Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Vakit Daralırken
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 295439" data-attributes="member: 15919"><p><strong><span style="font-size: 12px">عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ أَعْذَرَ اللَّهُ إِلَى امْرِئٍ أَخَّرَ أَجَلَهُ حَتَّى بَلَّغَهُ سِتِّينَ سَنَةً</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"></span></strong><p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong>Ebû Hüreyre <em>radıyallahu anh</em>’ten nakledildiğine göre Nebî <em>sallallahu aleyhi ve sellem</em> şöyle buyurmuştur:</strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: red"><strong>“Allah, altmış yıl ömür verdiği kişiye bahâne ileri sürme şansı bırakmamıştır.</strong>”(1)</span></p> <p style="text-align: center">* * *</p><p><strong><span style="color: red">Vakit/Ömür</span></strong></p><p></p><p>Takvim ve ajandaların yenilendiği günlerde zaman ve insan kavramları üzerinde değerlendirmelerde bulunmak, yıl sonu, yıl başı, yeni yıl gibi sözcüklerin insan hayatı bakımından neleri çağrıştırdığı ya da çağrıştırması gerektiği üzerinde düşünmek yerinde bir davranış olsa gerektir. Özellikle de 60 yaşına merdiven dayamış ömrünün sonbaharını yaşayanlar için böylesi değerlendirmelerin anlamı daha bir derindir.</p><p></p><p>Vakit veya zaman insanın öz sermayesidir. Herkese tahsis ve takdir edilmiş bir zaman kesiti, bir hayat, bir ömür vardır. Doğumla tükenmeye başlayan ömür sermayesi, dünya sahnesinde bir sınav süredir. Hesabı yıllarla tutulur.“Kaç yaşındasın?” sorusuna verilen cevap, bu sürenin kullanılmış/tüketilmiş bölümünü yani daralan vakti belirler. Ancak kalan kısım mechûldür. Bir başka şekilde söyleyecek olursak, takvimde görülen her yeni yıl rakamı, aslında bilinmezliğine rağmen “daralan vakti,” yaklaşan sonu/eceli haber verir. Eski takvimler ise, öz sermayeden yediğimiz günleri, yılları gözlerimiz önüne serer. Kim sermayesini kaybeder de “yükten kurtuldum” diye sevinebilir ki?</p><p></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><strong>Kulluk sınavının bütünlemesi de ömür denilen sınav süresi içindedir. Ek bir zaman/süre asla söz konusu değildir. “Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi ertelemez.”</strong></strong></span></span></p><p></p><p><strong><span style="color: red"><u>Bazı Gerçekler</u></span></strong></p><p></p><p><span style="color: red"><strong>Zaman-insan ekseninde bilinen vahyî ve yalın gerçeklerin bir bölümünü –isterseniz- birlikte hatırlayalım.</strong></span></p><p></p><p><span style="color: red"><strong>“Allah katında her şey belli bir ölçüye/vâdeye bağlanmıştır.”(2)</strong></span></p><p></p><p><span style="color: red"><strong>“İnsan gerçekten (tükenen ömür sermayesi açısından, her an) mutlak bir zarar içindedir.”(3)</strong></span></p><p></p><p><span style="color: red"><strong>“Allah hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.”(4)</strong></span></p><p></p><p><span style="color: red"><strong>“Ben cinler ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(5)</strong></span></p><p></p><p><span style="color: red"><strong>“Biz insanı en güzel biçimde (üstün yeteneklerle donatılmış olarak) yarattık. Sonra da onu aşağıların aşağısına indirdik.”(6)</strong></span></p><p></p><p>Önlenemeyen zarardan, tükenen ömür sermayesinden, aşağıların aşağısına düşme tehlikesinden kurtulma şansı vardır ve bu şans <strong><span style="color: red">iman, sâlih amel(7), hakkı tavsiye ve sabrı tavsiye(8)</span></strong> kayıtlarına bağlı kılınmıştır.</p><p>Kulluk sınavının bütünlemesi de ömür denilen sınav süresi içindedir. Ek bir zaman/süre asla söz konusu değildir.<span style="color: red"><strong> “Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi ertelemez.</strong>”(9)</span></p><p></p><p><strong><span style="color: red">Geçersiz İstekler</span></strong></p><p></p><p>Ek süre istekleri, hayatı bir anlamda yenileme veya uzatma dilekleri geçersizdir. Üç grup insanın bu tür talepte bulunacağı bildirilmiş ve bunlar peşin peşin reddedilmiştir.</p><p></p><p>İlk grup zamanı inançsızlıkla geçirenlerdir:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Kâfirler cehennemde, “Rabbimiz, bizi (buradan) çıkar, önce yaptıklarımızın yerine iyi işler yapalım, diye feryad ederler.”</span></strong></p><p>Cevap çok açık ve kesindir:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın azabı. Zâlimlerin yardımcısı yoktur.”(10)</span></strong></p><p></p><p>İkinci grup ilâhî davete uzak durmuş ve bu sebeple de gerçeğe karşı haksızlık etmiş olan zalimlerdir:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Zâlimlerin: Ey Rabbimiz. Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım<em>”</em> diyecekleri gün hakkında insanları uyar. Onlara denilir ki; daha önce, sizin için bir zevâl/son olmadığına, yemin etmemiş miydiniz?” (11)</span></strong></p><p>Üçüncü grup ise elindeki imkanları paylaşmayı becerememiş eli sıkı Müslümanlardır:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Ey mü’minler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır. Herhangi birinize ölüm gelip de ‘Rabbim, Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam’ demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden harcayın.”(12)</span></strong></p><p></p><p>Bu âyetler, her işin bir zamanı ya da her zaman kesitinin bir işi olduğunu, bu sebeple <strong>zamanlama hatası yapmamak</strong> gerektiğini, sonraki pişmanlıkların ve taleplerin hiçbir şey kazandırmayacağını açıkça ilan etmektedir.</p><p></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><strong>Daralan zamanı ve bozulan insanı görüp ihmale uğramış görevleri ikmal etmenin peşinde olmaktan, her yeni günü ve yılı bu yolda değerlendirme gayretine soyunmaktan başka teselli yolunun bulunmadığını kendimize anlatmanın günlerindeyiz. Genelde zamanı özelde yeni yılları anlamlı kılmanın yolu bu olsa gerektir.</strong></strong></span></span></p><p></p><p><strong><span style="color: red">Uyarı</span></strong></p><p></p><p>Çok küçük bir parçasının bile ilâve ve iâdesi söz konusu olmayan ömür denen zaman kesitinin genel anlamda kısmî bir belirginliği de yok değildir. Peygamber Efendimiz (sav)’in iki beyânı konuyu belli ölçüde aydınlatmakta ve inananları uyarmaktadır:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Ümmetimin ömrü 60 -70 yıldır.”(13)</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Allah, altmış yıl ömür verdiği kişiye mazeret/bahâne ileri sürme şansı bırakmamıştır.”(14)</span></strong></p><p></p><p>Bu iki hadîs-i şerîf 60 yaşına gelen insan için vaktin iyice daraldığı mesajını vermektedir. Nitekim “mazeret gösterme imkanını ortadan kaldıran süre (60 yıl)” ilâhî adâletin yeter saydığı bir zaman delili olduğuna göre artık ömrün sonu gelmiş, başkaca delil aramaya ihtiyaç kalmamış demektir. Bunun için kimi âlimler 60 yaşı, ömrün bitmek üzere olduğuna işaret saymışlardır. Bu sebeple de ömrün sonuna doğru iyilikleri arttırmak gibi son <strong>ikmal çalışmalarına hız vermek</strong> gerektiğini belgelerken bu hadisi de zikretmişlerdir(15). Şâfiî bilginlerden bazıları da bu hadisten hareketle, gücü yettiği halde hacca gitmeden 60 yaşını dolduran kişinin hata etmiş olduğu, binaenaleyh böyle bir kimsenin -60 yaşını doldurmadan ölenlerin aksine- haccetmeden ölmesi halinde günahkâr olacağı sonucunu çıkarmışlardır.(16)</p><p></p><p><strong><span style="color: red">Zaman Değil İnsan Bozulur</span></strong></p><p></p><p>Genelde insanlar “zaman bozuldu” derler. Bir anlamda suçu zamânâ yükleyip avunmak isterler. Oysa zaman bozulmaz. Bozulan insanlardır. Tıpkı “mevki ve makamların saygınlığı, oralarda oturan insanların saygınlığı ve şerefine bağlı” olduğu gibi <strong>(Şerefü’l-mekan bi’l-mekîn)</strong> zamanı değerlendirenler de o zamanı kullananlar, o kesitte yaşayanlardır. Asr-ı saadetteki günler-geceler ile zamanımızdaki günler-geceler arasında gün ve gece olmak bakımından hiçbir fark yoktur. Ama söz konusu zamanlarda yaşayanlar açısından ise <strong>eyne’s-serâ ve’s-süreyya</strong>, demekten öte ne söylenebilir?</p><p>Ahmed Haşim “Müslüman Saati” yazısındaki nefis tespitlerini, “<em>Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz zaman içinde kaybolmuş kimseleriz”</em> diye büyük bir acı içinde bitirir. 24 saat çerçevesinde değişen ve yitirilen Müslümana özgü zaman değerlerini yaban vakitlerle değiştirmenin dayanılmaz acısını ve pişmanlığını dile getiren edibimize, “zaman mı bizi, biz mi zamanı kaybettik tartışılır” desek, acaba yılbaşı kutlama çılgınlıklarını damardan anlamlandırmış olmaz mıyız?</p><p></p><p>Daralan zamanı ve bozulan insanı görüp ihmale uğramış görevleri ikmal etmenin peşinde olmaktan, her yeni günü ve yılı bu yolda değerlendirme gayretine soyunmaktan başka teselli yolunun bulunmadığını kendimize anlatmanın günlerindeyiz. Genelde zamanı özelde yeni yılları anlamlı kılmanın yolu bu olsa gerektir.</p><p></p><p></p><p></p><p>1) Buhari, Rikak 5. Hadiste söz konusu edilen 60 yaş hicrî takvime göredir. Milâdî takvime göre 60 yıl, ay yılının güneş yılından 10 gün eksik olması sebebiyle, hicrî hesapta 62 yıla tekabül eder. İşin bu yönü dikkatten uzak tutulmamalıdır.</p><p>2) Ra’d sûresi (13), 8</p><p>3) Asr sûresi (103) 2</p><p>4) Mülk sûresi (67), 2</p><p>5) Zâriyât sûresi (51), 56</p><p>6) Tîn sûresi (95), 4-5</p><p>7) Bk. Tîn sûresi (95), 6; Asr sûresi (103) 3</p><p>8) Asr sûresi (103) 3</p><p>9) Münafikûn suresi(63), 11</p><p>10) Fâtır sûresi (35), 37</p><p>11) İbrahim sûresi (14), 44</p><p>12) Münâfikun sûresi (63), 9-10</p><p>13) Tirmizî, Daavât 102; İbn Mâce, Zühd 27; Beyhaki,<em> es-Sünenü’l-kübrâ</em>, III, 370</p><p>14) Buhari, Rikak 5</p><p>15) Bk. Nevevî, <em>Riyâzü’s-sâlihîn</em>, 113. hadis</p><p>16) Bk. İbn Hacer, <em>Fethü’l-Bârî</em>, XI, 244</p><p></p><p><strong>Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 295439, member: 15919"] [B][SIZE=3]عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ أَعْذَرَ اللَّهُ إِلَى امْرِئٍ أَخَّرَ أَجَلَهُ حَتَّى بَلَّغَهُ سِتِّينَ سَنَةً [/SIZE][/B][CENTER] [B]Ebû Hüreyre [I]radıyallahu anh[/I]’ten nakledildiğine göre Nebî [I]sallallahu aleyhi ve sellem[/I] şöyle buyurmuştur:[/B] [COLOR=red][B]“Allah, altmış yıl ömür verdiği kişiye bahâne ileri sürme şansı bırakmamıştır.[/B]”(1)[/COLOR] * * *[/CENTER] [B][COLOR=red]Vakit/Ömür[/COLOR][/B] Takvim ve ajandaların yenilendiği günlerde zaman ve insan kavramları üzerinde değerlendirmelerde bulunmak, yıl sonu, yıl başı, yeni yıl gibi sözcüklerin insan hayatı bakımından neleri çağrıştırdığı ya da çağrıştırması gerektiği üzerinde düşünmek yerinde bir davranış olsa gerektir. Özellikle de 60 yaşına merdiven dayamış ömrünün sonbaharını yaşayanlar için böylesi değerlendirmelerin anlamı daha bir derindir. Vakit veya zaman insanın öz sermayesidir. Herkese tahsis ve takdir edilmiş bir zaman kesiti, bir hayat, bir ömür vardır. Doğumla tükenmeye başlayan ömür sermayesi, dünya sahnesinde bir sınav süredir. Hesabı yıllarla tutulur.“Kaç yaşındasın?” sorusuna verilen cevap, bu sürenin kullanılmış/tüketilmiş bölümünü yani daralan vakti belirler. Ancak kalan kısım mechûldür. Bir başka şekilde söyleyecek olursak, takvimde görülen her yeni yıl rakamı, aslında bilinmezliğine rağmen “daralan vakti,” yaklaşan sonu/eceli haber verir. Eski takvimler ise, öz sermayeden yediğimiz günleri, yılları gözlerimiz önüne serer. Kim sermayesini kaybeder de “yükten kurtuldum” diye sevinebilir ki? [COLOR=#800000][FONT=verdana][B][B]Kulluk sınavının bütünlemesi de ömür denilen sınav süresi içindedir. Ek bir zaman/süre asla söz konusu değildir. “Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi ertelemez.”[/B][/B][/FONT][/COLOR] [B][COLOR=red][U]Bazı Gerçekler[/U][/COLOR][/B] [COLOR=red][B]Zaman-insan ekseninde bilinen vahyî ve yalın gerçeklerin bir bölümünü –isterseniz- birlikte hatırlayalım.[/B][/COLOR] [COLOR=red][B]“Allah katında her şey belli bir ölçüye/vâdeye bağlanmıştır.”(2)[/B][/COLOR] [COLOR=red][B]“İnsan gerçekten (tükenen ömür sermayesi açısından, her an) mutlak bir zarar içindedir.”(3)[/B][/COLOR] [COLOR=red][B]“Allah hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.”(4)[/B][/COLOR] [COLOR=red][B]“Ben cinler ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(5)[/B][/COLOR] [COLOR=red][B]“Biz insanı en güzel biçimde (üstün yeteneklerle donatılmış olarak) yarattık. Sonra da onu aşağıların aşağısına indirdik.”(6)[/B][/COLOR] Önlenemeyen zarardan, tükenen ömür sermayesinden, aşağıların aşağısına düşme tehlikesinden kurtulma şansı vardır ve bu şans [B][COLOR=red]iman, sâlih amel(7), hakkı tavsiye ve sabrı tavsiye(8)[/COLOR][/B] kayıtlarına bağlı kılınmıştır. Kulluk sınavının bütünlemesi de ömür denilen sınav süresi içindedir. Ek bir zaman/süre asla söz konusu değildir.[COLOR=red][B] “Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi ertelemez.[/B]”(9)[/COLOR] [B][COLOR=red]Geçersiz İstekler[/COLOR][/B] Ek süre istekleri, hayatı bir anlamda yenileme veya uzatma dilekleri geçersizdir. Üç grup insanın bu tür talepte bulunacağı bildirilmiş ve bunlar peşin peşin reddedilmiştir. İlk grup zamanı inançsızlıkla geçirenlerdir: [B][COLOR=red]“Kâfirler cehennemde, “Rabbimiz, bizi (buradan) çıkar, önce yaptıklarımızın yerine iyi işler yapalım, diye feryad ederler.”[/COLOR][/B] Cevap çok açık ve kesindir: [B][COLOR=red]“Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın azabı. Zâlimlerin yardımcısı yoktur.”(10)[/COLOR][/B] İkinci grup ilâhî davete uzak durmuş ve bu sebeple de gerçeğe karşı haksızlık etmiş olan zalimlerdir: [B][COLOR=red]“Zâlimlerin: Ey Rabbimiz. Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım[I]”[/I] diyecekleri gün hakkında insanları uyar. Onlara denilir ki; daha önce, sizin için bir zevâl/son olmadığına, yemin etmemiş miydiniz?” (11)[/COLOR][/B] Üçüncü grup ise elindeki imkanları paylaşmayı becerememiş eli sıkı Müslümanlardır: [B][COLOR=red]“Ey mü’minler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır. Herhangi birinize ölüm gelip de ‘Rabbim, Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam’ demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden harcayın.”(12)[/COLOR][/B] Bu âyetler, her işin bir zamanı ya da her zaman kesitinin bir işi olduğunu, bu sebeple [B]zamanlama hatası yapmamak[/B] gerektiğini, sonraki pişmanlıkların ve taleplerin hiçbir şey kazandırmayacağını açıkça ilan etmektedir. [COLOR=#800000][FONT=verdana][B][B]Daralan zamanı ve bozulan insanı görüp ihmale uğramış görevleri ikmal etmenin peşinde olmaktan, her yeni günü ve yılı bu yolda değerlendirme gayretine soyunmaktan başka teselli yolunun bulunmadığını kendimize anlatmanın günlerindeyiz. Genelde zamanı özelde yeni yılları anlamlı kılmanın yolu bu olsa gerektir.[/B][/B][/FONT][/COLOR] [B][COLOR=red]Uyarı[/COLOR][/B] Çok küçük bir parçasının bile ilâve ve iâdesi söz konusu olmayan ömür denen zaman kesitinin genel anlamda kısmî bir belirginliği de yok değildir. Peygamber Efendimiz (sav)’in iki beyânı konuyu belli ölçüde aydınlatmakta ve inananları uyarmaktadır: [B][COLOR=red]“Ümmetimin ömrü 60 -70 yıldır.”(13)[/COLOR][/B] [B][COLOR=red]“Allah, altmış yıl ömür verdiği kişiye mazeret/bahâne ileri sürme şansı bırakmamıştır.”(14)[/COLOR][/B] Bu iki hadîs-i şerîf 60 yaşına gelen insan için vaktin iyice daraldığı mesajını vermektedir. Nitekim “mazeret gösterme imkanını ortadan kaldıran süre (60 yıl)” ilâhî adâletin yeter saydığı bir zaman delili olduğuna göre artık ömrün sonu gelmiş, başkaca delil aramaya ihtiyaç kalmamış demektir. Bunun için kimi âlimler 60 yaşı, ömrün bitmek üzere olduğuna işaret saymışlardır. Bu sebeple de ömrün sonuna doğru iyilikleri arttırmak gibi son [B]ikmal çalışmalarına hız vermek[/B] gerektiğini belgelerken bu hadisi de zikretmişlerdir(15). Şâfiî bilginlerden bazıları da bu hadisten hareketle, gücü yettiği halde hacca gitmeden 60 yaşını dolduran kişinin hata etmiş olduğu, binaenaleyh böyle bir kimsenin -60 yaşını doldurmadan ölenlerin aksine- haccetmeden ölmesi halinde günahkâr olacağı sonucunu çıkarmışlardır.(16) [B][COLOR=red]Zaman Değil İnsan Bozulur[/COLOR][/B] Genelde insanlar “zaman bozuldu” derler. Bir anlamda suçu zamânâ yükleyip avunmak isterler. Oysa zaman bozulmaz. Bozulan insanlardır. Tıpkı “mevki ve makamların saygınlığı, oralarda oturan insanların saygınlığı ve şerefine bağlı” olduğu gibi [B](Şerefü’l-mekan bi’l-mekîn)[/B] zamanı değerlendirenler de o zamanı kullananlar, o kesitte yaşayanlardır. Asr-ı saadetteki günler-geceler ile zamanımızdaki günler-geceler arasında gün ve gece olmak bakımından hiçbir fark yoktur. Ama söz konusu zamanlarda yaşayanlar açısından ise [B]eyne’s-serâ ve’s-süreyya[/B], demekten öte ne söylenebilir? Ahmed Haşim “Müslüman Saati” yazısındaki nefis tespitlerini, “[I]Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz zaman içinde kaybolmuş kimseleriz”[/I] diye büyük bir acı içinde bitirir. 24 saat çerçevesinde değişen ve yitirilen Müslümana özgü zaman değerlerini yaban vakitlerle değiştirmenin dayanılmaz acısını ve pişmanlığını dile getiren edibimize, “zaman mı bizi, biz mi zamanı kaybettik tartışılır” desek, acaba yılbaşı kutlama çılgınlıklarını damardan anlamlandırmış olmaz mıyız? Daralan zamanı ve bozulan insanı görüp ihmale uğramış görevleri ikmal etmenin peşinde olmaktan, her yeni günü ve yılı bu yolda değerlendirme gayretine soyunmaktan başka teselli yolunun bulunmadığını kendimize anlatmanın günlerindeyiz. Genelde zamanı özelde yeni yılları anlamlı kılmanın yolu bu olsa gerektir. 1) Buhari, Rikak 5. Hadiste söz konusu edilen 60 yaş hicrî takvime göredir. Milâdî takvime göre 60 yıl, ay yılının güneş yılından 10 gün eksik olması sebebiyle, hicrî hesapta 62 yıla tekabül eder. İşin bu yönü dikkatten uzak tutulmamalıdır. 2) Ra’d sûresi (13), 8 3) Asr sûresi (103) 2 4) Mülk sûresi (67), 2 5) Zâriyât sûresi (51), 56 6) Tîn sûresi (95), 4-5 7) Bk. Tîn sûresi (95), 6; Asr sûresi (103) 3 8) Asr sûresi (103) 3 9) Münafikûn suresi(63), 11 10) Fâtır sûresi (35), 37 11) İbrahim sûresi (14), 44 12) Münâfikun sûresi (63), 9-10 13) Tirmizî, Daavât 102; İbn Mâce, Zühd 27; Beyhaki,[I] es-Sünenü’l-kübrâ[/I], III, 370 14) Buhari, Rikak 5 15) Bk. Nevevî, [I]Riyâzü’s-sâlihîn[/I], 113. hadis 16) Bk. İbn Hacer, [I]Fethü’l-Bârî[/I], XI, 244 [B]Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Vakit Daralırken
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst