Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Üstad Mehmed Âkif'in Mevlânâ'ya ve eserlerine bakış açısı...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 169213" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: blue">Son dönemde Mevlâna Celaleddin-i Rûmi gibi, Mehmed Âkif gibi düşünce dünyamıza şevk veren, aydınlatan bilginlerin, şairlerin hayat ve düşüncelerinin inceleniyor, araştırılıyor olması ve bir biri ardına yayınların yapılması hiç kuşkusuz son derece önemli bir gelişmedir<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />. Aralık ayı da bu açıdan önemli ay. Bir yandan şeb-i aruz törenleri vesilesiyle Mevlânâ'nın düşüncesinin anlaşılma çabaları, Aralık ayında vefat ettiği için de "Millî Şair"imiz Mehmed Âkif'le ilgili kültürel etkinliklerin yoğunluk kazanması yine çok önemli ve memnuniyet verici gelişmelerdir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mevlânâ İslâm düşüncesinin, İslâm tasavvufunun çok önemli bir simasıdır. Bu açıdan onun İslâm'ın aşk ve irfan bahçesinde çok önemli bir yeri vardır. Özellikle de bilge kişiliğiyle yazdıkları, aşk iksirinden yeterince nasiplenmiş bir bilgenin, Kur'ân'ın içli sesinin, melodisinin tefsiridir. O'nun evrensel düşünceye bağlılığı, her mü'mini gıbta ettirecek, imrendirecek bir boyuttadır. Çünkü Hz. Peygamber'in ayaklarının tozu olmak, aşk gezegeninde yaşarken insanlara aşka davetiye çıkarmak; aşkın lezzetini tarif etmek, cidden zor ve çaba isteyen eylemlerdir. Bu nedenle Mevlânâ büyük bir bilgedir. Ermiş katmanlarında mesafe alan bir bilge<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />. İnandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi inanan bir bilge. İnanç ve yaşam onun fikir ve düşünce dünyasında bir aşk tılsımı oluşturur. İşte bu süreçten itibaren tılsımlı melodiler ney'in nağmeleri gibi içli, enfüsi, berrak mısralara, beyitlere dönüştürür.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Üstad Mehmed Âkif ise aydınlık bir dünyanın habercisi, her yönüyle gerçek bir Müslüman entelektüel ve sanatçıdır. Türk milleti için yaşantısıyla, yazdıklarıyla ön açıcı hakikî bir münevverdir. Her olumsuzluğun ve özellikle de geriliğin dinde aranmaya başlandığı bir dönemde İslâm'ı savunan, terennüm eden er yürekli büyük bir şair, büyük bir tefekkür adamıdır. Bu bağlamda Mevlânâ ile Mehmed Âkif ismini yan yana getirmişken Üstad Âkif'in, Mevlânâ'ya ve eserlerine bakışını konu edinmekte, bir başka ifadeyle Üstad Âkif'in dünyasındaki "Mevlâna olgusunu" incelemek de yarar var:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mehmed Âkif'in Mesnevî ile tanışması<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mehmed Âkif bir yandan orta öğrenimini sürdürüp mektebe devam ederken, bir yandan da Fatih Câmii'nde Galip Dede'nin Mesnevî derslerine devam eder. Ne var ki onun tasavvufla, Mevlânâ'yla asıl ilgisi "gönüllü sürgün" olduğu Mısır yıllarında başlar ve Mevlâna'yla büyük bir ünsiyet kesbeder. Nitekim Âkif'in kadim dostlarından Tahir Olgun [Tâhir'ül-Mevlevî] bu hususu şöyle dile getirir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âkif'in ibtidaları eksik kalmış bir ciheti varsa o da Mevlânâ, Hakîm Senâyî, Şeyh Attar gibi muhakkiklerin tasavvufî eserlerini okumamış olması idi. Belki buna kendisinin Hocazâde olması ve hocaların ekseriya mutasavvıflara muhalif bulunması sebep olmuştu. Fakat sonraları Âkif, bu noksanı anlamış ve Mevlânâ'nın Mesnevî'sini mütâlâaya başlamıştı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Müslümanların ruhî ve itikadî birliğini anlatan:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mü'minân bisyâr, lîk îman yekî</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Cismeşân ma'dûd lîkin can yekî.* </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">beyt-i mesnevîsini âdeta vecd içinde okurdu.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âkif'in " duyduğu büyük mânevî feyiz<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Üstad Âkif vefat etmeden bir süre önce İstanbul'da [1936'da] Mısır Apartmanı'nda birkaç arkadaş konuşurken yine Kur'ân tercümesi bahsi açılır ve Üstad Âkif şu çok manidar ifadeleri kullanır:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"- Kur'ân tercümesini hakkıyla yapamadığıma kaniim. Bundan dolayı neşretmedim. Maamâfîh bu çalışma benim Allah'la olan pazarlığımda çok semereli oldu. Hâlimde büyük değişiklikler gördüm. Kimseye bir şey vermedim. Fakat ben çok şeyler aldım. Duyduğum mânevî feyiz çok büyüktür."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu noktada İsmail Kara'nın, Âkif'in "duyduğum mânevî feyiz çok büyüktür" ifadesini açıklama anlamında satırları oldukça kayda değerdir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />. Mısır yıllarında Kur'ân tercümesi Âkif'in kendi kendini tüketmesini engelleyen nizami bir çalışma alanı, bir sığınak, her şeyi katlanılır kılan mübarek bir pencere. Mektuplardan da öyle anlıyoruz. Meâl üzerinde birçok şeyi onlarca defa deniyor. Cümleyi değiştiriyor, devrik hâle getiriyor, kelimeleri değiştiriyor vs. Muhtemelen geceleri de rüyalarında onunla uğraşıyor. Bunun yanında her ne kadar İstiklâl Harbi'ni, Veda Haccı'nı yazamadıysa da bir buçuk kitap hacminde şiir yazıyor. Muhtemelen "Gölgeler"deki şiirler olmasaydı Âkif portesini nakıs bir şekilde tanımış olacaktık. Orda benim önemsediğim şey, kendini cemiyet-i beşeriyyeye adama yükünün üzerinden kalkması dolayısıyla daha derunî, daha mânevi daha Batınî hatta daha gür sesli bir yolculuğun izleri<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />."**</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âkif'in Mesnevî ile ilgili bir mütâlâası*</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Üstad Âkif'in Kur'an meâliyle ilgili çalışmalarından bahsederken, Mesnevî ile, Dîvân-ı Kebir ile şu değerlendirmesi dikkat çekicidir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Meâlle meşgûl olurken, diğer taraftan da Mesnevî'yi okudum. Yanımda Mesnevî'nin Türkçe, Farisî beş-altı tane şerhi vardı. Bunlar içinde Mesnevî'yi en çok anlayanı Ankaravî'yi buldum. Mesnevî'yi evvelâ kendim okurdum, maksadını anlamaya çalışırdım. Sonra şârihleri tedkik ederdim. Anlayış husûsunda Ankaravî ile birleştiğimi görünce çocuk gibi sevinirdim. O günlerim çok feyizli oluyordu. Daha büyük bir şevk ile çalışıyordum.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Mesnevî'yi iki defa okudum. Son cildi Mevlânâ'ya ait olmadığı hakkındaki ihtilafı kendi anlayışıma göre tedkik ettim. Tasavvuf ilmine o kadar vukûfum yok. Ancak lisan nokta-i nazarından o cildin Mevlânâ'ya ait olmadığına kanaat getirdim.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hazırûndan biri sordu:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"- Mevlânâ şair mi idi?"</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Üstad cevap verdi:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"- Mesnevî'sinde mürşid olan Hazreti Mevlânâ, Dîvân-ı Kebir'inde çok kuvvetli bir şair olduğunu gösteriyor."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âkif'in tasavvufa ilgisi<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu bağlamda Fatin Gökmen'in şu ifadeleri ise Mehmed Âkif'in tasavvuf olgusuna bakışını ortaya koyarken, aynı zamanda onun tasavvuf hakkındaki kanaatini bütünüyle yansıtacak niteliktedir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Âkif, tasavvufa verilen eşkâlin çok aleyhinde idi. İslâm'a, söylediği gibi görünmemeyi, gördüğü gibi söylememeyi öğreten, en fena telâkki edilecek bir şeyin orasına burasına kulp takarak, iyi bir şeymiş gibi gösteren, şuur yollarını bozan, irade keskinliklerini körleten bu Batınîler tasavvufuna hücum ederdi. Hakikî tasavvufu bunlardan ayırırdı. Meselâ Gazalî'nin kudreti önünde eğilir, Mevlânâ'ya bayılırdı."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âkif'in Mesnevî'yi hatmi<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Damadı Ömer Rıza Doğrul'un anlattığı şu intiba ise Üstad Âkif'in Mevlânâ'ya olan ilgisini ilginç biçimde gözler önüne serer:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Merhûm, Hind şairi İkbâl'in eserleriyle meşgûl olduktan sonra Mevlânâ'nın parça parça okuduğu Mesnevî'sini başından sonuna kadar okumaya karar vermiş. Mısır'da Mesnevî'nin tam nüshasını bulamamış. Fakat bir gece bir rüya görmüş; rüyada kendisine bir nüsha Mesnevî ihdâ olunmuş. Ertesi sabah, Prens Abbas Halim'in zevcesi ve vâlide-i Hidiv'in kerîmesi Prenses Hatice, vâlidesinden kendisine intikal eden büyük bir sandık kitabı Üstad'a göndermiş. Üstad sandığı açar açmaz en üstte Mesnevî'nin "Hazreti Şârih" unvanıyla tanılan Şeyh İsmail Rusûhî'nin şerhini bularak son derece sevinmiş ve o günden başlayarak tam bir buçuk senede Mesnevî'yi hatmetmiştir.***</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Efendim, iki üstada da rahmet ve minnet<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">* Anlamı: Mü'minler çoktur, ama iman tektir/ Bedenleri sayılabilir ama can tektir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">** İsmail Kara, "Âkif Merkeze Alınarak Bütün Dönem Düşüncesi Okunabilir", Yedi İklim, XX/ 201, Aralık 2006, s. 19.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">*** Geniş bilgi için bkz. Eşref Edib, Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları, c. İstanbul 1938, c.II, İstanbul 1939.</span></strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: red">Fahri Güven - Milli Gazete</span></strong></p><p><strong><span style="color: red">06/12/2009</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 169213, member: 8679"] [B][COLOR=blue]Son dönemde Mevlâna Celaleddin-i Rûmi gibi, Mehmed Âkif gibi düşünce dünyamıza şevk veren, aydınlatan bilginlerin, şairlerin hayat ve düşüncelerinin inceleniyor, araştırılıyor olması ve bir biri ardına yayınların yapılması hiç kuşkusuz son derece önemli bir gelişmedir[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. Aralık ayı da bu açıdan önemli ay. Bir yandan şeb-i aruz törenleri vesilesiyle Mevlânâ'nın düşüncesinin anlaşılma çabaları, Aralık ayında vefat ettiği için de "Millî Şair"imiz Mehmed Âkif'le ilgili kültürel etkinliklerin yoğunluk kazanması yine çok önemli ve memnuniyet verici gelişmelerdir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mevlânâ İslâm düşüncesinin, İslâm tasavvufunun çok önemli bir simasıdır. Bu açıdan onun İslâm'ın aşk ve irfan bahçesinde çok önemli bir yeri vardır. Özellikle de bilge kişiliğiyle yazdıkları, aşk iksirinden yeterince nasiplenmiş bir bilgenin, Kur'ân'ın içli sesinin, melodisinin tefsiridir. O'nun evrensel düşünceye bağlılığı, her mü'mini gıbta ettirecek, imrendirecek bir boyuttadır. Çünkü Hz. Peygamber'in ayaklarının tozu olmak, aşk gezegeninde yaşarken insanlara aşka davetiye çıkarmak; aşkın lezzetini tarif etmek, cidden zor ve çaba isteyen eylemlerdir. Bu nedenle Mevlânâ büyük bir bilgedir. Ermiş katmanlarında mesafe alan bir bilge[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. İnandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi inanan bir bilge. İnanç ve yaşam onun fikir ve düşünce dünyasında bir aşk tılsımı oluşturur. İşte bu süreçten itibaren tılsımlı melodiler ney'in nağmeleri gibi içli, enfüsi, berrak mısralara, beyitlere dönüştürür.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Üstad Mehmed Âkif ise aydınlık bir dünyanın habercisi, her yönüyle gerçek bir Müslüman entelektüel ve sanatçıdır. Türk milleti için yaşantısıyla, yazdıklarıyla ön açıcı hakikî bir münevverdir. Her olumsuzluğun ve özellikle de geriliğin dinde aranmaya başlandığı bir dönemde İslâm'ı savunan, terennüm eden er yürekli büyük bir şair, büyük bir tefekkür adamıdır. Bu bağlamda Mevlânâ ile Mehmed Âkif ismini yan yana getirmişken Üstad Âkif'in, Mevlânâ'ya ve eserlerine bakışını konu edinmekte, bir başka ifadeyle Üstad Âkif'in dünyasındaki "Mevlâna olgusunu" incelemek de yarar var:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mehmed Âkif'in Mesnevî ile tanışması[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG].[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mehmed Âkif bir yandan orta öğrenimini sürdürüp mektebe devam ederken, bir yandan da Fatih Câmii'nde Galip Dede'nin Mesnevî derslerine devam eder. Ne var ki onun tasavvufla, Mevlânâ'yla asıl ilgisi "gönüllü sürgün" olduğu Mısır yıllarında başlar ve Mevlâna'yla büyük bir ünsiyet kesbeder. Nitekim Âkif'in kadim dostlarından Tahir Olgun [Tâhir'ül-Mevlevî] bu hususu şöyle dile getirir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Âkif'in ibtidaları eksik kalmış bir ciheti varsa o da Mevlânâ, Hakîm Senâyî, Şeyh Attar gibi muhakkiklerin tasavvufî eserlerini okumamış olması idi. Belki buna kendisinin Hocazâde olması ve hocaların ekseriya mutasavvıflara muhalif bulunması sebep olmuştu. Fakat sonraları Âkif, bu noksanı anlamış ve Mevlânâ'nın Mesnevî'sini mütâlâaya başlamıştı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Müslümanların ruhî ve itikadî birliğini anlatan:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mü'minân bisyâr, lîk îman yekî[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Cismeşân ma'dûd lîkin can yekî.* [/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]beyt-i mesnevîsini âdeta vecd içinde okurdu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Âkif'in " duyduğu büyük mânevî feyiz[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Üstad Âkif vefat etmeden bir süre önce İstanbul'da [1936'da] Mısır Apartmanı'nda birkaç arkadaş konuşurken yine Kur'ân tercümesi bahsi açılır ve Üstad Âkif şu çok manidar ifadeleri kullanır:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"- Kur'ân tercümesini hakkıyla yapamadığıma kaniim. Bundan dolayı neşretmedim. Maamâfîh bu çalışma benim Allah'la olan pazarlığımda çok semereli oldu. Hâlimde büyük değişiklikler gördüm. Kimseye bir şey vermedim. Fakat ben çok şeyler aldım. Duyduğum mânevî feyiz çok büyüktür."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bu noktada İsmail Kara'nın, Âkif'in "duyduğum mânevî feyiz çok büyüktür" ifadesini açıklama anlamında satırları oldukça kayda değerdir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. Mısır yıllarında Kur'ân tercümesi Âkif'in kendi kendini tüketmesini engelleyen nizami bir çalışma alanı, bir sığınak, her şeyi katlanılır kılan mübarek bir pencere. Mektuplardan da öyle anlıyoruz. Meâl üzerinde birçok şeyi onlarca defa deniyor. Cümleyi değiştiriyor, devrik hâle getiriyor, kelimeleri değiştiriyor vs. Muhtemelen geceleri de rüyalarında onunla uğraşıyor. Bunun yanında her ne kadar İstiklâl Harbi'ni, Veda Haccı'nı yazamadıysa da bir buçuk kitap hacminde şiir yazıyor. Muhtemelen "Gölgeler"deki şiirler olmasaydı Âkif portesini nakıs bir şekilde tanımış olacaktık. Orda benim önemsediğim şey, kendini cemiyet-i beşeriyyeye adama yükünün üzerinden kalkması dolayısıyla daha derunî, daha mânevi daha Batınî hatta daha gür sesli bir yolculuğun izleri[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]."**[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Âkif'in Mesnevî ile ilgili bir mütâlâası*[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Üstad Âkif'in Kur'an meâliyle ilgili çalışmalarından bahsederken, Mesnevî ile, Dîvân-ı Kebir ile şu değerlendirmesi dikkat çekicidir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Meâlle meşgûl olurken, diğer taraftan da Mesnevî'yi okudum. Yanımda Mesnevî'nin Türkçe, Farisî beş-altı tane şerhi vardı. Bunlar içinde Mesnevî'yi en çok anlayanı Ankaravî'yi buldum. Mesnevî'yi evvelâ kendim okurdum, maksadını anlamaya çalışırdım. Sonra şârihleri tedkik ederdim. Anlayış husûsunda Ankaravî ile birleştiğimi görünce çocuk gibi sevinirdim. O günlerim çok feyizli oluyordu. Daha büyük bir şevk ile çalışıyordum.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Mesnevî'yi iki defa okudum. Son cildi Mevlânâ'ya ait olmadığı hakkındaki ihtilafı kendi anlayışıma göre tedkik ettim. Tasavvuf ilmine o kadar vukûfum yok. Ancak lisan nokta-i nazarından o cildin Mevlânâ'ya ait olmadığına kanaat getirdim.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Hazırûndan biri sordu:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"- Mevlânâ şair mi idi?"[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Üstad cevap verdi:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"- Mesnevî'sinde mürşid olan Hazreti Mevlânâ, Dîvân-ı Kebir'inde çok kuvvetli bir şair olduğunu gösteriyor."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Âkif'in tasavvufa ilgisi[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG].[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bu bağlamda Fatin Gökmen'in şu ifadeleri ise Mehmed Âkif'in tasavvuf olgusuna bakışını ortaya koyarken, aynı zamanda onun tasavvuf hakkındaki kanaatini bütünüyle yansıtacak niteliktedir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Âkif, tasavvufa verilen eşkâlin çok aleyhinde idi. İslâm'a, söylediği gibi görünmemeyi, gördüğü gibi söylememeyi öğreten, en fena telâkki edilecek bir şeyin orasına burasına kulp takarak, iyi bir şeymiş gibi gösteren, şuur yollarını bozan, irade keskinliklerini körleten bu Batınîler tasavvufuna hücum ederdi. Hakikî tasavvufu bunlardan ayırırdı. Meselâ Gazalî'nin kudreti önünde eğilir, Mevlânâ'ya bayılırdı."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Âkif'in Mesnevî'yi hatmi[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG].[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Damadı Ömer Rıza Doğrul'un anlattığı şu intiba ise Üstad Âkif'in Mevlânâ'ya olan ilgisini ilginç biçimde gözler önüne serer:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Merhûm, Hind şairi İkbâl'in eserleriyle meşgûl olduktan sonra Mevlânâ'nın parça parça okuduğu Mesnevî'sini başından sonuna kadar okumaya karar vermiş. Mısır'da Mesnevî'nin tam nüshasını bulamamış. Fakat bir gece bir rüya görmüş; rüyada kendisine bir nüsha Mesnevî ihdâ olunmuş. Ertesi sabah, Prens Abbas Halim'in zevcesi ve vâlide-i Hidiv'in kerîmesi Prenses Hatice, vâlidesinden kendisine intikal eden büyük bir sandık kitabı Üstad'a göndermiş. Üstad sandığı açar açmaz en üstte Mesnevî'nin "Hazreti Şârih" unvanıyla tanılan Şeyh İsmail Rusûhî'nin şerhini bularak son derece sevinmiş ve o günden başlayarak tam bir buçuk senede Mesnevî'yi hatmetmiştir.***[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Efendim, iki üstada da rahmet ve minnet[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG].[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]* Anlamı: Mü'minler çoktur, ama iman tektir/ Bedenleri sayılabilir ama can tektir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]** İsmail Kara, "Âkif Merkeze Alınarak Bütün Dönem Düşüncesi Okunabilir", Yedi İklim, XX/ 201, Aralık 2006, s. 19.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]*** Geniş bilgi için bkz. Eşref Edib, Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları, c. İstanbul 1938, c.II, İstanbul 1939.[/COLOR][/B] [B][COLOR=red]Fahri Güven - Milli Gazete[/COLOR][/B] [B][COLOR=red]06/12/2009[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Üstad Mehmed Âkif'in Mevlânâ'ya ve eserlerine bakış açısı...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst