Bu cümleden olarak, Bediüzzaman, talebelerini meşhur mektubunda ikaz ve teşvik ederek, İslam yazılarıyla neşir yapmanın, bazı nafile ibadetlerden çok daha mühim olduğunu ve İslam yazısı yazmanın sünnet olduğunu ifade etmiştir:
Yazıda usanan ve ibadet ayları olan şuhûr-i selasede sâir evradı beş cihetle ibadet sayılan Risale-i Nur yazısına tercih eden kardeşlerime iki hadis-i şerifin bir nüktesini söyleyeceğim:
Birincisi:
(...............)(ev kemâ kâl)
yani "Mahşerde ulemâ-yı hakikatın sarf ettikleri mürekkep, şehitlerin kanıyle muvazene edilir, o kıymette olur."
İkincisi:
(..............)(ev kemâ kâl)
yani "Bid'aların ve dalâletlerin istilası zamanında sünnet-i seniyyeye ve hakikat-ı Kur'âniyyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehidin sevabını kazanır."
Ey tenbellik damarıyla yazıda usanan ve ey sofi-meşrep kardeşlerim: Bu iki hadisin mecmuu gösteriyor ki, böyle zamanda hakâik-i imaniyyeye ve esrar-ı Şeriata ve sünnet-i seniyyeye hizmet eden mübarek halis kalemlerden akan siyah nur veya ab-ı hayat hükmünde olan mürekkeplerin bir dirhemi, şühedanın yüz dirhem kanı hükmünde, yevm-i mahşerde size faide verebilir. Öyle ise, onu kazanmaya çalışınız.
Eğer deseniz, hadisde alim tabiri var. Bir kısmımız yalnız kâtibiz? El-cevap: bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim hakikatli bir alimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur şakirdlerinin bir şahs-ı manevisi var; şüphesiz o şahs-ı manevi bu zamanın bir alimidir. Sizin kalemleriniz ise o şahs-ı manevinin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyakatsiz olduğum halde, haydi hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet nokta-i nazarında bir alim vaziyeti verdiğinizden, bağlanmışsınız. Ben ümmi ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır, hadisde gösterilen ecri alırsınız."
Bu mektubun haşiyesi ise şöyledir:
"Bu kıymetli mektupda üstadımızın işaret ettiği beş nev-i ibadetin kendilerinden izahını taleb ettik. Aldığımız izah şöyledir:
1- En mühim bir mücahede olan, ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmek,
2- Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmek,
3- Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmek,
4- Kalemle ilmi tahsil etmek,
5- Bazen bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır. [Rüşdü, Hüsrev, Re'fet]
(Lemalar, Osm esas nüsha, sh. 175)
AHİRET KARDEŞLERİME MÜHİM BİR İHTAR..
İKİ MADDEDİR.
BİRİNCİSİ: Risâle-i Nur'a intisab eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan ve yazdıran Risâle-i Nur talebesi ünvanını alır. Ve o ünvan altında, her yirmi dört saatte benim lisanımla belki yüz defa bazen daha ziyade hayırlı dualarımda ve mânevî kazançlarımda hissedâr olmakla beraber, benim gibi dua eden kıymetdâr binler kardeşlerin ve Risâle-i Nur talebelerinin duâlarına ve kazançlarına dahi hissedâr olur.
Hem dört vecihle dört nevi ibadet-i makbûle hükmünde bulunan kitâbetinde; hem imanını kuvvetlendirmek, hem başkalarının imanlarını tehlikeden kurtarmağa çalışmak, hem Hadis'in hükmüyle, bir saat tefekkür bazan bir sene kadar bir ibadet hükmüne geçen tefekkür-i imânîyi elde etmek ve ettirmek, hem hüsn-i hattı olmayan ve vaziyeti çok ağır bulunan üstadına yardım etmekle hasenâtına iştirak etmek gibi çok faideleri verebilir.
Ben kasemle temin ederim ki: bir küçük Risâleyi kendinde bilerek yazan adam,bana büyük bir hediye hükmüne geçer: belki herbir sahifesi bir okka şeker kadar beni memnun eder.
İKİNCİ MADDE: Maatteessüf, Risâle-i Nur'un imansız ve emansız cin ve ins düşmanları onun çelik gibi metin kal'alarına ve elmas kılınç gibi kuvvetli hüccetlerine mukabele edemediklerinden, çok gizli desiseler ve hafi vasıtalar ile haberleri olmadan, yazanların şevklerini kırmak ve fütûr vermek ve yazıdan vazgeçirmek cihetinde şeytancasına hücum edip dareb vuruyorlar.
Hususan burada ihtiyaç pek çok ve yazıcılar çok az ve düşmanlar çok dikkatli, kısmen talebeler mukavemetsiz olduğundan; bu memleketi o Nurlardan bir derece mahrum ediyor. Benimle hakikat meşrebinde sohbet etmek ve görüşmek isteyen adem hangi Risâleyi açsa benimle değil, hâdim-i Kur'ân olan üstadiyle görüşür ve hakâik-i imâniyeden zevkle bir ders alabilir.
İKİ MADDEDİR.
BİRİNCİSİ: Risâle-i Nur'a intisab eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan ve yazdıran Risâle-i Nur talebesi ünvanını alır. Ve o ünvan altında, her yirmi dört saatte benim lisanımla belki yüz defa bazen daha ziyade hayırlı dualarımda ve mânevî kazançlarımda hissedâr olmakla beraber, benim gibi dua eden kıymetdâr binler kardeşlerin ve Risâle-i Nur talebelerinin duâlarına ve kazançlarına dahi hissedâr olur.
Hem dört vecihle dört nevi ibadet-i makbûle hükmünde bulunan kitâbetinde; hem imanını kuvvetlendirmek, hem başkalarının imanlarını tehlikeden kurtarmağa çalışmak, hem Hadis'in hükmüyle, bir saat tefekkür bazan bir sene kadar bir ibadet hükmüne geçen tefekkür-i imânîyi elde etmek ve ettirmek, hem hüsn-i hattı olmayan ve vaziyeti çok ağır bulunan üstadına yardım etmekle hasenâtına iştirak etmek gibi çok faideleri verebilir.
Ben kasemle temin ederim ki: bir küçük Risâleyi kendinde bilerek yazan adam,bana büyük bir hediye hükmüne geçer: belki herbir sahifesi bir okka şeker kadar beni memnun eder.
İKİNCİ MADDE: Maatteessüf, Risâle-i Nur'un imansız ve emansız cin ve ins düşmanları onun çelik gibi metin kal'alarına ve elmas kılınç gibi kuvvetli hüccetlerine mukabele edemediklerinden, çok gizli desiseler ve hafi vasıtalar ile haberleri olmadan, yazanların şevklerini kırmak ve fütûr vermek ve yazıdan vazgeçirmek cihetinde şeytancasına hücum edip dareb vuruyorlar.
Hususan burada ihtiyaç pek çok ve yazıcılar çok az ve düşmanlar çok dikkatli, kısmen talebeler mukavemetsiz olduğundan; bu memleketi o Nurlardan bir derece mahrum ediyor. Benimle hakikat meşrebinde sohbet etmek ve görüşmek isteyen adem hangi Risâleyi açsa benimle değil, hâdim-i Kur'ân olan üstadiyle görüşür ve hakâik-i imâniyeden zevkle bir ders alabilir.
SAİD-İ NURSİ
(Bu mektup aynı zamanda "Şeker mektubu" olarak da bilinir.)
Hz. Ali (ra)nin Kaside-i Ercuzesi'si bu hususta hakikaten dikkate değer ve garip şekilde beyanlarda bulunmaktadır.
Yukarıda adı geçen 18. lem'a Bediüzzaman'ın yazı hususunda en fazla dikkat çekici eseridir