Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Teslimiyetin Böylesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 42442" data-attributes="member: 1580"><p style="text-align: center"><img src="http://www.resimload.com/070623/BSI_yaprakta_damlacik.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Hiç Cuma namazına geç kaldığınız oldu mu? Veya, telaşlı telaşlı camiye girişiniz, avluda oluşmuş uzun safların arasında boş yer arayışınız.ve boş yer bulamayıp da yüreğinizin sıkıntıya kapıldığı bir anınız oldu mu hiç? Şahsen böyle bir durum yaşamadım, ama Cuma namazına geç kalıp da yer bulamayan birisini iyi hatırlıyorum ve kolay kolay unutacağımı da sanmıyorum.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Günlerden cumaydı. Yağmur Cuma namazından yarım saat önce bardaktan boşalırcasına yağmıştı Ankara sokaklarına. Her tarafta ıslaklık, çamur ve kimi yerlerde de su birikintisi. Buna rağmen insanlarda tatlı bir hareketlenme vardı. Hareketliliğin sebebi, yaklaşmakta olan Cuma namazıydı.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İnsanlar ikişer üçer gruplarla ıslak sokaklarda yürüyerek, yakınlarında bulunan camileri yavaş yavaş doldurmaya başlıyorlardı. Ben de katıldım bu grupların arasına. Erken gitmeme rağmen caminin içi hınca hınç doluydu. Çaresizlikle yanımda getirdiğim seccâdeyi serip, cami avlusunun kuru bir kenarında beklemeye başladım.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Derken diğer insanlarla birlikte, cami avlusunun kuru yerleri de tamamen doldu. Boş kalan yerlerde ise ya çok ıslaklık ya da su birikintisi vardı. Gelen insanlar yerleri gördüklerinde hemen başka camilere yol alıyorlardı.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Cami imamı, hutbesinde; karlı dağların başında, yağmur çamur demeden, gece gündüz ıslak elbiseleriyle nöbet tutan askerlerimizden söz ediyordu. Sınırdaki şehitlerimizden, evet, vakti girince aşırı yağışlı havayı ve ölüm korkusunu bile hiçe sayarak tüm teslimiyetiyle namazını kılan, o sırada da acımasız bir kurşuna hedef olmuş şehitlerimizden bahsediyordu imam efendi. İster istemez insan dalıp gidiyordu yerdeki su birikintilerinin içerisine ve elinde olmadan ürperiyordu insan.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Müezzinin kametiyle, dalan gözler, düşünen akıllar yerine geldi. Kimleri oturuşunu değiştirdi, kimileri de hemen ayağa kalkıp saftaki hizayı düzeltmeye çalıştı. Ben de birkaç metre önümdeki su birikintisinden gözlerimi ayırarak katıldım saftaki hizaya.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İmamın tekbiriyle tüm akıl ve gönül sahipleri, hep “birlik”te Kainat Sultanının huzurunda ellerini ve gönüllerini bağlayıp başlarını eğdi. Tam, imamın Fatiha’yı okuduğu sırada koşarak gelen birini fark ettim birden. Belli ki o da namaz kılacak yer arıyordu. Ama yerdeki sular engel oluyordu. O anda başka camiye de gitse namazı kaçıracağı kesindi.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Hiç düşünmeden elindeki kitabı, başına gelebilecek şekilde suyla kaplanmış betonun üzerine koyup bizim gibi kainat sultanının huzurunda ellerini bağladı. Hocanın “tekbir”iyle herkes rükûya, sonra da secdeye kapandı. O genç de “tek”, “bir” olanı kainatın her bir yerinde aklen görüp, kalben hissettiği için teslim olmuştu bütün “ben”liğiyle o Sultan-ı Zîşâna. Ve bu fiili de tevekkülü getirmişti dolayısıyla. Belki de bu hislerle beraber öylece kapandı su birikintisinin üzerine hiçbir tereddüde kapılmadan.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Namaz biter bitmez yerdeki ıslanmış kitabını kapıp, koşarcasına cami avlusundan çıktı. Hem de ıslanan pantolonuna hiç bakmayıp aldırış etmeden. Herkes hayretle o genin arkasından bakakalmıştı. Kendime sordum; acaba öyle bir durumda suya ben de kapanabilir miydim bütün teslimiyetimle?</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Belki soruma net bir cevap gelmedi kalbimden. Ama, o cevabı çözecek bir şifre düştü gönül kutucuğuma;</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #444444"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İçinizde ne taşıyorsanız dışınızda onu bulursunuz. </strong> </span> </span> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 42442, member: 1580"] [center][img]http://www.resimload.com/070623/BSI_yaprakta_damlacik.jpg[/img][/center] [color=#444444][size=3][font=comic sans ms][b]Hiç Cuma namazına geç kaldığınız oldu mu? Veya, telaşlı telaşlı camiye girişiniz, avluda oluşmuş uzun safların arasında boş yer arayışınız.ve boş yer bulamayıp da yüreğinizin sıkıntıya kapıldığı bir anınız oldu mu hiç? Şahsen böyle bir durum yaşamadım, ama Cuma namazına geç kalıp da yer bulamayan birisini iyi hatırlıyorum ve kolay kolay unutacağımı da sanmıyorum. Günlerden cumaydı. Yağmur Cuma namazından yarım saat önce bardaktan boşalırcasına yağmıştı Ankara sokaklarına. Her tarafta ıslaklık, çamur ve kimi yerlerde de su birikintisi. Buna rağmen insanlarda tatlı bir hareketlenme vardı. Hareketliliğin sebebi, yaklaşmakta olan Cuma namazıydı. İnsanlar ikişer üçer gruplarla ıslak sokaklarda yürüyerek, yakınlarında bulunan camileri yavaş yavaş doldurmaya başlıyorlardı. Ben de katıldım bu grupların arasına. Erken gitmeme rağmen caminin içi hınca hınç doluydu. Çaresizlikle yanımda getirdiğim seccâdeyi serip, cami avlusunun kuru bir kenarında beklemeye başladım. Derken diğer insanlarla birlikte, cami avlusunun kuru yerleri de tamamen doldu. Boş kalan yerlerde ise ya çok ıslaklık ya da su birikintisi vardı. Gelen insanlar yerleri gördüklerinde hemen başka camilere yol alıyorlardı. Cami imamı, hutbesinde; karlı dağların başında, yağmur çamur demeden, gece gündüz ıslak elbiseleriyle nöbet tutan askerlerimizden söz ediyordu. Sınırdaki şehitlerimizden, evet, vakti girince aşırı yağışlı havayı ve ölüm korkusunu bile hiçe sayarak tüm teslimiyetiyle namazını kılan, o sırada da acımasız bir kurşuna hedef olmuş şehitlerimizden bahsediyordu imam efendi. İster istemez insan dalıp gidiyordu yerdeki su birikintilerinin içerisine ve elinde olmadan ürperiyordu insan. Müezzinin kametiyle, dalan gözler, düşünen akıllar yerine geldi. Kimleri oturuşunu değiştirdi, kimileri de hemen ayağa kalkıp saftaki hizayı düzeltmeye çalıştı. Ben de birkaç metre önümdeki su birikintisinden gözlerimi ayırarak katıldım saftaki hizaya. İmamın tekbiriyle tüm akıl ve gönül sahipleri, hep “birlik”te Kainat Sultanının huzurunda ellerini ve gönüllerini bağlayıp başlarını eğdi. Tam, imamın Fatiha’yı okuduğu sırada koşarak gelen birini fark ettim birden. Belli ki o da namaz kılacak yer arıyordu. Ama yerdeki sular engel oluyordu. O anda başka camiye de gitse namazı kaçıracağı kesindi. Hiç düşünmeden elindeki kitabı, başına gelebilecek şekilde suyla kaplanmış betonun üzerine koyup bizim gibi kainat sultanının huzurunda ellerini bağladı. Hocanın “tekbir”iyle herkes rükûya, sonra da secdeye kapandı. O genç de “tek”, “bir” olanı kainatın her bir yerinde aklen görüp, kalben hissettiği için teslim olmuştu bütün “ben”liğiyle o Sultan-ı Zîşâna. Ve bu fiili de tevekkülü getirmişti dolayısıyla. Belki de bu hislerle beraber öylece kapandı su birikintisinin üzerine hiçbir tereddüde kapılmadan. Namaz biter bitmez yerdeki ıslanmış kitabını kapıp, koşarcasına cami avlusundan çıktı. Hem de ıslanan pantolonuna hiç bakmayıp aldırış etmeden. Herkes hayretle o genin arkasından bakakalmıştı. Kendime sordum; acaba öyle bir durumda suya ben de kapanabilir miydim bütün teslimiyetimle? Belki soruma net bir cevap gelmedi kalbimden. Ama, o cevabı çözecek bir şifre düştü gönül kutucuğuma; İçinizde ne taşıyorsanız dışınızda onu bulursunuz. [/b] [/font] [/size] [/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Teslimiyetin Böylesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst