Huseyni
Müdavim
Sosyal patlamanın freni
Ülke ne hâle geldi. Gün geçmiyor ki, cinayetler işlenmesin ve aile içi şiddetle ilgili haberler eksik olmasın. “Bize ne oluyor?” diye sormak gerekiyor. İşte bu sorunun cevabını bulmak hem hükûmetin, hem eğitim kurumlarının görevi olmakla birlikte, Diyanetin de bu noktada yapacağı çok şey var.
Hükûmetin görevi; sosyal riski azaltacak tedbirleri sür’atle almaktır. Eğitim kurumlarının görevi; hayatın gayesini anlatmaktır. Diyanetin görevi de yine bu doğrultuda toplumu şuurlandırmaktır.
Türkiye’de uygulanmakta olan kamuya yönelik sosyal hizmetlerde ve bunlarla alâkalı problemlerin çözümünde başarı sağlanamamaktadır. Hâlbuki bu topraklarda yaşanan sosyal problemlerin çözümü, toplumun iç dinamiklerini harekete geçirerek, kendi mânevî değerlerimizi gün ışığına çıkartmak ve bunlara işlerlik kazandırmakla mümkündür. Bu tesbitten yola çıkarak, sosyal barışı tesis etme gibi önemli bir hedefi olan sosyal hizmet uygulamalarının da mânevî unsurlarla zenginleştirilmesi zarurîdir.
Mânevîyat, geniş mânâda din (İslâm) ve dinî öğretiler şeklinde tanımlanabilir. İnsanın sahip olduğu duygu, düşünce, mânevî haslet ve hislerin bütünüdür. Mâneviyâtta doğrudan dinî bir unsurun bulunması şart değildir; ancak dinin ve dinî duyguların dışında olduğu da düşünülmemelidir.
Hem mânevî, hem de sosyal bakımdan huzur içinde yaşayabilmek için, eşya ve hâdiselerin gerçek mânâsını anlamak gerekir. Bunun için de, dünyaya, yaratılana ve hâdiselere mânâ-yı harfî gözüyle bakılmalıdır. Mânâ boyutuyla bütüncül bakışı yakalayabilmiş bir kişi, varlık karşısında “Ne kadar güzel!” yerine, “Ne kadar güzel yaratılmış!” demek sûretiyle hakikati teslim etmiş olmaktadır. Mânâ-yı harfî bakışı, kişinin mânevî dengesinin ve iç barışının teminine vesile olmanın ötesinde, toplumda sosyal barışı, tesânüdü, birliği ve dolayısıyla adaleti de tesis edeceğinden, sosyal hizmet uygulamalarına mânâ-yı harfî yaklaşımını kazandırmak gerekir.
Kalbleri mânevî, akılları ise pozitif bilimlerle aydınlanmış, fıtrî vasıflara ve ahlâkî değerlere göre hayatını tanzim edebilen, ruhu ile barışık fertler yetiştirmeyi ön plâna alır. Mânevî sosyal hizmetlerin temel hedefi; sosyal hizmetlere ihtiyaç duyan kişinin sadece dünyada değil, âhirette de mutlu olmasını sağlamaktır. Çünkü; “Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”1
Dipnot:
1- Nursî; Said Kastamonu Lâhikası. Yeni Asya Neşriyat, İstanbul - 1994, s. 113.
Halil ELİTOK
21.06.2009
Yeniasya
21.06.2009
Yeniasya