Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Vermeyi istemeseydi, İstemeyi vermezdi sözü hadis midir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 32446" data-attributes="member: 857"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bu söz hadis değildir. Büyük âlim ve mutasavvıflar arasında büyük bir hakikati ifade etmek üzere kullanılan bir kelam-ı kibardır. Aslı Farsça’dır ve şöyledir: “Eğer ne hâhî dad, ne dadi hâh.” Manası şudur: “Vermeyi istemeseydi, İstemeyi vermezdi" (bk. Nursi, Mektubat, s.302). </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">Bunun açılımı şudur: Allah sonsuz merhamet sahibidir. Bu merhametinin bir gereği olarak yarattıklarının ve özellikle de insanın muhtaç olduğu her şeyi yaratmıştır. Mesela; İnsanın hayatını sürdürmesi için suya, havaya, ışığa, toprağa, gıdaya ihtiyacı vardır. Görmeye, işitmeye, düşünmeye, konuşmaya ihtiyacı vardır. Ve bunların hepsi de var edilmiştir. Bu durum, bu işlerin varlığı ile insanın varlığı arasında çok yakın bir ilişkinin, bir bağlantının olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ise, sözgelimi; gözü yaratanla, güneşi yaratanın, kulağı yaratanla havayı yaratanın, gıdayı yaratanla mideyi yaratanın aynı usta olduğuna işaret etmektedir. Buna göre denilebilir ki: Eğer Allah insana gördürmek istemeseydi, ona görme arzusunu ve görme duyusunu, gözü vermezdi.. Şayet yiyecek vermek istemeseydi, yemek yeme arzusunu vermezdi. İnsandan evlenmelerini istemeseydi, onlara evlenme duygusunu vermezdi. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">İşte bu noktada söz konusu kural -yukarıda açıklandığı üzere- Allah’ın sonsuz merhametine, nihayetsiz ilmine ve sınırsız kudretine bir delil olarak kullanılmaktadır. Bundan hareketle, insanlara verilen, beka arzusu/sürekli hayatta kalma isteği, onların ebedî bir hayata aday olduklarının, öldükten sonra bir gün mutlaka yeniden diriltilip yeni bir hayata başlayacaklarının çok açık bir belgesi olarak sunulmaktadır. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">Nitekim Allah, o sonsuz rahmetini öteki hayatın varlığına güçlü bir gerekçe olarak takdim etmiştir. İlgili ayet mealen şöyledir: “Allah sonsuz merhametiyle sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya getirip toplayacağını kendi kendine söz vermiştir” (Enam, 6/12).</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">Yine Allah şöyle buyurmuştur: “ Deki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki”(Furkan, 25/77), “Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin ki, size icabet edeyim” ( Mumin, 40/60).</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">İşte bu ifadelerden anlıyoruz ki; İnsanları kendisine muhtaç yaratan da, onlardan bu ihtiyaçları için kendisine dua etmelerini isteyen de, dualarına icabet edeceğini söz veren de Allah’tır. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">Bu ayetlerin ışığında denilebilir ki; Eğer Allah insanlara istediklerini vermek istemeseydi, onlara isteme kabiliyetini vermezdi. Midenin, açlık diliyle yaptığı duayı kabul etmek istemeseydi, ona ne açlık duygusunu, ne de açlığı seslendirme arzusunu verirdi. Öyleyse insana ebedi yaşama, varlığının sonsuz olmasını isteme, sevdikleriyle sürekli beraber olma duysu ve sitekelrini veren Allah, elbette onların bu isteklerinin karşılığını da verecektir. Bu dünyada bunlar olmadığına göre demek ki başka ve ebedi bir alemde o isteklerin karşılığı da olacaktır.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">Evet, bizi yaratan Zât, şu âlemi seyretmemizi istemeseydi, ana rahminde bize göz takar mıydı? Bu güzelim sesleri işittirmek dilemeseydi bize kulak verir miydi? Bu açıdan âhiretin varlığına en büyük bir delil insan ruhuna konulan bu “ebedî yaşama” arzusudur.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: right"><span style="font-size: 9px"><span style="color: red">Sorularla İslamiyet Editör</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 32446, member: 857"] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bu söz hadis değildir. Büyük âlim ve mutasavvıflar arasında büyük bir hakikati ifade etmek üzere kullanılan bir kelam-ı kibardır. Aslı Farsça’dır ve şöyledir: “Eğer ne hâhî dad, ne dadi hâh.” Manası şudur: “Vermeyi istemeseydi, İstemeyi vermezdi" (bk. Nursi, Mektubat, s.302). [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]Bunun açılımı şudur: Allah sonsuz merhamet sahibidir. Bu merhametinin bir gereği olarak yarattıklarının ve özellikle de insanın muhtaç olduğu her şeyi yaratmıştır. Mesela; İnsanın hayatını sürdürmesi için suya, havaya, ışığa, toprağa, gıdaya ihtiyacı vardır. Görmeye, işitmeye, düşünmeye, konuşmaya ihtiyacı vardır. Ve bunların hepsi de var edilmiştir. Bu durum, bu işlerin varlığı ile insanın varlığı arasında çok yakın bir ilişkinin, bir bağlantının olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ise, sözgelimi; gözü yaratanla, güneşi yaratanın, kulağı yaratanla havayı yaratanın, gıdayı yaratanla mideyi yaratanın aynı usta olduğuna işaret etmektedir. Buna göre denilebilir ki: Eğer Allah insana gördürmek istemeseydi, ona görme arzusunu ve görme duyusunu, gözü vermezdi.. Şayet yiyecek vermek istemeseydi, yemek yeme arzusunu vermezdi. İnsandan evlenmelerini istemeseydi, onlara evlenme duygusunu vermezdi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]İşte bu noktada söz konusu kural -yukarıda açıklandığı üzere- Allah’ın sonsuz merhametine, nihayetsiz ilmine ve sınırsız kudretine bir delil olarak kullanılmaktadır. Bundan hareketle, insanlara verilen, beka arzusu/sürekli hayatta kalma isteği, onların ebedî bir hayata aday olduklarının, öldükten sonra bir gün mutlaka yeniden diriltilip yeni bir hayata başlayacaklarının çok açık bir belgesi olarak sunulmaktadır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]Nitekim Allah, o sonsuz rahmetini öteki hayatın varlığına güçlü bir gerekçe olarak takdim etmiştir. İlgili ayet mealen şöyledir: “Allah sonsuz merhametiyle sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya getirip toplayacağını kendi kendine söz vermiştir” (Enam, 6/12).[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]Yine Allah şöyle buyurmuştur: “ Deki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki”(Furkan, 25/77), “Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin ki, size icabet edeyim” ( Mumin, 40/60).[/COLOR][/FONT][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]İşte bu ifadelerden anlıyoruz ki; İnsanları kendisine muhtaç yaratan da, onlardan bu ihtiyaçları için kendisine dua etmelerini isteyen de, dualarına icabet edeceğini söz veren de Allah’tır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]Bu ayetlerin ışığında denilebilir ki; Eğer Allah insanlara istediklerini vermek istemeseydi, onlara isteme kabiliyetini vermezdi. Midenin, açlık diliyle yaptığı duayı kabul etmek istemeseydi, ona ne açlık duygusunu, ne de açlığı seslendirme arzusunu verirdi. Öyleyse insana ebedi yaşama, varlığının sonsuz olmasını isteme, sevdikleriyle sürekli beraber olma duysu ve sitekelrini veren Allah, elbette onların bu isteklerinin karşılığını da verecektir. Bu dünyada bunlar olmadığına göre demek ki başka ve ebedi bir alemde o isteklerin karşılığı da olacaktır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]Evet, bizi yaratan Zât, şu âlemi seyretmemizi istemeseydi, ana rahminde bize göz takar mıydı? Bu güzelim sesleri işittirmek dilemeseydi bize kulak verir miydi? Bu açıdan âhiretin varlığına en büyük bir delil insan ruhuna konulan bu “ebedî yaşama” arzusudur.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/LEFT] [RIGHT][SIZE=1][COLOR=red]Sorularla İslamiyet Editör[/COLOR][/SIZE][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Vermeyi istemeseydi, İstemeyi vermezdi sözü hadis midir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst