Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Üstadı Doğru Anlamak ve Demokratik Açılım
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 155531" data-attributes="member: 27"><p><span style="color: DarkRed"><u><strong>Müspet Hareket</strong></u></span></p><p> Bediüzzaman Hazretlerinin bütün hayatında takip ettiği değişmez bir düsturu “müsbet hareket” etmektir. <strong>“Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir…. …. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet İmân hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.” </strong><em>(Emirdağ Lahikası)</em> diyerek asayişin ancak müspet hareketle ve iman hizmetiyle gerçekleşeceğini vurgular ve bütün ömrünü bu davanın tahakkuku için geçirir. </p><p></p><p>Nur talebelerinin de <strong>“asayişin manevî bekçileri olmaları”</strong> bu davayı tasdik eder. Ve bütün yetkililere hem nur talebeleri , hem de nur risaleleri şu mesajı verirler: <strong>“Asayişi muhafazanın tek yolu insanların kalplerine iman ve marifet nurunun yerleşmesidir.” </strong></p><p><strong></strong> <u><strong></strong></u></p><p><u><strong></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: DarkRed"><strong>Fikir Hürriyeti </strong></span></strong></u></p><p> Üstad,<strong> “Medenilere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir.”</strong> diyerek, meselelerin fikir ortamında ve medenice tartışılmasını arzu eder. Onun asayişin muhafazasına önem vermesinin önemli bir yönü de budur. Zira, fikirler ancak sulh ortamında ve asayişin hakim olmasıyla rahatça tartışılabilir. Silah sesleri arasında korku ve dehşet ortamında kiminle, neyi ve nasıl tartışabiliriz? </p><p></p><p>Üstadın “fikir hürriyeti mücadelesi” tâ eski Said döneminde başlamış, daha sonra mahkemelerde yaptığı o eşsiz müdafaalarla devam etmiştir. </p><p>Hürriyetin esası insana verilen cüz'i iradeye dayanır. Herkes bu dünyada ahiret hesabına bir imtihan geçirmektedir ve bu imtihanın önemli bir şartı insanların kendi iradelerini diledikleri gibi kullanabilmeleridir.</p><p></p><p>Hayvanlar sadece ne için yaratılmışlarsa o görevi yerine getirirlerken insana bu konuda büyük bir yetki verilmiştir. İnsanın diğer varlıklardan üstünlüğünün önemli bir yönü de bu hürriyet ve irade meselesidir. <p style="margin-left: 20px"> <span style="font-family: 'Verdana'"><strong>“İnsan, hikmetle yapılmış bir masnudur. … Öyle bir fiilin mahsulüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor.”</strong> <em>( Mesnevi Nuriye, Zerre)</em></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p>Üstadın hürriyet hakkındaki şu tespitlerini de nazara vermek isterim:</p><p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">“İnsanlar hür oldular, amma yine abdullahtırlar.”</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> <em>(Tarihçe i Hayat, Birinci kısım)</em></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">“Hürriyetin şe'ni odur ki; ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın.”</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> <em>(Tarihçe i Hayat, Birinci kısım)</em></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p>Birinci hükme göre, insan Allah’a isyanda hür olamaz. Bir çocuk, babasına isyanda, bir nefer komutanına isyanda ve bir vatandaş kanunları çiğnemekte serbest olamazken insan, Rabbine isyanda nasıl hür olabilir?!..</p><p></p><p>İkinci hükümde ise, hürriyet sadece başkasına zarar vermekle sınırlandırılmamış, insanın kendisine de zarar vermesi yasaklanmıştır.</p><p></p><p>Bir başka eserinde de şu görüşe yer verir:</p><p style="margin-left: 20px"> <span style="font-family: 'Verdana'"><strong>“Belki, hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve te'dibden başka hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukûku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşruasında şahane serbest olsun.”</strong> <em>(Beyanat ve Tenvirler)</em></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p>İşte hürriyeti bu manada değerlendirenler hem dünya saadetini hem de ahiret saadetini birlikte yakalamış olurlar. Böyle fertlerden teşekkül eden bir cemiyette ise huzur ve güven tam manasıyla tahakkuk eder.</p><p></p><p>Hürriyet ve demokrasi konusunda şu acı gerçeği de görmek mecburiyetindeyiz: Bu gün iman hakikatlerinin tefsiri olan Nur Risalelerini muhtaçlara ulaştırma hizmeti, demokrasinin hakim olduğu bir çok Avrupa ülkesinde büyük bir kolaylıkla yürütülürken, diktanın hakim olduğu bazı İslâm ülkelerinde aynı kolaylıkla intişar edememektedir. Üstadın hürriyet ve asayiş taraftarı olmasına, bununla da kalmayıp bu kavramların mücadelesini vermesine bu açıdan da bakmak gerekir. Demirperde döneminde bu hakikatlerden uzak kalan Rusya’nın bugün bu hizmetle buluşması ve ona kucak açması da bu gerçeğin açık bir delilidir. </p><p></p><p>Fikir ve insanca yaşama hürriyetlerinin genişletilmesinden endişe etmemek gerekir. Özgürlüklerin genişletilmesi, yaygınlaştırılması hiçbir tehlike arz etmez, aksine büyük hayırlara, rahatlamalara sebep olabileceği gibi birçok istismarların ve aksülamellerin de önüne geçilmiş olur. Türkiye bunun en güzel örneğini yakın mazisinde vermiştir. Bu dönemde büyük bir demokratik atılım yapılmış, hem din ve vicdan hürriyetini kısıtlayan 163. maddenin, hem de Marksist ve komünist bir sisteme kapı açacağından endişe edilen 141. ve 42. maddelerin yürürlükten kaldırılmasıyla büyük bir demokratik atılım gerçekleştirilmiştir. Bu büyük icraattan sonra ne komünizm tehlikesi büyüme göstermiş, ne de bazı mihrakların kasıtlı olarak abarttıkları bir irtica hareketi görülmüştür. </p><p></p><p>Bilindiği gibi 163. madde ile mağdur edilenler, daha çok, nur talebeleri olmuştur. Onlar sadece iman ve Kur’an hakikatlerini kalplere ve akıllara yerleştirmeğe çalışmışlar, aktif siyasete girmemişler, hele silahlanmayı hatırlarından bile geçirmemişlerdir. <strong><span style="color: DarkRed">İki binden fazla beraat kararı almalarına rağmen yine mahkemelerin sonu gelmemiş, memleketimizin her tarafında bir hukuk terörünün estirilmesine devam edilmiştir. Üstad Bediüzzaman'a ve talebelerine uygulanan bu sindirme ve korkutma hareketi, bir çok insanı huzursuz etmekten öte bir işe yaramamış ve bu iman davası muhtaç gönüllerde gittikçe daha da artan bir hızla yerleşmiş, hakimiyetini devam ettirmiştir.</span></strong></p><p></p><p>Şu var ki bu antidemokratik maddenin kalkmasıyla İslâm adına silaha sarılmak isteyen bazı radikal kimselerin menfi propagandalarına son verilmiş ve Üstadın tabiriyle <strong>“dinde mutaassıp, muhakeme-i akliyede noksan”</strong> bu kişilerin yanlış şeyler yapmalarının önüne büyük oranda geçilmiştir.</p><p></p><p><span style="color: DarkRed"><strong>Silaha sarılanlar sadece 141. ve 142. maddelerin muhatapları olan Marksist kesim olmuşsa da bu maddelerin kalkmasıyla onlar da yerini bölücü teröre bırakarak gündemden düşmüş, zaman içerisinde sahneden tamamen çekilmiştir.</strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span> </p><p>Fikir hürriyetinin azami derecede uygulandığı Avrupa’da, farklı ırkların, inançların ve kültürlerin aynı devlet içinde birlikte yaşamaları safhası çoktan aşılmış, Avrupa Birliği adıyla birçok devletler sınırlarını birbirlerine açmışlar, paralarını birleştirmişler ve bir tek devlet gibi hareket etmeyi menfaatleri açısından daha faydalı bulmuşlardır. Böyle bir yaklaşım o devletlerin hiçbirinin iç işlerine karışma olarak yorumlanmamış ve genel kabul görmüştür. <strong><span style="color: DarkRed">Milletimiz gerek kendi içinde, gerek komşuları arasında aynı manayı yaşamaya ve yaşatmaya daha layıktır. Bunun önünün açılmasından korkulmamalı, kısıtlamaların ülke menfaatlerine zarar getireceği unutulmamalıdır.</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="color: DarkRed"><strong><u><strong>Aslî Görev</strong></u></strong></span></p><p> Demokrasi ve açılım denilince bir nur talebesinin hatırına öncelikle bu iki kavramın iman hizmetinde kazanacakları mana gelir. <strong><span style="color: DarkRed">Devlet yetkililerinin bu konudaki siyasî planlarını bilmiyoruz. Bilsek de fikrimizi basın yoluyla açıklamaktan öte bir görev ve yetki sahibi değiliz. </span></strong>O halde, bir nur talebesi, her konuda olduğu gibi bu konuda da gerektiğinde fikri katkısını sunar, ondan sonra gerçek görevi olan iman hizmetini bu demokrasi ortamında daha fazla nasıl icra edeceğine ve bu hizmeti daha fazla nasıl genişletip yayacağına kafa yorar. </p><p></p><p>Konuyu Üstad hazretlerinin şu dua cümleleriyle noktalayalım:</p><p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">“İnşaallah istikbaldeki İslamiyetin kuvvetiyle, medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umûmiyi de temin edecek.” </span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"><em>(Tarihçe i Hayat, Birinci Kısım, İlk hayatı)</em></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>“Size katiyen ve çok emarelerle ve kat i kanaatimle beyan ediyorum ki, gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükumet, alem-i İslama ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak; mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini, mefahir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir.”</strong> <em>(Emirdağ Lahikası, Afyon Emniyet Müdürlüğüne)</em></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><u><strong><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Prof. Dr. Alaaddin BAŞAR</span></span></strong></u></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><u><strong><span style="color: Blue">sorularlarisaleinur.com</span></strong></u></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 155531, member: 27"] [COLOR=DarkRed][U][B]Müspet Hareket[/B][/U][/COLOR] Bediüzzaman Hazretlerinin bütün hayatında takip ettiği değişmez bir düsturu “müsbet hareket” etmektir. [B]“Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir…. …. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet İmân hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.” [/B][I](Emirdağ Lahikası)[/I] diyerek asayişin ancak müspet hareketle ve iman hizmetiyle gerçekleşeceğini vurgular ve bütün ömrünü bu davanın tahakkuku için geçirir. Nur talebelerinin de [B]“asayişin manevî bekçileri olmaları”[/B] bu davayı tasdik eder. Ve bütün yetkililere hem nur talebeleri , hem de nur risaleleri şu mesajı verirler: [B]“Asayişi muhafazanın tek yolu insanların kalplerine iman ve marifet nurunun yerleşmesidir.” [/B] [U][B] [COLOR=DarkRed][B]Fikir Hürriyeti [/B][/COLOR][/B][/U] Üstad,[B] “Medenilere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir.”[/B] diyerek, meselelerin fikir ortamında ve medenice tartışılmasını arzu eder. Onun asayişin muhafazasına önem vermesinin önemli bir yönü de budur. Zira, fikirler ancak sulh ortamında ve asayişin hakim olmasıyla rahatça tartışılabilir. Silah sesleri arasında korku ve dehşet ortamında kiminle, neyi ve nasıl tartışabiliriz? Üstadın “fikir hürriyeti mücadelesi” tâ eski Said döneminde başlamış, daha sonra mahkemelerde yaptığı o eşsiz müdafaalarla devam etmiştir. Hürriyetin esası insana verilen cüz'i iradeye dayanır. Herkes bu dünyada ahiret hesabına bir imtihan geçirmektedir ve bu imtihanın önemli bir şartı insanların kendi iradelerini diledikleri gibi kullanabilmeleridir. Hayvanlar sadece ne için yaratılmışlarsa o görevi yerine getirirlerken insana bu konuda büyük bir yetki verilmiştir. İnsanın diğer varlıklardan üstünlüğünün önemli bir yönü de bu hürriyet ve irade meselesidir. [INDENT] [FONT=Verdana][B]“İnsan, hikmetle yapılmış bir masnudur. … Öyle bir fiilin mahsulüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor.”[/B] [I]( Mesnevi Nuriye, Zerre)[/I][/FONT] [/INDENT] Üstadın hürriyet hakkındaki şu tespitlerini de nazara vermek isterim: [INDENT] [B][FONT=Verdana]“İnsanlar hür oldular, amma yine abdullahtırlar.”[/FONT][/B][FONT=Verdana] [I](Tarihçe i Hayat, Birinci kısım)[/I] [/FONT] [B][FONT=Verdana]“Hürriyetin şe'ni odur ki; ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın.”[/FONT][/B][FONT=Verdana] [I](Tarihçe i Hayat, Birinci kısım)[/I][/FONT] [/INDENT] Birinci hükme göre, insan Allah’a isyanda hür olamaz. Bir çocuk, babasına isyanda, bir nefer komutanına isyanda ve bir vatandaş kanunları çiğnemekte serbest olamazken insan, Rabbine isyanda nasıl hür olabilir?!.. İkinci hükümde ise, hürriyet sadece başkasına zarar vermekle sınırlandırılmamış, insanın kendisine de zarar vermesi yasaklanmıştır. Bir başka eserinde de şu görüşe yer verir: [INDENT] [FONT=Verdana][B]“Belki, hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve te'dibden başka hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukûku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşruasında şahane serbest olsun.”[/B] [I](Beyanat ve Tenvirler)[/I][/FONT] [/INDENT] İşte hürriyeti bu manada değerlendirenler hem dünya saadetini hem de ahiret saadetini birlikte yakalamış olurlar. Böyle fertlerden teşekkül eden bir cemiyette ise huzur ve güven tam manasıyla tahakkuk eder. Hürriyet ve demokrasi konusunda şu acı gerçeği de görmek mecburiyetindeyiz: Bu gün iman hakikatlerinin tefsiri olan Nur Risalelerini muhtaçlara ulaştırma hizmeti, demokrasinin hakim olduğu bir çok Avrupa ülkesinde büyük bir kolaylıkla yürütülürken, diktanın hakim olduğu bazı İslâm ülkelerinde aynı kolaylıkla intişar edememektedir. Üstadın hürriyet ve asayiş taraftarı olmasına, bununla da kalmayıp bu kavramların mücadelesini vermesine bu açıdan da bakmak gerekir. Demirperde döneminde bu hakikatlerden uzak kalan Rusya’nın bugün bu hizmetle buluşması ve ona kucak açması da bu gerçeğin açık bir delilidir. Fikir ve insanca yaşama hürriyetlerinin genişletilmesinden endişe etmemek gerekir. Özgürlüklerin genişletilmesi, yaygınlaştırılması hiçbir tehlike arz etmez, aksine büyük hayırlara, rahatlamalara sebep olabileceği gibi birçok istismarların ve aksülamellerin de önüne geçilmiş olur. Türkiye bunun en güzel örneğini yakın mazisinde vermiştir. Bu dönemde büyük bir demokratik atılım yapılmış, hem din ve vicdan hürriyetini kısıtlayan 163. maddenin, hem de Marksist ve komünist bir sisteme kapı açacağından endişe edilen 141. ve 42. maddelerin yürürlükten kaldırılmasıyla büyük bir demokratik atılım gerçekleştirilmiştir. Bu büyük icraattan sonra ne komünizm tehlikesi büyüme göstermiş, ne de bazı mihrakların kasıtlı olarak abarttıkları bir irtica hareketi görülmüştür. Bilindiği gibi 163. madde ile mağdur edilenler, daha çok, nur talebeleri olmuştur. Onlar sadece iman ve Kur’an hakikatlerini kalplere ve akıllara yerleştirmeğe çalışmışlar, aktif siyasete girmemişler, hele silahlanmayı hatırlarından bile geçirmemişlerdir. [B][COLOR=DarkRed]İki binden fazla beraat kararı almalarına rağmen yine mahkemelerin sonu gelmemiş, memleketimizin her tarafında bir hukuk terörünün estirilmesine devam edilmiştir. Üstad Bediüzzaman'a ve talebelerine uygulanan bu sindirme ve korkutma hareketi, bir çok insanı huzursuz etmekten öte bir işe yaramamış ve bu iman davası muhtaç gönüllerde gittikçe daha da artan bir hızla yerleşmiş, hakimiyetini devam ettirmiştir.[/COLOR][/B] Şu var ki bu antidemokratik maddenin kalkmasıyla İslâm adına silaha sarılmak isteyen bazı radikal kimselerin menfi propagandalarına son verilmiş ve Üstadın tabiriyle [B]“dinde mutaassıp, muhakeme-i akliyede noksan”[/B] bu kişilerin yanlış şeyler yapmalarının önüne büyük oranda geçilmiştir. [COLOR=DarkRed][B]Silaha sarılanlar sadece 141. ve 142. maddelerin muhatapları olan Marksist kesim olmuşsa da bu maddelerin kalkmasıyla onlar da yerini bölücü teröre bırakarak gündemden düşmüş, zaman içerisinde sahneden tamamen çekilmiştir. [/B][/COLOR] Fikir hürriyetinin azami derecede uygulandığı Avrupa’da, farklı ırkların, inançların ve kültürlerin aynı devlet içinde birlikte yaşamaları safhası çoktan aşılmış, Avrupa Birliği adıyla birçok devletler sınırlarını birbirlerine açmışlar, paralarını birleştirmişler ve bir tek devlet gibi hareket etmeyi menfaatleri açısından daha faydalı bulmuşlardır. Böyle bir yaklaşım o devletlerin hiçbirinin iç işlerine karışma olarak yorumlanmamış ve genel kabul görmüştür. [B][COLOR=DarkRed]Milletimiz gerek kendi içinde, gerek komşuları arasında aynı manayı yaşamaya ve yaşatmaya daha layıktır. Bunun önünün açılmasından korkulmamalı, kısıtlamaların ülke menfaatlerine zarar getireceği unutulmamalıdır.[/COLOR][/B] [COLOR=DarkRed][B][U][B]Aslî Görev[/B][/U][/B][/COLOR] Demokrasi ve açılım denilince bir nur talebesinin hatırına öncelikle bu iki kavramın iman hizmetinde kazanacakları mana gelir. [B][COLOR=DarkRed]Devlet yetkililerinin bu konudaki siyasî planlarını bilmiyoruz. Bilsek de fikrimizi basın yoluyla açıklamaktan öte bir görev ve yetki sahibi değiliz. [/COLOR][/B]O halde, bir nur talebesi, her konuda olduğu gibi bu konuda da gerektiğinde fikri katkısını sunar, ondan sonra gerçek görevi olan iman hizmetini bu demokrasi ortamında daha fazla nasıl icra edeceğine ve bu hizmeti daha fazla nasıl genişletip yayacağına kafa yorar. Konuyu Üstad hazretlerinin şu dua cümleleriyle noktalayalım: [INDENT] [B][FONT=Verdana]“İnşaallah istikbaldeki İslamiyetin kuvvetiyle, medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umûmiyi de temin edecek.” [/FONT][/B][FONT=Verdana][I](Tarihçe i Hayat, Birinci Kısım, İlk hayatı)[/I] [B]“Size katiyen ve çok emarelerle ve kat i kanaatimle beyan ediyorum ki, gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükumet, alem-i İslama ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak; mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini, mefahir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir.”[/B] [I](Emirdağ Lahikası, Afyon Emniyet Müdürlüğüne)[/I][/FONT] [FONT=Verdana][/FONT] [U][B][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Prof. Dr. Alaaddin BAŞAR[/FONT][/COLOR][/B][/U] [FONT=Verdana][U][B][COLOR=Blue]sorularlarisaleinur.com[/COLOR][/B][/U][/FONT] [/INDENT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Üstadı Doğru Anlamak ve Demokratik Açılım
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst