Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 183771" data-attributes="member: 15919"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red"><strong>Tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun</strong></span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><img src="http://medya.zaman.com.tr/2010/02/26/kursu.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Gözüne ve hayâline hiçbir günah girmeden Hazreti Ali (kerremallahu vechehû) ile evlenen, daha yaşı 25 olmadan da babasının ardından ahirete yürüyen, arkadan gelen bütün evliyâ ve asfiyânın annesi olan Hazreti Fatıma validemiz, bütün ev işlerini bizzat kendisi yapardı.</span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Zaten, bütünü bir tek odadan ibaret olan bir hücrecikte kalıyorlardı. O hücrecikte, Fatıma ocağı yakar ve yemek pişirmeye çalışırdı. Çok kere, ateşi alevlendirmek için eğilip üflerken, ateşten çıkan kılvılcımlar benek benek elbisesini yakardı. Onun için elbisesi delik-deşik olmuştu. Yaptığı sadece bu değildi. Ekmek yapmak, evin ihtiyacı olan suyu taşımak da onun yüklendiği işlerdendi. Değirmen taşını çevire çevire eli nasır bağlamış, su taşıya taşıya da, Erzurumluların tabiriyle, sırtı "yağır" olmuştu.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Bu arada bir harp dönüşü Medine'ye esirler getirilmişti. Allah Resûlü bu esirleri, müracaat eden Medine halkına dağıtıyordu. Hazreti Fatıma da, ev işlerinde kendisine yardımcı olabilecek bir hâdim (hizmetçi) istemek için babasına gitmiş, Efendimiz'in yanında oturanlardan hicap ederek hiçbir şey söyleyemeden evine dönmüştü. İnce kızının bir maksatla geldiğini anlayan Nebiler Nebisi oradaki maslahat hâsıl olduktan sonra kalkıp onun evine gitmişti. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Hazreti Fatıma anamız der ki "Yatağa uzanmıştık ki, Allah Resûlü çıkageldi. Ben ve Ali yataktan doğrulmak istediysek de O buna mâni oldu.. ve aramıza oturdu. Öyle ki sadrıma temas eden ayağındaki serinliği hissediyordum. Arzumuzu sordu. Ben durumu anlatmaktan hicap edince, Ali dedi ki: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">"Ya Resûlallah, değirmen taşı çeke çeke kızınızın elleri nasır bağladı, su taşıya taşıya omuzu yağır oldu, ev süpüre süpüre toz toprak içinde kaldı. Lütfederseniz yeni gelen esirlerden bir hizmetçi istiyoruz." </span>Allah Resûlü bu istek karşısında memnun olmadı, mübarek kaşlarını çattı ve şöyle dedi: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">"Kızım, Medine fakirlerinin hakkını size veremem. Allah'tan kork ve Allah'a karşı vazifende kusur etme! Allah'ın, omuzuna yüklediği farzları hakkıyla yerine getir. Kocana da daima sâdık ve itaatkâr ol! Onun hakkını da gözet! Sana istediğinden daha hayırlı bir şey söyleyeyim: Yatağına gireceğin zaman, otuz üç defa <strong><em>"Sübhanallah",</em></strong> otuz üç defa <strong><em>"Elhamdülillah",</em></strong> otuz dört defa da <strong><em>"Allahüekber"</em></strong> de. İşte bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır."</span> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange"><strong>Bunun mânâsı şu idi:</strong></span> <span style="color: teal">Kızım, değirmen taşını yine kendin çevir, suyunu kendin taşı, evini de kendin süpür ama nazarlarını uhrevî âlemlerden sakın ayırma, senin ihtiyacın budur. Allah indinde kıymet ve derinliğini arttırmak istiyorsan, tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun. Sizin istediğiniz şey fânî dünya hayatına ve onun rahatına bakıyordu. Hâlbuki ben sizin ahirette mesud ve bahtiyar olmanızı istiyorum. </span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>ALLAH RESÛLÜ MÜ'MİNLERİN AKIBETİNDEN ÇOK KORKUYORDU </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Resûl-i Ekrem azim şefkati ve engin merhametiyle müminlerin akıbetinden çok korkuyor, onları yer yer ikaz, inzar ve irşad ediyor; bu işi de yine kendi ailesinden başlayarak yapıyordu. İşte O, böyle bir aile reisiydi; bazen rahmet dolu bulutlar gibi çehresinde tatlı bir yüz ekşiliği olurdu; ama bu yüz ekşiliğinin arkasında rahmet vardı, belliydi ki yağmur yağacak, ahiret hesabına etrafını sulayacak ve çevresini de gülşene çevirecekti. Çoğu zaman da, tebessüm eder, sinesini açar, onları bağrına basar ve aile fertlerine iltifatlar yağdırırdı. Onlar da bu tatlı havayı kaybetmekten korkar ve O'nun ahiret hesabına olan isteklerini yerine getirirlerdi. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">İşte, Hazreti Fatıma her an vahyin sağanak sağanak yağdığı bu atmosferde neş'et etmiş ve yaşamıştı. Gözlerini açar açmaz Peygamberler Sultanı'nı görmüş ve Peygamber'in dava-yı vilayette vâris-i hâssı olan Hazreti Ali'nin evinde de aynı havayı teneffüs etmişti. Efendimizin dâr-ı bekâya yolculuğundan altı ay sonra o da göçüp gitmişti. Efendimiz de Hazreti Fatıma da ayrılığın uzun sürmeyeceğini biliyorlardı. Çünkü bir gün Allah Resûlü sevgili kızının kulağına <span style="color: red">"Kızım, artık baban yolcu, ötelere yolculuk var!"</span> deyince Hazreti Fatıma bir çığlık koparıvermişti. Onun ağlamasına dayanamayan Şefkat Peygamberi kızını tekrar yanına çağırmış ve kulağına<span style="color: red"> "Kızım, ben gidiyorum ama ehl-i beytimden bana ilk kavuşacak olan da sensin. Yanıma herkesten önce sen geleceksin."</span> demişti. Bu sözü bir müjde olarak bağrına basan Hazreti Fatıma artık tebessüm ediyor ve O'na kavuşacağı günü beklemeye duruyordu. </span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Siz, Fatıma annemizi arz etmeye çalıştığım şu birkaç misaldeki duruluğuyla tanımaya çalışın. Şu karelerde onun ne kadar duru ve ne kadar nezih yaşayan nasıl bir nezihe ve nasıl bir pâkize olduğunu anlayın. Fakat Efendimiz işte o pâkize annemize bile diyor ki; <span style="color: red"><strong>"Ya Fatımatü, işterî nefseki minallahi feinnî lâ uğnî anki minallahi şey'en = Kızcağızım, sen de nefsini Allah'tan satın almaya bak; zira âhirette senin adına da birşey yapamam."</strong></span> Efendimiz, bu sözüyle, <span style="color: red"><strong>"Allah, karşılık olarak cenneti verip mü'minlerden canlarını ve mallarını satın almıştır."</strong></span> (Tevbe- 9/111) mealindeki ayete telmihte bulunuyordu.. bulunuyor ve en yakınlarından başlayarak herkese ahiretin yamaçlarını işaret ediyordu.</span></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red"><em>Özetle,</em></span></span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><strong><span style="color: red">1 -</span> <em><span style="color: teal">Gözüne ve hayâline hiçbir günah girmeden Hazreti Ali ile evlenen, daha yaşı 25 olmadan ahirete yürüyen, arkadan gelen bütün evliyâ ve asfiyânın annesi olan Hazreti Fatıma validemiz, bütün ev işlerini bizzat kendisi yapardı.</span> </em></strong></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><em><strong><span style="color: red">2 -</span> <span style="color: teal">Kızım, değirmen taşını yine kendin çevir, suyunu kendin taşı, evini de kendin süpür ama nazarlarını uhrevî âlemlerden sakın ayırma. Senin ihtiyacın budur. Allah'ın rızasını istiyorsan tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><em><strong><span style="color: red">3 -</span> <span style="color: teal">İşte O, böyle bir aile reisiydi; bazen rahmet dolu bulutlar gibi çehresinde tatlı bir yüz ekşiliği olurdu; ama bunun arkasında rahmet vardı, belliydi ki yağmur yağacak, etrafını ahiret hesabına sulayacak ve çevresi de gülşene dönecekti.</span></strong></em></span></span></p><p> </p><p></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Zaman/ Kürsü</span></span></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 183771, member: 15919"] [FONT=Book Antiqua][SIZE=5][COLOR=red][B]Tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [IMG]http://medya.zaman.com.tr/2010/02/26/kursu.jpg[/IMG] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Gözüne ve hayâline hiçbir günah girmeden Hazreti Ali (kerremallahu vechehû) ile evlenen, daha yaşı 25 olmadan da babasının ardından ahirete yürüyen, arkadan gelen bütün evliyâ ve asfiyânın annesi olan Hazreti Fatıma validemiz, bütün ev işlerini bizzat kendisi yapardı.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Zaten, bütünü bir tek odadan ibaret olan bir hücrecikte kalıyorlardı. O hücrecikte, Fatıma ocağı yakar ve yemek pişirmeye çalışırdı. Çok kere, ateşi alevlendirmek için eğilip üflerken, ateşten çıkan kılvılcımlar benek benek elbisesini yakardı. Onun için elbisesi delik-deşik olmuştu. Yaptığı sadece bu değildi. Ekmek yapmak, evin ihtiyacı olan suyu taşımak da onun yüklendiği işlerdendi. Değirmen taşını çevire çevire eli nasır bağlamış, su taşıya taşıya da, Erzurumluların tabiriyle, sırtı "yağır" olmuştu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Bu arada bir harp dönüşü Medine'ye esirler getirilmişti. Allah Resûlü bu esirleri, müracaat eden Medine halkına dağıtıyordu. Hazreti Fatıma da, ev işlerinde kendisine yardımcı olabilecek bir hâdim (hizmetçi) istemek için babasına gitmiş, Efendimiz'in yanında oturanlardan hicap ederek hiçbir şey söyleyemeden evine dönmüştü. İnce kızının bir maksatla geldiğini anlayan Nebiler Nebisi oradaki maslahat hâsıl olduktan sonra kalkıp onun evine gitmişti. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Hazreti Fatıma anamız der ki "Yatağa uzanmıştık ki, Allah Resûlü çıkageldi. Ben ve Ali yataktan doğrulmak istediysek de O buna mâni oldu.. ve aramıza oturdu. Öyle ki sadrıma temas eden ayağındaki serinliği hissediyordum. Arzumuzu sordu. Ben durumu anlatmaktan hicap edince, Ali dedi ki: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]"Ya Resûlallah, değirmen taşı çeke çeke kızınızın elleri nasır bağladı, su taşıya taşıya omuzu yağır oldu, ev süpüre süpüre toz toprak içinde kaldı. Lütfederseniz yeni gelen esirlerden bir hizmetçi istiyoruz." [/COLOR]Allah Resûlü bu istek karşısında memnun olmadı, mübarek kaşlarını çattı ve şöyle dedi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]"Kızım, Medine fakirlerinin hakkını size veremem. Allah'tan kork ve Allah'a karşı vazifende kusur etme! Allah'ın, omuzuna yüklediği farzları hakkıyla yerine getir. Kocana da daima sâdık ve itaatkâr ol! Onun hakkını da gözet! Sana istediğinden daha hayırlı bir şey söyleyeyim: Yatağına gireceğin zaman, otuz üç defa [B][I]"Sübhanallah",[/I][/B] otuz üç defa [B][I]"Elhamdülillah",[/I][/B] otuz dört defa da [B][I]"Allahüekber"[/I][/B] de. İşte bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır."[/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=darkorange][B]Bunun mânâsı şu idi:[/B][/COLOR] [COLOR=teal]Kızım, değirmen taşını yine kendin çevir, suyunu kendin taşı, evini de kendin süpür ama nazarlarını uhrevî âlemlerden sakın ayırma, senin ihtiyacın budur. Allah indinde kıymet ve derinliğini arttırmak istiyorsan, tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun. Sizin istediğiniz şey fânî dünya hayatına ve onun rahatına bakıyordu. Hâlbuki ben sizin ahirette mesud ve bahtiyar olmanızı istiyorum. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red][B]ALLAH RESÛLÜ MÜ'MİNLERİN AKIBETİNDEN ÇOK KORKUYORDU [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Resûl-i Ekrem azim şefkati ve engin merhametiyle müminlerin akıbetinden çok korkuyor, onları yer yer ikaz, inzar ve irşad ediyor; bu işi de yine kendi ailesinden başlayarak yapıyordu. İşte O, böyle bir aile reisiydi; bazen rahmet dolu bulutlar gibi çehresinde tatlı bir yüz ekşiliği olurdu; ama bu yüz ekşiliğinin arkasında rahmet vardı, belliydi ki yağmur yağacak, ahiret hesabına etrafını sulayacak ve çevresini de gülşene çevirecekti. Çoğu zaman da, tebessüm eder, sinesini açar, onları bağrına basar ve aile fertlerine iltifatlar yağdırırdı. Onlar da bu tatlı havayı kaybetmekten korkar ve O'nun ahiret hesabına olan isteklerini yerine getirirlerdi. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]İşte, Hazreti Fatıma her an vahyin sağanak sağanak yağdığı bu atmosferde neş'et etmiş ve yaşamıştı. Gözlerini açar açmaz Peygamberler Sultanı'nı görmüş ve Peygamber'in dava-yı vilayette vâris-i hâssı olan Hazreti Ali'nin evinde de aynı havayı teneffüs etmişti. Efendimizin dâr-ı bekâya yolculuğundan altı ay sonra o da göçüp gitmişti. Efendimiz de Hazreti Fatıma da ayrılığın uzun sürmeyeceğini biliyorlardı. Çünkü bir gün Allah Resûlü sevgili kızının kulağına [COLOR=red]"Kızım, artık baban yolcu, ötelere yolculuk var!"[/COLOR] deyince Hazreti Fatıma bir çığlık koparıvermişti. Onun ağlamasına dayanamayan Şefkat Peygamberi kızını tekrar yanına çağırmış ve kulağına[COLOR=red] "Kızım, ben gidiyorum ama ehl-i beytimden bana ilk kavuşacak olan da sensin. Yanıma herkesten önce sen geleceksin."[/COLOR] demişti. Bu sözü bir müjde olarak bağrına basan Hazreti Fatıma artık tebessüm ediyor ve O'na kavuşacağı günü beklemeye duruyordu. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Siz, Fatıma annemizi arz etmeye çalıştığım şu birkaç misaldeki duruluğuyla tanımaya çalışın. Şu karelerde onun ne kadar duru ve ne kadar nezih yaşayan nasıl bir nezihe ve nasıl bir pâkize olduğunu anlayın. Fakat Efendimiz işte o pâkize annemize bile diyor ki; [COLOR=red][B]"Ya Fatımatü, işterî nefseki minallahi feinnî lâ uğnî anki minallahi şey'en = Kızcağızım, sen de nefsini Allah'tan satın almaya bak; zira âhirette senin adına da birşey yapamam."[/B][/COLOR] Efendimiz, bu sözüyle, [COLOR=red][B]"Allah, karşılık olarak cenneti verip mü'minlerden canlarını ve mallarını satın almıştır."[/B][/COLOR] (Tevbe- 9/111) mealindeki ayete telmihte bulunuyordu.. bulunuyor ve en yakınlarından başlayarak herkese ahiretin yamaçlarını işaret ediyordu.[/SIZE][/FONT] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=5][COLOR=red][I]Özetle,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][B][COLOR=red]1 -[/COLOR] [I][COLOR=teal]Gözüne ve hayâline hiçbir günah girmeden Hazreti Ali ile evlenen, daha yaşı 25 olmadan ahirete yürüyen, arkadan gelen bütün evliyâ ve asfiyânın annesi olan Hazreti Fatıma validemiz, bütün ev işlerini bizzat kendisi yapardı.[/COLOR] [/I][/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][I][B][COLOR=red]2 -[/COLOR] [COLOR=teal]Kızım, değirmen taşını yine kendin çevir, suyunu kendin taşı, evini de kendin süpür ama nazarlarını uhrevî âlemlerden sakın ayırma. Senin ihtiyacın budur. Allah'ın rızasını istiyorsan tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun. [/COLOR][/B][/I][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][I][B][COLOR=red][/COLOR][/B][/I][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][I][B][COLOR=red]3 -[/COLOR] [COLOR=teal]İşte O, böyle bir aile reisiydi; bazen rahmet dolu bulutlar gibi çehresinde tatlı bir yüz ekşiliği olurdu; ama bunun arkasında rahmet vardı, belliydi ki yağmur yağacak, etrafını ahiret hesabına sulayacak ve çevresi de gülşene dönecekti.[/COLOR][/B][/I][/FONT][/SIZE] [B][I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=darkorange]Zaman/ Kürsü[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Tesbîhe yapış, tahmîde sığın ve tekbîre tutun
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst