Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Tenkidin psikolojisi, üslûbu ve ölçüsü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 193511" data-attributes="member: 12884"><p><span style="font-size: 12px"><em>Eleştiri bir kültür ve hatta bir sanattır. <strong>Gerçeği bulmaya hizmet ettiği nisbette meşrû ve makbuldür.</strong> Tenkidin saikı, psikolojisi, “ya nefretin teşeffisi (rahatlaması) ya şefkatin tatminidir”<span style="color: beige">1</span> </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Oysa münekkidde, gerçeği bulma, ifâde etme aşkı olmalı. Eğer eleştiriyi insaf işletirse, gerçeği parlatır.<span style="color: brown">2 </span>Gurura dayanan tenkit ise, müthiş bir hastalık ve musîbettir. <span style="color: brown">3 </span>Hem hakikati incitir, hem de gayret ve şevki kırar. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><u>Kendimize yapılan tenkitleri hazmedebilme maharetini gösterdiğimiz taktirde, eksiklerimizi tamamlar, hatâlarımızı telâfi eder, olgunlaşabiliriz.</u> Zaten, eleştirilerimizin hedefi geçmişe takılıp kalmak değil; ondan ders alıp geleceğe uzanmaktır. Eleştiri, aynı zamanda oto-kontrolü sağlar. Ancak, tenkid, sathî bir nazarla yapılmamalıdır. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: orange">Mü’minlerin, ilim adamlarının lüzumsuz şeylerde biri birini tenkit etmeleri gayet zararlıdır.</span></strong> İlim ve fikir ehli, mal satın alan bir müşteri gibi yalnız kusurları göremez.<span style="color: brown">4</span> Meseleye çok yönlü bakarak, önce iyi ve güzel taraflar dikkate sunulur. Kıskançlık, ele geçirememe, aşağılık kompleksinden kaynaklanan tenkidin zararları zahirdir. Çağdaş mütefekkirlerimizden <strong><span style="color: blue">Bediüzzaman Said Nursî</span></strong>, bizzat kendisini misal verip hedef göstererek, İslâmın eleştiri konusundaki muhteşem ölçüsünü şöyle yansıtır: </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>“Hiçbir müfsid, ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte, size söylediğim sözler hayâlin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktıysa kalbde saklayınız. Bakır çıktıysa, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: brown">Sual:</span></strong> <strong>Neden hüsn-ü zannımıza su-i zan edersin?</strong> Eski padişahlar ve eski hükûmetler seni haktan çeviremedi. Jön Türkler sizi kendilerine râm ve müdaheneci (yağcı, tabasbuscu, dalkavuk) edemediler. Zira seni hapis ettiler, asacaklardı; sen tezellül etmedin. Merdane çıktın. Hem sana büyük maaş vereceklerdi, kabul etmedin. Demek sen onların taraftarlığı için demiyorsun. Demek hak taraftarısın. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: brown">Cevap:</span></strong> Evet, hakkı tanıyan, hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. Zira, hakkın hatırı âlidir; hiçbir hatıra fedâ edilmemek gerektir. Fakat şu hüsn-ü zannınızı kabul etmem. Zira bir müfside, bir dessasa hüsn-ü zan edebilirsiniz. Delil ve âkıbete bakınız. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: brown">Sual:</span></strong> Nasıl anlayacağız? Biz câhiliz, sizin gibi ehl-i ilmi taklit ederiz. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: brown">Cevap:</span></strong> </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Gerçi cahilsiniz, fakat âkılsınız. Hanginizle zebib, yani üzümü paylaşsam, zekâvetiyle bana hile edebilir. Demek cehliniz özür değil... İşte, müştebih ağaçları gösteren semereleridir. Öyleyse, benim ve onların fikirlerimizin neticelerine bakınız.<span style="color: brown">5 </span>Meseleyi daha da müşahhaslaştırır: </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: brown">Sual:</span></strong> Bir büyük adama ve bir veliye ve bir şeyhe ve bir büyük âlime karşı nasıl hür olacağız? Onlar meziyetleri için bize tahakküm etmek haklarıdır. Biz onların faziletlerinin esiriyiz. </em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: brown">Cevap:</span></strong> Velâyetin, şeyhliğin, büyüklüğün gereği tevazu ve mahviyettir; tekebbür ve tahakküm değildir. Demek, tekebbür eden sabiyy-i müteşeyyihtir. Siz de büyük tanımayınız.<span style="color: brown">6 </span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: red">Eğer eleştiri görevini; bu perspektiften ele alıp hakkıyla ifâ, yâni dozajını ayarlayıp ifrat veya tefrite düşmeseydik; ilimde, fikirde, hattâ teknikte çok daha büyük merhaleler kat’ edecek, daha çok ve büyük kabiliyetlerin inkişâfına zemin hazırlamayacak mıydık? </span></strong></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span><span style="font-size: 12px"><em><span style="color: brown">Dipnotlar: </span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="color: brown">1-İçtimâ î Reçeteler, 1: 200; 2-Hutbe-i Şâmiye, s. 147; 3-Hutbe-i Şâmiye, s. 147; 4-Muhakemât, s. 105; 5-Münâzârât, s. 48-50; 6-Age, s. 59-60</span><span style="color: blue">Ali FERŞADOĞLU-16.08.2007 </span></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 193511, member: 12884"] [SIZE=3][I]Eleştiri bir kültür ve hatta bir sanattır. [B]Gerçeği bulmaya hizmet ettiği nisbette meşrû ve makbuldür.[/B] Tenkidin saikı, psikolojisi, “ya nefretin teşeffisi (rahatlaması) ya şefkatin tatminidir”[COLOR=beige]1[/COLOR] Oysa münekkidde, gerçeği bulma, ifâde etme aşkı olmalı. Eğer eleştiriyi insaf işletirse, gerçeği parlatır.[COLOR=brown]2 [/COLOR]Gurura dayanan tenkit ise, müthiş bir hastalık ve musîbettir. [COLOR=brown]3 [/COLOR]Hem hakikati incitir, hem de gayret ve şevki kırar. [U]Kendimize yapılan tenkitleri hazmedebilme maharetini gösterdiğimiz taktirde, eksiklerimizi tamamlar, hatâlarımızı telâfi eder, olgunlaşabiliriz.[/U] Zaten, eleştirilerimizin hedefi geçmişe takılıp kalmak değil; ondan ders alıp geleceğe uzanmaktır. Eleştiri, aynı zamanda oto-kontrolü sağlar. Ancak, tenkid, sathî bir nazarla yapılmamalıdır. [B][COLOR=orange]Mü’minlerin, ilim adamlarının lüzumsuz şeylerde biri birini tenkit etmeleri gayet zararlıdır.[/COLOR][/B] İlim ve fikir ehli, mal satın alan bir müşteri gibi yalnız kusurları göremez.[COLOR=brown]4[/COLOR] Meseleye çok yönlü bakarak, önce iyi ve güzel taraflar dikkate sunulur. Kıskançlık, ele geçirememe, aşağılık kompleksinden kaynaklanan tenkidin zararları zahirdir. Çağdaş mütefekkirlerimizden [B][COLOR=blue]Bediüzzaman Said Nursî[/COLOR][/B], bizzat kendisini misal verip hedef göstererek, İslâmın eleştiri konusundaki muhteşem ölçüsünü şöyle yansıtır: “Hiçbir müfsid, ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte, size söylediğim sözler hayâlin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktıysa kalbde saklayınız. Bakır çıktıysa, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz. [B][COLOR=brown]Sual:[/COLOR][/B] [B]Neden hüsn-ü zannımıza su-i zan edersin?[/B] Eski padişahlar ve eski hükûmetler seni haktan çeviremedi. Jön Türkler sizi kendilerine râm ve müdaheneci (yağcı, tabasbuscu, dalkavuk) edemediler. Zira seni hapis ettiler, asacaklardı; sen tezellül etmedin. Merdane çıktın. Hem sana büyük maaş vereceklerdi, kabul etmedin. Demek sen onların taraftarlığı için demiyorsun. Demek hak taraftarısın. [B][COLOR=brown]Cevap:[/COLOR][/B] Evet, hakkı tanıyan, hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. Zira, hakkın hatırı âlidir; hiçbir hatıra fedâ edilmemek gerektir. Fakat şu hüsn-ü zannınızı kabul etmem. Zira bir müfside, bir dessasa hüsn-ü zan edebilirsiniz. Delil ve âkıbete bakınız. [B][COLOR=brown]Sual:[/COLOR][/B] Nasıl anlayacağız? Biz câhiliz, sizin gibi ehl-i ilmi taklit ederiz. [B][COLOR=brown]Cevap:[/COLOR][/B] Gerçi cahilsiniz, fakat âkılsınız. Hanginizle zebib, yani üzümü paylaşsam, zekâvetiyle bana hile edebilir. Demek cehliniz özür değil... İşte, müştebih ağaçları gösteren semereleridir. Öyleyse, benim ve onların fikirlerimizin neticelerine bakınız.[COLOR=brown]5 [/COLOR]Meseleyi daha da müşahhaslaştırır: [B][COLOR=brown]Sual:[/COLOR][/B] Bir büyük adama ve bir veliye ve bir şeyhe ve bir büyük âlime karşı nasıl hür olacağız? Onlar meziyetleri için bize tahakküm etmek haklarıdır. Biz onların faziletlerinin esiriyiz. [B][COLOR=brown]Cevap:[/COLOR][/B] Velâyetin, şeyhliğin, büyüklüğün gereği tevazu ve mahviyettir; tekebbür ve tahakküm değildir. Demek, tekebbür eden sabiyy-i müteşeyyihtir. Siz de büyük tanımayınız.[COLOR=brown]6 [/COLOR] [B][COLOR=red]Eğer eleştiri görevini; bu perspektiften ele alıp hakkıyla ifâ, yâni dozajını ayarlayıp ifrat veya tefrite düşmeseydik; ilimde, fikirde, hattâ teknikte çok daha büyük merhaleler kat’ edecek, daha çok ve büyük kabiliyetlerin inkişâfına zemin hazırlamayacak mıydık? [/COLOR][/B] [/I][/SIZE][SIZE=3][I][COLOR=brown]Dipnotlar: 1-İçtimâ î Reçeteler, 1: 200; 2-Hutbe-i Şâmiye, s. 147; 3-Hutbe-i Şâmiye, s. 147; 4-Muhakemât, s. 105; 5-Münâzârât, s. 48-50; 6-Age, s. 59-60[/COLOR][COLOR=blue]Ali FERŞADOĞLU-16.08.2007 [/COLOR][/I][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Tenkidin psikolojisi, üslûbu ve ölçüsü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst