Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 266129" data-attributes="member: 1016557"><p>Kur'an'ın sırları yazılan Sözler en münasip ilaç</p><p> 16 Ekim 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></em></p><p> Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.</p><p> Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkàdir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur’ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar.</p><p> Madem hakikat budur. <strong>Esrar-ı Kur’âniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasip bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım.</strong></p><p> Bilirsiniz ki, eğer dalâlet cehaletten gelse, izalesi kolaydır. Fakat dalâlet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşadla yola gelebilirdi. Çünkü, öyleler kendilerini beğeniyorlar. Hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i’câz-ı Kur’ân’ın mânevî lemeâtından olan malûm Sözleri, şu dalâlet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım.</p><p> <em>(Mektubat, Beşinci Mektup)</em></p><p> <em><strong>Bediüzzaman Said Nursî</strong></em></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p> akaid-i İslâmiye : İslâm dininin esasları, inançları</p><p> dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık</p><p> emrâz-ı kalbiye : kalbî hastalıklar</p><p> esrar-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın sırları</p><p> farz : Allah tarafından yapılması kesin olarak emredilen şey</p><p> hakaik : hakikatler</p><p> hakaik-i imâniye : iman hakikatleri</p><p> hakaik-i İslâmiye : İslâmın hakikatleri</p><p> hakikat : doğru, gerçek</p><p> hâsiyet : özellik</p><p> hayret : şaşkınlık</p><p> heyet-i İslâmiye : İslâm topluluğu, Müslümanlar</p><p> himmet : ciddî gayret, çalışma</p><p> i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cize oluşu</p><p> irşad : doğru yolu gösterme, uyarma</p><p> itikad : inanç</p><p> izale : giderme, ortadan kaldırma</p><p> kâr-ı akıl : aklın kabul edeceği iş</p><p> Kur’ânî : Kur’ân’a ait</p><p> lâkayt : duyarsız, ilgisiz</p><p> lemeât : parıltılar</p><p> malûm : bilinen</p><p> maruz : uğrama, tesirinde kalma</p><p> medar : sebep, vesile</p><p> münasip : uygun</p><p> müşkül : zor</p><p> nâfi : faydalı, yararlı</p><p> rahmet : şefkat, merhamet, ihsan</p><p> saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk</p><p> sarf etmek : harcamak</p><p> seyr ü sülûk : İlâhî hakikatlere ulaşmak için bir rehberin öncülüğünde çıkılan mânevî yolculuk</p><p> sülûk : mânevî yol alma</p><p> sünnet : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</p><p> şekavet-i ebediye : sonsuz sıkıntı ve mutsuzluk</p><p> takviye : kuvvetlendirme</p><p> tasavvuf : kalbi, dünyanın gelip geçici işlerinden ayırıp, Allah sevgisi ile bağlama; tarikat ehli olma</p><p> tasavvur : düşünce</p><p> tehacümat : hücumlar</p><p> tiryak : derman, ilaç</p><p> vâcib : dinî bakımdan yapılması şart ve kesin olan emir</p><p> zındıka : dinsizlik, inançsızlık</p><p> zulümat : karanlıklar</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 266129, member: 1016557"] Kur'an'ın sırları yazılan Sözler en münasip ilaç 16 Ekim 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B][/I] Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir. Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkàdir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur’ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar. Madem hakikat budur. [B]Esrar-ı Kur’âniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasip bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım.[/B] Bilirsiniz ki, eğer dalâlet cehaletten gelse, izalesi kolaydır. Fakat dalâlet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşadla yola gelebilirdi. Çünkü, öyleler kendilerini beğeniyorlar. Hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i’câz-ı Kur’ân’ın mânevî lemeâtından olan malûm Sözleri, şu dalâlet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım. [I](Mektubat, Beşinci Mektup)[/I] [I][B]Bediüzzaman Said Nursî[/B][/I] [U][B]SÖZLÜK:[/B][/U] akaid-i İslâmiye : İslâm dininin esasları, inançları dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık emrâz-ı kalbiye : kalbî hastalıklar esrar-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın sırları farz : Allah tarafından yapılması kesin olarak emredilen şey hakaik : hakikatler hakaik-i imâniye : iman hakikatleri hakaik-i İslâmiye : İslâmın hakikatleri hakikat : doğru, gerçek hâsiyet : özellik hayret : şaşkınlık heyet-i İslâmiye : İslâm topluluğu, Müslümanlar himmet : ciddî gayret, çalışma i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cize oluşu irşad : doğru yolu gösterme, uyarma itikad : inanç izale : giderme, ortadan kaldırma kâr-ı akıl : aklın kabul edeceği iş Kur’ânî : Kur’ân’a ait lâkayt : duyarsız, ilgisiz lemeât : parıltılar malûm : bilinen maruz : uğrama, tesirinde kalma medar : sebep, vesile münasip : uygun müşkül : zor nâfi : faydalı, yararlı rahmet : şefkat, merhamet, ihsan saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk sarf etmek : harcamak seyr ü sülûk : İlâhî hakikatlere ulaşmak için bir rehberin öncülüğünde çıkılan mânevî yolculuk sülûk : mânevî yol alma sünnet : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler şekavet-i ebediye : sonsuz sıkıntı ve mutsuzluk takviye : kuvvetlendirme tasavvuf : kalbi, dünyanın gelip geçici işlerinden ayırıp, Allah sevgisi ile bağlama; tarikat ehli olma tasavvur : düşünce tehacümat : hücumlar tiryak : derman, ilaç vâcib : dinî bakımdan yapılması şart ve kesin olan emir zındıka : dinsizlik, inançsızlık zulümat : karanlıklar [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst