Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Üstad Hedıye Kabul Etmezdı Çünkü..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="imported_eFTaL" data-source="post: 47125" data-attributes="member: 2173"><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>İKİNCİ MEKTUP </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p> <strong><span style="color: #0027ff"><strong>-1- </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>[O mezkûr ve malûm talebesinin hediyesine karşı cevaptan bir parçadır.] </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">SALİSEN:</span> Bana bir hediye gönderdin; gayet ehemmiyetli bir kaidemi bozmak istersin. Ben demiyorum ki: "Kardeşim ve biraderzadem olan Abdülmecid ve Abdurrahman'dan kabul etmediğim gibi senden de kabul etmem." Çünkü sen onlardan daha ileri ve ruhuma daha yakın olduğundan, herkesin hediyesi reddedilse, seninki bir defaya mahsus olmak üzere reddedilmez. Fakat bu münasebetle o kaidemin sırrını söyleyeceğim. Şöyle ki: </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>Eski Said minnet almazdı. Minnetin altına girmektense ölümü tercih ederdi. Çok zahmet ve meşakkat çektiği halde kaidesini bozmadı. Eski Said'in, senin bu biçare kardeşine irsiyet kalan şu hasleti ise, tezehhüd ve sun'î bir istiğnâ değil, belki dört beş ciddî esbaba istinat eder. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">Birincisi:</span> Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle itham ediyorlar, "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzip lâzımdır. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">İkincisi:</span> Neşr-i hak için enbiyaya ittibâ etmekle mükellefiz. Kur'ân-ı Hakîmde, hakkı neşredenler -2- diyerek insanlardan istiğnâ göstermişler. Sûre-i Yâsin'de -l-cümlesi, meselemiz hakkında çok mânidardır. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>--------------------------------------------------------------------------------</strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>1- Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.</strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>2- "Benim mükâfâtımı vermek ancak Allah'a aittir." Yunus Sûresi: 72; Hûd Sûresi: 29.</strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>3- Doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tâbi olun." Yâsin Sûresi: 21.</strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">Üçüncüsü</span>: Birinci Sözde beyan edildiği gibi, Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır. Halbuki, ekseriya ya veren gafildir; kendi namına verir, zımnî bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün'im-i Hakikîye ait şükrü, senâyı zâhirî esbaba verir, hata eder. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">Dördüncüsü: </span> Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez. İnsanlardan ahz-ı mal edip o tükenmez hazine ve defineleri kapatmak istemem. Rezzâk-ı Zülcelâle yüz binler şükrediyorum ki, küçüklüğümden beri beni minnet ve zillet altına girmeye mecbur etmemiş. Onun keremine istinaden, bakiye-i ömrümü de o kaideyle geçirmesini rahmetinden niyaz ediyorum. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">Beşincisi:</span> Bir iki senedir çok emâreler ve tecrübelerle katî kanaatim oldu ki, halkların malını, hususan zenginlerin ve memurların hediyelerini almaya mezun değilim. Bazıları bana dokunuyor; belki dokunduruluyor, yedirilmiyor, Bazen bana zararlı bir surete çevriliyor. Demek gayrın malını almamaya mânen bir emirdir ve almaktan bir nehiydir. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>Hem bende bir tevahhuş var. Herkesi her vakit kabul edemiyorum. Halkın hediyesini kabul etmek, onların hatırını sayıp istemediğim vakitte onları kabul etmek lâzım geliyor. O da hoşuma gitmiyor. Hem tasannu ve temellükten beni kurtaran bir parça kuru ekmek yemek ve yüz yamalı bir libas giymek, bana daha hoş geliyor. Gayrın en âlâ baklavasını yemek, en murassâ libasını giymek ve onların hatırını saymaya mecbur olmak, bana nâhoş geliyor. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong><span style="color: #ff1d00">Altıncısı:</span> Ve istiğnâ sebebinin en mühimi, mezhebimizce en muteber olan İbn-i Hâcer diyor ki: "Salâhat niyetiyle sana verilen bir şey sâlih olmazsan kabul etmek haramdır." </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong>İşte, şu zamanın insanları, hırs ve tama' yüzünden, küçük bir hediyesini pek pahalı satıyorlar. Benim gibi günahkâr bir biçareyi, sâlih veya velî tasavvur ederek, sonra bir ekmek veriyorlar. Eğer -hâşâ- ben kendimi sâlih bilsem, o alâmet-i gururdur, salâhatin ademine delildir. Eğer kendimi sâlih bilmezsem, o malı kabul etmek caiz değildir. Hem âhirete müteveccih a'mâle mukabil sadaka ve hediyeyi almak, âhiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong></strong></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0027ff"><strong> Said Nursî </strong> </span> </strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="imported_eFTaL, post: 47125, member: 2173"] [b][color=#0027ff][b]İKİNCİ MEKTUP -1- [O mezkûr ve malûm talebesinin hediyesine karşı cevaptan bir parçadır.] [color=#ff1d00]SALİSEN:[/color] Bana bir hediye gönderdin; gayet ehemmiyetli bir kaidemi bozmak istersin. Ben demiyorum ki: "Kardeşim ve biraderzadem olan Abdülmecid ve Abdurrahman'dan kabul etmediğim gibi senden de kabul etmem." Çünkü sen onlardan daha ileri ve ruhuma daha yakın olduğundan, herkesin hediyesi reddedilse, seninki bir defaya mahsus olmak üzere reddedilmez. Fakat bu münasebetle o kaidemin sırrını söyleyeceğim. Şöyle ki: Eski Said minnet almazdı. Minnetin altına girmektense ölümü tercih ederdi. Çok zahmet ve meşakkat çektiği halde kaidesini bozmadı. Eski Said'in, senin bu biçare kardeşine irsiyet kalan şu hasleti ise, tezehhüd ve sun'î bir istiğnâ değil, belki dört beş ciddî esbaba istinat eder. [color=#ff1d00]Birincisi:[/color] Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle itham ediyorlar, "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzip lâzımdır. [color=#ff1d00]İkincisi:[/color] Neşr-i hak için enbiyaya ittibâ etmekle mükellefiz. Kur'ân-ı Hakîmde, hakkı neşredenler -2- diyerek insanlardan istiğnâ göstermişler. Sûre-i Yâsin'de -l-cümlesi, meselemiz hakkında çok mânidardır. -------------------------------------------------------------------------------- 1- Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin. 2- "Benim mükâfâtımı vermek ancak Allah'a aittir." Yunus Sûresi: 72; Hûd Sûresi: 29. 3- Doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tâbi olun." Yâsin Sûresi: 21. [color=#ff1d00]Üçüncüsü[/color]: Birinci Sözde beyan edildiği gibi, Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır. Halbuki, ekseriya ya veren gafildir; kendi namına verir, zımnî bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün'im-i Hakikîye ait şükrü, senâyı zâhirî esbaba verir, hata eder. [color=#ff1d00]Dördüncüsü: [/color] Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez. İnsanlardan ahz-ı mal edip o tükenmez hazine ve defineleri kapatmak istemem. Rezzâk-ı Zülcelâle yüz binler şükrediyorum ki, küçüklüğümden beri beni minnet ve zillet altına girmeye mecbur etmemiş. Onun keremine istinaden, bakiye-i ömrümü de o kaideyle geçirmesini rahmetinden niyaz ediyorum. [color=#ff1d00]Beşincisi:[/color] Bir iki senedir çok emâreler ve tecrübelerle katî kanaatim oldu ki, halkların malını, hususan zenginlerin ve memurların hediyelerini almaya mezun değilim. Bazıları bana dokunuyor; belki dokunduruluyor, yedirilmiyor, Bazen bana zararlı bir surete çevriliyor. Demek gayrın malını almamaya mânen bir emirdir ve almaktan bir nehiydir. Hem bende bir tevahhuş var. Herkesi her vakit kabul edemiyorum. Halkın hediyesini kabul etmek, onların hatırını sayıp istemediğim vakitte onları kabul etmek lâzım geliyor. O da hoşuma gitmiyor. Hem tasannu ve temellükten beni kurtaran bir parça kuru ekmek yemek ve yüz yamalı bir libas giymek, bana daha hoş geliyor. Gayrın en âlâ baklavasını yemek, en murassâ libasını giymek ve onların hatırını saymaya mecbur olmak, bana nâhoş geliyor. [color=#ff1d00]Altıncısı:[/color] Ve istiğnâ sebebinin en mühimi, mezhebimizce en muteber olan İbn-i Hâcer diyor ki: "Salâhat niyetiyle sana verilen bir şey sâlih olmazsan kabul etmek haramdır." İşte, şu zamanın insanları, hırs ve tama' yüzünden, küçük bir hediyesini pek pahalı satıyorlar. Benim gibi günahkâr bir biçareyi, sâlih veya velî tasavvur ederek, sonra bir ekmek veriyorlar. Eğer -hâşâ- ben kendimi sâlih bilsem, o alâmet-i gururdur, salâhatin ademine delildir. Eğer kendimi sâlih bilmezsem, o malı kabul etmek caiz değildir. Hem âhirete müteveccih a'mâle mukabil sadaka ve hediyeyi almak, âhiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir. Said Nursî [/b] [/color] [size=2][/size][/b] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Üstad Hedıye Kabul Etmezdı Çünkü..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst