topraktoprak
Talebe
İnsanoğlunun biyolojik yapısı ve ruh alemi ile karmaşık, sırlarla dolu, iç içe girmiş özelliği ve çapraşık ( kompleks ve girift ) bir konumu vardır. İnsanın bozulmaya temayüllü olması nedeniyle sürekli peygamberler gönderilerek düzelmeleri, kendilerine gelmeleri sağlanmıştır. Bugün ise bu işlevi, peygamberlerin varisleri, gizli ve açık ilimleri (batini ve zahiri) bilen Allah dostu alimler yerine getirmektedirler. İnsanoğlu yaratılmış bütün varlıkların içerisinde “eşref i mahlukattır” ve çok özel bir yapıya sahiptir. Bu özelliği nedeniyle insan, meleklerden de üstün olabilir veya hayvanlardan da aşağı derecelere düşebilir. Hidayete ererek derecesi yükselen insanın, mürtet olma gibi aşağılara düşüşü de vardır. Arapça dönek anlamına gelen kalb, şartların etkisinde kalarak bulunduğu ortama uyum sağlayabilir ve her an bozulabilir.
TİTREYEN KALB
Örnek modelimiz, efendimiz Hz Muhammed (sav) bir duasında “Ya Rabbi!... faydasız ilimden, ürpermeyen kalbden sana sığınırım.” demiş olması, ürpermeyen (titremeyen) kalbin, davranışları itibariyle silkelenmeyen insanın, muteber olmadığına vurgu yapılmış ve bizlerin dikkati çekilmiştir.
Kur’an’dan bir ayet’i kerime okunduğunda, bir hadis’i şerif duyduğunda, şanlı tarihinden bir tablo seyrettiğinde, milli ve manevi değerleri kendisine hatırlatıldığında kalbi titremeyen, kendine dönmeyen ve davranışlarına çeki düzen vermeyen bu toprakların insanı kalbi marazlı demektir.
ENGELLERE ALDIRIŞ ETME !...
Tercihimizi İslam’dan yana karar verdiğimiz an, önümüze nefsimizin engelleri, şeytanın vesvesesi ve çevremizdeki beyinsizlerin çelmeleri çıkacaktır. Ama siz hiç aldırmadan istikamet yolunun giriş kapısı olan tevbeye yanaşarak en akıllı işi yapmamız gerekir. Tercih için de parmak izi, suyun bileşimi, Dünya’nın 23,5 derece eğik olması yetmiyor mu?
Bazıları hiçbir garantisi olmadığı halde derler ki; “40 yaşına geldikten sonra ibadetlerimi yapar, kirli ve pis işlerden elimi, eteğimi çekerim.” Veya gençliğin tadını çıkar, dünyaya geldik bir kere ye, iç, gül, eğlen, gününü, gün et derler. Halbuki bu yaklaşımlar “insan uykudadır, öldüğü zaman uyanacaktır.” Hadis’i şerifi kavranamadığı içindir.
TİTRE, ÖZÜNE DÖN ve TEVBE ET !...
Tevbe; kulun büyük-küçük kusurlarını Cenab’ı Hakk’a götürmesi, günahlarını itiraf etmesi, pişmanlığını açıklaması ve O’na sığınmasıdır. Yani, yanlıştan dönmesi, kötüyü terk etmesi, çirkinliklerine pişmanlık duymasıdır.
Tevbe; kendine gelmek, özüne dönmektir. Kimliğini bulmak, yeni bir başlangıca adım atmaktır. Kararlı ve kesin bir dönüş yapmaktır. İnsanın yenden doğuşudur.
Tevbe; günahlardan vazgeçip iyi davranışlara yönelmek, Yüce Allah’a isyanı terk edip itaate başlamak, batıldan uzaklaşıp Hakk’a dönmek, Allah’ü Teala’ya teslim olmaktır.
GÖNÜL; GÖZYAŞIYLA, TEVBEYLE TEMİZLENİR.
Beden nasıl su ile yıkanır temizlenir ise, gönül de gözyaşıyla yıkanır, tevbeyle temizlenir. Rab’bimizin rahmet ve mağfiret kapısı her zaman açıktır. İçinde bulunduğumuz üç ayların faziletinden yararlanmak akıl sahiplerinin işi olmalıdır.
Görgü ve deneyimlerinin bir sonucu olarak atalarımız “ haramın binası olmaz ” demişler ve doğru da söylemişlerdir. Elbet bir gün bizim de kapımızı ölüm meleği çalacaktır. Hiçbir zaman unutmayalım ki, her an Cenab’ı Allah’ın sınavındayızdayız.
İşte titreme ve kendine gelmenin şartları:
1)- Geçmiş günahlardan dolayı pişmanlık duymak.
2)- Hal’i hazırdaki günahları terk etmek.
3)- Bir daha günah işlememeye azmetmek.
4)- İnsanların haklarını korumak, onlara reva görülen haksızlığı önlemek.
5)- Geçmiş farzları kaza etmek.
6)- Haramdan kaçınmak, nefsle mücadeleye devam etmek.
7)- Yiyecek, içecek, giyecek vb. geçimini helal yoldan temin etmek.
8)- Hırs, haset, kibir gibi kalp hastalıklarından temizlemek.
HAYDİ, KENDİMİZİ BİR TEST EDELİM.
Tevbe: 111 – “Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak vadetmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.”
Hamd olsun, Alemlerini Rabbi olan Cenab’ı Allah’a …
Alıntı Mehmet Ali Biçer
TİTREYEN KALB
Örnek modelimiz, efendimiz Hz Muhammed (sav) bir duasında “Ya Rabbi!... faydasız ilimden, ürpermeyen kalbden sana sığınırım.” demiş olması, ürpermeyen (titremeyen) kalbin, davranışları itibariyle silkelenmeyen insanın, muteber olmadığına vurgu yapılmış ve bizlerin dikkati çekilmiştir.
Kur’an’dan bir ayet’i kerime okunduğunda, bir hadis’i şerif duyduğunda, şanlı tarihinden bir tablo seyrettiğinde, milli ve manevi değerleri kendisine hatırlatıldığında kalbi titremeyen, kendine dönmeyen ve davranışlarına çeki düzen vermeyen bu toprakların insanı kalbi marazlı demektir.
ENGELLERE ALDIRIŞ ETME !...
Tercihimizi İslam’dan yana karar verdiğimiz an, önümüze nefsimizin engelleri, şeytanın vesvesesi ve çevremizdeki beyinsizlerin çelmeleri çıkacaktır. Ama siz hiç aldırmadan istikamet yolunun giriş kapısı olan tevbeye yanaşarak en akıllı işi yapmamız gerekir. Tercih için de parmak izi, suyun bileşimi, Dünya’nın 23,5 derece eğik olması yetmiyor mu?
Bazıları hiçbir garantisi olmadığı halde derler ki; “40 yaşına geldikten sonra ibadetlerimi yapar, kirli ve pis işlerden elimi, eteğimi çekerim.” Veya gençliğin tadını çıkar, dünyaya geldik bir kere ye, iç, gül, eğlen, gününü, gün et derler. Halbuki bu yaklaşımlar “insan uykudadır, öldüğü zaman uyanacaktır.” Hadis’i şerifi kavranamadığı içindir.
TİTRE, ÖZÜNE DÖN ve TEVBE ET !...
Tevbe; kulun büyük-küçük kusurlarını Cenab’ı Hakk’a götürmesi, günahlarını itiraf etmesi, pişmanlığını açıklaması ve O’na sığınmasıdır. Yani, yanlıştan dönmesi, kötüyü terk etmesi, çirkinliklerine pişmanlık duymasıdır.
Tevbe; kendine gelmek, özüne dönmektir. Kimliğini bulmak, yeni bir başlangıca adım atmaktır. Kararlı ve kesin bir dönüş yapmaktır. İnsanın yenden doğuşudur.
Tevbe; günahlardan vazgeçip iyi davranışlara yönelmek, Yüce Allah’a isyanı terk edip itaate başlamak, batıldan uzaklaşıp Hakk’a dönmek, Allah’ü Teala’ya teslim olmaktır.
GÖNÜL; GÖZYAŞIYLA, TEVBEYLE TEMİZLENİR.
Beden nasıl su ile yıkanır temizlenir ise, gönül de gözyaşıyla yıkanır, tevbeyle temizlenir. Rab’bimizin rahmet ve mağfiret kapısı her zaman açıktır. İçinde bulunduğumuz üç ayların faziletinden yararlanmak akıl sahiplerinin işi olmalıdır.
Görgü ve deneyimlerinin bir sonucu olarak atalarımız “ haramın binası olmaz ” demişler ve doğru da söylemişlerdir. Elbet bir gün bizim de kapımızı ölüm meleği çalacaktır. Hiçbir zaman unutmayalım ki, her an Cenab’ı Allah’ın sınavındayızdayız.
İşte titreme ve kendine gelmenin şartları:
1)- Geçmiş günahlardan dolayı pişmanlık duymak.
2)- Hal’i hazırdaki günahları terk etmek.
3)- Bir daha günah işlememeye azmetmek.
4)- İnsanların haklarını korumak, onlara reva görülen haksızlığı önlemek.
5)- Geçmiş farzları kaza etmek.
6)- Haramdan kaçınmak, nefsle mücadeleye devam etmek.
7)- Yiyecek, içecek, giyecek vb. geçimini helal yoldan temin etmek.
8)- Hırs, haset, kibir gibi kalp hastalıklarından temizlemek.
HAYDİ, KENDİMİZİ BİR TEST EDELİM.
Tevbe: 111 – “Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak vadetmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.”
Hamd olsun, Alemlerini Rabbi olan Cenab’ı Allah’a …
Alıntı Mehmet Ali Biçer