Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Ümit ve Korku Hayat Dengemizdir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="garp" data-source="post: 408109" data-attributes="member: 1024392"><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Ümit ve Korku Hayat Dengemizdir</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Korku ve ümit; hem yaşama ümidi, hem de ölüm korkusu hem afvedilme ümidi, hem de cehenneme gitmek, azaba uğramak korkusu. Yani ne Allah’ın azabından emin olmak ve ne de Allah’tan ümid kesmek.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Yüce dinimizin öğrettiği ilahi esaslardan biri de, kulun Rabbi huzurundaki durumu ve teslimiyet ölçüsüdür.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Buna göre mümin, keremi ve rahmeti sonsuz olan Yüce Yaratıcısı’na büyük bir muhabbet ve tazimle teslim olacaktır. Ne kadar kusurlu ve günahkâr olsa da O’nun affından ümidini kesmeyecektir.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Ancak, Allah’ın bu sonsuz rahmet ve affının yanı sıra, azabının da çok şiddetli olduğunu da unutmayacak; O’ndan korkacak ve gazabından emin olmayacaktır. Yani mümin daima korku (havf) ve ümit (recâ) arasında bulunacaktır.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Ademoğlu için bu hayat, gerçekte ümit ve korkuyla dolu bir imtihan yeridir. Bu imtihanda başarı, korku ve ümidin tatlı ahengi içinde yaşayabilmektir. Çünkü fazla korkudan ümitsizlik, korkusuz ümitten de gaflet doğar.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Mümin, Rabbinin büyüklüğünü ve azabının çetinliğini bilerek O’ndan korkar. Yani Allah’tan en çok korkan, O’nu en çok bilendir. Bu sebeple Rasul-i Ekrem (A.S.), “Ben, içinizde Allah’tan en çok korkanınızım” (Buhari) buyurmuyor mu? Fatır Suresi’nin 28’inci ayeti de işte bu manaya işaret ediyor: “Kulları içinde Allah’tan ancak Alimler korkar.”</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Görülüyor ki, ilahî bilgi arttıkça kalbe düşen korku da çoğalıyor. Fakat ümitle dengelenen Allah korkusu insanı bunalımlara değil, isyandan uzak durmaya, geçmişi telafi için taat ve ibadete, geleceğe hazırlanmaya sevk eder. Bunun için büyükler: “Herkes korktuğunda kaçar, yalnız Allah’tan korkan O’na yaklaşır.” demişlerdir.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah korkusu, toplum hayatında da dengeleyici bir etkiye sahiptir. İnsan, Allah korkusuyla kul hakkından, hırsızlıktan, dolandırıcılıktan, cana kıymaktan uzak durur. Eline fırsat geçse bile vahşileşip suçlara yönelemez. Yaratıcısı tarafından her an görüldüğü ve denetlendiği imanını vermeyen bir eğitimin, insanı faziletli kılmadığının örneklerini hergün yaşamıyor muyuz?</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Şu da bilinmelidir ki, Allah korkusu makbul olmakla birlikte, bazılarının zannettiği gibi “ne kadar çok korkulursa o kadar iyidir.” görüşü de doğru değildir. Aslında korku, insanı Allah’a yaklaşmak için ilim ve amele sevkeden ilahî bir kamçıdır. Aşırı derecede korku ümitsizliğe düşürür, amelden alıkoyar, ve sahibini şaşırtır. Oysa bir şeyin fazileti, Allah’a kavuşma mutluluğuna katkısı ölçüsündedir.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">İnanan insanın ümit ve korku arasında bulunması gerektiğini söylemiştik. Ümit, “Alemlerin sahibi Allah neden benim kusuruma baksın? Nasılsa cennetinde bana da bir yer vardır.” gibi bir anlayışla, ölçüsüz, kontrolsüz bir hayat yaşamak değil; insanın gücü yettiğince çabaladıktan sonra ilahî rahmeti ummasıdır. Böyle ümidin belirtilerinden biri, Allah’a yönelmekten zevk almaktır. Bu durumda mümin, O’na yalvarmaktan hoşlanır, içten saygı duyar ve O’nun ne kadar lütufkâr olduğunun idraki ile yaşar.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Ümit ederek amel etmek, korku ile amel etmekten daha makbuldür. Çünkü sevgi insanı Allah’a daha çok yaklaştırır. Sevgi ise korkuyu değil, ümidi çoğaltır. Sevgi ve korkunun Allah’a yakınlaştırmadaki etkisi, şu örneğe benzer: Bir adam, iki hükümdara hizmet ediyor. Ama birine korktuğu, diğerine de sevdiği için. Elbette sevdiği için hizmet ettiği hükümdarın yanındaki itibar ve makamı, diğerinden daha yüksek olacaktır. Bunun için, ayet-i kerimelerde, hadis-i şeriflerde ve büyüklerin sözlerinde ümitle ilgili teşvik ve yönlendirme vardır.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Cenab-ı Hak: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.” (Zümer/53) buyuruyor ve ümitsizliği yasaklıyor.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Bakın Allah Rasulü (A.S.) de acziyetinin farkında olan kalplere nasıl ümit aşılıyor:</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">“Müminin kalbinde korku ve ümit toplandığı müddetçe Allahu Tealâ o kuluna umduğunu verir, korktuğundan da emin kılar.” (Tirmizî)</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">“Kul bir günah işleyip, hemen ardından tevbe ettiği zaman Allahu Tealâ meleklerine: ‘Kuluma bakın! Bir günah işledi de, suçunun cezasını veren ve mağfiret eden bir Rabbi olduğunu bildi ve tevbe etti. Şahid olun, ben de onu bağışladım’ buyurur.” (Buhari, Müslim)</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">“Allahu Tealâ buyuruyor ki: Eğer kulum göklerdeki bulutlara yükselecek kadar günah işlediği halde benden ümidini kesmeyip af diledikçe, ben onu mağfiret ederim.” (Tirmizî)</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">“Allahu Tealâ, ‘Muhakkak Rahmetim gazabıma galiptir’ buyurdu” (Buhari, Müslim)</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">“Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, Allahu Tealâ kuluna şefkatli bir annenin yavrusuna olan merhametinden daha şefkatli ve merhametlidir.” (Buhari, Müslim)</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Günahlarının çokluğu sebebiyle ümitsizliğe düşen bir adama Hz. Ali (R.A.) “Allah’ın rahmetinden ümidini kesme. Çünkü ümitsizlik o işlediğin günahlardan çok daha büyüktür.” demiştir.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Büyük veli Süfyan-ı Servi (K.S.)’de şöyle der: “Bir kimse günah işlediği vakit, Allahu Tealâ’nın onu affa kadir olduğunu bilip, mağfiretini umarsa, Allahu Tealâ onu affeder. Zira Allahu Tealâ Kur’an’da bir kavmi şöyle kınar: ‘Kötü zanda bulundunuz, bu yüzden helake mahkum bir kavim oldunuz.’ (Fetih/12) Bu ayetle Allah, ümitsizliğin insanları neye sürükleyeceğini bildirmiştir.”</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Evet; anlıyoruz ki mümin ömrü boyunca ümit ve korkunun dengesinde yaşamalıdır. Allah korkusu, onu günah ve her türlü kötülükten uzaklaştırıp salih ameller yapması için bir kamçı görevi yaparken, bir yandan da Rabbinin sonsuz rahmet ve şefkatini bilmelidir.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Mümin, yaşadığı sıkıntı ve zorluklardan dolayı karamsarlığa düşüp asla mağlup da olmamalıdır. Nazargâh-ı İlahî olan kalbini, fani alemin mutlaka son bulacak dertlerinin pençesinde boğmak mümine yakışmaz. Her şeyin hayırla sonuçlanacağı ümidi, imanımızın gereğidir. Bütün ipler neticede Allah’ın elindedir. O, Alemlerin ve hepimizin sahibi değil mi? Üstadımın dediği gibi; “Korkmayın! Eğer mutlaka korkacaksanız, Allah’tan korkun.” O’nun müjdelerine baktığımızda ise görüyoruz ki, hem dünyamız ve hem de ahiretimiz için terazinin ümit kefesi gerçekten ağır basıyor.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Artık hem manevi vazifelerimizde, hem de zahiri hayatımızda ümitle, şevkle, muhabbetle çalışmaktan başka ne düşünebiliriz? Ne attığımız bir adım, ne döktüğümüz bir damla ter, ne de içimizde yaşattığımız küçücük bir ümit kıvılcımı… hiçbir şey boşa gitmeyecek.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.</span></span></span></p><p></p><p>Mehmed Saki Erol</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="garp, post: 408109, member: 1024392"] [SIZE=2][FONT=Tahoma][SIZE=3]Ümit ve Korku Hayat Dengemizdir Korku ve ümit; hem yaşama ümidi, hem de ölüm korkusu hem afvedilme ümidi, hem de cehenneme gitmek, azaba uğramak korkusu. Yani ne Allah’ın azabından emin olmak ve ne de Allah’tan ümid kesmek. Yüce dinimizin öğrettiği ilahi esaslardan biri de, kulun Rabbi huzurundaki durumu ve teslimiyet ölçüsüdür. Buna göre mümin, keremi ve rahmeti sonsuz olan Yüce Yaratıcısı’na büyük bir muhabbet ve tazimle teslim olacaktır. Ne kadar kusurlu ve günahkâr olsa da O’nun affından ümidini kesmeyecektir. Ancak, Allah’ın bu sonsuz rahmet ve affının yanı sıra, azabının da çok şiddetli olduğunu da unutmayacak; O’ndan korkacak ve gazabından emin olmayacaktır. Yani mümin daima korku (havf) ve ümit (recâ) arasında bulunacaktır. Ademoğlu için bu hayat, gerçekte ümit ve korkuyla dolu bir imtihan yeridir. Bu imtihanda başarı, korku ve ümidin tatlı ahengi içinde yaşayabilmektir. Çünkü fazla korkudan ümitsizlik, korkusuz ümitten de gaflet doğar. Mümin, Rabbinin büyüklüğünü ve azabının çetinliğini bilerek O’ndan korkar. Yani Allah’tan en çok korkan, O’nu en çok bilendir. Bu sebeple Rasul-i Ekrem (A.S.), “Ben, içinizde Allah’tan en çok korkanınızım” (Buhari) buyurmuyor mu? Fatır Suresi’nin 28’inci ayeti de işte bu manaya işaret ediyor: “Kulları içinde Allah’tan ancak Alimler korkar.” Görülüyor ki, ilahî bilgi arttıkça kalbe düşen korku da çoğalıyor. Fakat ümitle dengelenen Allah korkusu insanı bunalımlara değil, isyandan uzak durmaya, geçmişi telafi için taat ve ibadete, geleceğe hazırlanmaya sevk eder. Bunun için büyükler: “Herkes korktuğunda kaçar, yalnız Allah’tan korkan O’na yaklaşır.” demişlerdir. Allah korkusu, toplum hayatında da dengeleyici bir etkiye sahiptir. İnsan, Allah korkusuyla kul hakkından, hırsızlıktan, dolandırıcılıktan, cana kıymaktan uzak durur. Eline fırsat geçse bile vahşileşip suçlara yönelemez. Yaratıcısı tarafından her an görüldüğü ve denetlendiği imanını vermeyen bir eğitimin, insanı faziletli kılmadığının örneklerini hergün yaşamıyor muyuz? Şu da bilinmelidir ki, Allah korkusu makbul olmakla birlikte, bazılarının zannettiği gibi “ne kadar çok korkulursa o kadar iyidir.” görüşü de doğru değildir. Aslında korku, insanı Allah’a yaklaşmak için ilim ve amele sevkeden ilahî bir kamçıdır. Aşırı derecede korku ümitsizliğe düşürür, amelden alıkoyar, ve sahibini şaşırtır. Oysa bir şeyin fazileti, Allah’a kavuşma mutluluğuna katkısı ölçüsündedir. İnanan insanın ümit ve korku arasında bulunması gerektiğini söylemiştik. Ümit, “Alemlerin sahibi Allah neden benim kusuruma baksın? Nasılsa cennetinde bana da bir yer vardır.” gibi bir anlayışla, ölçüsüz, kontrolsüz bir hayat yaşamak değil; insanın gücü yettiğince çabaladıktan sonra ilahî rahmeti ummasıdır. Böyle ümidin belirtilerinden biri, Allah’a yönelmekten zevk almaktır. Bu durumda mümin, O’na yalvarmaktan hoşlanır, içten saygı duyar ve O’nun ne kadar lütufkâr olduğunun idraki ile yaşar. Ümit ederek amel etmek, korku ile amel etmekten daha makbuldür. Çünkü sevgi insanı Allah’a daha çok yaklaştırır. Sevgi ise korkuyu değil, ümidi çoğaltır. Sevgi ve korkunun Allah’a yakınlaştırmadaki etkisi, şu örneğe benzer: Bir adam, iki hükümdara hizmet ediyor. Ama birine korktuğu, diğerine de sevdiği için. Elbette sevdiği için hizmet ettiği hükümdarın yanındaki itibar ve makamı, diğerinden daha yüksek olacaktır. Bunun için, ayet-i kerimelerde, hadis-i şeriflerde ve büyüklerin sözlerinde ümitle ilgili teşvik ve yönlendirme vardır. Cenab-ı Hak: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.” (Zümer/53) buyuruyor ve ümitsizliği yasaklıyor. Bakın Allah Rasulü (A.S.) de acziyetinin farkında olan kalplere nasıl ümit aşılıyor: “Müminin kalbinde korku ve ümit toplandığı müddetçe Allahu Tealâ o kuluna umduğunu verir, korktuğundan da emin kılar.” (Tirmizî) “Kul bir günah işleyip, hemen ardından tevbe ettiği zaman Allahu Tealâ meleklerine: ‘Kuluma bakın! Bir günah işledi de, suçunun cezasını veren ve mağfiret eden bir Rabbi olduğunu bildi ve tevbe etti. Şahid olun, ben de onu bağışladım’ buyurur.” (Buhari, Müslim) “Allahu Tealâ buyuruyor ki: Eğer kulum göklerdeki bulutlara yükselecek kadar günah işlediği halde benden ümidini kesmeyip af diledikçe, ben onu mağfiret ederim.” (Tirmizî) “Allahu Tealâ, ‘Muhakkak Rahmetim gazabıma galiptir’ buyurdu” (Buhari, Müslim) “Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, Allahu Tealâ kuluna şefkatli bir annenin yavrusuna olan merhametinden daha şefkatli ve merhametlidir.” (Buhari, Müslim) Günahlarının çokluğu sebebiyle ümitsizliğe düşen bir adama Hz. Ali (R.A.) “Allah’ın rahmetinden ümidini kesme. Çünkü ümitsizlik o işlediğin günahlardan çok daha büyüktür.” demiştir. Büyük veli Süfyan-ı Servi (K.S.)’de şöyle der: “Bir kimse günah işlediği vakit, Allahu Tealâ’nın onu affa kadir olduğunu bilip, mağfiretini umarsa, Allahu Tealâ onu affeder. Zira Allahu Tealâ Kur’an’da bir kavmi şöyle kınar: ‘Kötü zanda bulundunuz, bu yüzden helake mahkum bir kavim oldunuz.’ (Fetih/12) Bu ayetle Allah, ümitsizliğin insanları neye sürükleyeceğini bildirmiştir.” Evet; anlıyoruz ki mümin ömrü boyunca ümit ve korkunun dengesinde yaşamalıdır. Allah korkusu, onu günah ve her türlü kötülükten uzaklaştırıp salih ameller yapması için bir kamçı görevi yaparken, bir yandan da Rabbinin sonsuz rahmet ve şefkatini bilmelidir. Mümin, yaşadığı sıkıntı ve zorluklardan dolayı karamsarlığa düşüp asla mağlup da olmamalıdır. Nazargâh-ı İlahî olan kalbini, fani alemin mutlaka son bulacak dertlerinin pençesinde boğmak mümine yakışmaz. Her şeyin hayırla sonuçlanacağı ümidi, imanımızın gereğidir. Bütün ipler neticede Allah’ın elindedir. O, Alemlerin ve hepimizin sahibi değil mi? Üstadımın dediği gibi; “Korkmayın! Eğer mutlaka korkacaksanız, Allah’tan korkun.” O’nun müjdelerine baktığımızda ise görüyoruz ki, hem dünyamız ve hem de ahiretimiz için terazinin ümit kefesi gerçekten ağır basıyor. Artık hem manevi vazifelerimizde, hem de zahiri hayatımızda ümitle, şevkle, muhabbetle çalışmaktan başka ne düşünebiliriz? Ne attığımız bir adım, ne döktüğümüz bir damla ter, ne de içimizde yaşattığımız küçücük bir ümit kıvılcımı… hiçbir şey boşa gitmeyecek. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.[/SIZE][/FONT][/SIZE] Mehmed Saki Erol [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Ümit ve Korku Hayat Dengemizdir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst