Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 267257" data-attributes="member: 1016557"><p><span style="color: blue">Bediüzzaman’a çayhanede bir soru sormuştu</span></p><p> 18 Ekim 2011 / 22:11</p><p> Şeyh Bahid Hazretlerini ölümünün 76. Yılına rahmet dualarıyla anıyoruz…</p><p> </p><p> <span style="color: #00f"><u><strong>Ömer Özcan’ın haberi:</strong></u></span></p><p> Şeyh Bâhid Efendi, 1854 yılında Mısır'ın Asyut eyaletinde doğmuş olup, İslâm dünyasının tanınmış âlimlerindendir, Ezher Üniversitesi hocalardandır. Mısır Başmüftülüğünde de bulunmuştur. Asıl adı Muhammed Bahid’tir.</p><p> Büyük bir İslâm âlimi olan Muhammed Bahit, Risale-i Nur'da kendisinden söz edilen önemli şahsiyetlerden birisidir. Risale-i Nur’un Emirdağ Lâhikasında, “Câmiü'l-Ezher'in Reis-i Uleması olan Şeyh Bahid Hazretleri (r.a.)” şeklinde ismi geçmektedir.</p><p> Yirminci asrın Hak ve hakikat adamı, hakperest âlim Muhammed Bahid Efendi, 18 Ekim 1935 tarihinde 81 yaşında iken Kahire'de vefat etmiştir. </p><p> Şeyh Bahid Hazretlerini ölümünün 76. Yılına rahmet dualarıyla anıyoruz…</p><p> <strong>BEDİÜZZAMAN İLE ŞEYH BAHİD ARASINDA ÇAYHANEDE GEÇEN KONUŞMA</strong></p><p> İkinci Meşrutiyetin ilânından hemen sonra İstanbul’a gelen Şeyh Bahid Efendi, Ayasofya civarında, henüz genç yaştaki Bediüzzaman ile karşılaşır ve orada, Şeyh Bahid Hazretlerini hayrette bırakan kısa bir sohbetleri olur. Aslında bu buluşmanın zemini İstanbul uleması tarafından hazırlanmıştır. Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayat kitabında, Bediüzzaman ile Şeyh Bahid arasında geçen bu konuşma şu şekilde anlatılmaktadır:</p><p> “Hattâ bu zamanlarda Mısır Câmi-ül-Ez'her Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahîd Efendi İstanbula bir seyahat için geldiğinde; kürdistan'ın sarp, yalçın kayaları arasından gelerek İstanbul'da bulunan Bediüzzaman Said Nursî'yi ilzam edemeyen İstanbul uleması, Şeyh Bahîd'den bu genç hocanın ilzam edilmesini isterler. Şeyh Bahîd de bu teklifi kabul ederek bir münazara zemini arar. Ve bir namaz vakti Ayasofya camiinden çıkıp çayhaneye oturulduğunda bunu fırsat telâkki eden Şeyh Bahîd Efendi, yanında ulema hazır bulunduğu halde Bediüzzaman'a hitaben:</p><p> Yâni: –Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir? der.</p><p> Şeyh Bahîd Efendinin bu sualden maksadı; Bediüzzaman'ın şek olmayan bir bahr-i umman gibi ilmini ve ateşpâre-i zekâsını tecrübe etmek değil, belki, zaman-ı istikbale ait şiddet-i ihatasını ve idare-i âlemdeki siyasetini anlamak idi. Buna karşı Bediüzzaman'ın verdiği cevap şu oldu:</p><p> Yâni "Avrupa, bir İslâm devletine hâmiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa ile hâmiledir, o da onu doğuracak."</p><p> Bu cevaba karşı Şeyh Bahîd Hazretleri:</p><p> – Bu gençle münazara edilmez, ben de aynı kanaatteyim. Fakat bu kadar veciz ve beliğâne bir tarzda ifade etmek, ancak Bediüzzaman'a hasdır demiştir.”</p><p></p><p></p><p><span style="color: red">Nur camiası milliyetçilikle sınırını belirlemedi</span></p><p></p><p> 18 Ekim 2011 / 16:35</p><p> Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le bağlantısını böyle yorumladı</p><p> </p><p> <span style="color: #00f"><u><strong>Risale Haber-Haber Merkezi</strong></u></span></p><p> Radikal yazarı Cengiz Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemediğini ileri sürdü.</p><p> Cemal Uşşak'ın sözlerini yorumlayan Çandar, "Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar" dediği kesimin önemli bir bölümünün neden ‘Kürtlerin ıstırabına duyarsız kaldığı"nı iki nedene dayandığını vurguladı.</p><p> Çandar iki nedeni şöyle sıraladı:</p><p> "İki neden gözüküyor: </p><p> 1. İdeolojik </p><p> 2. Siyasi </p><p> İdeolojik olarak Türkiye’de “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar” üçlüsünden genel anlamda oluşan İslami hareket, ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemedi. Kürt sorunu, söz konusu bu ‘sınır belirsizliği’ni gün ışığına çıkaran ‘turnusol Kâğıdı’ ya da ‘sınav sorusu’dur.</p><p></p><p><span style="color: red">Nur camiası milliyetçilikle sınırını belirlemedi</span></p><p></p><p> 18 Ekim 2011 / 16:35</p><p> Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le bağlantısını böyle yorumladı</p><p> </p><p> <span style="color: #00f"><u><strong>Risale Haber-Haber Merkezi</strong></u></span></p><p> Radikal yazarı Cengiz Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemediğini ileri sürdü.</p><p> Cemal Uşşak'ın sözlerini yorumlayan Çandar, "Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar" dediği kesimin önemli bir bölümünün neden ‘Kürtlerin ıstırabına duyarsız kaldığı"nı iki nedene dayandığını vurguladı.</p><p> Çandar iki nedeni şöyle sıraladı:</p><p> "İki neden gözüküyor: </p><p> 1. İdeolojik </p><p> 2. Siyasi </p><p> İdeolojik olarak Türkiye’de “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar” üçlüsünden genel anlamda oluşan İslami hareket, ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemedi. Kürt sorunu, söz konusu bu ‘sınır belirsizliği’ni gün ışığına çıkaran ‘turnusol Kâğıdı’ ya da ‘sınav sorusu’dur.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 267257, member: 1016557"] [COLOR=blue]Bediüzzaman’a çayhanede bir soru sormuştu[/COLOR] 18 Ekim 2011 / 22:11 Şeyh Bahid Hazretlerini ölümünün 76. Yılına rahmet dualarıyla anıyoruz… [COLOR=#00f][U][B]Ömer Özcan’ın haberi:[/B][/U][/COLOR] Şeyh Bâhid Efendi, 1854 yılında Mısır'ın Asyut eyaletinde doğmuş olup, İslâm dünyasının tanınmış âlimlerindendir, Ezher Üniversitesi hocalardandır. Mısır Başmüftülüğünde de bulunmuştur. Asıl adı Muhammed Bahid’tir. Büyük bir İslâm âlimi olan Muhammed Bahit, Risale-i Nur'da kendisinden söz edilen önemli şahsiyetlerden birisidir. Risale-i Nur’un Emirdağ Lâhikasında, “Câmiü'l-Ezher'in Reis-i Uleması olan Şeyh Bahid Hazretleri (r.a.)” şeklinde ismi geçmektedir. Yirminci asrın Hak ve hakikat adamı, hakperest âlim Muhammed Bahid Efendi, 18 Ekim 1935 tarihinde 81 yaşında iken Kahire'de vefat etmiştir. Şeyh Bahid Hazretlerini ölümünün 76. Yılına rahmet dualarıyla anıyoruz… [B]BEDİÜZZAMAN İLE ŞEYH BAHİD ARASINDA ÇAYHANEDE GEÇEN KONUŞMA[/B] İkinci Meşrutiyetin ilânından hemen sonra İstanbul’a gelen Şeyh Bahid Efendi, Ayasofya civarında, henüz genç yaştaki Bediüzzaman ile karşılaşır ve orada, Şeyh Bahid Hazretlerini hayrette bırakan kısa bir sohbetleri olur. Aslında bu buluşmanın zemini İstanbul uleması tarafından hazırlanmıştır. Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayat kitabında, Bediüzzaman ile Şeyh Bahid arasında geçen bu konuşma şu şekilde anlatılmaktadır: “Hattâ bu zamanlarda Mısır Câmi-ül-Ez'her Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahîd Efendi İstanbula bir seyahat için geldiğinde; kürdistan'ın sarp, yalçın kayaları arasından gelerek İstanbul'da bulunan Bediüzzaman Said Nursî'yi ilzam edemeyen İstanbul uleması, Şeyh Bahîd'den bu genç hocanın ilzam edilmesini isterler. Şeyh Bahîd de bu teklifi kabul ederek bir münazara zemini arar. Ve bir namaz vakti Ayasofya camiinden çıkıp çayhaneye oturulduğunda bunu fırsat telâkki eden Şeyh Bahîd Efendi, yanında ulema hazır bulunduğu halde Bediüzzaman'a hitaben: Yâni: –Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir? der. Şeyh Bahîd Efendinin bu sualden maksadı; Bediüzzaman'ın şek olmayan bir bahr-i umman gibi ilmini ve ateşpâre-i zekâsını tecrübe etmek değil, belki, zaman-ı istikbale ait şiddet-i ihatasını ve idare-i âlemdeki siyasetini anlamak idi. Buna karşı Bediüzzaman'ın verdiği cevap şu oldu: Yâni "Avrupa, bir İslâm devletine hâmiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa ile hâmiledir, o da onu doğuracak." Bu cevaba karşı Şeyh Bahîd Hazretleri: – Bu gençle münazara edilmez, ben de aynı kanaatteyim. Fakat bu kadar veciz ve beliğâne bir tarzda ifade etmek, ancak Bediüzzaman'a hasdır demiştir.” [COLOR=red]Nur camiası milliyetçilikle sınırını belirlemedi[/COLOR] 18 Ekim 2011 / 16:35 Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le bağlantısını böyle yorumladı [COLOR=#00f][U][B]Risale Haber-Haber Merkezi[/B][/U][/COLOR] Radikal yazarı Cengiz Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemediğini ileri sürdü. Cemal Uşşak'ın sözlerini yorumlayan Çandar, "Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar" dediği kesimin önemli bir bölümünün neden ‘Kürtlerin ıstırabına duyarsız kaldığı"nı iki nedene dayandığını vurguladı. Çandar iki nedeni şöyle sıraladı: "İki neden gözüküyor: 1. İdeolojik 2. Siyasi İdeolojik olarak Türkiye’de “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar” üçlüsünden genel anlamda oluşan İslami hareket, ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemedi. Kürt sorunu, söz konusu bu ‘sınır belirsizliği’ni gün ışığına çıkaran ‘turnusol Kâğıdı’ ya da ‘sınav sorusu’dur. [COLOR=red]Nur camiası milliyetçilikle sınırını belirlemedi[/COLOR] 18 Ekim 2011 / 16:35 Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le bağlantısını böyle yorumladı [COLOR=#00f][U][B]Risale Haber-Haber Merkezi[/B][/U][/COLOR] Radikal yazarı Cengiz Çandar, “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar”ın ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemediğini ileri sürdü. Cemal Uşşak'ın sözlerini yorumlayan Çandar, "Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar" dediği kesimin önemli bir bölümünün neden ‘Kürtlerin ıstırabına duyarsız kaldığı"nı iki nedene dayandığını vurguladı. Çandar iki nedeni şöyle sıraladı: "İki neden gözüküyor: 1. İdeolojik 2. Siyasi İdeolojik olarak Türkiye’de “Milli Görüş çizgisi, Nur camiası ve tasavvuf eksenli yapılar” üçlüsünden genel anlamda oluşan İslami hareket, ‘milliyetçilik’le arasındaki sınırları net biçimde hiçbir zaman belirleyemedi. Kürt sorunu, söz konusu bu ‘sınır belirsizliği’ni gün ışığına çıkaran ‘turnusol Kâğıdı’ ya da ‘sınav sorusu’dur. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Tefeül...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst