Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
üstadın talebeleri anlatıyor
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nur5" data-source="post: 146322" data-attributes="member: 12183"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><em>Üstadın bir kerametini gözlerimle gördüm"</em></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Denizli hapishanesinde mahkeme gidip gelişlerimizi hatırladım.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"İkişer kişi halinde kelepçe takarlardı. Her duruşmada çeşitli arkadaşlarla kelepçelenirdik. Bir gün beni Üstad’la beraber bağladılar. Mahkemeye gidiyorduk. Tam kabristanın yanından geçerken Üstad Fatiha diyerek okumaya başladı. Kelepçe, zincirli ve asma kilitliydi. Yan gözümle Üstad’a baktım. Fatihayı okuduktan sonra ellerini yüzüne sürdü. Elimiz beraber bağlı olduğu halde benim elim kalkmadı. Bunu Üstad’ın bir kerameti olarak bizzat müşahede ettim.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred"><em>"İdamlıklar nurlarla imanlarını kurtarmışlardı"</em></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Hapishanede mahkûmlar bize dualar yazdırmak istiyorlardı. Delâil-i şerifi yazmıştım. Ağır cezalılardan İbrahim bunu muska yaparak kaçmak istiyordu. Ben de ‘Böyle şeylerle kaçılmaz. Eğer kaçılsaydı biz kendimiz kaçarız!" diye latife yollu cevap vermiştim. Daha sonra İbrahim’i idam ettiler. Bir çok mahkûmları kötü vaziyetten kurtarmıştık. Pislikten, kötü hayattan Kur’ân okuyarak, Nurları okuyarak kurtuldular.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Bazılarını Kur’ân okurken, bazılarını tesbihat yaparken, bazılarını ise namazdan alıp götürdüler, idam ettiler. Kumardan ve diğer fenalıklardan alıp götürselerdi, ne olurdu biçarelerin hali?</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Üstad’ yeni yazı ile Risaleleri yazın’ deyince, bazıları itiraz ettiler. Sadık Bey ise, sadakatle, ‘Üstad ne derse o olsun’ diyordu.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">MEHMED FEYZİ PAMUKÇU</span></span></em></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">"Günde 15 sayfa Risale-i Nur oku"</span></span></em></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Geçmiş hatıraları insan zaman zaman hatırlıyor. 1952′lerde Zübeyir Gündüzalp Ağabey bana, ‘Sen eserleri okuyormusun?’ diye sormuştu. O zaman ben İslâm yazısı öğreniyor ve Cevşen okuyordum. ‘Her gün Cevşen okuyorum’ dedim. O da bana, ‘Kardeşim şimdi Cevşen değil, hiç olmazsa günde on-on beş sayfa Risale-i Nur okuyacaksın’ dedi. Ben de öyle yapmaya başladım ve çok faydasını gördüm. Sanki neyi ve hangi meseleyi okumuşsam ertesi günü bana o soruluyor ve ben de cevap veriyordum. O zaman böyle hadiseler çok vaki oluyordu. Şayet Nurları okuyup da iyi bilmeseydim bana sorulan sorulara cevap veremezdim."</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred"><em>RECEP ONAZ</em></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">"Üstadın fareye şefkati"</span></span></em></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Bir gün talebelerinden Ceylan Çalışkan yanına geldi. Bir şey konuştular. Ertesi gün Üstad yatıyordu. Bir de baktım ki, koynuna fare girmiş. Bediüzzaman sakince uyandı. Ben de aval aval bakıyordum. Hiç fareye ‘Kışt’ diye kovmak aklıma gelmiyor. Üstad da bir şey demiyor. Fare bu sefer koynundan, elbiseyi bol bolduğu için koluna doğru yürümeye başladı, dirseğine kadar geldi. Üstad hayvana ne dedi biliyor musunuz?</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Hey, çık mübarek hayvan, hey çık?’ dedi.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Fare de sanki bir emir bekliyormuş gibi, kolunun geniş yeninden çıkıverdi. Orada dikildi, kaldı. Üstadın elinden aşağıya inmiyor. Bense şaşkın şaşkın bakıyorum. Üstad bana:</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Ya kardeş’ dedi. ‘Şu yere bir lokma ekmek koyuver, mübarek hayvan ekmek istiyor’ dedi. Ben de bunun üzerine yere bir ekmek koyuverdim. Fare yere indi, ekmeği yedi, sonra çekip gitti.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">HASAN AKYOL</span></span></em></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">"Sebepsiz eser yazmadım"</span></span></em></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Eserleri hakkında:</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Ben hiçbir zaman boşuna sebebsiz eser yazmadım. Mutlaka bir delile ve bir sebebe binaen yazdım. Bir ihtiyaca binaen yazdım. Hem sizler bilerek çalışıyorsunuz. Ben şuurum taalluk etmeden istihdam ediliyorum. Risaleler Cenab-ı Hakkın bu zamanın ihtiyacına binaen bir lütfu ve ihsanıdır’ derdi.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Emirdağ Lahikalarındaki içtimaî mektupların bir çoğu 1950 senesinden sonra yazılmıştı. Bu mektupları Üstad siyasî ve içtimaî hayatla alâkadar olanlara gönderirdi.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Bu mektupları Isparta’da Nur Talebeleri ve Hüsrev Ağabeyler teksir derek çoğaltırlardı. Üstad Isparta’ya gelince mektupların teksir edilmesi ve gönderilmesiyle bizzat kendisi ilgilenirdi.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Yanındaki hizmetçileri vasıtasıyla lâhikaları hiç kesintisiz devam ettirirdi. Aynı zamanda Nur Talebeleri ile haberleşme, müjdeli mektupla tebriklerini gönderirdi.</span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">BAYRAM YÜKSEL</span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nur5, post: 146322, member: 12183"] [SIZE=3][COLOR=darkred][SIZE=4][I]Üstadın bir kerametini gözlerimle gördüm"[/I][/SIZE][/COLOR] "Denizli hapishanesinde mahkeme gidip gelişlerimizi hatırladım. "İkişer kişi halinde kelepçe takarlardı. Her duruşmada çeşitli arkadaşlarla kelepçelenirdik. Bir gün beni Üstad’la beraber bağladılar. Mahkemeye gidiyorduk. Tam kabristanın yanından geçerken Üstad Fatiha diyerek okumaya başladı. Kelepçe, zincirli ve asma kilitliydi. Yan gözümle Üstad’a baktım. Fatihayı okuduktan sonra ellerini yüzüne sürdü. Elimiz beraber bağlı olduğu halde benim elim kalkmadı. Bunu Üstad’ın bir kerameti olarak bizzat müşahede ettim. [SIZE=4][COLOR=darkred][I]"İdamlıklar nurlarla imanlarını kurtarmışlardı"[/I][/COLOR][/SIZE] "Hapishanede mahkûmlar bize dualar yazdırmak istiyorlardı. Delâil-i şerifi yazmıştım. Ağır cezalılardan İbrahim bunu muska yaparak kaçmak istiyordu. Ben de ‘Böyle şeylerle kaçılmaz. Eğer kaçılsaydı biz kendimiz kaçarız!" diye latife yollu cevap vermiştim. Daha sonra İbrahim’i idam ettiler. Bir çok mahkûmları kötü vaziyetten kurtarmıştık. Pislikten, kötü hayattan Kur’ân okuyarak, Nurları okuyarak kurtuldular. "Bazılarını Kur’ân okurken, bazılarını tesbihat yaparken, bazılarını ise namazdan alıp götürdüler, idam ettiler. Kumardan ve diğer fenalıklardan alıp götürselerdi, ne olurdu biçarelerin hali? "Üstad’ yeni yazı ile Risaleleri yazın’ deyince, bazıları itiraz ettiler. Sadık Bey ise, sadakatle, ‘Üstad ne derse o olsun’ diyordu. [I][SIZE=4][COLOR=darkred]MEHMED FEYZİ PAMUKÇU[/COLOR][/SIZE][/I] [I][SIZE=4][COLOR=darkred]"Günde 15 sayfa Risale-i Nur oku"[/COLOR][/SIZE][/I] "Geçmiş hatıraları insan zaman zaman hatırlıyor. 1952′lerde Zübeyir Gündüzalp Ağabey bana, ‘Sen eserleri okuyormusun?’ diye sormuştu. O zaman ben İslâm yazısı öğreniyor ve Cevşen okuyordum. ‘Her gün Cevşen okuyorum’ dedim. O da bana, ‘Kardeşim şimdi Cevşen değil, hiç olmazsa günde on-on beş sayfa Risale-i Nur okuyacaksın’ dedi. Ben de öyle yapmaya başladım ve çok faydasını gördüm. Sanki neyi ve hangi meseleyi okumuşsam ertesi günü bana o soruluyor ve ben de cevap veriyordum. O zaman böyle hadiseler çok vaki oluyordu. Şayet Nurları okuyup da iyi bilmeseydim bana sorulan sorulara cevap veremezdim." [SIZE=4][COLOR=darkred][I]RECEP ONAZ[/I][/COLOR][/SIZE] [I][SIZE=4][COLOR=darkred]"Üstadın fareye şefkati"[/COLOR][/SIZE][/I] "Bir gün talebelerinden Ceylan Çalışkan yanına geldi. Bir şey konuştular. Ertesi gün Üstad yatıyordu. Bir de baktım ki, koynuna fare girmiş. Bediüzzaman sakince uyandı. Ben de aval aval bakıyordum. Hiç fareye ‘Kışt’ diye kovmak aklıma gelmiyor. Üstad da bir şey demiyor. Fare bu sefer koynundan, elbiseyi bol bolduğu için koluna doğru yürümeye başladı, dirseğine kadar geldi. Üstad hayvana ne dedi biliyor musunuz? "Hey, çık mübarek hayvan, hey çık?’ dedi. "Fare de sanki bir emir bekliyormuş gibi, kolunun geniş yeninden çıkıverdi. Orada dikildi, kaldı. Üstadın elinden aşağıya inmiyor. Bense şaşkın şaşkın bakıyorum. Üstad bana: "Ya kardeş’ dedi. ‘Şu yere bir lokma ekmek koyuver, mübarek hayvan ekmek istiyor’ dedi. Ben de bunun üzerine yere bir ekmek koyuverdim. Fare yere indi, ekmeği yedi, sonra çekip gitti. [I][SIZE=4][COLOR=darkred]HASAN AKYOL[/COLOR][/SIZE][/I] [I][SIZE=4][COLOR=darkred]"Sebepsiz eser yazmadım"[/COLOR][/SIZE][/I] "Eserleri hakkında: "Ben hiçbir zaman boşuna sebebsiz eser yazmadım. Mutlaka bir delile ve bir sebebe binaen yazdım. Bir ihtiyaca binaen yazdım. Hem sizler bilerek çalışıyorsunuz. Ben şuurum taalluk etmeden istihdam ediliyorum. Risaleler Cenab-ı Hakkın bu zamanın ihtiyacına binaen bir lütfu ve ihsanıdır’ derdi. "Emirdağ Lahikalarındaki içtimaî mektupların bir çoğu 1950 senesinden sonra yazılmıştı. Bu mektupları Üstad siyasî ve içtimaî hayatla alâkadar olanlara gönderirdi. "Bu mektupları Isparta’da Nur Talebeleri ve Hüsrev Ağabeyler teksir derek çoğaltırlardı. Üstad Isparta’ya gelince mektupların teksir edilmesi ve gönderilmesiyle bizzat kendisi ilgilenirdi. "Yanındaki hizmetçileri vasıtasıyla lâhikaları hiç kesintisiz devam ettirirdi. Aynı zamanda Nur Talebeleri ile haberleşme, müjdeli mektupla tebriklerini gönderirdi. [/SIZE][I][SIZE=4][COLOR=darkred]BAYRAM YÜKSEL[/COLOR][/SIZE][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
üstadın talebeleri anlatıyor
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst