Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Vefatının 42. Yılında Yüzbin Rahmetle Anıyoruz! - Abdülmecid ÜNLÜKUL
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 134959" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"> <span style="color: Blue"><u><strong><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">“RİSÂLE-İ NUR MÜELLİFİNİN NESEBEN KÜÇÜK KARDEŞİ VE ON BEŞ SENE ONDAN DERS ALAN”:<span style="color: Red">ABDÜLMECİD ÜNLÜKUL</span></span></span></strong></u></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><img src="http://www.yeniasya.com.tr/2009/06/11/resim/Untitled-8.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>—Vefatının 42. yılında rahmetle anıyoruz— </strong></span></span></span></p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Sofi Mirza Efendi’nin yaş sırasına göre altıncı çocuğu olan Abdülmecid Ünlükul, 1884 yılında, Nurs Köyünde dünyaya geldi. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin küçük kardeşi ve aynı zamanda Mesnevî-i Nûriye’nin başında yazdığı i’tizârın (özrün) sonunda dediği gibi ondan on beş sene ders alan bir talebesidir . Bu nesebî bağ aynı zamanda “talebelik” sıfatıyla da taçlanmıştır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Asrımızın büyük mütefekkiri, allâme-i cihanı, gönüller sultanı Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin kardeşi olmak ve rahle-i tedrisinde 15 yıl ders almak, Abdülmecid Efendi’nin hayat seyrinde ve hizmet anlayışında bambaşka ufuklar, yepyeni pencereler açmıştır.1 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Hem kardeş, hem talebe, hem de onunla beraber Birinci Dünya Savaşı’nda Bitlis ve havalisinde omuz omuza çarpışan bir gazidir. Bu savaşta, Bediüzzaman Hazretleri yaralanır ve Ruslara esir düşer. Yeğeni Ubeyd şehit olur. Van ve çevresi Rusların eline geçerek harabe haline gelir. Abdülmecid için acılarla dolu bir hayat serüveni başlamıştır artık. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Van, Şam, Diyarbakır, Ergani, Malatya, Ürgüp, Konya. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Hamiyetperverlik duygusu hayatında mısra mısra, kıt’a kıt’a görülmektedir. Şarkî Anadolu’nun bu necîp evlâdı, bir ömür boyu cennet yurdumuzun her köşesinde, başta öğretmenlik ve müftülük olmak üzere çeşitli vazifeler ifa etmiş, sönmeyen meşaleler yakmış ve yıkılmayan filizler dikmiştir.2 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Rusların saldırılarından kurtulan bazı akrabalarıyla Van’dan ayrılarak Şam’a giden Abdülmecid Efendi, 1917’de Diyarbakır’a gelir ve burada Askerî Rüştiye’de Arapça öğretmenliği yapar. Ancak, bir süre sonra bu okulun kapanmasıyla birlikte tekrar Van’a döner. <strong>Van’da da öğretmenliğe devam ederken Şeyh Said hadisesi ve ardından Bediüzzaman’ın sürgün edilmesiyle birlikte kendisi de öğretmenlikten alınır.</strong> Buradan Ergani’ye geçer. Ergani ve daha sonraki Malatya hayatında esnaflık yapar. 1940 yılında Ürgüp’e müftü olarak atanır. Burada bir üniversite öğrencisi olan oğlu Fuat’ın vefat haberini alarak evlât acısını tadar. Bu acısını <strong>“Fuadiye”</strong> isimli eserinde dile getirir. Çok sevdiği yeğeni Abdurrahman da vefat etmiştir. Yıllarca ağabeyi ile de görüşemez. Bu arada müftülük görevinden de alınır. Ürgüp’te 15 yıl kaldıktan sonra 1955 yılında Konya’ya gelir. Buraya geldikten sonra hasretini gidermek üzere Isparta’ya ağabeyini ziyarete gider. Konya’da İmam Hatip Okulunda tekrar öğretmenliğe başlar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Öğretmenlik görevini sürdürmeye devam ederken sebepsiz yere tekrar görevden alınır. Konya’da yaşadığı acı olaylardan bir tanesi de, Bediüzzaman’ın Konya’ya gelmesine rağmen kendisiyle görüşmesine izin verilmemesidir. Bediüzzaman, vefatından önce bir kez daha Konya’ya geldiyse de bu sefer de uzun süre görüşmeleri mümkün olmaz. Zaten bu görüşme veda görüşmesi olup, evin önünde gerçekleşir.<strong> Bediüzzaman, arabadan inmeden kapının önünde kardeşiyle vedalaşır ve Urfa’ya doğru yola çıkacağını söyler.</strong>3 <strong>Abdülmecid’i derinden yaralayan olayların başında, Bediüzzaman’ın mezarında bile rahat bırakılmaması gelir.</strong> <strong>Devrin zorbaları kendi ağzından yazılmış gibi ona zorla bir dilekçe imzalatırlar.</strong><span style="color: DarkGreen"> “Benim böyle isteğim yok. Ne olur hiç olmazsa kabrinde rahat etsin”</span> der. <span style="color: DarkRed">“İmzalamaya mecbursun. Bizi zor durumda bırakma” </span>der zorbalar.4 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">“Akşam yine aynı akşamdı. Fakat ahvâl oldukça farklıydı. Bu sefer Nemrud’un nâdanları göz dikmişlerdi Makam-ı İbrahim’e. Hedefleri de Merkad-i Bediüzzaman’dı. Milletin yüreğini yakmak pahasına, onu Makam-ı İbrahim’den söküp alarak imanın nurunu söndürmeye çalışıyorlardı.” “Aslında nûru nârla söndürme çabasının çaresiz çırpınışıydı bu. Alevi de, odunu da insanlardan meydana gelen bu mânevî ateşten kimse mu’cizevî bir netice beklemiyordu. Ne var ki, ateşin ışığa kuvvet verdiğini bilmeyen nâdânîler vasiyet halini alan bir kerâmetin tecellî etmek üzere olduğundan da habersizdiler.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Arap Dili ve Edebiyatına olan vukufiyeti sebebiyle Bediüzzaman Hazretleri, Mesnevî-i Nûriye ve İşârâtü’l- İ’câz gibi Arapça olan iki eserinin Türkçe’ye tercümesini ısrarla ondan istemiştir. Abdülmecid Efendi, Konya İmam Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsünde meslek derslerini okutuyordu. İmtihanların başladığı, meşguliyetinin çok olduğu bir mevsimde tercümelere başlamış ve kısa sürede bitirmiştir. Oysa daha önceleri pek çok müsait zamanı olmuştu. Talebelerinden birisi, dikkatini çeken bu durumu hocasından öğrenmek istemişti: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: DarkGreen">“Hocam, birçok boş zamanlar gelip geçti. Tatil ve yaz mevsimlerinde bu tercümeleri yapabilirdiniz. O zaman biz de size yardım edebilirdik. Niçin o zamanlar bu tercümeleri yapmadınız da, şimdi bu sıkışık zamanda yapıyorsunuz?”</span> Talebesinin bu suâline Abdülmecid Ünlükul şu cevabı vermişti: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: DarkGreen">“Hazretim, hiç sorma!.. Dün akşam rüyamda Seyda’yı gördüm. Mevlânâ Türbesinin civarında karşılaştık. Benden tercümeleri sordu. Mahçup oldum, bir cevap veremedim. Aniden Seyda öyle bir tokat vurdu ki, kendimi karşıdaki duvarda buldum. Nefesim kesilip, soluğum tutulmuştu. Vücudum yara bere içinde kalmıştı.”</span> (Bu rüyayı anlatan Abdülmecid Ünlükul, o talebesine vücudundaki yara bere izlerini göstermiş.) 5 <strong>Ve tamamlanan Mesnevî-i Nûriye’nin tercümesinin baştarafına şu i’tizârı (özrü) yazar: </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen">“Risâle-i Nur Külliyatından El-Mesnevîü’l-Arabî ile muannen, büyük Üstadın cihanbaha kıymettar şu eserini de, Alah’ın avn (yardım) ve inayetiyle, Arabî’den Türkçeye çevirmeye muvaffak olmakla kendimi bahtiyar addediyorum. Yalnız, aslındaki ulviyet, kuvvet ve cezaleti, tercümede muhafaza edemedim." </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen">“Evet, cevherbahâ hakikatlere zarf olacak ne bir harf ve ne bir lâfız bulamadım. Tercüme lisânı da fikrim gibi nâkıs ve kasır olduğundan, o azîm îmanî ve cesîm Kur’ânî hakikatlere ancak böyle dar ve kısa bir kisveyi tedarik edebildim. Ne hakkın ve ne hakikatin hatırı kalmış; fabrika-i dimağiyemin bozukluğundan, bu kadarını da, müellif-i muhterem Bediüzzaman’ın manevî yardımları ile dokuyabildim." </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen">“Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez. Bu, hakikaten aslına uygun ve lâyık bir tercüme değildir—pek kısa bir meâl, bazen de tayyedilmiş, tercüme edememiş. Çok yerlerde, yalnız meâlini aldım; bazı yerlerde de tayyettim. Ancak, aslındaki hakaiki, evlâd-ı vatana gösteren küçük bir âyinedir…” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman Hazretleri onunla son görüşmesinde kendisinden yedi yıl sonra vefat edeceğini söyler. <strong>Ve Abdülmecid Ünlükul, 11 Haziran 1967’de Cuma günü vefat eder. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: DarkGreen"><em><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Dipnotlar: </span></span></strong></u></em></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">1- Halil Uslu, Bediüzzaman’ın Kardeşi Abdülmecid Nursî, Yeni Asya Neşriyat, s. 26. </span></span></em></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">2- A.g.e., s. 26. </span></span></em></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">3- Risale-i Nur Enstitüsü </span></span></em></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">4- Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, Nesil Y.,S. 473. </span></span></em></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">5- A.g.e. önsöz. </span></span></em></span></p><p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"> <span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-size: 10px">HASAN BULUT </span></strong></u></span></span></span></span> </p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-size: 10px"> 11.06.2009</span></strong></u></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-size: 10px">Yeniasya</span></strong></u></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p> <p style="text-align: right"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 134959, member: 27"] [CENTER] [COLOR=Blue][U][B][FONT=Courier New][SIZE=4]“RİSÂLE-İ NUR MÜELLİFİNİN NESEBEN KÜÇÜK KARDEŞİ VE ON BEŞ SENE ONDAN DERS ALAN”:[COLOR=Red]ABDÜLMECİD ÜNLÜKUL[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [IMG]http://www.yeniasya.com.tr/2009/06/11/resim/Untitled-8.jpg[/IMG] [CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]—Vefatının 42. yılında rahmetle anıyoruz— [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER][/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Sofi Mirza Efendi’nin yaş sırasına göre altıncı çocuğu olan Abdülmecid Ünlükul, 1884 yılında, Nurs Köyünde dünyaya geldi. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin küçük kardeşi ve aynı zamanda Mesnevî-i Nûriye’nin başında yazdığı i’tizârın (özrün) sonunda dediği gibi ondan on beş sene ders alan bir talebesidir . Bu nesebî bağ aynı zamanda “talebelik” sıfatıyla da taçlanmıştır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Asrımızın büyük mütefekkiri, allâme-i cihanı, gönüller sultanı Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin kardeşi olmak ve rahle-i tedrisinde 15 yıl ders almak, Abdülmecid Efendi’nin hayat seyrinde ve hizmet anlayışında bambaşka ufuklar, yepyeni pencereler açmıştır.1 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Hem kardeş, hem talebe, hem de onunla beraber Birinci Dünya Savaşı’nda Bitlis ve havalisinde omuz omuza çarpışan bir gazidir. Bu savaşta, Bediüzzaman Hazretleri yaralanır ve Ruslara esir düşer. Yeğeni Ubeyd şehit olur. Van ve çevresi Rusların eline geçerek harabe haline gelir. Abdülmecid için acılarla dolu bir hayat serüveni başlamıştır artık. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Van, Şam, Diyarbakır, Ergani, Malatya, Ürgüp, Konya. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Hamiyetperverlik duygusu hayatında mısra mısra, kıt’a kıt’a görülmektedir. Şarkî Anadolu’nun bu necîp evlâdı, bir ömür boyu cennet yurdumuzun her köşesinde, başta öğretmenlik ve müftülük olmak üzere çeşitli vazifeler ifa etmiş, sönmeyen meşaleler yakmış ve yıkılmayan filizler dikmiştir.2 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Rusların saldırılarından kurtulan bazı akrabalarıyla Van’dan ayrılarak Şam’a giden Abdülmecid Efendi, 1917’de Diyarbakır’a gelir ve burada Askerî Rüştiye’de Arapça öğretmenliği yapar. Ancak, bir süre sonra bu okulun kapanmasıyla birlikte tekrar Van’a döner. [B]Van’da da öğretmenliğe devam ederken Şeyh Said hadisesi ve ardından Bediüzzaman’ın sürgün edilmesiyle birlikte kendisi de öğretmenlikten alınır.[/B] Buradan Ergani’ye geçer. Ergani ve daha sonraki Malatya hayatında esnaflık yapar. 1940 yılında Ürgüp’e müftü olarak atanır. Burada bir üniversite öğrencisi olan oğlu Fuat’ın vefat haberini alarak evlât acısını tadar. Bu acısını [B]“Fuadiye”[/B] isimli eserinde dile getirir. Çok sevdiği yeğeni Abdurrahman da vefat etmiştir. Yıllarca ağabeyi ile de görüşemez. Bu arada müftülük görevinden de alınır. Ürgüp’te 15 yıl kaldıktan sonra 1955 yılında Konya’ya gelir. Buraya geldikten sonra hasretini gidermek üzere Isparta’ya ağabeyini ziyarete gider. Konya’da İmam Hatip Okulunda tekrar öğretmenliğe başlar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Öğretmenlik görevini sürdürmeye devam ederken sebepsiz yere tekrar görevden alınır. Konya’da yaşadığı acı olaylardan bir tanesi de, Bediüzzaman’ın Konya’ya gelmesine rağmen kendisiyle görüşmesine izin verilmemesidir. Bediüzzaman, vefatından önce bir kez daha Konya’ya geldiyse de bu sefer de uzun süre görüşmeleri mümkün olmaz. Zaten bu görüşme veda görüşmesi olup, evin önünde gerçekleşir.[B] Bediüzzaman, arabadan inmeden kapının önünde kardeşiyle vedalaşır ve Urfa’ya doğru yola çıkacağını söyler.[/B]3 [B]Abdülmecid’i derinden yaralayan olayların başında, Bediüzzaman’ın mezarında bile rahat bırakılmaması gelir.[/B] [B]Devrin zorbaları kendi ağzından yazılmış gibi ona zorla bir dilekçe imzalatırlar.[/B][COLOR=DarkGreen] “Benim böyle isteğim yok. Ne olur hiç olmazsa kabrinde rahat etsin”[/COLOR] der. [COLOR=DarkRed]“İmzalamaya mecbursun. Bizi zor durumda bırakma” [/COLOR]der zorbalar.4 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]“Akşam yine aynı akşamdı. Fakat ahvâl oldukça farklıydı. Bu sefer Nemrud’un nâdanları göz dikmişlerdi Makam-ı İbrahim’e. Hedefleri de Merkad-i Bediüzzaman’dı. Milletin yüreğini yakmak pahasına, onu Makam-ı İbrahim’den söküp alarak imanın nurunu söndürmeye çalışıyorlardı.” “Aslında nûru nârla söndürme çabasının çaresiz çırpınışıydı bu. Alevi de, odunu da insanlardan meydana gelen bu mânevî ateşten kimse mu’cizevî bir netice beklemiyordu. Ne var ki, ateşin ışığa kuvvet verdiğini bilmeyen nâdânîler vasiyet halini alan bir kerâmetin tecellî etmek üzere olduğundan da habersizdiler.” [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Arap Dili ve Edebiyatına olan vukufiyeti sebebiyle Bediüzzaman Hazretleri, Mesnevî-i Nûriye ve İşârâtü’l- İ’câz gibi Arapça olan iki eserinin Türkçe’ye tercümesini ısrarla ondan istemiştir. Abdülmecid Efendi, Konya İmam Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsünde meslek derslerini okutuyordu. İmtihanların başladığı, meşguliyetinin çok olduğu bir mevsimde tercümelere başlamış ve kısa sürede bitirmiştir. Oysa daha önceleri pek çok müsait zamanı olmuştu. Talebelerinden birisi, dikkatini çeken bu durumu hocasından öğrenmek istemişti: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=DarkGreen]“Hocam, birçok boş zamanlar gelip geçti. Tatil ve yaz mevsimlerinde bu tercümeleri yapabilirdiniz. O zaman biz de size yardım edebilirdik. Niçin o zamanlar bu tercümeleri yapmadınız da, şimdi bu sıkışık zamanda yapıyorsunuz?”[/COLOR][COLOR=DarkGreen] [/COLOR]Talebesinin bu suâline Abdülmecid Ünlükul şu cevabı vermişti: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=DarkGreen]“Hazretim, hiç sorma!.. Dün akşam rüyamda Seyda’yı gördüm. Mevlânâ Türbesinin civarında karşılaştık. Benden tercümeleri sordu. Mahçup oldum, bir cevap veremedim. Aniden Seyda öyle bir tokat vurdu ki, kendimi karşıdaki duvarda buldum. Nefesim kesilip, soluğum tutulmuştu. Vücudum yara bere içinde kalmıştı.”[/COLOR] (Bu rüyayı anlatan Abdülmecid Ünlükul, o talebesine vücudundaki yara bere izlerini göstermiş.) 5 [B]Ve tamamlanan Mesnevî-i Nûriye’nin tercümesinin baştarafına şu i’tizârı (özrü) yazar: [/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen]“Risâle-i Nur Külliyatından El-Mesnevîü’l-Arabî ile muannen, büyük Üstadın cihanbaha kıymettar şu eserini de, Alah’ın avn (yardım) ve inayetiyle, Arabî’den Türkçeye çevirmeye muvaffak olmakla kendimi bahtiyar addediyorum. Yalnız, aslındaki ulviyet, kuvvet ve cezaleti, tercümede muhafaza edemedim." [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen]“Evet, cevherbahâ hakikatlere zarf olacak ne bir harf ve ne bir lâfız bulamadım. Tercüme lisânı da fikrim gibi nâkıs ve kasır olduğundan, o azîm îmanî ve cesîm Kur’ânî hakikatlere ancak böyle dar ve kısa bir kisveyi tedarik edebildim. Ne hakkın ve ne hakikatin hatırı kalmış; fabrika-i dimağiyemin bozukluğundan, bu kadarını da, müellif-i muhterem Bediüzzaman’ın manevî yardımları ile dokuyabildim." [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen]“Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez. Bu, hakikaten aslına uygun ve lâyık bir tercüme değildir—pek kısa bir meâl, bazen de tayyedilmiş, tercüme edememiş. Çok yerlerde, yalnız meâlini aldım; bazı yerlerde de tayyettim. Ancak, aslındaki hakaiki, evlâd-ı vatana gösteren küçük bir âyinedir…” [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bediüzzaman Hazretleri onunla son görüşmesinde kendisinden yedi yıl sonra vefat edeceğini söyler. [B]Ve Abdülmecid Ünlükul, 11 Haziran 1967’de Cuma günü vefat eder. [/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=DarkGreen][I][U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Dipnotlar: [/SIZE][/FONT][/B][/U][/I][/COLOR] [COLOR=DarkGreen][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]1- Halil Uslu, Bediüzzaman’ın Kardeşi Abdülmecid Nursî, Yeni Asya Neşriyat, s. 26. [/SIZE][/FONT][/I][/COLOR] [COLOR=DarkGreen][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]2- A.g.e., s. 26. [/SIZE][/FONT][/I][/COLOR] [COLOR=DarkGreen][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]3- Risale-i Nur Enstitüsü [/SIZE][/FONT][/I][/COLOR] [COLOR=DarkGreen][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]4- Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, Nesil Y.,S. 473. [/SIZE][/FONT][/I][/COLOR] [COLOR=DarkGreen][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]5- A.g.e. önsöz. [/SIZE][/FONT][/I][/COLOR] [CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [COLOR=DarkRed][U][B][SIZE=2]HASAN BULUT [/SIZE][/B][/U][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=DarkRed][U][B][SIZE=2] 11.06.2009 Yeniasya[/SIZE][/B][/U][/COLOR] [/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [RIGHT] [/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Vefatının 42. Yılında Yüzbin Rahmetle Anıyoruz! - Abdülmecid ÜNLÜKUL
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst