Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Vazifen yalnız, kayayı itmektir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nurist" data-source="post: 126595" data-attributes="member: 11025"><p style="text-align: center"> <span style="color: #FF0000"><strong>Sana lâzım olan harekettir; netice, Allahındır.</strong> </span> </p><p> <em>(<strong>Muvaffakıyet</strong>, halk nazarında etrafına halkı toplamak ve sözünü kabul ettirmek, galib gelmek, inayetlere mazhar olmak, muarızları kaçırmak, hidayet ve hüsn-ü te'sir etmek,…vesaire şeklinde sıralanabilmektedir.</em> </p><p> </p><p> <em> Malumdur ki, vazife-i İlâhiyeye karışmak, sû-i edebdir, ubûdiyete, Allah’a kulluğa aykırıdır. Onun için tarîk-ı Hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenab-ı Hakk’a ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler. </em> </p><p> <em> İşte bu hakikatları ders alan bir genç adamın başından geçenler, bu mezkür ve mukarrer hakikatı bizlere iyice anlatmaktadır.)</em> </p><p> </p><p> </p><p> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Fakir fakat müttaki bir genç adam, gece istirahata çekildiği kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu görmüş. Gaipten gelen bir ses, ona şöyle demiş:</span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'"> <strong>“- Bundan böyle yalnız Allah için çalışacaksın ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!” </strong></span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan genç adam, ertesi sabah kayayı itmeye başlamış. Daha ertesi gün ve devam eden haftalar devam etmiş. Güneşin doğuşundan batışına kadar yalnız bu işle meşgul olmuş ve o kayayı itmiş, durmuş... Bu şekilde aylar süren gayrete rağmen, kaya yerinden bile kımıldamamış. Genç adam bir gece kulübesine yorgun-argın dönerken, o kayayı itmekle geçen günlerinin boşa geçtiğini düşünüyormuş. Onun şevkinin kırıldığını hisseden şeytan da, kalbine vesveseler vermeye başlamış:</span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'"> <strong>“- Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Anladın, onu yerinden oynatman zaten mümkün değil. Bırak artık bu işi! ”</strong> </span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Böyle sözlerle şeytan, o gence bu vazifeyi yerine getirmesinin imkansız olduğunu, dolayısıyla bu işte muvaffak olamayacağı duygusunu aşılamaya çalışmış. </span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">O gencin şevki daha da kırılmış ve ümidini gitgide kaybetmiş<strong>. </strong></span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="font-family: 'Arial'">“-Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?”</span></strong><span style="font-family: 'Arial'"> diye kendi kendisine söylenmiş. </span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="font-family: 'Arial'">“- Bundan sonra, bu itme işini bırakacağım. Şimdiye kadar yaptığım yeter de artar bile.. Koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre..”</span></strong><span style="font-family: 'Arial'"> diye düşünmüş.</span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Ve kararını verince, duasında nazdarane Allah’a yalvarmış. </span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="font-family: 'Arial'">“-Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden senin emrettiğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Her gün çok yoruluyorum, ama kaya bir milim bile kımıldamadı. Neden böyle oluyor? Neden muvaffak olamıyorum?” </span></strong></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Gaipten bir ses şefkatle ona cevap vermiş: </span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="font-family: 'Arial'">“- Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymamı istediğimde kabul etmiştin. Sana, görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim ve sen de itmeye başladın. Ben sana, hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki!.. Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, muvaffakiyetsizliğe uğradığını söylüyorsun. Kendine şöyle bir bak, bakalım. Kolların daha da güçlendi, pazuların büyüdü. Sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi. Bacakların kalınlaştı ve kuvvetlendi. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın; kaya kımıldamadı ama, senden istenen şey, emre itaat etmen ve kayayı sadece itmendi. </span></strong></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="font-family: 'Arial'">Kayayı yerinden oynatacak olan benim, Ben!..”</span></strong> </span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Yaptığı hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu, neticeyi halkedenin Allah olduğunu düşünerek, verilen vazifeyi yerine getirmiş. Ona lazım olan yalnızca hareket, neticeyi yaratmanın ise Allahın olduğunun idrakiyle... </span></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-family: 'Arial'">Bu idrak ve gayretle, ikinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldamış. O zaman, kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil, Allah olduğunu açıkça anlamış ve mezkur hakikatleri hakkalyakin tasdik etmiş. Hatta, biraz daha uğraştığında, kaya daha da oynamış ve kenara yuvarlanmış. </span></span> </p><p> </p><p> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><em><span style="font-family: 'Arial'">İşte, bu misaldeki gibi, Rıza-yı İlahiyi kazanabilmek, mutlaka neticeyi elde edebilmekle değil, yalnız emirlere inkiyadladır, vesselam. </span></em></strong></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><em><span style="font-family: 'Arial'">Allahım, bizi haddini bilen, neticeleri halkedenin yalnız senin kudretin olduğunu derkeden ve ona göre sabırla neticeyi bekleyen halis kullarından eyle. </span></em></strong></span> </p><p> <span style="font-family: 'verdana'"><strong><em><span style="font-family: 'Arial'">Âmin.</span></em></strong></span></p><p></p><p></p><p>Yazar: Prof. Dr. Mustafa NUTKU</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nurist, post: 126595, member: 11025"] [CENTER] [COLOR=#FF0000][B]Sana lâzım olan harekettir; netice, Allahındır.[/B] [/COLOR] [/CENTER] [I]([B]Muvaffakıyet[/B], halk nazarında etrafına halkı toplamak ve sözünü kabul ettirmek, galib gelmek, inayetlere mazhar olmak, muarızları kaçırmak, hidayet ve hüsn-ü te'sir etmek,…vesaire şeklinde sıralanabilmektedir.[/I] [I] Malumdur ki, vazife-i İlâhiyeye karışmak, sû-i edebdir, ubûdiyete, Allah’a kulluğa aykırıdır. Onun için tarîk-ı Hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenab-ı Hakk’a ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler. [/I] [I] İşte bu hakikatları ders alan bir genç adamın başından geçenler, bu mezkür ve mukarrer hakikatı bizlere iyice anlatmaktadır.)[/I] [I][FONT=Arial][/FONT][/I] [FONT=verdana][FONT=Arial] [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Fakir fakat müttaki bir genç adam, gece istirahata çekildiği kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu görmüş. Gaipten gelen bir ses, ona şöyle demiş:[/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial] [B]“- Bundan böyle yalnız Allah için çalışacaksın ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!” [/B][/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan genç adam, ertesi sabah kayayı itmeye başlamış. Daha ertesi gün ve devam eden haftalar devam etmiş. Güneşin doğuşundan batışına kadar yalnız bu işle meşgul olmuş ve o kayayı itmiş, durmuş... Bu şekilde aylar süren gayrete rağmen, kaya yerinden bile kımıldamamış. Genç adam bir gece kulübesine yorgun-argın dönerken, o kayayı itmekle geçen günlerinin boşa geçtiğini düşünüyormuş. Onun şevkinin kırıldığını hisseden şeytan da, kalbine vesveseler vermeye başlamış:[/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial] [B]“- Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Anladın, onu yerinden oynatman zaten mümkün değil. Bırak artık bu işi! ”[/B] [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Böyle sözlerle şeytan, o gence bu vazifeyi yerine getirmesinin imkansız olduğunu, dolayısıyla bu işte muvaffak olamayacağı duygusunu aşılamaya çalışmış. [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]O gencin şevki daha da kırılmış ve ümidini gitgide kaybetmiş[B]. [/B][/FONT][/FONT] [FONT=verdana][B][FONT=Arial]“-Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?”[/FONT][/B][FONT=Arial] diye kendi kendisine söylenmiş. [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][B][FONT=Arial]“- Bundan sonra, bu itme işini bırakacağım. Şimdiye kadar yaptığım yeter de artar bile.. Koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre..”[/FONT][/B][FONT=Arial] diye düşünmüş.[/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Ve kararını verince, duasında nazdarane Allah’a yalvarmış. [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][B][FONT=Arial]“-Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden senin emrettiğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Her gün çok yoruluyorum, ama kaya bir milim bile kımıldamadı. Neden böyle oluyor? Neden muvaffak olamıyorum?” [/FONT][/B][FONT=Arial][/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Gaipten bir ses şefkatle ona cevap vermiş: [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][B][FONT=Arial]“- Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymamı istediğimde kabul etmiştin. Sana, görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim ve sen de itmeye başladın. Ben sana, hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki!.. Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, muvaffakiyetsizliğe uğradığını söylüyorsun. Kendine şöyle bir bak, bakalım. Kolların daha da güçlendi, pazuların büyüdü. Sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi. Bacakların kalınlaştı ve kuvvetlendi. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın; kaya kımıldamadı ama, senden istenen şey, emre itaat etmen ve kayayı sadece itmendi. [/FONT][/B][/FONT] [FONT=verdana][B][FONT=Arial]Kayayı yerinden oynatacak olan benim, Ben!..”[/FONT][/B][FONT=Arial] [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Yaptığı hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu, neticeyi halkedenin Allah olduğunu düşünerek, verilen vazifeyi yerine getirmiş. Ona lazım olan yalnızca hareket, neticeyi yaratmanın ise Allahın olduğunun idrakiyle... [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial]Bu idrak ve gayretle, ikinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldamış. O zaman, kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil, Allah olduğunu açıkça anlamış ve mezkur hakikatleri hakkalyakin tasdik etmiş. Hatta, biraz daha uğraştığında, kaya daha da oynamış ve kenara yuvarlanmış. [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial][/FONT][/FONT] [FONT=verdana][FONT=Arial] [/FONT][/FONT] [FONT=verdana][B][I][FONT=Arial]İşte, bu misaldeki gibi, Rıza-yı İlahiyi kazanabilmek, mutlaka neticeyi elde edebilmekle değil, yalnız emirlere inkiyadladır, vesselam. [/FONT][/I][/B][/FONT] [FONT=verdana][B][I][FONT=Arial]Allahım, bizi haddini bilen, neticeleri halkedenin yalnız senin kudretin olduğunu derkeden ve ona göre sabırla neticeyi bekleyen halis kullarından eyle. [/FONT][/I][/B][/FONT] [FONT=verdana][B][I][FONT=Arial]Âmin.[/FONT][/I][/B][/FONT] [FONT=verdana][B][I][FONT=Arial][/FONT][/I][/B][/FONT] Yazar: Prof. Dr. Mustafa NUTKU [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Vazifen yalnız, kayayı itmektir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst