Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Velid bin Muğire: "Muhammed’in (sav) kişi ile oğlunun, kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir si
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 245368" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Velid bin Muğire: "Muhammed’in (sav) kişi ile oğlunun, kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir si</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Velid bin Muğire: <strong>"Muhammed’in (sav) kişi ile oğlunun, kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir sihirbaz olduğu sözü, onun hakkında söylenebilecek en iyi sözdür."</strong> diyordu. Mekke müşrikleri cahili düzenlerine karşı başkaldıran ve zulüm rejimlerini tehdit eden Hz. Peygamber (sav)’a karşı mücadelelerinde saltanatlarını kaybetmemek için yalan silahını sonuna kadar kullandılar. Yalanla gelenler mum gibi eridi. Fazla zaman geçmeden müşriklerin saltanatı yerle bir edildi. Oysa İslam, Mekke’yi ve Arap yarımadasını aşarak yayılmasına devam etti. Kısa sürede dünyanın dört bir yanına dal budak salıp büyük bir hakikat olduğunu ortaya koydu.</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Aynı garabeti Roma’da gösterdi. Bu kibirli imparatorluğun çocuğu Bizans, İslam’ı tanımaya, mesajının neleri içerdiğini anlamaya gerek duymadan üstünkörü bir yaklaşımla düşmanlığa başladı. O yıllara dayanan Batının İslamla mücadelesi aralıksız devam etti. Kanlı Haçlı seferleriyle İslam’ın önü kesilmeye çalışıldı. O günden bugüne uzanan ve İslam’ın değerlerine süregelen saldırılar İslam’a tahammülsüzlüğün göstergesiydi. Oysa hiçbir girişim İslam’ın yok olmasına yol açamadı. Batı dünyasının İslam ve Müslümanlarla bir arada yaşamasının dışında hiçbir yolunun kalmadığını anladığının işaretleri son günlerde yavaş yavaş görünmeye başlandı.</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Aynı yaklaşımlara ülkemizde de tanık olmaktayız. Zulüm üzerine bina edilen devlet, zorbalık ve dayatma üzerine oturttuğu ideolojik elbisesini halka zorla giydirmeye çalıştı. İnsanımızı dönüştürme projelerini sonuna kadar uyguladı. Bir taraftan Kürdleri ezmeye ve dönüştürmeye çalışırken, diğer taraftan en büyük savaşı İslam’a karşı yürütüyordu. Yeryüzünden esamelerinin silinmesi için ağır darbeler indirildi. İnkar, dönüştürme ve yok etme çabaları ne İslam’ı yok edebildi ve ne de Müslüman Kürdleri!</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Zulme rağmen İslami sorumluluk bilinci taşıyan Müslümanlar vazgeçmedi. Zulüm dalgalarının ruhunda izler bıraktığı Kürd coğrafyasının Müslüman halkı iradesini teslim ettmedi. Müslümanca bir hayatı yaşamak için uzun süre çabaladı. Geleceğini inançlarının gölgesinde şekillendirme kararlılığını her alanda ortaya koydu. Çocuklarını İslami bakıçasısıyla yetiştirme uğraşıları hiçbir devirde son bulmadı. İslami arayış ve Müslümanca yaşama düşüncesi yavaştan yavaşa gelişmeye başladı. Müslüman halk kitleselleşerek varlığını ortaya koydu. Başarılı işlere imza attı. Devletin karşı çabaları İslami dirilişin önünü kesemedi. Bütün engellemelere rağmen halk, Müslümanca yaşama iradesini her alanda göstermeye çalıştı. </span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Zihinsel hastaların agresif halleriyle karşı koymaya çalışan devlet, Mekke müşriklerinin taktiklerini uyguladı. Yalan ve iftiralarla önünü almaya çalıştı. İnatçı ve kör taassup sahipleri gibi hakikati kabule yanaşmadı. Kürd coğrafyasında başlayıp ülkeye yayılan İslami hakikatin duyulmaması için basın organlarını kör ve sağırlara dönüştürdü. Oysa hiçbir çaba yatağında akan nehri durdurmaya güç yetiremiyordu. Devletin yalan ve iftiralardan başka silahı kalmamıştı. En azından kısa bir zaman için de olsa dayatmacıları ve zalimleri rahatlatabilen bir tavırdı bu. Yalanın mumu erken söndüğü halde, küçük de olsa iz bırakabileceği hedefine kilitlenmişti.</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Farklı görüşlere sahipmiş gibi görünen haber kaynaklarındaki yalan <img src="http://huseynisevda.net/Resimlerim/2010ekim/hakikat.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />ve iftiralar aynı kaynaktan yönlendirilen planın filiyata dökülmesiydi. Zaman zaman kimi sol, kimi Kemalist, kimi demokrat, kimi milliyetçi ve kimi de dini kimliğiyle aynı kaynaktan yönlendirilip farklı renkler taşıyan takımlar gibi yalan ve iftiralarını çarşaf çarşaf yaymaya çalışırlar. Birkaç ayda bir derin devletin önceleri halka karşı kullandığı katillerden biri piyasaya sürülüp birkaç yalan uydurularak saldırı işareti yapılır. Merkezin orkestra şefliğinin işaretiyle rengarenk görüşlüler harekete geçirilir. Sayfalarını ve ekranlarını sonuna kadar yalancıların hizmetine sunarlar. Uzun uğraşılar neticeside yalan propagandalarının bitirdiği meyveleri merak ederler. Zırvalara aldırmayan Müslüman halkın <strong>“Kutlu Doğum”</strong> yıl dönümlerinde kitleler halinde meydanlara inişiyle beyhude işlere bulaştıklarını farkederler. Emir eri maharetiyle yaptıklarının halkta hiçbir etki bırakmadığını, İslami coşkunun her geçen gün artarak büyüdüğünü görünce cin çarpmışa dönerler. Ancak merkezi ikna edemezler. Emir eri mantığıyla verilen görevleri yerine getirmeleri, başka işlere karışmamaları istenir. Ömrünü uzatmanın derdine düşen devlet, oyun kurmaktan vazgeçmez. Yeni bir atak için yatalak katillerden birini çoktan bulup birkaç kelime ezberletmiştir bile...</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Bedel ödeyerek bugünlere gelen, kutsal saydıkları davaları uğruna değerli birçok şeyini feda eden ve Allah’ın kitabını hareketlerinin biricik dayanağı yapanların önünü alma çabaları boş uğraşılardır. Mekke müşriklerinin İslam karşısında tutunduğu kör taassuba tutunup hakikatin önünde durmaya çalışanların çabaları hiçbir netice vermeyecek. İnkar, hakikatı ne yok edebilir ne azaltabilir ve ne de hakikat güneşinin aydınlığına etki edebilir. Hakikati inkar eden kendisinin derk ve kavrayış kabiliyetini inkar eder.</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Halkın gönlünden kopup gelen bu hakikat feryadı fildişi kulelerde laf ebeliği yaparak, devletin borazanlığına soyunarak ve inanç ve düşüncelerinden dolayı insanları küçümseyerek buralara gelmedi. İhlas ve samimiyet üzerine bina edildiği için kökü derinlerde, etrafa dal budak salan bereketli bir ağaca dönüştü. Sırtını hakikat güneşi olan İslam’a dayadığı için hakikat ruhuyla kuşandı. </span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Sırtını devlete dayayıp ihlas üzerine bina edilmiş hakikati yok etmeyi azmetmişlerin yapabilecekleri en mantıklı şey bu tür beyhude işlerden vazgeçip başka işlerle uğraşmalarıdır. Onların yalan ve uydurmaları elde tokmak delinin teneke çalışına benziyor. Herkes deli olduğunu bildiği için kimse rahatsızlık duymuyor. Bunların da devletin orkestra şefliğinde harekete geçen envai renkten propaganda kolları olduğunu bilen Müslüman halk, hiçbirine aldırmıyor. </span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'">Sonunda herkes bu hakikatle yaşamayı kabul etmek zorunda kalacak. Herkes buna alışacak. Yalan ve uydurma çabaları emir kullarında bıkkınlığa ve ruhsal bunalımlara yol açacak. İnşallah fazla rezil olmadan, izzet ve şereflerini tamamıyla yitirmeden akıllarını başlarına alırlar da birlikte yaşama olgunluğunu göstermeye başlarlar. Aksi taktirde her yalancı gibi kaybedenler kendileri olacak.</span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong>M. Emin ÇELİK</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 245368, member: 1008315"] [b]Velid bin Muğire: "Muhammed’in (sav) kişi ile oğlunun, kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir si[/b] [FONT=Times New Roman]Velid bin Muğire: [B]"Muhammed’in (sav) kişi ile oğlunun, kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir sihirbaz olduğu sözü, onun hakkında söylenebilecek en iyi sözdür."[/B] diyordu. Mekke müşrikleri cahili düzenlerine karşı başkaldıran ve zulüm rejimlerini tehdit eden Hz. Peygamber (sav)’a karşı mücadelelerinde saltanatlarını kaybetmemek için yalan silahını sonuna kadar kullandılar. Yalanla gelenler mum gibi eridi. Fazla zaman geçmeden müşriklerin saltanatı yerle bir edildi. Oysa İslam, Mekke’yi ve Arap yarımadasını aşarak yayılmasına devam etti. Kısa sürede dünyanın dört bir yanına dal budak salıp büyük bir hakikat olduğunu ortaya koydu. Aynı garabeti Roma’da gösterdi. Bu kibirli imparatorluğun çocuğu Bizans, İslam’ı tanımaya, mesajının neleri içerdiğini anlamaya gerek duymadan üstünkörü bir yaklaşımla düşmanlığa başladı. O yıllara dayanan Batının İslamla mücadelesi aralıksız devam etti. Kanlı Haçlı seferleriyle İslam’ın önü kesilmeye çalışıldı. O günden bugüne uzanan ve İslam’ın değerlerine süregelen saldırılar İslam’a tahammülsüzlüğün göstergesiydi. Oysa hiçbir girişim İslam’ın yok olmasına yol açamadı. Batı dünyasının İslam ve Müslümanlarla bir arada yaşamasının dışında hiçbir yolunun kalmadığını anladığının işaretleri son günlerde yavaş yavaş görünmeye başlandı. Aynı yaklaşımlara ülkemizde de tanık olmaktayız. Zulüm üzerine bina edilen devlet, zorbalık ve dayatma üzerine oturttuğu ideolojik elbisesini halka zorla giydirmeye çalıştı. İnsanımızı dönüştürme projelerini sonuna kadar uyguladı. Bir taraftan Kürdleri ezmeye ve dönüştürmeye çalışırken, diğer taraftan en büyük savaşı İslam’a karşı yürütüyordu. Yeryüzünden esamelerinin silinmesi için ağır darbeler indirildi. İnkar, dönüştürme ve yok etme çabaları ne İslam’ı yok edebildi ve ne de Müslüman Kürdleri! Zulme rağmen İslami sorumluluk bilinci taşıyan Müslümanlar vazgeçmedi. Zulüm dalgalarının ruhunda izler bıraktığı Kürd coğrafyasının Müslüman halkı iradesini teslim ettmedi. Müslümanca bir hayatı yaşamak için uzun süre çabaladı. Geleceğini inançlarının gölgesinde şekillendirme kararlılığını her alanda ortaya koydu. Çocuklarını İslami bakıçasısıyla yetiştirme uğraşıları hiçbir devirde son bulmadı. İslami arayış ve Müslümanca yaşama düşüncesi yavaştan yavaşa gelişmeye başladı. Müslüman halk kitleselleşerek varlığını ortaya koydu. Başarılı işlere imza attı. Devletin karşı çabaları İslami dirilişin önünü kesemedi. Bütün engellemelere rağmen halk, Müslümanca yaşama iradesini her alanda göstermeye çalıştı. Zihinsel hastaların agresif halleriyle karşı koymaya çalışan devlet, Mekke müşriklerinin taktiklerini uyguladı. Yalan ve iftiralarla önünü almaya çalıştı. İnatçı ve kör taassup sahipleri gibi hakikati kabule yanaşmadı. Kürd coğrafyasında başlayıp ülkeye yayılan İslami hakikatin duyulmaması için basın organlarını kör ve sağırlara dönüştürdü. Oysa hiçbir çaba yatağında akan nehri durdurmaya güç yetiremiyordu. Devletin yalan ve iftiralardan başka silahı kalmamıştı. En azından kısa bir zaman için de olsa dayatmacıları ve zalimleri rahatlatabilen bir tavırdı bu. Yalanın mumu erken söndüğü halde, küçük de olsa iz bırakabileceği hedefine kilitlenmişti. Farklı görüşlere sahipmiş gibi görünen haber kaynaklarındaki yalan [IMG]http://huseynisevda.net/Resimlerim/2010ekim/hakikat.jpg[/IMG]ve iftiralar aynı kaynaktan yönlendirilen planın filiyata dökülmesiydi. Zaman zaman kimi sol, kimi Kemalist, kimi demokrat, kimi milliyetçi ve kimi de dini kimliğiyle aynı kaynaktan yönlendirilip farklı renkler taşıyan takımlar gibi yalan ve iftiralarını çarşaf çarşaf yaymaya çalışırlar. Birkaç ayda bir derin devletin önceleri halka karşı kullandığı katillerden biri piyasaya sürülüp birkaç yalan uydurularak saldırı işareti yapılır. Merkezin orkestra şefliğinin işaretiyle rengarenk görüşlüler harekete geçirilir. Sayfalarını ve ekranlarını sonuna kadar yalancıların hizmetine sunarlar. Uzun uğraşılar neticeside yalan propagandalarının bitirdiği meyveleri merak ederler. Zırvalara aldırmayan Müslüman halkın [B]“Kutlu Doğum”[/B] yıl dönümlerinde kitleler halinde meydanlara inişiyle beyhude işlere bulaştıklarını farkederler. Emir eri maharetiyle yaptıklarının halkta hiçbir etki bırakmadığını, İslami coşkunun her geçen gün artarak büyüdüğünü görünce cin çarpmışa dönerler. Ancak merkezi ikna edemezler. Emir eri mantığıyla verilen görevleri yerine getirmeleri, başka işlere karışmamaları istenir. Ömrünü uzatmanın derdine düşen devlet, oyun kurmaktan vazgeçmez. Yeni bir atak için yatalak katillerden birini çoktan bulup birkaç kelime ezberletmiştir bile... Bedel ödeyerek bugünlere gelen, kutsal saydıkları davaları uğruna değerli birçok şeyini feda eden ve Allah’ın kitabını hareketlerinin biricik dayanağı yapanların önünü alma çabaları boş uğraşılardır. Mekke müşriklerinin İslam karşısında tutunduğu kör taassuba tutunup hakikatin önünde durmaya çalışanların çabaları hiçbir netice vermeyecek. İnkar, hakikatı ne yok edebilir ne azaltabilir ve ne de hakikat güneşinin aydınlığına etki edebilir. Hakikati inkar eden kendisinin derk ve kavrayış kabiliyetini inkar eder. Halkın gönlünden kopup gelen bu hakikat feryadı fildişi kulelerde laf ebeliği yaparak, devletin borazanlığına soyunarak ve inanç ve düşüncelerinden dolayı insanları küçümseyerek buralara gelmedi. İhlas ve samimiyet üzerine bina edildiği için kökü derinlerde, etrafa dal budak salan bereketli bir ağaca dönüştü. Sırtını hakikat güneşi olan İslam’a dayadığı için hakikat ruhuyla kuşandı. Sırtını devlete dayayıp ihlas üzerine bina edilmiş hakikati yok etmeyi azmetmişlerin yapabilecekleri en mantıklı şey bu tür beyhude işlerden vazgeçip başka işlerle uğraşmalarıdır. Onların yalan ve uydurmaları elde tokmak delinin teneke çalışına benziyor. Herkes deli olduğunu bildiği için kimse rahatsızlık duymuyor. Bunların da devletin orkestra şefliğinde harekete geçen envai renkten propaganda kolları olduğunu bilen Müslüman halk, hiçbirine aldırmıyor. Sonunda herkes bu hakikatle yaşamayı kabul etmek zorunda kalacak. Herkes buna alışacak. Yalan ve uydurma çabaları emir kullarında bıkkınlığa ve ruhsal bunalımlara yol açacak. İnşallah fazla rezil olmadan, izzet ve şereflerini tamamıyla yitirmeden akıllarını başlarına alırlar da birlikte yaşama olgunluğunu göstermeye başlarlar. Aksi taktirde her yalancı gibi kaybedenler kendileri olacak. [B]M. Emin ÇELİK[/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Velid bin Muğire: "Muhammed’in (sav) kişi ile oğlunun, kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir si
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst