Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliyet"
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 229607" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliye</strong></p><p></p><p><strong>Bilimsel bilgi: bir zan </strong></p><p><strong></strong></p><p> Materyalist bilim adamlarının hataya düşmelerinin sebebi, olayların birbirine bitişik oluşunu, yani "iktiran"ı illet telâkki etmeleridir. Yani, eğer iki [veya daha fazla] olay birlikte var oluyorsa, onlar birinin diğerinin sebebi oldugu zannına kapılıyorlar. Bu zanlarını isbata ise asla muktedir olamayacaklar; çünkü, bu zan rasyonel değildir, akıl dışıdır. </p><p></p><p></p><p> Dahası, birçok materyalist filozofun ve bilim adamının inandığının aksine, illiyet yalnızca doğruluğu isbat edilemez birşey degil, aynı zamanda yanlışlığı isbat edilebilir birşeydir. </p><p></p><p></p><p> Gerçekte, Kur'ân bizi sebepler perdesini aralamak ve onların ardındaki hakikati tahkik etmek için sorular sormaya18 davet eder. Meselâ bizi, hayat için öylesine aslî bir yeri olan suda ve bizim ve sair mahlukatın gıdası olan bitkilerin büyümesinde bulunan sayısız fayda ve maslahatları19 düşünmeye davet eder. Böylece, sebeplerin hiçbir şeyin varoluş sebebi olamayacağını, çünkü onların icad ve yaratma için gerekli olan niteliklerin hiçbirine sahip olmadıgını idrak etmemizi sağlar. Onlar ne kudret sahibidirler, ne ilim, ne irade, ne rahmet, ne de başka birşey. Kur'ân tekrar tekrar sebeplerin icaddan eli kısa olduğunu; onların yaratıcı olamayacağını: </p><p></p><p></p><p> Kendileri yaratılmış olup hiçbir şey yaratamayan varlıkları Allah'a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine bir yardımları olur... Allah'ı bırakıp da taptıklarınız sizler gibi kullardır... Onların yürüyecekleri ayakları mı var; yoksa tutacakları elleri mi var, veya görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulakları mı var? (bkz. 7: 191-195).20 ve yalnız Allah'ın herşeyin Yaratıcısı olduğunu vurgular: </p><p></p><p></p><p> İşte Rabbiniz, Allah budur. Ondan başka ilah yoktur, herşeyin yaratanıdır. Öyleyse Ona kulluk eden; O herşeye de vekîldir. (bkz. 6:102).21 </p><p></p><p></p><p> Meselâ bitkilerin büyümesini gözlemleyip sulandıkları zaman büyüdüklerini gördüğümüzde, materyalist bilim adamlarının yaptığı gibi, bitkinin büyümesine suyun sebep olduguna hükmedemeyiz; bilakis, Kur'ân'ın öğrettiği üzere, bitkilere su ile hayat veren Allah'tır diye hükmederiz. </p><p></p><p></p><p> [Hakikatin farkına varmayıp] inkâr[a meyl]edenler... her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? (bkz. 21: 30).22</p><p></p><p> </p><p> Su bitkilerin büyümesi için gerekli ilim ve kudrete malik midir? Bitkilerin ona göre şekil aldıkları düzeni bilir mi? İçine girdiği bütün bitkilerin yapılarını bilir mi? Onlar üzerinde bir otoritesi var olabilir mi? Çünkü su içlerine girdiği bütün canlı varlıklarda ustalıklı bir biçimde işgörüyor. Su, onlara acıyabilir mi? Zira, onun yardımı olmadan hepimiz harab olur ve ölürdük. Suyun bu niteliklerin hiçbirine sahip olması mümkün müdür? Hayır. </p><p></p><p></p><p> Su basit bir maddedir. Hayatsız, gayesiz ve şuursuzdur. Hiçbir merhamete, iradeye, ilme, kudrete sahip olmadıgı aşikârdır. Bir bitkinin vücuda gelmesi için gerekli niteliklerin hiçbirine sahip değildir. Çünkü bir bitki ancak tüm kâinat içerisinde var olabilir. Öyleyse, tek bir bitkiyi vücuda getirmek, onun içerisinde var olduğu tüm kâinatı icad eden birine mahsustur. Bir bitkiyi vücuda getirecek olan, tüm canlıların ihtiyaçlarını bilmek, onlara acıyıp merhamet etmek ve ihtiyaçlarına cevap vermek.. zorundadır. Bunun için, ilim, kudret, irade, rahmet vs. gibi herşeyi ihata eden nitelikler gerekmektedir. Oysa sebepler (su, toprak, güneş ışığı, tohum, vs...) bu niteliklerin hiçbirine sahip değildir. O halde, onlar ancak böylesi muhit ve şümullü niteliklere malik olan Birinin emir ve izni dairesinde olmalıdırlar. Ki, onların emir ve izni dairesinde oldukları o Zât, yalnız ve yalnız Allah'tır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 229607, member: 27"] [b]Cevap: Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliye[/b] [B]Bilimsel bilgi: bir zan [/B] Materyalist bilim adamlarının hataya düşmelerinin sebebi, olayların birbirine bitişik oluşunu, yani "iktiran"ı illet telâkki etmeleridir. Yani, eğer iki [veya daha fazla] olay birlikte var oluyorsa, onlar birinin diğerinin sebebi oldugu zannına kapılıyorlar. Bu zanlarını isbata ise asla muktedir olamayacaklar; çünkü, bu zan rasyonel değildir, akıl dışıdır. Dahası, birçok materyalist filozofun ve bilim adamının inandığının aksine, illiyet yalnızca doğruluğu isbat edilemez birşey degil, aynı zamanda yanlışlığı isbat edilebilir birşeydir. Gerçekte, Kur'ân bizi sebepler perdesini aralamak ve onların ardındaki hakikati tahkik etmek için sorular sormaya18 davet eder. Meselâ bizi, hayat için öylesine aslî bir yeri olan suda ve bizim ve sair mahlukatın gıdası olan bitkilerin büyümesinde bulunan sayısız fayda ve maslahatları19 düşünmeye davet eder. Böylece, sebeplerin hiçbir şeyin varoluş sebebi olamayacağını, çünkü onların icad ve yaratma için gerekli olan niteliklerin hiçbirine sahip olmadıgını idrak etmemizi sağlar. Onlar ne kudret sahibidirler, ne ilim, ne irade, ne rahmet, ne de başka birşey. Kur'ân tekrar tekrar sebeplerin icaddan eli kısa olduğunu; onların yaratıcı olamayacağını: Kendileri yaratılmış olup hiçbir şey yaratamayan varlıkları Allah'a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine bir yardımları olur... Allah'ı bırakıp da taptıklarınız sizler gibi kullardır... Onların yürüyecekleri ayakları mı var; yoksa tutacakları elleri mi var, veya görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulakları mı var? (bkz. 7: 191-195).20 ve yalnız Allah'ın herşeyin Yaratıcısı olduğunu vurgular: İşte Rabbiniz, Allah budur. Ondan başka ilah yoktur, herşeyin yaratanıdır. Öyleyse Ona kulluk eden; O herşeye de vekîldir. (bkz. 6:102).21 Meselâ bitkilerin büyümesini gözlemleyip sulandıkları zaman büyüdüklerini gördüğümüzde, materyalist bilim adamlarının yaptığı gibi, bitkinin büyümesine suyun sebep olduguna hükmedemeyiz; bilakis, Kur'ân'ın öğrettiği üzere, bitkilere su ile hayat veren Allah'tır diye hükmederiz. [Hakikatin farkına varmayıp] inkâr[a meyl]edenler... her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? (bkz. 21: 30).22 Su bitkilerin büyümesi için gerekli ilim ve kudrete malik midir? Bitkilerin ona göre şekil aldıkları düzeni bilir mi? İçine girdiği bütün bitkilerin yapılarını bilir mi? Onlar üzerinde bir otoritesi var olabilir mi? Çünkü su içlerine girdiği bütün canlı varlıklarda ustalıklı bir biçimde işgörüyor. Su, onlara acıyabilir mi? Zira, onun yardımı olmadan hepimiz harab olur ve ölürdük. Suyun bu niteliklerin hiçbirine sahip olması mümkün müdür? Hayır. Su basit bir maddedir. Hayatsız, gayesiz ve şuursuzdur. Hiçbir merhamete, iradeye, ilme, kudrete sahip olmadıgı aşikârdır. Bir bitkinin vücuda gelmesi için gerekli niteliklerin hiçbirine sahip değildir. Çünkü bir bitki ancak tüm kâinat içerisinde var olabilir. Öyleyse, tek bir bitkiyi vücuda getirmek, onun içerisinde var olduğu tüm kâinatı icad eden birine mahsustur. Bir bitkiyi vücuda getirecek olan, tüm canlıların ihtiyaçlarını bilmek, onlara acıyıp merhamet etmek ve ihtiyaçlarına cevap vermek.. zorundadır. Bunun için, ilim, kudret, irade, rahmet vs. gibi herşeyi ihata eden nitelikler gerekmektedir. Oysa sebepler (su, toprak, güneş ışığı, tohum, vs...) bu niteliklerin hiçbirine sahip değildir. O halde, onlar ancak böylesi muhit ve şümullü niteliklere malik olan Birinin emir ve izni dairesinde olmalıdırlar. Ki, onların emir ve izni dairesinde oldukları o Zât, yalnız ve yalnız Allah'tır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Tümevarım problemine bir çözüm önerisi "Tabiat Kanunları" ve "İlliyet"
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst