Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Tekmilim Tamamdır Kumandanım...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Tarihci" data-source="post: 85731" data-attributes="member: 8"><p><span style="font-family: 'Tahoma'">O'na Mescid-i Aksa'da Rastladım....İlhan Bardakçı</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'">Mevki:Kudüs. Mekan:Mescid ül Aksa Tarih:21 Mayıs 1972 Cuma</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'">Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz. Kudüs Kapalı Çarşısında rüzgar gibi dolanan entarili kahvecilerin elindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüzmü, önünüze çıkan kapı sizi Mescid ül Aksanın önüne kavuşturur. Mirac mucizesinin soluklanıldığı ilk kıblemize yani... hemen oracıkta, ilk avlu vardır ki, hala bizim lakabımızla anılır: "12 bin şamdanlı avlu" derler oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs'ü devlete katmıştır da ortalık kararmıştır. Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün orda beraber. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan.. O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes Mescidin bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Onu merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy. İskeletleşmiş vücude üzerinde bir garip giysi. Palto? Hayır, kaput, pardesü veya kaftan? Değil. Öyle bir şey işte. Başındaki kalpak mı, takkemi, fesmi? Hiçbirisi değil. Oraya dimdik, dikilmiş. Yüzüne baktım da, ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüzbinlerce çizgi, karşık ve kavruk bir deri kalıntısı. Yanımda bizim eski vatandaşımız İstanbullu Yusuf'a sordum:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>"Kim bu adam?" dedim.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Lakaydi ile omuz silkti. " Bilmem, diye cevap verdi. Bir meczub işte. Ben bildim bileli, yıllardır burada dururmuş. Çakılı gibi hala duruyor ya.... Kimseye bir şey sormaz. kimseye bakmaz, kimseyi görmez".</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Nasıl, neden, niçin hala bilmiyorum. Yanına vardım. Türkçe " Selamunalekkum baba". dedim.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Torbalanmış gözkapaklarının ardın sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişcesine donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi. Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>-"Aleykumüsselam oğul....</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm...</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>-Kimsin sen, Baba? dedim..</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Anlattı ki, bende size anlatacağım.</span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Ama evvela biliniz. O canım Devlet çökerken, biz Kudüs'ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hakimiyetten sonra bırakırız. Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. tutmaya imkan yok. Ordu bozulmuş, çekiliyor. Devlet, zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir ardçı bölük bırakırız. Adet odur ki kendi zabteden galip, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.</span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Anlattı, dedimya. Gerisini tamamlayayım.</span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>-Ben, dedi. Kudüs'ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan ardçı bölüğünden...</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Sustu. Sonra, elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı.</span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>-Ben, O gün buraya bırakılmış 20. Kolordu 36. tabur 8.Bölük 11. Ağır Makinalı Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan'ım.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Yarabbi!... Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Ellerine bir kere daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>-Sana, bir emanetim var oğul. nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>-Elbette dedim, buyur hele...</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Konuştu:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağına düşerse... Git, burayı bana ematen eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa Efendiyi bul. Ellerinden benim içi öp. Ona de ki...</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Sonra, kumandanı olduğu takımın makinalısı gibi gürledi:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>"O'na de ki, gönül komasın. "11. MAKİNALI TAKIM KOMUTANI IĞDIRLI ONBAŞI HASAN. O GÜNDEN BU YANA, BIRAKTIĞIN YERDE NÖBETİNİN BAŞINDADIR. TEKMİLİM TAMAMDIR KUMANDANIM! " dedi dersin.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Öleyazdım.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'">Sonra yine dineldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından, dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu. Nöbetinin başında idi.<strong> 57 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadalığımıza rağmen devletine küsmemişti.</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Tarihci, post: 85731, member: 8"] [FONT=Tahoma]O'na Mescid-i Aksa'da Rastladım....İlhan Bardakçı[/FONT] [FONT=Arial]Mevki:Kudüs. Mekan:Mescid ül Aksa Tarih:21 Mayıs 1972 Cuma[/FONT] [FONT=Arial]Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz. Kudüs Kapalı Çarşısında rüzgar gibi dolanan entarili kahvecilerin elindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüzmü, önünüze çıkan kapı sizi Mescid ül Aksanın önüne kavuşturur. Mirac mucizesinin soluklanıldığı ilk kıblemize yani... hemen oracıkta, ilk avlu vardır ki, hala bizim lakabımızla anılır: "12 bin şamdanlı avlu" derler oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs'ü devlete katmıştır da ortalık kararmıştır. Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün orda beraber. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan.. O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes Mescidin bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız. [/FONT] [FONT=Arial][B]Onu merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy. İskeletleşmiş vücude üzerinde bir garip giysi. Palto? Hayır, kaput, pardesü veya kaftan? Değil. Öyle bir şey işte. Başındaki kalpak mı, takkemi, fesmi? Hiçbirisi değil. Oraya dimdik, dikilmiş. Yüzüne baktım da, ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüzbinlerce çizgi, karşık ve kavruk bir deri kalıntısı. Yanımda bizim eski vatandaşımız İstanbullu Yusuf'a sordum:[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]"Kim bu adam?" dedim.[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Lakaydi ile omuz silkti. " Bilmem, diye cevap verdi. Bir meczub işte. Ben bildim bileli, yıllardır burada dururmuş. Çakılı gibi hala duruyor ya.... Kimseye bir şey sormaz. kimseye bakmaz, kimseyi görmez".[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Nasıl, neden, niçin hala bilmiyorum. Yanına vardım. Türkçe " Selamunalekkum baba". dedim.[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Torbalanmış gözkapaklarının ardın sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişcesine donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi. Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi:[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]-"Aleykumüsselam oğul....[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm...[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]-Kimsin sen, Baba? dedim..[/B][/FONT] [FONT=Arial]Anlattı ki, bende size anlatacağım.[/FONT] [FONT=Arial]Ama evvela biliniz. O canım Devlet çökerken, biz Kudüs'ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hakimiyetten sonra bırakırız. Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. tutmaya imkan yok. Ordu bozulmuş, çekiliyor. Devlet, zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir ardçı bölük bırakırız. Adet odur ki kendi zabteden galip, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.[/FONT] [FONT=Arial]Anlattı, dedimya. Gerisini tamamlayayım.[/FONT] [FONT=Arial][B]-Ben, dedi. Kudüs'ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan ardçı bölüğünden...[/B][/FONT] [FONT=Arial]Sustu. Sonra, elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı.[/FONT] [FONT=Arial][B]-Ben, O gün buraya bırakılmış 20. Kolordu 36. tabur 8.Bölük 11. Ağır Makinalı Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan'ım.[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Yarabbi!... Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi.[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Ellerine bir kere daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı:[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]-Sana, bir emanetim var oğul. nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]-Elbette dedim, buyur hele...[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Konuştu:[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağına düşerse... Git, burayı bana ematen eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa Efendiyi bul. Ellerinden benim içi öp. Ona de ki...[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]Sonra, kumandanı olduğu takımın makinalısı gibi gürledi:[/B][/FONT] [FONT=Arial][B]"O'na de ki, gönül komasın. "11. MAKİNALI TAKIM KOMUTANI IĞDIRLI ONBAŞI HASAN. O GÜNDEN BU YANA, BIRAKTIĞIN YERDE NÖBETİNİN BAŞINDADIR. TEKMİLİM TAMAMDIR KUMANDANIM! " dedi dersin.[/B][/FONT] [FONT=Arial]Öleyazdım.[/FONT] [FONT=Arial]Sonra yine dineldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından, dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu. Nöbetinin başında idi.[B] 57 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadalığımıza rağmen devletine küsmemişti.[/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Tekmilim Tamamdır Kumandanım...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst