Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Site Yönetimi ve Forum Duyuruları
Duyuru - Tebrik - Taziye
Tüma Babaların Günü Kutlu Olsun...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Yorgun" data-source="post: 254594" data-attributes="member: 1014333"><p><strong>Başta tüm Risaleforum olmak üzere,bütün babalaramızın babalar günü kutlu olsun hakkın rahmetine kavuşan babalaramızın mekanları cennet olsun...</strong></p><p></p><p></p><p></p><p>BABALARIMIZ </p><p></p><p></p><p>Nasıl anne sevgisi kutsalsa; </p><p>Bir o kadar da yücedir, baba duygusu. </p><p>Önce filizlenir körpe yürekte sevgisi, </p><p>Sonra, </p><p>Bire bin veren başak olur, </p><p>Yaprak olur, dal olur, </p><p>Çiçek olur, renk olur, </p><p>Koku olur, bahar olur! </p><p>Öyle bir yerleşir ki yüreğe; </p><p>Yürek, adam gibi yürek olur! </p><p></p><p>Baba, babam, babalarımız, </p><p>Tüm dünyanın fedakâr babaları, </p><p>Bugün, hepinizin önünde, </p><p>Sevgiyle, saygıyla eğiliyorum, </p><p>Gönlümü bir çiçek yaptım, </p><p>Alın, size veriyorum! </p><p></p><p>Babalar, </p><p>Annelerimizin sevgi gülleri, </p><p>Kalplerimizin temel direği, </p><p>Ne kadar büyüksünüz gözlerimizde, </p><p>İnsanlık, sevecenlik var özünüzde. </p><p>Yarınların imzâsıdır sizde her bir çaba, </p><p>Cennet kadar güzeldir, </p><p>Tıpkı </p><p>Anne gibi her baba!</p><p></p><p></p><p></p><p><em>Yine hüzünle geldi bu güz… Çoğu zaman ya bir terk edişle gelir, ya bir kaybedişle… Yapar yapacağını ve alır gider aramızdan birilerini, kaldırır aradan perdeyi… Gücünü yitirip, sapsarı bir renkle ağaçlardan dökülen yapraklar misâli, insanlarda ömür defterlerini kapatıp giderler; yaşadıkları hayatı resmeden bal mumu gibi bir yüzle… Doldurulamayacak bir boşluk bırakırlar arkalarında gidenler ve göçenler… Bir hatıralar silsilesi halinde yaşarlar artık yüreklerde… Avuntunuz, teselliniz, birlikte geçirdiğiniz zamanlarda paylaştıklarınızdır sadece ve sadece… Şair İlhan Geçer’in de dediği gibi;“ İnsan bu kopar bir şeylerden hep / Aşktan, anılardan ya da bu kentten / Yalnız geçen gemilerin izleri kalır / Durgun sularında titreşen..</em>.”</p><p></p><p> Baba sevgisine ihtiyaç duyduğumuz zamanlar gerilerde kaldı, geçti gitti o günler desek de; sesine, kokusuna, duruşuna, sohbetine, arka oluşuna duyulan hasret bir türlü dinmek bilmiyor. Büyüdükçe büyüyor. Boşluğunu hiç bir şey, hiçbir varlık doldurmuyor.</p><p></p><p></p><p>Artık kendi başınıza yürüyebileceğinizi, ellerinden birinin tutmasının gerekmediğini ve kendi başınızın çaresine bakabileceğinizi zannederken; kılavuzunuzun; bilgisiyle, tecrübesiyle, irfanıyla, sezgisi ve hissiyatıyla önünüzü gösteren kişinin sizi terk edişi, bu konudaki yanılgınızla yüz yüze getiriyor sizi. Durumun hiçte zannettiğiniz gibi olmadığının farkına varıyorsunuz. Şair Cemal Süreya yaşadığı bu durumun, bu aniden çekip gidişin kendisini nasıl etkilediğini bir şiirinin bir bölümünde bakın hangi mısralarla açıklıyor:</p><p></p><p></p><p>“<strong><em>Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum / Yıkadılar aldılar götürdüler / Babamdan ummazdım bunu kör oldum ”</em></strong></p><p></p><p>Belki şairin dediği gibi kör olmuyorsunuz ama dünyanın dağdağasından yıldığınızda, hayat kavgası karşısında bir yorgunluk hissettiğinizde, daha önce bunları yaşayan ve belki de hâlâ yaşamakta olan, yüzünde o günlerden izler taşıyan baba, söyleyeceği sözlerle, yüreğiyle verdiği destekle, evladını diri kılıp, bazı noktaları daha iyi görmesini sağlamaz mı bütün bunlar karşısında. Nuri Pakdil’in mısralarıyla; “Yaşama cesaretimi artıran / Ağır acı oturuşu” vardır babalarımızın… Ve o bilgece tavrı, engin tecrübesiyle, yeni umut çiçekleri ekmez mi insanın içine? “Yürüdüğü yolları, dünyanın yüreğine inen geçidi, hayatın çekirdeğini, yolun sonundaki çiçeği gösterip, tökezlediğinde tutup kaldırmaz mı?”</p><p></p><p></p><p>Yüreği kahır dolu babalar vardır. Acı tersyüz etmiştir içlerini… Ama hiç bir zaman belli etmezler yine de çocuklarına içlerinin matemlerini… Yüklenirler, taşırlar belki bir ömür boyu geceye vurgun yürekler gibi… Ten yorulur onlar yorulmazlar, acılarından bir parçayı ciğer parelerine bölmemek için… Yokluğu var gösterip, darlığın çoğunu kendi alır. Sönmesin tek çocuklarının yüzündeki gülücükler, sürsün umutları, yeşillensin, çiçeklensin; darlığın, yokluğun sitemini çekmesin… Çocuk ise ister hep, bilmez istekleriyle babasının belini nasıl büktüğünü… Sinesine yorgunluk ve sitem tohumları ektiğini… Bir babanın evladının istediği bir şeyi alamadığında bilir mi çocuk babasının yüreğinden geçenleri… Sırtını döndüğünde gözünden dökülenleri… O koskoca gövdenin ne kadar hüzün devşirdiğini…</p><p></p><p></p><p>Ya babasız çocuklar… Bakmayı, görmeyi öğrenemeden sokakların ellerinden tuttuğu çocuklar… Kim verecek onların ellerine dünyayı… Kim tanıtacak denizdeki balığı, yıldızları, gökteki ayı… Sevinçli bir şarkıyı kim söyleyecek onlara, kim susturacak babasız çocukların evlerinde kopacak fırtınayı… Kim anlatacak onlara sevginin gizli olduğu bakışları… Aşkın geçtiği yollarda kim kılavuzluk edecek onlara, kim aşıracak dağlardan babasız çocukların kervanlarını? Gecenin bitişinden, gündüzün gelişinden kim haberdar kılacak onları?</p><p></p><p></p><p>Babayı unutmamak, hatıralarını, fikirlerini, düşüncelerini yaşatmaktır. Ondan kalanları onunla birlikte toprağa gömmemektir. Gezdiği yerlerde onu anmak, tanıdıklarıyla onu paylaşmaktır. Gidişiyle açtığı boşluğu her gün biraz daha, biraz daha bunlarla doldurmaktır. Yaşıyorsa; arayıp sormak, bayramdan bayrama bir güne mahkûm etmemektir. Kendinin de bir gün gelip onun gibi ilgiye muhtaç bir hâle geleceğini zaman zaman da olsa hatırlamaktır. </p><p></p><p></p><p>Bir “Babalar Günü”nde daha bütün babalara sevgi ve selâmlarımı gönderiyor, babasızlığın acısıyla büyüyen küçücük bedenlere Rabb’imden yardım diliyorum.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Yorgun, post: 254594, member: 1014333"] [B]Başta tüm Risaleforum olmak üzere,bütün babalaramızın babalar günü kutlu olsun hakkın rahmetine kavuşan babalaramızın mekanları cennet olsun...[/B] BABALARIMIZ Nasıl anne sevgisi kutsalsa; Bir o kadar da yücedir, baba duygusu. Önce filizlenir körpe yürekte sevgisi, Sonra, Bire bin veren başak olur, Yaprak olur, dal olur, Çiçek olur, renk olur, Koku olur, bahar olur! Öyle bir yerleşir ki yüreğe; Yürek, adam gibi yürek olur! Baba, babam, babalarımız, Tüm dünyanın fedakâr babaları, Bugün, hepinizin önünde, Sevgiyle, saygıyla eğiliyorum, Gönlümü bir çiçek yaptım, Alın, size veriyorum! Babalar, Annelerimizin sevgi gülleri, Kalplerimizin temel direği, Ne kadar büyüksünüz gözlerimizde, İnsanlık, sevecenlik var özünüzde. Yarınların imzâsıdır sizde her bir çaba, Cennet kadar güzeldir, Tıpkı Anne gibi her baba! [I]Yine hüzünle geldi bu güz… Çoğu zaman ya bir terk edişle gelir, ya bir kaybedişle… Yapar yapacağını ve alır gider aramızdan birilerini, kaldırır aradan perdeyi… Gücünü yitirip, sapsarı bir renkle ağaçlardan dökülen yapraklar misâli, insanlarda ömür defterlerini kapatıp giderler; yaşadıkları hayatı resmeden bal mumu gibi bir yüzle… Doldurulamayacak bir boşluk bırakırlar arkalarında gidenler ve göçenler… Bir hatıralar silsilesi halinde yaşarlar artık yüreklerde… Avuntunuz, teselliniz, birlikte geçirdiğiniz zamanlarda paylaştıklarınızdır sadece ve sadece… Şair İlhan Geçer’in de dediği gibi;“ İnsan bu kopar bir şeylerden hep / Aşktan, anılardan ya da bu kentten / Yalnız geçen gemilerin izleri kalır / Durgun sularında titreşen..[/I].” Baba sevgisine ihtiyaç duyduğumuz zamanlar gerilerde kaldı, geçti gitti o günler desek de; sesine, kokusuna, duruşuna, sohbetine, arka oluşuna duyulan hasret bir türlü dinmek bilmiyor. Büyüdükçe büyüyor. Boşluğunu hiç bir şey, hiçbir varlık doldurmuyor. Artık kendi başınıza yürüyebileceğinizi, ellerinden birinin tutmasının gerekmediğini ve kendi başınızın çaresine bakabileceğinizi zannederken; kılavuzunuzun; bilgisiyle, tecrübesiyle, irfanıyla, sezgisi ve hissiyatıyla önünüzü gösteren kişinin sizi terk edişi, bu konudaki yanılgınızla yüz yüze getiriyor sizi. Durumun hiçte zannettiğiniz gibi olmadığının farkına varıyorsunuz. Şair Cemal Süreya yaşadığı bu durumun, bu aniden çekip gidişin kendisini nasıl etkilediğini bir şiirinin bir bölümünde bakın hangi mısralarla açıklıyor: “[B][I]Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum / Yıkadılar aldılar götürdüler / Babamdan ummazdım bunu kör oldum ”[/I][/B] Belki şairin dediği gibi kör olmuyorsunuz ama dünyanın dağdağasından yıldığınızda, hayat kavgası karşısında bir yorgunluk hissettiğinizde, daha önce bunları yaşayan ve belki de hâlâ yaşamakta olan, yüzünde o günlerden izler taşıyan baba, söyleyeceği sözlerle, yüreğiyle verdiği destekle, evladını diri kılıp, bazı noktaları daha iyi görmesini sağlamaz mı bütün bunlar karşısında. Nuri Pakdil’in mısralarıyla; “Yaşama cesaretimi artıran / Ağır acı oturuşu” vardır babalarımızın… Ve o bilgece tavrı, engin tecrübesiyle, yeni umut çiçekleri ekmez mi insanın içine? “Yürüdüğü yolları, dünyanın yüreğine inen geçidi, hayatın çekirdeğini, yolun sonundaki çiçeği gösterip, tökezlediğinde tutup kaldırmaz mı?” Yüreği kahır dolu babalar vardır. Acı tersyüz etmiştir içlerini… Ama hiç bir zaman belli etmezler yine de çocuklarına içlerinin matemlerini… Yüklenirler, taşırlar belki bir ömür boyu geceye vurgun yürekler gibi… Ten yorulur onlar yorulmazlar, acılarından bir parçayı ciğer parelerine bölmemek için… Yokluğu var gösterip, darlığın çoğunu kendi alır. Sönmesin tek çocuklarının yüzündeki gülücükler, sürsün umutları, yeşillensin, çiçeklensin; darlığın, yokluğun sitemini çekmesin… Çocuk ise ister hep, bilmez istekleriyle babasının belini nasıl büktüğünü… Sinesine yorgunluk ve sitem tohumları ektiğini… Bir babanın evladının istediği bir şeyi alamadığında bilir mi çocuk babasının yüreğinden geçenleri… Sırtını döndüğünde gözünden dökülenleri… O koskoca gövdenin ne kadar hüzün devşirdiğini… Ya babasız çocuklar… Bakmayı, görmeyi öğrenemeden sokakların ellerinden tuttuğu çocuklar… Kim verecek onların ellerine dünyayı… Kim tanıtacak denizdeki balığı, yıldızları, gökteki ayı… Sevinçli bir şarkıyı kim söyleyecek onlara, kim susturacak babasız çocukların evlerinde kopacak fırtınayı… Kim anlatacak onlara sevginin gizli olduğu bakışları… Aşkın geçtiği yollarda kim kılavuzluk edecek onlara, kim aşıracak dağlardan babasız çocukların kervanlarını? Gecenin bitişinden, gündüzün gelişinden kim haberdar kılacak onları? Babayı unutmamak, hatıralarını, fikirlerini, düşüncelerini yaşatmaktır. Ondan kalanları onunla birlikte toprağa gömmemektir. Gezdiği yerlerde onu anmak, tanıdıklarıyla onu paylaşmaktır. Gidişiyle açtığı boşluğu her gün biraz daha, biraz daha bunlarla doldurmaktır. Yaşıyorsa; arayıp sormak, bayramdan bayrama bir güne mahkûm etmemektir. Kendinin de bir gün gelip onun gibi ilgiye muhtaç bir hâle geleceğini zaman zaman da olsa hatırlamaktır. Bir “Babalar Günü”nde daha bütün babalara sevgi ve selâmlarımı gönderiyor, babasızlığın acısıyla büyüyen küçücük bedenlere Rabb’imden yardım diliyorum. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Site Yönetimi ve Forum Duyuruları
Duyuru - Tebrik - Taziye
Tüma Babaların Günü Kutlu Olsun...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst