Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliyet"
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 229600" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliye</strong></p><p></p><p><strong>Bilimsel bilgi: bir efsane mi? </strong></p><p><strong></strong></p><p> Russell'ın itiraf ettigi gibi "Tümevarımın doğruluğunun isbatı problemi Batı felsefesinin en zor ve en çok su götürür problemlerinden biridir." Eğer tümevarımın doğruluğu isbatlanamazsa, bilimsel bir şekilde ulaşılan bir hükmü müşahhas bir bilgi olarak kabul etmemiz için hiçbir sebep olmadığı anlamına gelir. Daha basit bir şekilde ifade edecek olursak, eğer "bilimsel bilgi" tümevarım yoluyla türetildiğinden dolayı tümevarımın doğruluğunu isbat edemiyorsa, bilim bilgi husule getirdiğini iddia edemez. Eger bilim bilgi husule getiremiyorsa, ne ona bel bağlamamız, ne de herhangi bir güven duymamız için hiçbir mantıkî gerekçe yoktur. </p><p></p><p> </p><p> Bilim adamları avâmı bilimin metodlarının içinde yaşadığımız dünyaya dair bilgi sağlamak için uygun bir araç olduğuna ikna etmiş olabilirler. Bilimin, herkesin gördüğü onca marifeti yok mu? Bununla birlikte, durum bu kadar basit değildir. David Hume'un arayış içindeki analizi bilimin metodunun doğruluğunu bu şekilde isbatlamaya girişmenin mantıken safsatalı olduğunu göstermiştir. Hume, aslında, bilimin bilgi sağlama iddialarına meşruiyet kazandımıa probleminin aşırı derecede zor bir problem olduğunu göstermiştir-o kadar zor ki, halihazırda, kabul görmüş hiçbir çözümü bulunmuyor. </p><p></p><p> </p><p> Tümevarımın doğruluğunu isbatlamak için geçmişte sayısız teşebbüs yapılmış olduğu ve böylesi teşebbüsler hâlâ daha devam ettigi halde, sonuç hep başarısız olmuştur. Problem bu akıl yürütme biçiminin genellemeleri mucib olmasıdır: bilim adamı belirli gözlemlerini toplar, sınıflandırır ve daha sonra bunların sergilediği düzenlilikleri genelleştirir. Bu akıl yürütme bir tümevarım prensibini öngörür. Popper B'nin A'ya eşlik ettiği sebeplerin sayısına bakıp (bu sayı ne olursa olsun) bütün A'lar B'dir gibi bir hükme ulaşmayı sert bir dille eleştirir; yani, Popper tümevarım prensibini yanlış bularak reddeder. Eğer "tümevarım prensibi... dogru değilse," diyor B. Russell, "özel gözlemlerden genel bilimsel kanunlara ulaşan her teşebbüs bâtıldır ve Hume'un şüpheciligi bilginin yegâne kaynağının deney oldugunu savunan bir ampirisist için kaçınılmazdır." (B. Russell, The History of Western Philosophy.) Yani, bilimsel isbat metodunun bağrında Hume'un açtığı yara, devası bulunmamış vaziyette durmaktadır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 229600, member: 27"] [b]Cevap: Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliye[/b] [B]Bilimsel bilgi: bir efsane mi? [/B] Russell'ın itiraf ettigi gibi "Tümevarımın doğruluğunun isbatı problemi Batı felsefesinin en zor ve en çok su götürür problemlerinden biridir." Eğer tümevarımın doğruluğu isbatlanamazsa, bilimsel bir şekilde ulaşılan bir hükmü müşahhas bir bilgi olarak kabul etmemiz için hiçbir sebep olmadığı anlamına gelir. Daha basit bir şekilde ifade edecek olursak, eğer "bilimsel bilgi" tümevarım yoluyla türetildiğinden dolayı tümevarımın doğruluğunu isbat edemiyorsa, bilim bilgi husule getirdiğini iddia edemez. Eger bilim bilgi husule getiremiyorsa, ne ona bel bağlamamız, ne de herhangi bir güven duymamız için hiçbir mantıkî gerekçe yoktur. Bilim adamları avâmı bilimin metodlarının içinde yaşadığımız dünyaya dair bilgi sağlamak için uygun bir araç olduğuna ikna etmiş olabilirler. Bilimin, herkesin gördüğü onca marifeti yok mu? Bununla birlikte, durum bu kadar basit değildir. David Hume'un arayış içindeki analizi bilimin metodunun doğruluğunu bu şekilde isbatlamaya girişmenin mantıken safsatalı olduğunu göstermiştir. Hume, aslında, bilimin bilgi sağlama iddialarına meşruiyet kazandımıa probleminin aşırı derecede zor bir problem olduğunu göstermiştir-o kadar zor ki, halihazırda, kabul görmüş hiçbir çözümü bulunmuyor. Tümevarımın doğruluğunu isbatlamak için geçmişte sayısız teşebbüs yapılmış olduğu ve böylesi teşebbüsler hâlâ daha devam ettigi halde, sonuç hep başarısız olmuştur. Problem bu akıl yürütme biçiminin genellemeleri mucib olmasıdır: bilim adamı belirli gözlemlerini toplar, sınıflandırır ve daha sonra bunların sergilediği düzenlilikleri genelleştirir. Bu akıl yürütme bir tümevarım prensibini öngörür. Popper B'nin A'ya eşlik ettiği sebeplerin sayısına bakıp (bu sayı ne olursa olsun) bütün A'lar B'dir gibi bir hükme ulaşmayı sert bir dille eleştirir; yani, Popper tümevarım prensibini yanlış bularak reddeder. Eğer "tümevarım prensibi... dogru değilse," diyor B. Russell, "özel gözlemlerden genel bilimsel kanunlara ulaşan her teşebbüs bâtıldır ve Hume'un şüpheciligi bilginin yegâne kaynağının deney oldugunu savunan bir ampirisist için kaçınılmazdır." (B. Russell, The History of Western Philosophy.) Yani, bilimsel isbat metodunun bağrında Hume'un açtığı yara, devası bulunmamış vaziyette durmaktadır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliyet"
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst