Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Vahdetin Gülü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ruh" data-source="post: 145160" data-attributes="member: 1370"><p><strong><em><span style="color: green">Ondört asır evvel yine bir böyle geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Bahardı... </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">insanlardı... Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı. Ve </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı...</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Bahardı... </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">İçerde, û‚mine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir Gül kokusu </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">vardı... Kaç bin senedir beklenen yâr, meğer o yârdı. Arasına sınır taşları </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">dikilmiş zamanın saadet damıttığı çağlar, işte o çağlardı. Gece seherlere </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">uzardı ve dudaklarında û‚mine’nin “Gülüm! ” diyen bir gülümseme </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">tekrarbetekrardı.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Sevgili o gece bir “Gül” oldu, ve beşeriyet gülü bir cins ad olmaktan o gün </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">çıkardı.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Gel ey vahdetin Gül’ü, hasretin Gül’ü... Kokunla gel ve renginle gel! .. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">İlhamın ve âhenginle gel! .. Aşkınla olmazsa sevginle gel! .. Gel ki serazad </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">kuşlarca süzülsün yürekler çiçeklere; ve çiçekler yenik düşsün aşkını eleyen </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">kelebeklere... Gel de, gizemli alfabelerle yazılmış mektuplarını bebekler </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">okusun; gel, kınalı parmaklar tezgahlarda cümle cümle şiirlerini dokusun...</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun, neyler üveyiklere ağlasın ve </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">ölümsüz besteleri Gül adına çalınsın aşk tanburunun.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan bahtımızı Gül’e </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">döndüren Haberci... </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Gel ey, sevgilerinden sıyrılan vicdanları mor salkımlı </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">zamanlarda kurtuluşa ulaştıracak Elçi... </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Şafaklarına kırağı düşmüş </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">aldanışları pişmanlıkla yuyup yıkayan ihtiyar adamlar ve genç kızlar için </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">gel, aşksızlığının kör akşamlarını mezar taşlarında tekrar be tekrar okuyan </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">dolunaylar ve yıldızlar için gel. Yıldızlarına uyabilelim diye bizi </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">şevklendirmek ve şavklandırmak için de gel; birimizi birimize sevdirmek, </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">birimizle birimizi sevindirmek için de gel... Mekanların daraldığı ve </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">zamanların dürüldüğü depremler gibi gel ve titret içimizi Sevgili... Ta ki </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">bülbüller bir Gül için söylesin en müstesna şarkılarını:</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Kâşki sevdiğimi sevse kamu halkı cihân</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Sözümüz cümle hemân kıssai cânân olsa</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Gül’e söz verelim, defterimizdeki karaları aklamak için... Gül’ü sevdiğimizi </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">söyleyelim, içimizdeki kirleri paklamak için...</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Aç bir karnı doyuralım Gül adına, Hakk’ın da kuşları rızıklandırdığını </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">hatırlayıp... Sıkıntıdaki dostun imdadına koşalım Gül’ü anarak, gül alalım, </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">gül satalım... </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Hayırlı işlere önayak olalım Gül çağında, ta ki ateş vaktinde </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">güller açsın yüzümüz... Bir merhabayı Gül hatırına söyleyelim </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">küstüklerimize, hani helal lokma yer gibi... </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Doğrulardan ve iyilerden </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">çoğaltalım dostlarımızı Gül bahçesinde, ta ki bir sarsılışla sarsıldığımızda </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">arkadaşlardan saysın yıldızlar bizi. Ve ağlayalım hasretiyle Gül’ün, ki </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">arıtsın bağrımızın pasını yaşlar... Göz son kez kapanmadan, birkaç damla ile </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">olsun... İnci, mercan hediye!..</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Bir Aşk Masalı:</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Kıl şebistânı müşerref kim nisârun kılmağa</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Rişteden dürler çeküp cem’ eylemiş dâmâne şem</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Diyor ki Fuzulî:</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Bir âşık varmış vaktiyle; muma benzeyen bir âşık... Mum gibi yalnız, </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">mumleyin başında ateş... Yanar yakılırmış geceler boyu ve gönül ateşiyle </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">aydınlatmaya çalışırmış hicranın ve hasretin karanlıklarını... Hiç uyumaz, </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">dilinde sevgili adı, göz kapıda, beklermiş durmadan... Gecelerden bir gece, </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">belki bir vuslat gecesi olur da sevgili geliverir diye umutlanır, bu umutla </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">tıpkı mum gibi can ipinden inciler döker, ve eteklerinde biriktirirmiş yığın </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">yığın... Ta ki sevgili geldiğinde hazırlıksız yakalanmış olmasın ve yüz </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">görümlüğü olarak ayağına saçacağı incileri bulunsun...</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Gül yüzüne bakacak yüz ver bize Taala! ... Vuslat için aşk ver bize </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Allah'im! ..</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: green">Allahumme salli ala seyyidine muhammed... </span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ruh, post: 145160, member: 1370"] [B][I][COLOR=green]Ondört asır evvel yine bir böyle geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi. Bahardı... Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan insanlardı... Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı. Ve zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı... Bahardı... İçerde, û‚mine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir Gül kokusu vardı... Kaç bin senedir beklenen yâr, meğer o yârdı. Arasına sınır taşları dikilmiş zamanın saadet damıttığı çağlar, işte o çağlardı. Gece seherlere uzardı ve dudaklarında û‚mine’nin “Gülüm! ” diyen bir gülümseme tekrarbetekrardı. Sevgili o gece bir “Gül” oldu, ve beşeriyet gülü bir cins ad olmaktan o gün çıkardı. Gel ey vahdetin Gül’ü, hasretin Gül’ü... Kokunla gel ve renginle gel! .. İlhamın ve âhenginle gel! .. Aşkınla olmazsa sevginle gel! .. Gel ki serazad kuşlarca süzülsün yürekler çiçeklere; ve çiçekler yenik düşsün aşkını eleyen kelebeklere... Gel de, gizemli alfabelerle yazılmış mektuplarını bebekler okusun; gel, kınalı parmaklar tezgahlarda cümle cümle şiirlerini dokusun... Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun, neyler üveyiklere ağlasın ve ölümsüz besteleri Gül adına çalınsın aşk tanburunun. Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan bahtımızı Gül’e döndüren Haberci... Gel ey, sevgilerinden sıyrılan vicdanları mor salkımlı zamanlarda kurtuluşa ulaştıracak Elçi... Şafaklarına kırağı düşmüş aldanışları pişmanlıkla yuyup yıkayan ihtiyar adamlar ve genç kızlar için gel, aşksızlığının kör akşamlarını mezar taşlarında tekrar be tekrar okuyan dolunaylar ve yıldızlar için gel. Yıldızlarına uyabilelim diye bizi şevklendirmek ve şavklandırmak için de gel; birimizi birimize sevdirmek, birimizle birimizi sevindirmek için de gel... Mekanların daraldığı ve zamanların dürüldüğü depremler gibi gel ve titret içimizi Sevgili... Ta ki bülbüller bir Gül için söylesin en müstesna şarkılarını: Kâşki sevdiğimi sevse kamu halkı cihân Sözümüz cümle hemân kıssai cânân olsa Gül’e söz verelim, defterimizdeki karaları aklamak için... Gül’ü sevdiğimizi söyleyelim, içimizdeki kirleri paklamak için... Aç bir karnı doyuralım Gül adına, Hakk’ın da kuşları rızıklandırdığını hatırlayıp... Sıkıntıdaki dostun imdadına koşalım Gül’ü anarak, gül alalım, gül satalım... Hayırlı işlere önayak olalım Gül çağında, ta ki ateş vaktinde güller açsın yüzümüz... Bir merhabayı Gül hatırına söyleyelim küstüklerimize, hani helal lokma yer gibi... Doğrulardan ve iyilerden çoğaltalım dostlarımızı Gül bahçesinde, ta ki bir sarsılışla sarsıldığımızda arkadaşlardan saysın yıldızlar bizi. Ve ağlayalım hasretiyle Gül’ün, ki arıtsın bağrımızın pasını yaşlar... Göz son kez kapanmadan, birkaç damla ile olsun... İnci, mercan hediye!.. Bir Aşk Masalı: Kıl şebistânı müşerref kim nisârun kılmağa Rişteden dürler çeküp cem’ eylemiş dâmâne şem Diyor ki Fuzulî: Bir âşık varmış vaktiyle; muma benzeyen bir âşık... Mum gibi yalnız, mumleyin başında ateş... Yanar yakılırmış geceler boyu ve gönül ateşiyle aydınlatmaya çalışırmış hicranın ve hasretin karanlıklarını... Hiç uyumaz, dilinde sevgili adı, göz kapıda, beklermiş durmadan... Gecelerden bir gece, belki bir vuslat gecesi olur da sevgili geliverir diye umutlanır, bu umutla tıpkı mum gibi can ipinden inciler döker, ve eteklerinde biriktirirmiş yığın yığın... Ta ki sevgili geldiğinde hazırlıksız yakalanmış olmasın ve yüz görümlüğü olarak ayağına saçacağı incileri bulunsun... Gül yüzüne bakacak yüz ver bize Taala! ... Vuslat için aşk ver bize Allah'im! .. Allahumme salli ala seyyidine muhammed... [/COLOR][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Vahdetin Gülü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst