Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Vecd Ve Tevâcüd
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 249318" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">İnsan benliğini bütünüyle iştiyakın sarması; hâlin, akıl, mantık ve muhakemenin önüne geçmesi diyebileceğimiz vecd, Cenâb-ı Hakk’ın kulunun kalbine sürpriz bir teveccühü ve beklenmedik bir varidatıdır. Böyle bir tecelli cemâl dalga boyuyla gelince “üns” esintileri hasıl olur; kemâl televvünlü olunca da temkin ve sükûn meydana gelir.. ve tabii bu celâlî tecelliler arasında, hüzün, keder, havf ve dehşet fırtınaları da eksik olmaz. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Vecdi zikr ü fikrin kalbe galebe çalması esnasında ruhun, aşkın feveranlarına tahammülden aciz olması şeklinde yorumÂlayanlar da olmuştur. Cenâb-ı Hakk’ın celâlî ve cemâlî tecellilerinden bol bol hissemend olan kalbin duyup yaşadığı hayret, heyecan ve ürperti de vecd adına ortaya atılan yorumlar arasında. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Vecd, vücûddan farklı bir halettir. İleride anlatılacağı üzere vücûd; nefsin te’sir dairesini aşıp bütün bütün cismaniyetten sıyrılarak “bî kem u keyf” hakikî matlûba zaferyâb olmaya mukabil, vecd; kalbin beklenmedik bir anda, sürpriz olarak muhabbet, şevk, iclâl ve tazim gibi ahvalin feveranı keyfiyetidir ki, bunun bir kadem ötesinde de, sürekli evrâd ü ezkârın semeresi sayılan “mevâcîd” hakikati gelir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Vecd, genelde iki şekilde tezahür eder: </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">1- İlâhî bir kısım varidat ve tecelliyât-ı Sübhâniye’nin, insan kalbinde, onun kasd ve iradesi taalluk etmeksizin tekellüfsüz hâsıl olmasıdır ki; biz buna, yerinde “mükâşefe” de deriz.. ve böyle bir doğuş veya mükâşefeyi bir kısım esbab ve emare ile irtibatlandırmak söz konusu değildir. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">2- İnsanın bütün benliğini saran ve onda ağlama, haykırma, ürperme hisleri hâsıl edep bir zevk ü şevk veya dehşet ü hayret tecellisidir ki, halka-i zikir ve hatme yapılan mahallerde, hakikat ilminin müzakere edildiği meclislerde çok görülür. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Bu türlü varidat ve tecellilerin, açıktan herhangi bir sebebe iktiran etmeyip külfetsiz zuhur edenine “vecd” denir ki, Konyalı Zerkûbî’nin çekiçlerinin sesinden Hazret-i Mevlânâ’nın coşup:</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em>-Su ve balçığa bağlanmış canlar, su ve balçıktan kurtulunca, aşkın hava ve esintileriyle raksetmeğe başlar ve doluÂnay gibi noksansız olurlar”</em> demesi bu cümledendir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Biraz külfet, biraz zorlama ve konsantrasyon arayışı neticesinde meydana gelene de “tevâcüd” denir. Zaten tevâcüd “tefâul” babından olması itibariyle, mevcud olmayan bir, şeyi izhar veya onu hâsıl etme yolunda gösterilen ekstra gayret esprisine dayanır ki, bunu da Efendimiz (as)’in: <em>“Kur’ân okurken ağlayınız, eğer ağlayamazsanız kendinizi ağlamaÂya zorlayınız!”</em> meâliyle vereceğimiz nurefşân beyanıyla irtiÂbatlandırmak mümkündür.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Şimdi bu son durum itibariyle “tevâcüd”ü de evvelki üç hususa ilâve edecek olursak, konuyu şöyle özetlemek uyÂgun olur zannediyorum: </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">1- Tevâcüddür; zorlama, tekellüf ve iç âlemle konsantrasÂyon yolunda elde edilmeye çalışılan vecde benzer bir keyfiÂyettir ve yoldakilerin hâlidir.. tabii, kalbî ameller adına da ayarı en düşük olanıdır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">2-Vecddir; îmân, marifet, muhabbet ve zevk-i ruhanî ile donanmış bir kalbin, beklenmedik bir anda şevk ü tarâb veya bir kısım varidatla coşmasıdır ki, bu konunun esasını teşkil eder ve "ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلاَوَةَ اْلاِيمَانِ" gerçeğine dayanır. Bu gerçeğin hülâsası da: Allah ve Rasûlü’nü herşeyden fazÂla sevme, sevdiklerine Allah için muhabbet etme, cehennem ve cehennem vesilelerine karşı teyakkuz ve ürperti içinde buÂlunma.. gibi hakikatlerdir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">3-Mevâcîddir; evrâd ü ezkâr ve kalbin, Hazreti “Vâcibü’1-Vücûd” ve “Vâhibü’l-Hayat’la münasebet derinliği ve O’na yaklaşma yollarını araştırması sayesinde sürekli metafizik gerilim, sürekli duyuş ve sürekli değişik vâridlere mazhaÂriyettir ki, <em>-Biz, onların kalplerini pekiştirdikçe pekiştirdik de doğruÂlup başkaldırdı ve kükreyerek: ‘Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasını anmamız söz konusu değildir”</em> mefhumu ile sunacağımız âyet de bu soluk soluğa aşkın, heyecanın ifadesidir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">4-Vücûddur; ve makam-ı ihsanın zirvesi "كَأَنَّكَ تَرَاهُ.." ufkunun soluğu-sesi ve “sübühât-ı vech” heyecan ve dehşeÂtine mazhariyetin de televvünatı şeklinde yorumlanmıştır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Vecdin, ayrıca kendi içinde de bir kısım dereceleri vardır: </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">1-Derecede vecd, iradî olarak, görme, duyma, düşünme çerçevesinde cereyan eder ki; bu mertebe, kalbin, îmân ve marifet halâvetini duyup ağyara kapanması mertebesidir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">2- Kalbin derinliği ölçüsünde, ona akan feyizler sayesinde, vicdan mekanizmasının “sem u basar” ve tefekkür üstü tenevvür ve doğuşlara uyanma haletidir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">3-Bütün letâif-i insaniyenin, O’nun boyasına boyanması sayesinde, ağyar düşüncesinin bütünüyle ortadan kalkıp, herşeyde O’nu görme, O’nu bilme, O’nu düşünme, O’nunla hemhâl olma tasavvurlar üstü keyfiyetidir. Öyle ki, insan o mertebede bazen yarım adımlık bir aşkınlıkla “dehşet”e, bir tam adımla da “heyman”a girer -ki zannediyorum- tabii akıl ve idrakimizle onları yorumlamada biraz zorlanacağız.</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 249318, member: 1008778"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]İnsan benliğini bütünüyle iştiyakın sarması; hâlin, akıl, mantık ve muhakemenin önüne geçmesi diyebileceğimiz vecd, Cenâb-ı Hakk’ın kulunun kalbine sürpriz bir teveccühü ve beklenmedik bir varidatıdır. Böyle bir tecelli cemâl dalga boyuyla gelince “üns” esintileri hasıl olur; kemâl televvünlü olunca da temkin ve sükûn meydana gelir.. ve tabii bu celâlî tecelliler arasında, hüzün, keder, havf ve dehşet fırtınaları da eksik olmaz. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Vecdi zikr ü fikrin kalbe galebe çalması esnasında ruhun, aşkın feveranlarına tahammülden aciz olması şeklinde yorumÂlayanlar da olmuştur. Cenâb-ı Hakk’ın celâlî ve cemâlî tecellilerinden bol bol hissemend olan kalbin duyup yaşadığı hayret, heyecan ve ürperti de vecd adına ortaya atılan yorumlar arasında. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Vecd, vücûddan farklı bir halettir. İleride anlatılacağı üzere vücûd; nefsin te’sir dairesini aşıp bütün bütün cismaniyetten sıyrılarak “bî kem u keyf” hakikî matlûba zaferyâb olmaya mukabil, vecd; kalbin beklenmedik bir anda, sürpriz olarak muhabbet, şevk, iclâl ve tazim gibi ahvalin feveranı keyfiyetidir ki, bunun bir kadem ötesinde de, sürekli evrâd ü ezkârın semeresi sayılan “mevâcîd” hakikati gelir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Vecd, genelde iki şekilde tezahür eder: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]1- İlâhî bir kısım varidat ve tecelliyât-ı Sübhâniye’nin, insan kalbinde, onun kasd ve iradesi taalluk etmeksizin tekellüfsüz hâsıl olmasıdır ki; biz buna, yerinde “mükâşefe” de deriz.. ve böyle bir doğuş veya mükâşefeyi bir kısım esbab ve emare ile irtibatlandırmak söz konusu değildir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]2- İnsanın bütün benliğini saran ve onda ağlama, haykırma, ürperme hisleri hâsıl edep bir zevk ü şevk veya dehşet ü hayret tecellisidir ki, halka-i zikir ve hatme yapılan mahallerde, hakikat ilminin müzakere edildiği meclislerde çok görülür. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Bu türlü varidat ve tecellilerin, açıktan herhangi bir sebebe iktiran etmeyip külfetsiz zuhur edenine “vecd” denir ki, Konyalı Zerkûbî’nin çekiçlerinin sesinden Hazret-i Mevlânâ’nın coşup:[/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=darkred][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][I]-Su ve balçığa bağlanmış canlar, su ve balçıktan kurtulunca, aşkın hava ve esintileriyle raksetmeğe başlar ve doluÂnay gibi noksansız olurlar”[/I] demesi bu cümledendir.[/FONT][/SIZE][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Biraz külfet, biraz zorlama ve konsantrasyon arayışı neticesinde meydana gelene de “tevâcüd” denir. Zaten tevâcüd “tefâul” babından olması itibariyle, mevcud olmayan bir, şeyi izhar veya onu hâsıl etme yolunda gösterilen ekstra gayret esprisine dayanır ki, bunu da Efendimiz (as)’in: [I]“Kur’ân okurken ağlayınız, eğer ağlayamazsanız kendinizi ağlamaÂya zorlayınız!”[/I] meâliyle vereceğimiz nurefşân beyanıyla irtiÂbatlandırmak mümkündür.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Şimdi bu son durum itibariyle “tevâcüd”ü de evvelki üç hususa ilâve edecek olursak, konuyu şöyle özetlemek uyÂgun olur zannediyorum: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]1- Tevâcüddür; zorlama, tekellüf ve iç âlemle konsantrasÂyon yolunda elde edilmeye çalışılan vecde benzer bir keyfiÂyettir ve yoldakilerin hâlidir.. tabii, kalbî ameller adına da ayarı en düşük olanıdır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]2-Vecddir; îmân, marifet, muhabbet ve zevk-i ruhanî ile donanmış bir kalbin, beklenmedik bir anda şevk ü tarâb veya bir kısım varidatla coşmasıdır ki, bu konunun esasını teşkil eder ve "ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلاَوَةَ اْلاِيمَانِ" gerçeğine dayanır. Bu gerçeğin hülâsası da: Allah ve Rasûlü’nü herşeyden fazÂla sevme, sevdiklerine Allah için muhabbet etme, cehennem ve cehennem vesilelerine karşı teyakkuz ve ürperti içinde buÂlunma.. gibi hakikatlerdir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]3-Mevâcîddir; evrâd ü ezkâr ve kalbin, Hazreti “Vâcibü’1-Vücûd” ve “Vâhibü’l-Hayat’la münasebet derinliği ve O’na yaklaşma yollarını araştırması sayesinde sürekli metafizik gerilim, sürekli duyuş ve sürekli değişik vâridlere mazhaÂriyettir ki, [I]-Biz, onların kalplerini pekiştirdikçe pekiştirdik de doğruÂlup başkaldırdı ve kükreyerek: ‘Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasını anmamız söz konusu değildir”[/I] mefhumu ile sunacağımız âyet de bu soluk soluğa aşkın, heyecanın ifadesidir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]4-Vücûddur; ve makam-ı ihsanın zirvesi "كَأَنَّكَ تَرَاهُ.." ufkunun soluğu-sesi ve “sübühât-ı vech” heyecan ve dehşeÂtine mazhariyetin de televvünatı şeklinde yorumlanmıştır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]Vecdin, ayrıca kendi içinde de bir kısım dereceleri vardır: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]1-Derecede vecd, iradî olarak, görme, duyma, düşünme çerçevesinde cereyan eder ki; bu mertebe, kalbin, îmân ve marifet halâvetini duyup ağyara kapanması mertebesidir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]2- Kalbin derinliği ölçüsünde, ona akan feyizler sayesinde, vicdan mekanizmasının “sem u basar” ve tefekkür üstü tenevvür ve doğuşlara uyanma haletidir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkred]3-Bütün letâif-i insaniyenin, O’nun boyasına boyanması sayesinde, ağyar düşüncesinin bütünüyle ortadan kalkıp, herşeyde O’nu görme, O’nu bilme, O’nu düşünme, O’nunla hemhâl olma tasavvurlar üstü keyfiyetidir. Öyle ki, insan o mertebede bazen yarım adımlık bir aşkınlıkla “dehşet”e, bir tam adımla da “heyman”a girer -ki zannediyorum- tabii akıl ve idrakimizle onları yorumlamada biraz zorlanacağız.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Vecd Ve Tevâcüd
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst