî</strong> : ilim, fikir, dua gibi mânevi unsurlarla din düşmanlarına karşı mücadele<br /> <strong>cihan</strong> : dünya<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">dahil</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : iç<br /> <strong>dahilî</strong> : içe ait<br /> <strong>derc edilen</strong> : yerleştirilen<br /> <strong>Divan-i Harb-i Örfî</strong> : Sıkıyönetim Mahkemesi </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">düstur</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : kural, prensip<br /> <strong>envar-ı iman</strong> : iman nurları<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hakikat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : doğru, gerçek<br /> <strong>hakikî</strong> : gerçek<br /> <strong>hâricî</strong> : dışarıya ait, dış ile alâkalı<br /> <strong>hazret</strong> : saygıdeğer; saygı maksadıyla kullanılan bir ifade<br /> <strong>hitabe</strong> : konuşma, sesleniş<br /> <strong>hizmet-i imaniye</strong> : imana ait hizmet<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">içtihad</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur’ân ve hâdise dayanarak hüküm çıkarma<br /> <strong>ihlâl edici</strong> : bozucu, karıştırıcı<br /> <strong>ihlâs</strong> : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet<br /> <strong>istimal edilme</strong> : kullanılma<br /> <strong>Kur’ân-ı Hakîm</strong> : her bir âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân<br /> <strong>menfî hareket</strong> : yıkmak, yakmak, saptırmak, inkâr etmek gibi olumsuz ve yıkıcı hareket, davranış</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">meslek</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : hizmet yolu, ekolü<br /> <strong>mezkûr</strong> : adı geçen<br /> <strong>muamele</strong> : davranış<br /> <strong>misal</strong> : örnek<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muharebat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : harpler, savaşlar<br /> <strong>muhafaza</strong> : koruma </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">mukabele etmek</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : karşılık vermek<br /> <strong>muvaffak etmek</strong> : başarıyı sağlamak, oluşturmak<br /> <strong>müdde-i umumî</strong> : savcı<br /> <strong>müellif</strong> : kitap yazan, yazar<br /> <strong>mükellef</strong> : sorumlu, yükümlü<br /> <strong>müsbet hareket</strong> : yapmak, yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hareket, davranış<br /> <strong>müsbet</strong> : olumlu, yapıcı<br /> <strong>müteveccih</strong> : yönelik, yönelmiş<br /> <strong>neşredilen</strong> : yayınlanan<br /> <strong>Reis-i Cumhur</strong> : Cumhurbaşkanı<br /> <strong>şükür</strong> : Allah’ın (c.c.) nimetlerine karşı memnunluk gösterme; Allah’a teşekkür etme<br /> <strong>tahakküm</strong> : baskı, zorbalık </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tahribat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : tahripler, yıkıp bozmalar<br /> <strong>tecavüz</strong> : saldırı, haddi aşma<br /> <strong>telâkki</strong> : anlama, kabul etme<br /> <strong>terzil</strong> : rezil ve alçak gösterme<br /> <strong>umum</strong> : bütün<br /> <strong>vazife-i İlâhiye</strong> : Allah’a ait olan iş</span><br /> <br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264497, member: 1016557"] [B][FONT=Calibri][U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]12.13.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri]Risale-i Nur Müellifi Üstad Bediüzzaman Said-i Nursî hazretlerinin, en son defa vasiyetnâmesi hükmünde Emirdağ Lâhikası’nın sonunda derc ve neşr edilen bir beyanı ile yeni Emirdağ Lâhikası’nda neşredilen en son sene kaleme aldığı “Reis-i Cumhur’a ve Başvekile” diye olan bir hitabesini bu Tarihçe-i Hayat’ın sonuna ilâve ediyoruz. Nur talebeleri Hazret-i Üstad’ın bu vasiyetnâmesinde beyan ettikleri müsbet hizmet tarzı ile “Nurları” bütün cihana karşı ilân ettiler. Kur’ân-ı Hakîm’in bu zamana müteveccih müsbet hizmet telâkkisi ve envar-ı imaniyeyi akıl ve kalplere yerleştirdiler.[/FONT] [FONT=Calibri]Hazret-i Üstad’ın hizmetinde bulunan talebeleri[/FONT] [FONT=Calibri][B][U]Umum Nur talebelerine Üstad Bediüzzaman’ın vefatından önce vermiş olduğu en son derstir[/U][/B][U][/U][/FONT] [FONT=Calibri][B]Aziz kardeşlerim,[/B] Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. Meselâ, kendimi misal alarak derim: Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hâdiselerle sabit olmuş. Meselâ, Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfîde idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suallerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, dört kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor. Fakat bu otuz senedir müsbet hareket etmek, [/FONT][FONT=Calibri]menfî hareket etmemek ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak hakikati için, bana karşı yapılan muamelelere sabırla, rıza ile mukabele ettim. Cercis Aleyhisselâm gibi ve Bedir, Uhud muharebelerinde çok cefa çekenler gibi, sabır ve rıza ile karşıladım. Evet, meselâ seksen bir hatâsını mahkemede ispat ettiğim bir müdde-i umumînin yanlış iddiaları ile aleyhimizdeki kararına karşı, beddua dahi etmedim. Çünkü asıl mesele bu zamanın cihad-ı mânevîsidir. Mânevî tahribatına karşı sed çekmektir. Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir. [B][SUP][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/SUP][/B][/FONT][B][FONT=Times New Roman]وَلاَ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]تَزِرُ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]وَازِرَةٌ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]وِزْرَ[/FONT][/B][FONT=Calibri] [/FONT][B][FONT=Times New Roman]اُخْرٰى[/FONT][/B][FONT=Calibri] düsturu ile ki “Bir câni yüzünden onun kardeşi, hanedanı, çoluk—çocuğu mesul olamaz” işte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım. Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir. Mezkûr âyetin düsturuyla vazifemiz, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Onun içindir ki, âlem-i İslâmda âsâyişi ihlâl edici dahilî muharebat ancak binde bir olmuştur. O da aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir. Ve cihad-ı mâneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır ki, “Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenâb-ı Hakka âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.” Ben de Celâleddin Harzemşah gibi, “Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakkın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur’ân’dan ders almışım. Haricî tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir. Çünkü düşmanın malı, çoluk çocuğu ganimet hükmüne geçer. Dâhilde ise öyle değildir. Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde mânevî tahribata karşı mânevî, ihlâs sırrıyla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dâhildeki cihad başkadır. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenâb-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dâhilde ancak âsâyişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dâhil ve hariçteki cihad-ı mâneviyedeki fark pek azîmdir.[/FONT] [B][U][FONT=Calibri]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B][SUP][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/SUP][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: En’âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi; 39:7.[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [B][FONT=Calibri]âlem-i İslâm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : İslâm âlemi [B]Aleyhisselâm[/B] : Allah selâmı onun üzerine olsun [B]âsâyiş[/B] : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, güvenlik [B]aziz[/B] : çok değerli, izzetli [B]Başvekil[/B] : Başbakan [B]beyan[/B] : açıklama[/FONT] [B][FONT=Calibri]Cenâb-ı Hak[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah [B]cihad[/B] : Allah için kutsal şeyleri koruma gayret ve mücadelesi [B]cihad-i mânevî[/B] : ilim, fikir, dua gibi mânevi unsurlarla din düşmanlarına karşı mücadele [B]cihan[/B] : dünya[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]dahil[/FONT][/B][FONT=Calibri] : iç [B]dahilî[/B] : içe ait [B]derc edilen[/B] : yerleştirilen [B]Divan-i Harb-i Örfî[/B] : Sıkıyönetim Mahkemesi[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]düstur[/FONT][/B][FONT=Calibri] : kural, prensip [B]envar-ı iman[/B] : iman nurları[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hakikat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : doğru, gerçek [B]hakikî[/B] : gerçek [B]hâricî[/B] : dışarıya ait, dış ile alâkalı [B]hazret[/B] : saygıdeğer; saygı maksadıyla kullanılan bir ifade [B]hitabe[/B] : konuşma, sesleniş [B]hizmet-i imaniye[/B] : imana ait hizmet[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]içtihad[/FONT][/B][FONT=Calibri] : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur’ân ve hâdise dayanarak hüküm çıkarma [B]ihlâl edici[/B] : bozucu, karıştırıcı [B]ihlâs[/B] : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet [B]istimal edilme[/B] : kullanılma [B]Kur’ân-ı Hakîm[/B] : her bir âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân [B]menfî hareket[/B] : yıkmak, yakmak, saptırmak, inkâr etmek gibi olumsuz ve yıkıcı hareket, davranış[/FONT] [B][FONT=Calibri]meslek[/FONT][/B][FONT=Calibri] : hizmet yolu, ekolü [B]mezkûr[/B] : adı geçen [B]muamele[/B] : davranış [B]misal[/B] : örnek[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muharebat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : harpler, savaşlar [B]muhafaza[/B] : koruma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]mukabele etmek[/FONT][/B][FONT=Calibri] : karşılık vermek [B]muvaffak etmek[/B] : başarıyı sağlamak, oluşturmak [B]müdde-i umumî[/B] : savcı [B]müellif[/B] : kitap yazan, yazar [B]mükellef[/B] : sorumlu, yükümlü [B]müsbet hareket[/B] : yapmak, yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hareket, davranış [B]müsbet[/B] : olumlu, yapıcı [B]müteveccih[/B] : yönelik, yönelmiş [B]neşredilen[/B] : yayınlanan [B]Reis-i Cumhur[/B] : Cumhurbaşkanı [B]şükür[/B] : Allah’ın (c.c.) nimetlerine karşı memnunluk gösterme; Allah’a teşekkür etme [B]tahakküm[/B] : baskı, zorbalık[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]tahribat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : tahripler, yıkıp bozmalar [B]tecavüz[/B] : saldırı, haddi aşma [B]telâkki[/B] : anlama, kabul etme [B]terzil[/B] : rezil ve alçak gösterme [B]umum[/B] : bütün [B]vazife-i İlâhiye[/B] : Allah’a ait olan iş[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [FONT=Calibri] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst