Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Uzun bir sefer
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hamzali" data-source="post: 122565" data-attributes="member: 9805"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'"><img src="http://www.yeniasya.de/gencyaklasim/images/resimler/2008/200809-16.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />Geçenlerde annem ve babam ile birlikte misafirliğe gittiğim bir evin oturma odasının duvarında asılı olan bir tablo, o anda çok dikkatimi çekti. Gerek tablonun arka planı, gerekse bu arka plan üzerine kocaman harflerle yazılan bir veciz söz beni oldukça etkiledi.</span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Arka planda tahta bir köprü vardı. Bir çayın üzerinde kurulmuş, çayın her iki tarafındaki büyük ağaçlara çelik halatlarla monte edilmiş olan bu tahta köprü, beni bir yerlere aldı götürdü. Sanki üzerinden geçiyormuşum gibi hissettim kendimi.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Çaylar önümüze gelene dek, hayal dünyamda köprünün üzerinde yol almayı sürdürüyordum. Ta ki ev sahibinin “çayınız soğudu, isterseniz değiştirebilirim” uyarısına kadar… “Hayır, çok teşekkür ederim” dedikten sonra çayımdan bir yudum aldım. Ben hariç odanın içindekiler koyu bir sohbete, ben de tekrar o tabloya daldım.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">İki köyü birbirine bağlayan bu köprü kocaman bir çayın üzerinden geçiyordu ve üstünden geçtiği çayın heybetine aldırış etmeden görevini sürdürmeye çalışıyordu.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">O anda insan ömrü ile bu köprü arasında bir bağlantı kurdum. İnsan ömrü de bir köprü vazifesi görmüyor muydu? Her metresi insan ömrünün bir yılına karşılık gelen, bu fani dünya âleminden ahiret âlemine uzanan bir köprü. Günümüzde ortalama insan ömrünün altmış beş yaş olduğu düşünülürse, altmış beş metre uzunluğundaki ömür ismini verdiğimiz bu köprüde yol alıyoruz durmaksızın… Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, aylar, yıllar geçip giderken biraz daha yaklaşıyoruz köprünün bitimine… Gittiğimiz yeri de çok iyi biliyoruz: Ebediyet…</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Öyle bir köprü ki, ilerleyebilmenize rağmen geriye dönmenizin mümkün olmadığı, adımlarınızı sağlam atmazsanız defalarca düşme tehlikesi geçirebileceğiniz bir köprü…</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Bizler hayat adını verdiğimiz ebediyete uzanan bu köprüde her an ihlâsımızı kaybetme noktasına geldiğimiz olaylarla karşı karşıyayız. Kaybetmemek Sani-i Zülcelal’den en büyük isteğimiz.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Öyle bir köprü ki sadece karşı tarafa geçmekle yetinemeyeceğimiz, geçerken de birtakım görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğumuz bir köprü. Çünkü yaratılmışların en şereflisi olmanın mutlaka bir bedeli olmalı. Üzerimizde taşıdığımız cihazlar ve çeşitli nimetler bize boşuna verilmemiş. Elbette her birinin veriliş sebebi var: Bize verilen nimetlerle, onları bize verene ulaşmaya çalışmak.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">İnsanlara verilen en büyük nimeti yani aklı o nimeti verene hizmetkâr yapmak, Fatır-ı Zülcelalin emir ve yasaklarına uymak “hayat” isimli köprüden geçerken yerine getireceğimiz en büyük görev.</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Mutlaka her birimizin bir yakını bu köprüden geçmiş, karşı köye ulaşmıştır. Acaba karşı köye ulaşanların tekrar dünya dediğimiz köprünün başlangıcındaki köye geri gelme imkânları olsaydı kim bilir nasıl yaşarlardı, hayatlarını nasıl tanzim ederlerdi? Bu sorunun cevabını hepimiz çok iyi biliyoruz aslında…</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Unutmadan; tabloda gördüğüm köprü resminin üzerinde yazılı olan ve buraya kadar anlatmaya çalıştıklarımın özeti mahiyetindeki veciz sözü de hatırlatmadan geçemeyeceğim: “Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. (Bediüzzaman)</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"><span style="font-family: 'Verdana'">Geriye dönüşü olmayan bu seferde hepimize hayırlı yolculuklar…</span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">(alıntı)</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hamzali, post: 122565, member: 9805"] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana][IMG]http://www.yeniasya.de/gencyaklasim/images/resimler/2008/200809-16.jpg[/IMG]Geçenlerde annem ve babam ile birlikte misafirliğe gittiğim bir evin oturma odasının duvarında asılı olan bir tablo, o anda çok dikkatimi çekti. Gerek tablonun arka planı, gerekse bu arka plan üzerine kocaman harflerle yazılan bir veciz söz beni oldukça etkiledi.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Arka planda tahta bir köprü vardı. Bir çayın üzerinde kurulmuş, çayın her iki tarafındaki büyük ağaçlara çelik halatlarla monte edilmiş olan bu tahta köprü, beni bir yerlere aldı götürdü. Sanki üzerinden geçiyormuşum gibi hissettim kendimi.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Çaylar önümüze gelene dek, hayal dünyamda köprünün üzerinde yol almayı sürdürüyordum. Ta ki ev sahibinin “çayınız soğudu, isterseniz değiştirebilirim” uyarısına kadar… “Hayır, çok teşekkür ederim” dedikten sonra çayımdan bir yudum aldım. Ben hariç odanın içindekiler koyu bir sohbete, ben de tekrar o tabloya daldım.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]İki köyü birbirine bağlayan bu köprü kocaman bir çayın üzerinden geçiyordu ve üstünden geçtiği çayın heybetine aldırış etmeden görevini sürdürmeye çalışıyordu.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]O anda insan ömrü ile bu köprü arasında bir bağlantı kurdum. İnsan ömrü de bir köprü vazifesi görmüyor muydu? Her metresi insan ömrünün bir yılına karşılık gelen, bu fani dünya âleminden ahiret âlemine uzanan bir köprü. Günümüzde ortalama insan ömrünün altmış beş yaş olduğu düşünülürse, altmış beş metre uzunluğundaki ömür ismini verdiğimiz bu köprüde yol alıyoruz durmaksızın… Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, aylar, yıllar geçip giderken biraz daha yaklaşıyoruz köprünün bitimine… Gittiğimiz yeri de çok iyi biliyoruz: Ebediyet…[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Öyle bir köprü ki, ilerleyebilmenize rağmen geriye dönmenizin mümkün olmadığı, adımlarınızı sağlam atmazsanız defalarca düşme tehlikesi geçirebileceğiniz bir köprü…[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Bizler hayat adını verdiğimiz ebediyete uzanan bu köprüde her an ihlâsımızı kaybetme noktasına geldiğimiz olaylarla karşı karşıyayız. Kaybetmemek Sani-i Zülcelal’den en büyük isteğimiz.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Öyle bir köprü ki sadece karşı tarafa geçmekle yetinemeyeceğimiz, geçerken de birtakım görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğumuz bir köprü. Çünkü yaratılmışların en şereflisi olmanın mutlaka bir bedeli olmalı. Üzerimizde taşıdığımız cihazlar ve çeşitli nimetler bize boşuna verilmemiş. Elbette her birinin veriliş sebebi var: Bize verilen nimetlerle, onları bize verene ulaşmaya çalışmak.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]İnsanlara verilen en büyük nimeti yani aklı o nimeti verene hizmetkâr yapmak, Fatır-ı Zülcelalin emir ve yasaklarına uymak “hayat” isimli köprüden geçerken yerine getireceğimiz en büyük görev.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Mutlaka her birimizin bir yakını bu köprüden geçmiş, karşı köye ulaşmıştır. Acaba karşı köye ulaşanların tekrar dünya dediğimiz köprünün başlangıcındaki köye geri gelme imkânları olsaydı kim bilir nasıl yaşarlardı, hayatlarını nasıl tanzim ederlerdi? Bu sorunun cevabını hepimiz çok iyi biliyoruz aslında…[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Unutmadan; tabloda gördüğüm köprü resminin üzerinde yazılı olan ve buraya kadar anlatmaya çalıştıklarımın özeti mahiyetindeki veciz sözü de hatırlatmadan geçemeyeceğim: “Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. (Bediüzzaman)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue][FONT=Verdana]Geriye dönüşü olmayan bu seferde hepimize hayırlı yolculuklar…[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=Blue] (alıntı)[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Uzun bir sefer
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst