Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 266680" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Cevap: 'Jön Türklük ve kemalizm hoşgörüyü bitirdi'</strong></p><p></p><p>Liberaller ya tekrar komünist olacaklar ya da...</p><p> 17 Ekim 2011 Pazartesi 08:18</p><p> Bu sütunun takipçileri, ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgalle başlayan İslâm dünyasını yeniden dizayn etme hamlesinin Osmanlı Devleti'nin İkinci Viyana Kuşatması'na benzetildiğini; 2007'de AB'ye kabûl işareti aldığımızda da "AB Türkiye'yi almadan Türkiye AB'yi istiab edecek" diye yazıldığını hatırlarlar.</p><p> Çünkü ABD ve Avrupa'nın temsil ettiği bir medeniyet, bir dünya görüşü, bir hayat tarzı, bir sistem, kaçınılmaz bir sona doğru çoktan adım atmış bulunuyordu.</p><p> Küresel kapitalist sistem, birkaç yıldır krizlerle sarsılıyor. Nihayet, bu sistemin merkez üssü Wall Street de, haftalardır protesto ediliyor. İnsanlar, savaşa, ülkelerin işgaline, adaletsizliğe, haksızlığa, haksız zenginleşmeye isyan ediyorlar. Evet, modern medeniyet, ya Alman sosyolog Oswald Spengler'in dediği gibi, "Bir gün etnografik bir müze haline gelecek" veya İslâm'a tarziye eli vererek tasaffî edecek, onu metbû ve rehber tanıyacaktır.</p><p> Bazı haklı noktalarda İslâmcıları eleştirirken İslâm'ı sadece dünya hayatı açısından değerlendirme gafletine de düşen Mustafa Akyol, İslâm fıkhının beşerin dünya hayatı adına gerçekleştirme gayesi güttüğü dini, akıl ve beden sıhhatini, aileyi ve üremeyi, canı ve malı koruma hedeflerini modern medeniyetin gerçekleştirdiğini iddia etse de, bu medeniyet, her şeyden önce adalet değil, zulüm üzerine kurulmuş; insanlığın en fazla yüzde 20'sinin maddî refahı adına insanlığın ve bütün insanlığa ait kaynakların yüzde 80'ini sömürerek semirmiş ve ayakta kalmıştır. Ayrıca, İslâm'ın yasakladığı, "Serveti belli ellerde dolaşan bir devlet" yaparak ve derin tüketim ve gelir dağılımı eşitsizliği eşliğinde refah sağladığı yüzde 20 adına da akıl sağlığını, dini, aile yapısını ve üremeyi koruduğunu söylemek de zordur. Bu medeniyet, Bediüzzaman'ın oldukça özlü, o ölçüde de kapsamlı değerlendirmesiyle, beş menfî esas üzerine kurulmuştur: Dayanağı kuvvettir; kuvvetin esası, tevacüzdür. Hedefi, menfaattir; menfaatin esası, çatışma ve birbirini yok etmeye çalışmadır. Hayatta düsturu, cidaldir; cidalin özü, sürekli çekişmedir. Kitleler arasında öngördüğü bağ, başkalarını yutmakla beslenen ırkçılıktır; ırkçılık, dehşetli vuruşmalara sebeptir. İnsanlığa hizmeti, heva ve hevesi kamçılama, nefsin arzularını sınırsızca tatmin, daha çok kazanma adına daha çok tüketme ve dolayısıyla ihtiyaçları sürekli artırmadır. Bu ise, insanın mânen meshine, insanlıktan çıkmasına sebeptir. İslâm ise, dayanak olarak kuvvete bedel hakkı kabûl eder; hakkın özelliği, adalettir, dengedir. Hedefi menfaat yerine fazilettir; fazilet, muhabbet ve yakınlaşmayı getirir. Kitleler arasında emrettiği bağ, ırkçılık yerine dinde veya insanlıkta kardeşliktir. Bu ise, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve barışı sağlar. Fertler adına heva, heves ve nefsin arzularını kamçılama yerine, mânen, ahlâken ve ruhen terakkî ve tekâmülü ister.</p><p> Bediüzzaman'ın şu tesbiti de, bu medeniyette eksik olmayan ve her defasında dünya savaşlarıyla neticelenen krizleri özetler mahiyettedir:</p><p> Beşerin içtimaî hayatındaki ihtilâl, bozgunculuk ve ahlâksızlıkların iki önemli sebebi vardır: "Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne!" tavrı ve "Sen çalış, ben yiyeyim!" tavrı. Birinci tavrı kökünden kesecek olan zekâttır; ikinci tavrın devası ise faizin yasak olmasıdır. Beşer, bu iki düsturu dinlemedi; büyük silleler yedi; daha müthişini yemeden dinlemeli.</p><p> Beşer, daha müthişini yemeye doğru gidiyor. Türkiye'de dün kapitalist emperyalizm karşısında dıştan ithal sosyalizm, komünizm davası verenlerin çoğu, bugün liberalleşip, küresel kapitalist emperyalizme teslim oldular. Daima gündemde kalabilmek için yakında yeniden ya sosyalist-komünist olacaklar veya... Belki her daim onlarla birlikte bazen devrimci, bazen liberal görünmeyi ispat-i vücud sebebi sayan İslâmcı veya değil bazı Müslüman aydınlarla birlikte İslâm'ı gerçekten keşfedecekler. Çünkü "İstikbal inkılâbâtı içinde en yüksek gür sadâ, İslâm'ın sadâsı olacaktır."</p><p> Zaman</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 266680, member: 1016557"] [b]Cevap: 'Jön Türklük ve kemalizm hoşgörüyü bitirdi'[/b] Liberaller ya tekrar komünist olacaklar ya da... 17 Ekim 2011 Pazartesi 08:18 Bu sütunun takipçileri, ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgalle başlayan İslâm dünyasını yeniden dizayn etme hamlesinin Osmanlı Devleti'nin İkinci Viyana Kuşatması'na benzetildiğini; 2007'de AB'ye kabûl işareti aldığımızda da "AB Türkiye'yi almadan Türkiye AB'yi istiab edecek" diye yazıldığını hatırlarlar. Çünkü ABD ve Avrupa'nın temsil ettiği bir medeniyet, bir dünya görüşü, bir hayat tarzı, bir sistem, kaçınılmaz bir sona doğru çoktan adım atmış bulunuyordu. Küresel kapitalist sistem, birkaç yıldır krizlerle sarsılıyor. Nihayet, bu sistemin merkez üssü Wall Street de, haftalardır protesto ediliyor. İnsanlar, savaşa, ülkelerin işgaline, adaletsizliğe, haksızlığa, haksız zenginleşmeye isyan ediyorlar. Evet, modern medeniyet, ya Alman sosyolog Oswald Spengler'in dediği gibi, "Bir gün etnografik bir müze haline gelecek" veya İslâm'a tarziye eli vererek tasaffî edecek, onu metbû ve rehber tanıyacaktır. Bazı haklı noktalarda İslâmcıları eleştirirken İslâm'ı sadece dünya hayatı açısından değerlendirme gafletine de düşen Mustafa Akyol, İslâm fıkhının beşerin dünya hayatı adına gerçekleştirme gayesi güttüğü dini, akıl ve beden sıhhatini, aileyi ve üremeyi, canı ve malı koruma hedeflerini modern medeniyetin gerçekleştirdiğini iddia etse de, bu medeniyet, her şeyden önce adalet değil, zulüm üzerine kurulmuş; insanlığın en fazla yüzde 20'sinin maddî refahı adına insanlığın ve bütün insanlığa ait kaynakların yüzde 80'ini sömürerek semirmiş ve ayakta kalmıştır. Ayrıca, İslâm'ın yasakladığı, "Serveti belli ellerde dolaşan bir devlet" yaparak ve derin tüketim ve gelir dağılımı eşitsizliği eşliğinde refah sağladığı yüzde 20 adına da akıl sağlığını, dini, aile yapısını ve üremeyi koruduğunu söylemek de zordur. Bu medeniyet, Bediüzzaman'ın oldukça özlü, o ölçüde de kapsamlı değerlendirmesiyle, beş menfî esas üzerine kurulmuştur: Dayanağı kuvvettir; kuvvetin esası, tevacüzdür. Hedefi, menfaattir; menfaatin esası, çatışma ve birbirini yok etmeye çalışmadır. Hayatta düsturu, cidaldir; cidalin özü, sürekli çekişmedir. Kitleler arasında öngördüğü bağ, başkalarını yutmakla beslenen ırkçılıktır; ırkçılık, dehşetli vuruşmalara sebeptir. İnsanlığa hizmeti, heva ve hevesi kamçılama, nefsin arzularını sınırsızca tatmin, daha çok kazanma adına daha çok tüketme ve dolayısıyla ihtiyaçları sürekli artırmadır. Bu ise, insanın mânen meshine, insanlıktan çıkmasına sebeptir. İslâm ise, dayanak olarak kuvvete bedel hakkı kabûl eder; hakkın özelliği, adalettir, dengedir. Hedefi menfaat yerine fazilettir; fazilet, muhabbet ve yakınlaşmayı getirir. Kitleler arasında emrettiği bağ, ırkçılık yerine dinde veya insanlıkta kardeşliktir. Bu ise, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve barışı sağlar. Fertler adına heva, heves ve nefsin arzularını kamçılama yerine, mânen, ahlâken ve ruhen terakkî ve tekâmülü ister. Bediüzzaman'ın şu tesbiti de, bu medeniyette eksik olmayan ve her defasında dünya savaşlarıyla neticelenen krizleri özetler mahiyettedir: Beşerin içtimaî hayatındaki ihtilâl, bozgunculuk ve ahlâksızlıkların iki önemli sebebi vardır: "Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne!" tavrı ve "Sen çalış, ben yiyeyim!" tavrı. Birinci tavrı kökünden kesecek olan zekâttır; ikinci tavrın devası ise faizin yasak olmasıdır. Beşer, bu iki düsturu dinlemedi; büyük silleler yedi; daha müthişini yemeden dinlemeli. Beşer, daha müthişini yemeye doğru gidiyor. Türkiye'de dün kapitalist emperyalizm karşısında dıştan ithal sosyalizm, komünizm davası verenlerin çoğu, bugün liberalleşip, küresel kapitalist emperyalizme teslim oldular. Daima gündemde kalabilmek için yakında yeniden ya sosyalist-komünist olacaklar veya... Belki her daim onlarla birlikte bazen devrimci, bazen liberal görünmeyi ispat-i vücud sebebi sayan İslâmcı veya değil bazı Müslüman aydınlarla birlikte İslâm'ı gerçekten keşfedecekler. Çünkü "İstikbal inkılâbâtı içinde en yüksek gür sadâ, İslâm'ın sadâsı olacaktır." Zaman [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst