Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264666" data-attributes="member: 1016557"><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">12.14.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)</span></u></strong></p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Bir mesele daha var;</strong> o da çok ehemmiyetlidir. Hükm-ü Kur’âna göre, bu zamanda mimsiz medeniyetin icabatından olarak hâcât-ı zaruriye dörtten yirmiye çıkmış. Tiryakilikle, görenekle ve itiyadla, hâcat-ı gayr-ı zaruriye, hâcât-ı zaruriye hükmüne geçmiş. Âhirete iman ettiği halde, “Zaruret var” diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor.<br /> <br /> Kırk sene evvel, bir başkumandan beni bir parça dünyaya alıştırmak için bazı kumandanları, hattâ hocaları benim yanıma gönderdi. Onlar dediler:<br /> <br /> “Biz şimdi mecburuz. <strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">1</span>[/SUP]</strong> </span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اِنَّ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَلضَّرُورَاتِ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">تُبِيحُ</span></strong><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> </span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">الْمَحْظُورَاتِ</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> kaidesiyle, Avrupa’nın bazı usullerini medeniyetin icaplarını taklide mecburuz” dediler.<br /> <br /> <strong>Ben de dedim:</strong> “Çok aldanmışsınız. Zaruret su-i ihtiyardan gelse, kat’iyen doğru değildir; haramı helâl etmez. Su-i ihtiyardan gelmezse, yani zaruret haram yoluyla olmamışsa zararı yok. Meselâ; Bir adam su-i ihtiyarıyla haram bir tarzda kendini sarhoş etse ve sarhoşlukla bir cinayet yapsa, hüküm aleyhine câri olur, mâzur sayılmaz, ceza görür. Çünkü, su-i ihtiyarıyla bu zaruret meydana gelmiştir. Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez. Çünkü ihtiyarı dâhilinde değildir.”<br /> <br /> <strong>İşte, ben o kumandana ve hocalara dedim:</strong> “Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zaruret var? Su-i ihtiyardan, gayr-ı meşru meyillerden ve haram muamelelerden tevellüd eden hareketler haramı helâl etmeye medar olamazlar. Sinema, tiyatro, dans gibi şeylerde tiryaki olmuşsa, mutlak zaruret olmadığı ve su-i ihtiyardan geldiği için, haramı helâl etmeye sebep olamaz. </span><span style="font-family: 'Calibri'">Kanun-u beşerî de bu noktaları nazara almış ki, ihtiyar haricinde zaruret-i kat’iye ile, su-i ihtiyardan neş’et eden hükümleri ayırmıştır. Kanun-u İlâhîde ise, daha esaslı ve muhkem bir şekilde bu esaslar tefrik edilmiş.” <br /> Bununla beraber zamanın ilcaatıyla zaruretler ortalıkta zannederek bazı hocaların bid’alara taraftarlığından dolayı onlara hücum etmeyiniz. Bilmeyerek “Zaruret var” zannıyla hareket eden o biçarelere vurmayınız. Onun için kuvvetimizi dahilde sarf etmiyoruz. Biçare, zaruret derecesine girmiş, bize muhalif olanlardan hoca da olsa onlara ilişmeyiniz. Ben tek başımla daha evvel aleyhimdeki o kadar muarızlara karşı dayandığım, zerre kadar fütur getirmediğim, o hizmet-i imaniyede muvaffak olduğum halde, şimdi milyonlar Nur talebesi olduğu halde, yine müsbet hareket etmekle onların bütün tahkiratlarına, zulümlerine tahammül ediyorum.<br /> <br /> Biz dünyaya bakmıyoruz. Baktığımız vakit de onlara yardımcı olarak çalışıyoruz. Âsâyişi muhafazaya müsbet bir şekilde yardım ediyoruz. İşte bu gibi hakikatler itibarıyla, bize zulüm de etseler hoş görmeliyiz. <br /> Risale-i Nur’un neşri her tarafta kanaat-i tamme verdi ki, Demokratlar dine taraftardırlar. Şimdi bir risaleye ilişmek, vatan, millet maslahatına tamamen zıttır.<br /> Bir mahrem risale vardı ki, o mahrem risalenin neşrini men etmiştim. “Öldükten sonra neşrolunsun” demiştim. Sonra mahkemeler alıp okudular, tetkik ettiler, sonra beraat verdiler. Mahkeme-i Temyiz o beraati tasdik etti. Ben de bunu dahilde âsâyişi temin için ve yüzde doksan beş mâsuma zarar gelmemesi için neşredenlere izin verdim. “Said, meşveretle neşredebilir” dedim.</span><br /> <strong><u><span style="color: #990000"><span style="font-family: 'Calibri'">Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</span></span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>[SUP]<span style="color: #cc0000">1</span>[/SUP] </strong>: Zaruretler haramı helâl derecesine getirir.</span><br /> </td><td> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>âhiret</strong> : öldükten sonra sonsuza kadar yaşanacak olan âlem<br /> <strong>âsâyiş</strong> : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, güvenlik<br /> <strong>azîm</strong> : büyük</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">beraat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : temize çıkma, suçsuz olduğu anlaşılıp serbest bırakılma<br /> <strong>biçare</strong> : çaresiz<br /> <strong>bid’a</strong> : aslen dinde olmayıp sonradan ortaya çıkan ve dine zarar verici yeni âdet ve uygulamalar<br /> <strong>câri olmak</strong> : geçerli olmak </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">cehennem-i mânevî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : maddî olmayan cehennem<br /> <strong>Cenâb-ı Hak</strong> : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah<br /> <strong>cezb</strong> : Allah aşkıyla kendinden geçme<br /> <strong>cihad-ı mâneviye</strong> : ilim, fikir, dua gibi mânevî unsurlarla din düşmanlarına karşı mücadele </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">dahil</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : iç<br /> <strong>dahilde</strong> : içeride<br /> <strong>esas</strong> : temel<br /> <strong>fütur</strong> : usanç, gevşeklik<br /> <strong>gayr-ı meşru</strong> : dine aykırı, helâl olmayan<br /> <strong>hâcat-ı gayr-ı zaruriye</strong> : zorunlu olmayan ihtiyaçlar<br /> <strong>hâcât-ı zaruriye</strong> : zorunlu ihtiyaçlar </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hakikat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : doğru, gerçek<br /> <strong>haram</strong> : Allah ve Resulü tarafından kesin olarak yasaklanmış şey<br /> <strong>hariç</strong> : dış<br /> <strong>helâl</strong> : dinen yapılmasına izin verilmiş şey </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hizmet-i imaniye</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : iman hizmeti<br /> <strong>hükm-ü Kur’ân</strong> : Kur’ân’ın kararı<br /> <strong>hükmüne geçmek</strong> : bir şeyle aynı hükmü almak<br /> <strong>icab</strong> : gerekli görülen şey<br /> <strong>icabat</strong> : icaplar; gerekli kılınan şeyler<br /> <strong>ihtiyar</strong> : seçme, tercih etme </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>ilcaat</strong> : mecbur etmeler, zorlamalar<br /> </span><span style="font-family: 'Calibri'"><strong>itiyad</strong> : alışkanlık </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">kâfir</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin olan bir şeyi inkâr eden kimse<br /> <strong>kaide</strong> : kural, prensip<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">kanaat-i tamme</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : tam, kesin kanaat<br /> <strong>kanun-u beşerî</strong> : insanların koyduğu kanunlar<br /> <strong>kanun-u İlâhî</strong> : Allah’ın koyduğu kanun<br /> <strong>kat’iyen</strong> : kesinlikle </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>küfr-ü mutlak</strong> : sınırsız inançsızlık; Allah’ı ve Allah’tan gelen her şeyi inkâr etme, kabul etmeme</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Mahkeme-i Temyiz</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Temyiz Mahkemesi; Yargıtay<br /> <strong>mahrem</strong> : başkalarına karşı gizli tutulan<br /> <strong>mahzurlu</strong> : zarar verici <br /> <strong>maişet</strong> : geçim, yaşayış<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">maslahat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : fayda<br /> <strong>mâzur</strong> : özürlü, mazeretli<br /> <strong>meczup</strong> : cezbeye kapılmış, kendinden geçmiş<br /> <strong>medar olmak</strong> : sebep, dayanak olmak </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">men etmek</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : yasaklamak<br /> <strong>menfaat</strong> : yarar<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">meşveret</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : işlerin istişare (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi<br /> <strong>meyil</strong> : arzu, istek, eğilim<br /> <strong>mimsiz medeniyet</strong> : Arapça’da medeniyet kelimesinin başındaki “mim” harfinin kalkmasıyla “aşağılık” anlamında kullanılan bir deyim<br /> <strong>muamele</strong> : davranış </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muarız</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : karşı çıkan, karşıt<br /> <strong>muhafaza</strong> : koruma </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muhalif</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : aykırı, zıt, karşıt<br /> <strong>muhkem</strong> : sağlam<br /> <strong>mutlak</strong> : kesin </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muvaffak olmak</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : başarılı olmak<br /> <strong>mübah kılmak</strong> : yapılıp yapılmama konusunu serbest bırakmak<br /> <strong>müsbet hareket</strong> : yapmak, yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hareket, davranış<strong> müsbet</strong></span><span style="font-family: 'Calibri'"> : olumlu<br /> <strong>nazara almak</strong> : dikkate almak<br /> <strong>neş’et eden</strong> : doğan, kaynaklanan<br /> <strong>neşir</strong> : yayma, yayılma<br /> <strong>rahmet</strong> : İlâhî şefkat ve merhamet<br /> <strong>rahmeten lil’âlemîn</strong> : âlemlere rahmet olarak gönderilen<br /> <strong>sarf etmek</strong> : harcamak<br /> <strong>su-i ihtiyar</strong> : iradenin kötüye kullanımı<br /> <strong>tahkirat</strong> : hakaretler, aşağılamalar<br /> <strong>tasdik etmek</strong> : doğrulamak, onaylamak<br /> <strong>tefrik edilmek</strong> : ayrılmak<br /> <strong>tetkik etmek</strong> : incelemek, derinliğine araştırmak<br /> <strong>tevellüd eden</strong> : doğan<br /> <strong>tiryaki</strong> : tutkun, bağımlı<br /> <strong>usul</strong> : metot, yol</span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">zaruret</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : zorunluluk, mecburiyet<br /> <strong>zaruret-i kat’iye</strong> : zorunluluk, mecburiyet<br /> <strong>zarurî</strong> : zorunlu, gerekli</span><br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264666, member: 1016557"] [B][FONT=Calibri][U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]12.14.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri][B]Bir mesele daha var;[/B] o da çok ehemmiyetlidir. Hükm-ü Kur’âna göre, bu zamanda mimsiz medeniyetin icabatından olarak hâcât-ı zaruriye dörtten yirmiye çıkmış. Tiryakilikle, görenekle ve itiyadla, hâcat-ı gayr-ı zaruriye, hâcât-ı zaruriye hükmüne geçmiş. Âhirete iman ettiği halde, “Zaruret var” diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor. Kırk sene evvel, bir başkumandan beni bir parça dünyaya alıştırmak için bazı kumandanları, hattâ hocaları benim yanıma gönderdi. Onlar dediler: “Biz şimdi mecburuz. [B][SUP][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/SUP][/B] [/FONT][B][FONT=Times New Roman]اِنَّ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]اَلضَّرُورَاتِ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]تُبِيحُ[/FONT][/B][B][FONT=Calibri] [/FONT][/B][B][FONT=Times New Roman]الْمَحْظُورَاتِ[/FONT][/B][FONT=Calibri] kaidesiyle, Avrupa’nın bazı usullerini medeniyetin icaplarını taklide mecburuz” dediler. [B]Ben de dedim:[/B] “Çok aldanmışsınız. Zaruret su-i ihtiyardan gelse, kat’iyen doğru değildir; haramı helâl etmez. Su-i ihtiyardan gelmezse, yani zaruret haram yoluyla olmamışsa zararı yok. Meselâ; Bir adam su-i ihtiyarıyla haram bir tarzda kendini sarhoş etse ve sarhoşlukla bir cinayet yapsa, hüküm aleyhine câri olur, mâzur sayılmaz, ceza görür. Çünkü, su-i ihtiyarıyla bu zaruret meydana gelmiştir. Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez. Çünkü ihtiyarı dâhilinde değildir.” [B]İşte, ben o kumandana ve hocalara dedim:[/B] “Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zaruret var? Su-i ihtiyardan, gayr-ı meşru meyillerden ve haram muamelelerden tevellüd eden hareketler haramı helâl etmeye medar olamazlar. Sinema, tiyatro, dans gibi şeylerde tiryaki olmuşsa, mutlak zaruret olmadığı ve su-i ihtiyardan geldiği için, haramı helâl etmeye sebep olamaz. [/FONT][FONT=Calibri]Kanun-u beşerî de bu noktaları nazara almış ki, ihtiyar haricinde zaruret-i kat’iye ile, su-i ihtiyardan neş’et eden hükümleri ayırmıştır. Kanun-u İlâhîde ise, daha esaslı ve muhkem bir şekilde bu esaslar tefrik edilmiş.” Bununla beraber zamanın ilcaatıyla zaruretler ortalıkta zannederek bazı hocaların bid’alara taraftarlığından dolayı onlara hücum etmeyiniz. Bilmeyerek “Zaruret var” zannıyla hareket eden o biçarelere vurmayınız. Onun için kuvvetimizi dahilde sarf etmiyoruz. Biçare, zaruret derecesine girmiş, bize muhalif olanlardan hoca da olsa onlara ilişmeyiniz. Ben tek başımla daha evvel aleyhimdeki o kadar muarızlara karşı dayandığım, zerre kadar fütur getirmediğim, o hizmet-i imaniyede muvaffak olduğum halde, şimdi milyonlar Nur talebesi olduğu halde, yine müsbet hareket etmekle onların bütün tahkiratlarına, zulümlerine tahammül ediyorum. Biz dünyaya bakmıyoruz. Baktığımız vakit de onlara yardımcı olarak çalışıyoruz. Âsâyişi muhafazaya müsbet bir şekilde yardım ediyoruz. İşte bu gibi hakikatler itibarıyla, bize zulüm de etseler hoş görmeliyiz. Risale-i Nur’un neşri her tarafta kanaat-i tamme verdi ki, Demokratlar dine taraftardırlar. Şimdi bir risaleye ilişmek, vatan, millet maslahatına tamamen zıttır. Bir mahrem risale vardı ki, o mahrem risalenin neşrini men etmiştim. “Öldükten sonra neşrolunsun” demiştim. Sonra mahkemeler alıp okudular, tetkik ettiler, sonra beraat verdiler. Mahkeme-i Temyiz o beraati tasdik etti. Ben de bunu dahilde âsâyişi temin için ve yüzde doksan beş mâsuma zarar gelmemesi için neşredenlere izin verdim. “Said, meşveretle neşredebilir” dedim.[/FONT] [B][U][COLOR=#990000][FONT=Calibri]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/FONT][/COLOR][/U][/B] [FONT=Calibri][B][SUP][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/SUP][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: Zaruretler haramı helâl derecesine getirir.[/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B]âhiret[/B] : öldükten sonra sonsuza kadar yaşanacak olan âlem [B]âsâyiş[/B] : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, güvenlik [B]azîm[/B] : büyük[/FONT] [B][FONT=Calibri]beraat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : temize çıkma, suçsuz olduğu anlaşılıp serbest bırakılma [B]biçare[/B] : çaresiz [B]bid’a[/B] : aslen dinde olmayıp sonradan ortaya çıkan ve dine zarar verici yeni âdet ve uygulamalar [B]câri olmak[/B] : geçerli olmak[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]cehennem-i mânevî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : maddî olmayan cehennem [B]Cenâb-ı Hak[/B] : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah [B]cezb[/B] : Allah aşkıyla kendinden geçme [B]cihad-ı mâneviye[/B] : ilim, fikir, dua gibi mânevî unsurlarla din düşmanlarına karşı mücadele[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]dahil[/FONT][/B][FONT=Calibri] : iç [B]dahilde[/B] : içeride [B]esas[/B] : temel [B]fütur[/B] : usanç, gevşeklik [B]gayr-ı meşru[/B] : dine aykırı, helâl olmayan [B]hâcat-ı gayr-ı zaruriye[/B] : zorunlu olmayan ihtiyaçlar [B]hâcât-ı zaruriye[/B] : zorunlu ihtiyaçlar[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hakikat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : doğru, gerçek [B]haram[/B] : Allah ve Resulü tarafından kesin olarak yasaklanmış şey [B]hariç[/B] : dış [B]helâl[/B] : dinen yapılmasına izin verilmiş şey[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hizmet-i imaniye[/FONT][/B][FONT=Calibri] : iman hizmeti [B]hükm-ü Kur’ân[/B] : Kur’ân’ın kararı [B]hükmüne geçmek[/B] : bir şeyle aynı hükmü almak [B]icab[/B] : gerekli görülen şey [B]icabat[/B] : icaplar; gerekli kılınan şeyler [B]ihtiyar[/B] : seçme, tercih etme[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]ilcaat[/B] : mecbur etmeler, zorlamalar [/FONT][FONT=Calibri][B]itiyad[/B] : alışkanlık[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]kâfir[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin olan bir şeyi inkâr eden kimse [B]kaide[/B] : kural, prensip[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]kanaat-i tamme[/FONT][/B][FONT=Calibri] : tam, kesin kanaat [B]kanun-u beşerî[/B] : insanların koyduğu kanunlar [B]kanun-u İlâhî[/B] : Allah’ın koyduğu kanun [B]kat’iyen[/B] : kesinlikle[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]küfr-ü mutlak[/B] : sınırsız inançsızlık; Allah’ı ve Allah’tan gelen her şeyi inkâr etme, kabul etmeme[/FONT] [B][FONT=Calibri]Mahkeme-i Temyiz[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Temyiz Mahkemesi; Yargıtay [B]mahrem[/B] : başkalarına karşı gizli tutulan [B]mahzurlu[/B] : zarar verici[B] [/B] [B]maişet[/B] : geçim, yaşayış[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]maslahat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : fayda [B]mâzur[/B] : özürlü, mazeretli [B]meczup[/B] : cezbeye kapılmış, kendinden geçmiş [B]medar olmak[/B] : sebep, dayanak olmak[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]men etmek[/FONT][/B][FONT=Calibri] : yasaklamak [B]menfaat[/B] : yarar[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]meşveret[/FONT][/B][FONT=Calibri] : işlerin istişare (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi [B]meyil[/B] : arzu, istek, eğilim [B]mimsiz medeniyet[/B] : Arapça’da medeniyet kelimesinin başındaki “mim” harfinin kalkmasıyla “aşağılık” anlamında kullanılan bir deyim [B]muamele[/B] : davranış[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muarız[/FONT][/B][FONT=Calibri] : karşı çıkan, karşıt [B]muhafaza[/B] : koruma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muhalif[/FONT][/B][FONT=Calibri] : aykırı, zıt, karşıt [B]muhkem[/B] : sağlam [B]mutlak[/B] : kesin[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muvaffak olmak[/FONT][/B][FONT=Calibri] : başarılı olmak [B]mübah kılmak[/B] : yapılıp yapılmama konusunu serbest bırakmak [B]müsbet hareket[/B] : yapmak, yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hareket, davranış[B] müsbet[/B][/FONT][FONT=Calibri] : olumlu [B]nazara almak[/B] : dikkate almak [B]neş’et eden[/B] : doğan, kaynaklanan [B]neşir[/B] : yayma, yayılma [B]rahmet[/B] : İlâhî şefkat ve merhamet [B]rahmeten lil’âlemîn[/B] : âlemlere rahmet olarak gönderilen [B]sarf etmek[/B] : harcamak [B]su-i ihtiyar[/B] : iradenin kötüye kullanımı [B]tahkirat[/B] : hakaretler, aşağılamalar [B]tasdik etmek[/B] : doğrulamak, onaylamak [B]tefrik edilmek[/B] : ayrılmak [B]tetkik etmek[/B] : incelemek, derinliğine araştırmak [B]tevellüd eden[/B] : doğan [B]tiryaki[/B] : tutkun, bağımlı [B]usul[/B] : metot, yol[B][/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]zaruret[/FONT][/B][FONT=Calibri] : zorunluluk, mecburiyet [B]zaruret-i kat’iye[/B] : zorunluluk, mecburiyet [B]zarurî[/B] : zorunlu, gerekli[B][/B][/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [FONT=Calibri] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst