Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
ubudiyet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurunalanur" data-source="post: 109000" data-attributes="member: 6082"><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 12px">Ubûdiyet</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Abdülkadir Geylâni kuddise sirruh buyurur: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Ubûdiyeti tahakkuk eden ve marifete eren kişi, Allah'dan zâtını kendisine göstermesini yahud göstermemesini veyahud kendisine bir şey vermesini veya vermemesini istemez. Ârif, Allah'dan böyle taleblerde bulunmaz. Çünkü o, artık fâni olmuş, Allah'ın varlığında, sevgi ve muhabbetinde boğulmuşdur. İşte bunun içindir ki, bu mertebeye erenlerden biri şöyle der: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Allah Teâlâ'dan istekde bulunmak benim neyime?Ben O'nun kuluyum. Efendisinin yanında kölenin irâde ve ihtiyacı olur mu? Bu söz ne kadar hoşdur. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Adamın birisi bir köle satın almışdı. Köle din ve selâh ehlinden idi. Efendisi onu alıp evine götürünce aralarında şu konuşmalar geçdi: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Efendi: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Benim evimde ne yemek yersin? </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Köle: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Ne verirsen onu. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Efendi: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Nasıl elbiseler giymek istersin? </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Köle: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Nasıl elbise giydirirsen onu giyerim. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Efendi: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Evimin hangi odasında kalmak istersin? </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Köle: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Hangi odada kalmamı istersen orada. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Efendi: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Evimin hangi işlerini yapmak istersin? </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Köle: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Hangi işleri yapmamı istersen onları. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bu cevabdan efendi ağlamaya başladı ve dedi ki: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Keşke ben de Rabbımla böyle olabilseydim. O zaman ne kadar mutlu olurdum. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bu arada köle dedi ki: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Ey benim efendim! Efendisinin yanında kölenin irâde ve ihtiyârı olur mu? </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bunun üzerine efendi de dedi ki: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Seni âzâd ediyorum. Allah için hürsün, ayrıca benim yanımda kalmanı istiyorum. Tâ ki <span style="color: red">can</span>ımla ve malımla sana hizmet edeyim. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>Kim ki lâyıkıyla Allah'ı tanırsa onda ne irâde kalır, ne de arzu. O şöyle der: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Allah'dan istekde bulunmak ne haddime?.. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong> Âbid ve zâhidin dünyada şiddetle iştiyak duyduğu şey kerâmetlerdir. Âhiret iştiyakları da cennetlerdir. Ârifin dünyadaki iştiyakı imân selâmetidir. Yâni dünyadan imânlı olarak göçebilme arzusudur. Ahiretdeki iştiyakı ise cehennem ateşinden halâs bulmakdır. Ârif, bu iştiyakından bir an bile sıyrılamaz. Tâ ki onun kalbine hâtifden şöyle deninceye kadar: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Bu endişe ve telâş neye?Sâkin ol! Sâbitlerden ol! Sende imân sâbitdir, yerleşmişdir. Müminler imânlarının nûrunu senden alırlar. Sen yarın şefeatçisin. Sözü kabul edilecek kişilerdensin. İnsanlardan bir çoğunun cehennemden kurtulmasına sebeb olacaksın. Şefaât edenlerin efendisi olan peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem'in yanında bulunacaksın. Bu endişe ve telâşını bırak. Başka şeylerle meşgul ol! </strong></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>- Mümin dünyaya gelince ona bakar, onu arzular, ister. Kalbi onunla dolar. Fakat görür ki dünya da kendisine sahib olmak istemektedir. Bunun üzerine onu boşar. Yani ona olan sevgisini geri alır. Sonra âhirete talip olur. Onu bulur. Bu sefer kalbi onunla ve onun sevgi ve iştiyaki ile dolar. Ancak bu sefer de mümin onun kendisini kayd altına almasından ve Allah'tan gâfil edip O'ndan uzak bırakmasından korkar. Neticede onu da boşar. Yani kalbinden çıkarır. Onu da dünyanın yanına oturtur. Vazifelerini eda eder, daha sonra aziz ve celil olan Allah'ın kapısına varır. Çadırını oraya kurar. Onun eşiğine yaslanır. Allah'dan başka hiç bir şeye kalbinde yer vermez. Yalnız O'nun hakkı olan sevgiye hiç bir kimseyi ve hiç bir şeyi ortak etmez. </strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurunalanur, post: 109000, member: 6082"] [CENTER][B][SIZE=3]Ubûdiyet[/SIZE][/B][/CENTER] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Abdülkadir Geylâni kuddise sirruh buyurur: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Ubûdiyeti tahakkuk eden ve marifete eren kişi, Allah'dan zâtını kendisine göstermesini yahud göstermemesini veyahud kendisine bir şey vermesini veya vermemesini istemez. Ârif, Allah'dan böyle taleblerde bulunmaz. Çünkü o, artık fâni olmuş, Allah'ın varlığında, sevgi ve muhabbetinde boğulmuşdur. İşte bunun içindir ki, bu mertebeye erenlerden biri şöyle der: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Allah Teâlâ'dan istekde bulunmak benim neyime?Ben O'nun kuluyum. Efendisinin yanında kölenin irâde ve ihtiyacı olur mu? Bu söz ne kadar hoşdur. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Adamın birisi bir köle satın almışdı. Köle din ve selâh ehlinden idi. Efendisi onu alıp evine götürünce aralarında şu konuşmalar geçdi: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Efendi: - Benim evimde ne yemek yersin? Köle: - Ne verirsen onu. Efendi: - Nasıl elbiseler giymek istersin? Köle: - Nasıl elbise giydirirsen onu giyerim. Efendi: - Evimin hangi odasında kalmak istersin? Köle: - Hangi odada kalmamı istersen orada. Efendi: - Evimin hangi işlerini yapmak istersin? Köle: - Hangi işleri yapmamı istersen onları. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Bu cevabdan efendi ağlamaya başladı ve dedi ki: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Keşke ben de Rabbımla böyle olabilseydim. O zaman ne kadar mutlu olurdum. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Bu arada köle dedi ki: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Ey benim efendim! Efendisinin yanında kölenin irâde ve ihtiyârı olur mu? [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Bunun üzerine efendi de dedi ki: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Seni âzâd ediyorum. Allah için hürsün, ayrıca benim yanımda kalmanı istiyorum. Tâ ki [COLOR=red]can[/COLOR]ımla ve malımla sana hizmet edeyim. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]Kim ki lâyıkıyla Allah'ı tanırsa onda ne irâde kalır, ne de arzu. O şöyle der: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Allah'dan istekde bulunmak ne haddime?.. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B] Âbid ve zâhidin dünyada şiddetle iştiyak duyduğu şey kerâmetlerdir. Âhiret iştiyakları da cennetlerdir. Ârifin dünyadaki iştiyakı imân selâmetidir. Yâni dünyadan imânlı olarak göçebilme arzusudur. Ahiretdeki iştiyakı ise cehennem ateşinden halâs bulmakdır. Ârif, bu iştiyakından bir an bile sıyrılamaz. Tâ ki onun kalbine hâtifden şöyle deninceye kadar: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Bu endişe ve telâş neye?Sâkin ol! Sâbitlerden ol! Sende imân sâbitdir, yerleşmişdir. Müminler imânlarının nûrunu senden alırlar. Sen yarın şefeatçisin. Sözü kabul edilecek kişilerdensin. İnsanlardan bir çoğunun cehennemden kurtulmasına sebeb olacaksın. Şefaât edenlerin efendisi olan peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem'in yanında bulunacaksın. Bu endişe ve telâşını bırak. Başka şeylerle meşgul ol! [/B][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]- Mümin dünyaya gelince ona bakar, onu arzular, ister. Kalbi onunla dolar. Fakat görür ki dünya da kendisine sahib olmak istemektedir. Bunun üzerine onu boşar. Yani ona olan sevgisini geri alır. Sonra âhirete talip olur. Onu bulur. Bu sefer kalbi onunla ve onun sevgi ve iştiyaki ile dolar. Ancak bu sefer de mümin onun kendisini kayd altına almasından ve Allah'tan gâfil edip O'ndan uzak bırakmasından korkar. Neticede onu da boşar. Yani kalbinden çıkarır. Onu da dünyanın yanına oturtur. Vazifelerini eda eder, daha sonra aziz ve celil olan Allah'ın kapısına varır. Çadırını oraya kurar. Onun eşiğine yaslanır. Allah'dan başka hiç bir şeye kalbinde yer vermez. Yalnız O'nun hakkı olan sevgiye hiç bir kimseyi ve hiç bir şeyi ortak etmez. [/B][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
ubudiyet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst