Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Vefasizlar alir dostunun Âhini
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 250287" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="color: black"><strong><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px">VEFASIZLAR ALIR DOSTUNUN ÂHINI </span></span></strong></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Mevcut dünyamızda yitirmiş olduğumuz, çok kıymet taşıyan bir özellikten bahsetmek istiyorum: Vefa… Unuttuğumuz ya da unutturulduğumuz çok güzel bir haslettir vefa… Çok yakın bir zamana kadar var olan ama günümüzde çok az rastladığımız bir özellik vefa… Toplumu toplum yapan, cemaati cemaat yapan bir güzelliktir vefa… Dostlar arasında, kardeşler arasında olmazsa olmaz bir haslettir vefa… </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Bir âşığın maşukuna, bir dava adamının davasına ve bir idealistin ülküsüne her şeye rağmen sadık kalmasıdır vefa. Bu uğurda her şeye katlanması ve her şeyi sineye çekmesi, gerçek dava adamına düşen vazifelerin en önemlisidir belki de, davasına karşı vefa göstermesi. Niceleri var ki, o vefa sayesinde hedefine ulaşmış ve tarihe mâl olmuştur. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Sözlükler, vefayı şöyle açıklıyor; “Sözünde durmak, sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödemek, yetişmek.” İnsanların birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eden, fertleri birbirine bağlayan yüce bir duygu, bir mıknatıstır âdeta. Yuva, vefa duygusu üzerine kurulmuş ise, devam eder ve canlı kalır. Millet, bu yüce duygu ile faziletlere erer. Devlet, kendi vatandaşına karşı ancak bu duygu ile itibarını korur. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Vefa, sevgide devamlılık demektir. Vefa demek, ihtiyaç hâlinde ona yardım etmektir. Arkadaş, öldükten sonra, onun çoluk çocuğunu, yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır. Müslüman vefakâr olur. Vefa, dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Arkadaşına yaptığı iyiliği az görüp, onun yaptığını çok bilmektir. Vefa demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve ilgiyi devam ettirmek demektir. Şair ne güzel söylemiş: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">“Vefalı çıkarır dostluğun tadını, </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Vefasızlar alır dostunun âhını.” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Eski zatlardan birinin oğluna vasiyeti şöyledir: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">“Oğlum, herkesle arkadaşlık edilmez. İhtiyaç içinde olduğun zaman senden uzaklaşan, genişlik zamanında malına göz diken ve yükseldiği vakit sana üstünlük taslayan kimse ile arkadaş olma!” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Atalarımız, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” derken vefanın ne kadar önem arz ettiğini ve yıllar öncesinde bu özelliğin nasıl yaşandığını bizlere anlatmışlardır. Ya şimdi? Bu güzellikten ne kadar da uzak yaşamaktayız. Bizi biz yapan değerler arasında olan vefadan ne kadar da uzaktayız. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Her sene bir çok kimselerle karşılaşmakta, tanışmaktayız. Bunlarla muhabbet eder, kimisinin manevi, kimisinin de maddi dertlerinin çözümü için gayret sarfederiz. Kimiyle bir yıl, kimiyle dört yıl beraber olur, beraber çalışır, beraber koşuştururuz. Yeri gelir bir çok sıkıntılarına göğüs gereriz. Yediğimizden yedirir, içiririz. Manen huzura kavuşmaları için, gerek dünya ve gerekse ukbada rahat etmeleri için elimizden geleni yaparız. Rabbim kabul buyursun. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Bunlardan kimi işi bitince bir daha aramaz sormaz. Menfaati bitmiş, bu yüzden de bizleri unutmuş, yaşanan güzellikleri eliyle bir kenara itmiş, insanın nankör olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kimisiyle ise, çok güzel dostluklara yelken açarız elhamdülillah. Hem bu dünya için, hem de ahiret için dostluğa devam ederiz. O dostlar “bir fincan kahvenin hatırını” değil kırk yıl, bir ömür boyu devam ettirirler. Hatta ahirette de… </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Kimiyle bir yemeklik kadar, birkaç sohbetlik kadar muhabbetimiz olur ama yıllar sonra görüştüğümüzde hemen hatırlar ve “hakkınızı nasıl ödeyebiliriz” diyerek gözyaşlarıyla kucaklaşırız. Böyleleri bize vefayı hatırlatır. O güzel hasletin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Kimiyle ise yıllarca beraber olursunuz ama “Hakkını helal etse de, etmese de benim için önemli değil, bu benim sorunum değil, kendi sorunu.” diyerek vefasızlığı ortaya koyar, insanın nasıl nankör olabileceğini gösterir. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Elbetteki Rabbimiz bizi bizden iyi tanıyor ve bu özelliğimizi güzelce ortaya koyuyor: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">“Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak ferahlar, şımarır. Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir.” (Şura, 48) </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Hak hukuk deyince İmam-ı Azam Efendimizin babası Sabit’in hali aklımıza geliyor. Bir kıssadır ama hissesi büyüktür. Bir gün Sabit hazretleri bir akan suya düşen elmayı görür ve gayri ihtiyarı elmayı sudan alır ve ısırır. O anda haram olma hususu aklına gelir ve ısırdığı lokmayı yutmaz. Ancak ısırmış olduğu elmanın suyunu tatmıştır. Hemen akan suyu takip eder ve akarsuya sarkan elma ağacını bulur. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Sahibini arar ve helallik diler. Ancak bahçe sahibi “Hakkımı helal etmem. Şayet dilediğim kadar benim yanımda karın tokluğuna çalışırsan!” der. Sabit hazretleri kabul eder. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Rivayetlere göre yedi yıl karın tokluğuna çalışır. Tekrar helallik ister, ama bahçe sahibi bu sefer de başka bir şart koşar. “Benim bir kızım var, gözü kör, kulağı sağır, dilsiz, elleri ve ayakları sakat. Bu kızımla evlenirsen sana hakkımı helal ederim” der. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Sabit hazretleri boynunu eğer ve kabul eder. Gerdek gecesi odaya girince çok güzel bir kızla karşılaşır ve hemen yanlış odaya girdim diye odadan dışarı çıkar. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Dışarıda kayınpederini bekler bulur ve “neden odadan çıktığını” sorunca “yanlış odaya girdiğini, içeride bahsedilen kusurlarda bir kızın olmadığını, çok güzel bir kızın olduğunu” söyler. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Kayınpederi ise, “Gözü kör dedim; çünkü harama bakmaz da o yüzden. Kulağı sağır dedim; harama kulak asmaz, dinlemez. Dilsiz dedim; haram yemez, haram konuşmaz. Elleri sakat dedim; harama el uzatmaz. Ayakları sakat dedim; haram yerlere adım atmaz.” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">İşte bir elma için, onu helal ettirmek için katlanılan çile. Ecdadımız, büyüklerimiz buna çok dikkat ederlerdi. “bana ne, benim için önemli değil, benim meselem değil” demezlerdi. Çok hassaslardı. Ve onlardan İmam-ı Azam’lar dünyaya geldi. Ya şimdi… </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Vefa deyince akla hemen “ahde vefa” da gelir. Çünkü çok önemli bir özelliktir. Vefasızlık, münafıklık alametlerindendir. Böyle ahdini yerine getirmeyen vefasızlar, dünyada rezil olacağı gibi, kıyamette de teşhir edilerek rezil edilecektir. Bu konuda Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">“Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak (dikilecek). Bu filanın vefasızlığıdır, denilecektir.” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Ahde vefa mü’minin işidir. Vefasız olanlar, şahsiyetsiz, dönek tabiatlı kişilerdir. Böyle insanlarla değil bir çalışma yapmak, yola dahi çıkılmaz. Seni çok çabuk satar ve yolda bırakır. Hem de hiç acımadan, vicdanları sızlamadan… </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">İbnu Abbâs (ra) şöyle der: “Ahdine kim vefasızlık edip bozarsa, Allah mutlaka ona bir düşman musallat eder.” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Hz. Ebu Hüreyre (ra): “Rasulullah (SAV) buyurdular ki: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">“Allahu Zülcelâl hazretleri buyurdu ki: “Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: black">Rabbim bizleri ahdinde sadık olanlardan eylesin. Vefayı bilen ve canı pahasına da olsa vefakar olanlardan eylesin. Vefasızlardan uzak eylesin, onlarla karşılaştırmasın. Hakkı hukuku bilen ve ona göre hayatını devam ettirenlerden eylesin.</span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 250287, member: 1004566"] [COLOR=black][B][FONT=Arial Narrow][SIZE=3]VEFASIZLAR ALIR DOSTUNUN ÂHINI [/SIZE][/FONT][/B][/COLOR] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Mevcut dünyamızda yitirmiş olduğumuz, çok kıymet taşıyan bir özellikten bahsetmek istiyorum: Vefa… Unuttuğumuz ya da unutturulduğumuz çok güzel bir haslettir vefa… Çok yakın bir zamana kadar var olan ama günümüzde çok az rastladığımız bir özellik vefa… Toplumu toplum yapan, cemaati cemaat yapan bir güzelliktir vefa… Dostlar arasında, kardeşler arasında olmazsa olmaz bir haslettir vefa… [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Bir âşığın maşukuna, bir dava adamının davasına ve bir idealistin ülküsüne her şeye rağmen sadık kalmasıdır vefa. Bu uğurda her şeye katlanması ve her şeyi sineye çekmesi, gerçek dava adamına düşen vazifelerin en önemlisidir belki de, davasına karşı vefa göstermesi. Niceleri var ki, o vefa sayesinde hedefine ulaşmış ve tarihe mâl olmuştur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Sözlükler, vefayı şöyle açıklıyor; “Sözünde durmak, sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödemek, yetişmek.” İnsanların birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eden, fertleri birbirine bağlayan yüce bir duygu, bir mıknatıstır âdeta. Yuva, vefa duygusu üzerine kurulmuş ise, devam eder ve canlı kalır. Millet, bu yüce duygu ile faziletlere erer. Devlet, kendi vatandaşına karşı ancak bu duygu ile itibarını korur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Vefa, sevgide devamlılık demektir. Vefa demek, ihtiyaç hâlinde ona yardım etmektir. Arkadaş, öldükten sonra, onun çoluk çocuğunu, yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır. Müslüman vefakâr olur. Vefa, dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Arkadaşına yaptığı iyiliği az görüp, onun yaptığını çok bilmektir. Vefa demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve ilgiyi devam ettirmek demektir. Şair ne güzel söylemiş: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]“Vefalı çıkarır dostluğun tadını, [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Vefasızlar alır dostunun âhını.” [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Eski zatlardan birinin oğluna vasiyeti şöyledir: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]“Oğlum, herkesle arkadaşlık edilmez. İhtiyaç içinde olduğun zaman senden uzaklaşan, genişlik zamanında malına göz diken ve yükseldiği vakit sana üstünlük taslayan kimse ile arkadaş olma!” [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Atalarımız, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” derken vefanın ne kadar önem arz ettiğini ve yıllar öncesinde bu özelliğin nasıl yaşandığını bizlere anlatmışlardır. Ya şimdi? Bu güzellikten ne kadar da uzak yaşamaktayız. Bizi biz yapan değerler arasında olan vefadan ne kadar da uzaktayız. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Her sene bir çok kimselerle karşılaşmakta, tanışmaktayız. Bunlarla muhabbet eder, kimisinin manevi, kimisinin de maddi dertlerinin çözümü için gayret sarfederiz. Kimiyle bir yıl, kimiyle dört yıl beraber olur, beraber çalışır, beraber koşuştururuz. Yeri gelir bir çok sıkıntılarına göğüs gereriz. Yediğimizden yedirir, içiririz. Manen huzura kavuşmaları için, gerek dünya ve gerekse ukbada rahat etmeleri için elimizden geleni yaparız. Rabbim kabul buyursun. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Bunlardan kimi işi bitince bir daha aramaz sormaz. Menfaati bitmiş, bu yüzden de bizleri unutmuş, yaşanan güzellikleri eliyle bir kenara itmiş, insanın nankör olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kimisiyle ise, çok güzel dostluklara yelken açarız elhamdülillah. Hem bu dünya için, hem de ahiret için dostluğa devam ederiz. O dostlar “bir fincan kahvenin hatırını” değil kırk yıl, bir ömür boyu devam ettirirler. Hatta ahirette de… [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Kimiyle bir yemeklik kadar, birkaç sohbetlik kadar muhabbetimiz olur ama yıllar sonra görüştüğümüzde hemen hatırlar ve “hakkınızı nasıl ödeyebiliriz” diyerek gözyaşlarıyla kucaklaşırız. Böyleleri bize vefayı hatırlatır. O güzel hasletin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Kimiyle ise yıllarca beraber olursunuz ama “Hakkını helal etse de, etmese de benim için önemli değil, bu benim sorunum değil, kendi sorunu.” diyerek vefasızlığı ortaya koyar, insanın nasıl nankör olabileceğini gösterir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Elbetteki Rabbimiz bizi bizden iyi tanıyor ve bu özelliğimizi güzelce ortaya koyuyor: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]“Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak ferahlar, şımarır. Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir.” (Şura, 48) [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Hak hukuk deyince İmam-ı Azam Efendimizin babası Sabit’in hali aklımıza geliyor. Bir kıssadır ama hissesi büyüktür. Bir gün Sabit hazretleri bir akan suya düşen elmayı görür ve gayri ihtiyarı elmayı sudan alır ve ısırır. O anda haram olma hususu aklına gelir ve ısırdığı lokmayı yutmaz. Ancak ısırmış olduğu elmanın suyunu tatmıştır. Hemen akan suyu takip eder ve akarsuya sarkan elma ağacını bulur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Sahibini arar ve helallik diler. Ancak bahçe sahibi “Hakkımı helal etmem. Şayet dilediğim kadar benim yanımda karın tokluğuna çalışırsan!” der. Sabit hazretleri kabul eder. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Rivayetlere göre yedi yıl karın tokluğuna çalışır. Tekrar helallik ister, ama bahçe sahibi bu sefer de başka bir şart koşar. “Benim bir kızım var, gözü kör, kulağı sağır, dilsiz, elleri ve ayakları sakat. Bu kızımla evlenirsen sana hakkımı helal ederim” der. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Sabit hazretleri boynunu eğer ve kabul eder. Gerdek gecesi odaya girince çok güzel bir kızla karşılaşır ve hemen yanlış odaya girdim diye odadan dışarı çıkar. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Dışarıda kayınpederini bekler bulur ve “neden odadan çıktığını” sorunca “yanlış odaya girdiğini, içeride bahsedilen kusurlarda bir kızın olmadığını, çok güzel bir kızın olduğunu” söyler. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Kayınpederi ise, “Gözü kör dedim; çünkü harama bakmaz da o yüzden. Kulağı sağır dedim; harama kulak asmaz, dinlemez. Dilsiz dedim; haram yemez, haram konuşmaz. Elleri sakat dedim; harama el uzatmaz. Ayakları sakat dedim; haram yerlere adım atmaz.” [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]İşte bir elma için, onu helal ettirmek için katlanılan çile. Ecdadımız, büyüklerimiz buna çok dikkat ederlerdi. “bana ne, benim için önemli değil, benim meselem değil” demezlerdi. Çok hassaslardı. Ve onlardan İmam-ı Azam’lar dünyaya geldi. Ya şimdi… [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Vefa deyince akla hemen “ahde vefa” da gelir. Çünkü çok önemli bir özelliktir. Vefasızlık, münafıklık alametlerindendir. Böyle ahdini yerine getirmeyen vefasızlar, dünyada rezil olacağı gibi, kıyamette de teşhir edilerek rezil edilecektir. Bu konuda Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]“Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak (dikilecek). Bu filanın vefasızlığıdır, denilecektir.” [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Ahde vefa mü’minin işidir. Vefasız olanlar, şahsiyetsiz, dönek tabiatlı kişilerdir. Böyle insanlarla değil bir çalışma yapmak, yola dahi çıkılmaz. Seni çok çabuk satar ve yolda bırakır. Hem de hiç acımadan, vicdanları sızlamadan… [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]İbnu Abbâs (ra) şöyle der: “Ahdine kim vefasızlık edip bozarsa, Allah mutlaka ona bir düşman musallat eder.” [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Hz. Ebu Hüreyre (ra): “Rasulullah (SAV) buyurdular ki: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]“Allahu Zülcelâl hazretleri buyurdu ki: “Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.” [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial Narrow][COLOR=black]Rabbim bizleri ahdinde sadık olanlardan eylesin. Vefayı bilen ve canı pahasına da olsa vefakar olanlardan eylesin. Vefasızlardan uzak eylesin, onlarla karşılaştırmasın. Hakkı hukuku bilen ve ona göre hayatını devam ettirenlerden eylesin.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Vefasizlar alir dostunun Âhini
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst