Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Ustadıma SÛ-İ ZAN Edenlere Cevap!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 62759" data-attributes="member: 1"><p>Emirdağ lahikasında ustadım bediüzzaman gönderilen bir mektuba binaen ustadımın o mektuba cevap olarak yazdığı bir lahikayı dikkatlerinize sunmak istiyorum. Ancka şunun altınıda çizmek isterim ; Ustadım kendisine edilen hüsnüzanların ve makamların hepsini red etmiş ve kabul etmeyerek adi bir hizmetkar olduğunu sölemiş ; nitekim böle demesi öle olduğundan değil sair kısımlarda Allahın onu ona beğendirmediğini ve hodfuruşlukdan muhafaza buyurduğunu defaatle sölemekde . Öle ise burada ve sair kısımlardaki lhika veya nurlardaki hüsnü zan ve makamları red etmesi ve kendisini beğenmemesini ; Kuran şakirdlerinin mutevazi olmasından, ve dinsiz komitelerin planlarına cevap olarak kabul edilebilir.</p><p></p><p> Bir zamanlar bazı nurları tanımayan fakat kulakdan dolma haberler ile nurlardan ve ustadımdan yanlıs ve hatalı haberdar olanlar ; risale-i nur okuyanlarına : Siz Said Nursiyi gözünüzden cok buyuttuyorsunuz (haşa) kimileriniz peygamber olarak görmekde vs. Gibi daha çirkin ifadeler ile hem bizim nazarımızdaki Ustadı parçalamak hemde risale-i nurlardan soğumak amaçlı o sözlere aşşağıdaki lahikanın cevap olacağı ümidindeyim. </p><p></p><p> <em>[Gayet ehemmiyetli iki mes'eleyi; sizlere -zekâvetinize itimaden- Risale-i Nur'da müteferrikan parçaları bulunmalarına binaen, gayet muhtasar konuşacağım.]</em></p><p><em></em></p><p> <span style="color: #b00000"><strong>Birincisi:</strong></span> <strong>Risale-i Nur'un hakikî ve hakikatlı bir şakirdi bulunan ve Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın kâtibi, bu defa yazdığı mektubda, haddimden bin derece ziyade hüsn-ü zannına istinaden, bir hakikat soruyor. Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsinin gayet ehemmiyetli ve kudsî vazifesini ve hilafet-i nübüvvetin de gayet ulvî vazifelerinden bir vazifesini benim âdi şahsımda, üstadı noktasından bir cilvesini gördüğünden, bana o hilafet-i maneviyenin bir mazharı nazarıyla bakmak istiyor.</strong></p><p></p><p> <span style="color: #b00000"><strong>Evvelâ:</strong></span> <strong>Bâki bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye maruz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.</strong></p><p></p><p> <span style="color: #b00000"><strong>Sâniyen:</strong></span> <strong>Risale-i Nur'un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle veyahut onun ihtiyac-ı manevî lisanıyla Kur'andan gelmiş, yalnız o tercümanın istidadına bakan feyizler değil; belki o tercümanın muhatabları ve ders-i Kur'anda arkadaşları olan hâlis ve metin ve</strong></p><p></p><p>sh: » (E: 59)</p><p></p><p> <strong>sadık zâtların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle o tercümanın istidadından çok ziyade o Nurların zuhuruna medar oldukları gibi, Risale-i Nur'un ve şakirdlerinin şahs-ı manevîsinin hakikatını onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlassızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir.</strong></p><p></p><p> <span style="color: #b00000"><strong>Sâlisen:</strong></span> <span style="color: #ff5800"><strong>Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar hârika da olsalar, cemaatın şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlub düşebilir. Onun için, o mübarek kardeşimin yazdığı gibi, âlem-i İslâmı bir cihette tenvir edecek ve kudsî bir dehanın nurları olan bir vazife-i imaniye; bîçare, zaîf, mağlub, hadsiz düşmanları ve onu ihanetle, hakaretle çürütmeye çalışan muannid hasımları bulunan bir şahsa yüklenmez. Yüklense, o kusurlu şahıs ihanet darbeleriyle düşmanları tarafından sarsılsa; o yük düşer, dağılır.</strong></span></p><p></p><p> <span style="color: #eb0000"><strong>Râbian:</strong></span> <span style="color: #ff5800"><strong>Eski zamandan beri çok zâtlar, üstadını veya mürşidini veya muallimini veya reisini kıymet-i şahsiyelerinden çok ziyade hüsn-ü zan etmeleri, dersinden ve irşadından istifadeye vesile olması noktasında o pek fazla hüsn-ü zanlar bir derece kabul edilmiş, hilaf-ı vakıadır diye tenkid edilmezdi. Fakat şimdi, Risale-i Nur şakirdlerine lâyık bir üstada muvafık bir ulvî mertebe ve fazileti; bîçare, kusurlu bu şahsımda kabul ettikleri sebebiyle gayret ve şevkleriyle çalışmaları, bu noktada haddimden ziyade hüsn-ü zanları kabul edilebilir. Fakat Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsinin malı olarak elimde bulunuyor diye bilmek gerektir. Fakat başta zındıklar ve ehl-i dalalet ve ehl-i siyaset ve ehl-i gaflet, hattâ safi-kalb ehl-i diyanet şahsa fazla ehemmiyet verdikleri cihetinde, haksızlar o şahsı çürütmekle hakikatlara darbe vurmak ve o Nurlara, benim gibi bir bîçareyi maden zannederek bütün kuvvetleriyle beni çürütüp, o nurları söndürmeye ve safi-kalblileri de inandırmaya çalışıyorlar.</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 62759, member: 1"] Emirdağ lahikasında ustadım bediüzzaman gönderilen bir mektuba binaen ustadımın o mektuba cevap olarak yazdığı bir lahikayı dikkatlerinize sunmak istiyorum. Ancka şunun altınıda çizmek isterim ; Ustadım kendisine edilen hüsnüzanların ve makamların hepsini red etmiş ve kabul etmeyerek adi bir hizmetkar olduğunu sölemiş ; nitekim böle demesi öle olduğundan değil sair kısımlarda Allahın onu ona beğendirmediğini ve hodfuruşlukdan muhafaza buyurduğunu defaatle sölemekde . Öle ise burada ve sair kısımlardaki lhika veya nurlardaki hüsnü zan ve makamları red etmesi ve kendisini beğenmemesini ; Kuran şakirdlerinin mutevazi olmasından, ve dinsiz komitelerin planlarına cevap olarak kabul edilebilir. Bir zamanlar bazı nurları tanımayan fakat kulakdan dolma haberler ile nurlardan ve ustadımdan yanlıs ve hatalı haberdar olanlar ; risale-i nur okuyanlarına : Siz Said Nursiyi gözünüzden cok buyuttuyorsunuz (haşa) kimileriniz peygamber olarak görmekde vs. Gibi daha çirkin ifadeler ile hem bizim nazarımızdaki Ustadı parçalamak hemde risale-i nurlardan soğumak amaçlı o sözlere aşşağıdaki lahikanın cevap olacağı ümidindeyim. [i][Gayet ehemmiyetli iki mes'eleyi; sizlere -zekâvetinize itimaden- Risale-i Nur'da müteferrikan parçaları bulunmalarına binaen, gayet muhtasar konuşacağım.] [/i] [color=#b00000][b]Birincisi:[/b][/color] [b]Risale-i Nur'un hakikî ve hakikatlı bir şakirdi bulunan ve Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın kâtibi, bu defa yazdığı mektubda, haddimden bin derece ziyade hüsn-ü zannına istinaden, bir hakikat soruyor. Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsinin gayet ehemmiyetli ve kudsî vazifesini ve hilafet-i nübüvvetin de gayet ulvî vazifelerinden bir vazifesini benim âdi şahsımda, üstadı noktasından bir cilvesini gördüğünden, bana o hilafet-i maneviyenin bir mazharı nazarıyla bakmak istiyor.[/b] [color=#b00000][b]Evvelâ:[/b][/color] [b]Bâki bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye maruz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.[/b] [color=#b00000][b]Sâniyen:[/b][/color] [b]Risale-i Nur'un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle veyahut onun ihtiyac-ı manevî lisanıyla Kur'andan gelmiş, yalnız o tercümanın istidadına bakan feyizler değil; belki o tercümanın muhatabları ve ders-i Kur'anda arkadaşları olan hâlis ve metin ve[/b] sh: » (E: 59) [b]sadık zâtların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle o tercümanın istidadından çok ziyade o Nurların zuhuruna medar oldukları gibi, Risale-i Nur'un ve şakirdlerinin şahs-ı manevîsinin hakikatını onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlassızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir.[/b] [color=#b00000][b]Sâlisen:[/b][/color] [color=#ff5800][b]Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar hârika da olsalar, cemaatın şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlub düşebilir. Onun için, o mübarek kardeşimin yazdığı gibi, âlem-i İslâmı bir cihette tenvir edecek ve kudsî bir dehanın nurları olan bir vazife-i imaniye; bîçare, zaîf, mağlub, hadsiz düşmanları ve onu ihanetle, hakaretle çürütmeye çalışan muannid hasımları bulunan bir şahsa yüklenmez. Yüklense, o kusurlu şahıs ihanet darbeleriyle düşmanları tarafından sarsılsa; o yük düşer, dağılır.[/b][/color] [color=#eb0000][b]Râbian:[/b][/color] [color=#ff5800][b]Eski zamandan beri çok zâtlar, üstadını veya mürşidini veya muallimini veya reisini kıymet-i şahsiyelerinden çok ziyade hüsn-ü zan etmeleri, dersinden ve irşadından istifadeye vesile olması noktasında o pek fazla hüsn-ü zanlar bir derece kabul edilmiş, hilaf-ı vakıadır diye tenkid edilmezdi. Fakat şimdi, Risale-i Nur şakirdlerine lâyık bir üstada muvafık bir ulvî mertebe ve fazileti; bîçare, kusurlu bu şahsımda kabul ettikleri sebebiyle gayret ve şevkleriyle çalışmaları, bu noktada haddimden ziyade hüsn-ü zanları kabul edilebilir. Fakat Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsinin malı olarak elimde bulunuyor diye bilmek gerektir. Fakat başta zındıklar ve ehl-i dalalet ve ehl-i siyaset ve ehl-i gaflet, hattâ safi-kalb ehl-i diyanet şahsa fazla ehemmiyet verdikleri cihetinde, haksızlar o şahsı çürütmekle hakikatlara darbe vurmak ve o Nurlara, benim gibi bir bîçareyi maden zannederek bütün kuvvetleriyle beni çürütüp, o nurları söndürmeye ve safi-kalblileri de inandırmaya çalışıyorlar.[/b][/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Ustadıma SÛ-İ ZAN Edenlere Cevap!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst