Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Üstadın Avrupa'ya bakışı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 24603" data-attributes="member: 857"><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bediüzzaman, Avrupayı iki bölümde ele alır:</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">1- Gerçek Hristiyanlıktan aldığı feyz ile, toplum hayatına faydalı sanatları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fenleri takip eden,bozulmamış Avrupa,</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">2- Maddeci felsefenin zulmetiyle, medeniyetin pisliklerini güzellik zannederek, insanlığı sefahet ve dalalete sevk eden bozulmuş Avrupa.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">İşte bu ikinci Avrupa, İslâm âlemine çok zarar vermiştir. Dinden uzak düşünürleri, zulmet-i kalb içinde olduklarından zulmetli fikirlerin menbaı olmuşlardır. Çünkü zulmet-i kalb,</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Ruh sıkıntısının menbaıdır. Kalbi karanlıkta kalan kişiler, elbette ruhi bir sıkıntıya mahkum olacaklardır. Sıkıntı ise,</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Sefahetin muallimidir. Yani, dinden uzak Avrupalının ruhundaki sıkıntı, kendilerini avutmak için her türıü eğlence vasıtalarının bulunmasına öğretmenlik yapmıştır. Heves-heva-eğlence-sefahetten memzuc şa’şaa-i medeni,</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Dalaletten gelen müthiş sıkıntıya bir yalancı merhem</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Uyutucu zehir-baz durumundadır. (Yani, onların görünüşte parlak olan medeniyetleri, heves, heva, eğlence ve sefahetin bir karışımıdır. Böyle bir parlaklık, dalaletten gelen müthiş sıkıntıya yalancı bir merhem, bir uyuşturucu olmaktan öteye gidemez).</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Bediüzzaman, sömürgeci büyük Avrupa devletleri için, “Avrupanın ejderhaları” tabirini kullanır. Onların reisleri için, “İnsaniyetperver maskesi altında vahşi reisler” tesbitini yapar. Böyle kişilerin yönlendirdiği ve başkasını yutmakla beslenen ejderhaların meydana getirdiği medeniyetten, “mimsiz medeniyet” olarak bahseder. (Malum, “medeniyet” kelimesinin ilk harfi olan “mim” kaldırılınca, geriye “deniyet” kalır. Deniyet ise “alçaklık” demektir). Evet, İkinci Avrupa’nın medeniyeti,</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Habis</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Nazarı şeriatta merdud (şeriat böyle bir medeniyeti reddeder)</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Seyyiatı hasenatına galib (kötülükleri iyiliklerinden fazla)</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• İntibahı beşerle mahkum-u inkıraz (insanlığın uyanmasıyla çökmeye mahkum)</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Sefih</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Mütemerrid </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Gaddar </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Mânen vahşi</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Dışı süs, içi pis</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Beşerin nefs-i emmaresi </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">• Kurtlanmış bir ağaç görünümündedir.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Fakat ne yazık ki, onun bu yüzünü pek çok aydınımız görememiş ve bilememişlerdir. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Bediüzzaman böyleleri hakkında “zulmetli münevverler” (karanlık aydınlar) teşhisini koyar. Körü körüne Avrupa hayranlığı yapanlar için “Avrupanın kaselisleri” (çanak yalayıcıları) tabirini kullanır. Bunların kendilerine “ladini” (laik) ismini vermekle, ne dine, ne dinsizliğe ilişmemeyi ilan ettikleri halde, dinsizliği mutaassıbane bir din ittihaz ettiklerine dikkat çeker.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Bosna-Hersek’te yaşanan insanlık faciası, Bediüzzaman’ın tesbitlerinin ne derece yerinde olduğunu göstermiştir. Öyle ki, pek çok Batı hayranı kimse, bu olaylarla Avrupa medeniyetinin iç yüzünü anlama fırsatı bulmuştur.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Bediüzzaman, medeniyetin güzelliklerinin alınmasını söyler. Bu hususta Japonları örnek gösterir. Ona göre:</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Mehasin-i medeniyet, insaniyet-i suğra; İslâmiyet ise, insaniyet-i kübradır. Mehasin-i medeniyet, insaniyet-i kübranın mukaddimesidir. Yani, medeniyetin güzellikleri olan sanayi, teknoloji ve bunların insanlığa getirdiği faydalar, kolaylıklar, insanın diğer canlılardan üstünlüğünün küçük bir göstergesidir. Bununla beraber, eğer insan, insanlığın en mükemmel şeklini çizen İslâmiyete sarılmazsa, gerçek insanlığı elde edemez. Nitekim, insaniyet-i kübra olan İslâmiyetten ruh almayanlar, insaniyet-i suğra olan medeniyetin iyiliklerini de kötüye kullanmışlardır. Yaptıkları uçaklarla masumları bombalamışlar, uydularla dünyanın her tarafına en müstehcen yayınları yaymışlar, ele geçirdikleri TV kanallarıyla, rezaletin naşiri durumuna gelmişlerdir.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Sözün burasında, Bediüzzaman’ın, bu asrın başlarında söylediği şu sözleri hamiyetli insanımıza hatırlatmak istiyoruz:</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">“Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Aya, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi aklı ile onların sefahet ve batlı fikirlerine ittiba’ edip emniyet ediyorsunuz? Yok yok! Sefihane taklid edenler, ittiba’ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip, kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibanız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır.”</span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 24603, member: 857"] [B][FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Bediüzzaman, Avrupayı iki bölümde ele alır:[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]1- Gerçek Hristiyanlıktan aldığı feyz ile, toplum hayatına faydalı sanatları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fenleri takip eden,bozulmamış Avrupa,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]2- Maddeci felsefenin zulmetiyle, medeniyetin pisliklerini güzellik zannederek, insanlığı sefahet ve dalalete sevk eden bozulmuş Avrupa.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]İşte bu ikinci Avrupa, İslâm âlemine çok zarar vermiştir. Dinden uzak düşünürleri, zulmet-i kalb içinde olduklarından zulmetli fikirlerin menbaı olmuşlardır. Çünkü zulmet-i kalb,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Ruh sıkıntısının menbaıdır. Kalbi karanlıkta kalan kişiler, elbette ruhi bir sıkıntıya mahkum olacaklardır. Sıkıntı ise,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Sefahetin muallimidir. Yani, dinden uzak Avrupalının ruhundaki sıkıntı, kendilerini avutmak için her türıü eğlence vasıtalarının bulunmasına öğretmenlik yapmıştır. Heves-heva-eğlence-sefahetten memzuc şa’şaa-i medeni,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Dalaletten gelen müthiş sıkıntıya bir yalancı merhem[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Uyutucu zehir-baz durumundadır. (Yani, onların görünüşte parlak olan medeniyetleri, heves, heva, eğlence ve sefahetin bir karışımıdır. Böyle bir parlaklık, dalaletten gelen müthiş sıkıntıya yalancı bir merhem, bir uyuşturucu olmaktan öteye gidemez).[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Bediüzzaman, sömürgeci büyük Avrupa devletleri için, “Avrupanın ejderhaları” tabirini kullanır. Onların reisleri için, “İnsaniyetperver maskesi altında vahşi reisler” tesbitini yapar. Böyle kişilerin yönlendirdiği ve başkasını yutmakla beslenen ejderhaların meydana getirdiği medeniyetten, “mimsiz medeniyet” olarak bahseder. (Malum, “medeniyet” kelimesinin ilk harfi olan “mim” kaldırılınca, geriye “deniyet” kalır. Deniyet ise “alçaklık” demektir). Evet, İkinci Avrupa’nın medeniyeti,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Habis[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Nazarı şeriatta merdud (şeriat böyle bir medeniyeti reddeder)[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Seyyiatı hasenatına galib (kötülükleri iyiliklerinden fazla)[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• İntibahı beşerle mahkum-u inkıraz (insanlığın uyanmasıyla çökmeye mahkum)[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Sefih[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Mütemerrid [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Gaddar [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Mânen vahşi[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Dışı süs, içi pis[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Beşerin nefs-i emmaresi [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]• Kurtlanmış bir ağaç görünümündedir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Fakat ne yazık ki, onun bu yüzünü pek çok aydınımız görememiş ve bilememişlerdir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Bediüzzaman böyleleri hakkında “zulmetli münevverler” (karanlık aydınlar) teşhisini koyar. Körü körüne Avrupa hayranlığı yapanlar için “Avrupanın kaselisleri” (çanak yalayıcıları) tabirini kullanır. Bunların kendilerine “ladini” (laik) ismini vermekle, ne dine, ne dinsizliğe ilişmemeyi ilan ettikleri halde, dinsizliği mutaassıbane bir din ittihaz ettiklerine dikkat çeker.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Bosna-Hersek’te yaşanan insanlık faciası, Bediüzzaman’ın tesbitlerinin ne derece yerinde olduğunu göstermiştir. Öyle ki, pek çok Batı hayranı kimse, bu olaylarla Avrupa medeniyetinin iç yüzünü anlama fırsatı bulmuştur.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Bediüzzaman, medeniyetin güzelliklerinin alınmasını söyler. Bu hususta Japonları örnek gösterir. Ona göre:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Mehasin-i medeniyet, insaniyet-i suğra; İslâmiyet ise, insaniyet-i kübradır. Mehasin-i medeniyet, insaniyet-i kübranın mukaddimesidir. Yani, medeniyetin güzellikleri olan sanayi, teknoloji ve bunların insanlığa getirdiği faydalar, kolaylıklar, insanın diğer canlılardan üstünlüğünün küçük bir göstergesidir. Bununla beraber, eğer insan, insanlığın en mükemmel şeklini çizen İslâmiyete sarılmazsa, gerçek insanlığı elde edemez. Nitekim, insaniyet-i kübra olan İslâmiyetten ruh almayanlar, insaniyet-i suğra olan medeniyetin iyiliklerini de kötüye kullanmışlardır. Yaptıkları uçaklarla masumları bombalamışlar, uydularla dünyanın her tarafına en müstehcen yayınları yaymışlar, ele geçirdikleri TV kanallarıyla, rezaletin naşiri durumuna gelmişlerdir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Sözün burasında, Bediüzzaman’ın, bu asrın başlarında söylediği şu sözleri hamiyetli insanımıza hatırlatmak istiyoruz:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]“Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Aya, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi aklı ile onların sefahet ve batlı fikirlerine ittiba’ edip emniyet ediyorsunuz? Yok yok! Sefihane taklid edenler, ittiba’ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip, kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibanız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır.”[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Üstadın Avrupa'ya bakışı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst