Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ya bizde olsaydı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 35379" data-attributes="member: 656"><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Temsilciler Meclisi Finansal Komite başkanı Barney Frank "İki gün boyunca benim dinî bayramım; ça-lı-şa-mam. Ama arkadaşlarım çalışmaya devam edecekler." dedi. Böylesi önemli bir problem ve eşik karşısında yapılan bu tercihi basın küçük bir haberle kamuoyuna duyurdu. Konuyu ne manşetlerine taşıdı, ne de hakkında ileri-geri sözlerle yorumlar yaptı. Hiç kimse "Yahu ülke batıyor, sen neden bahsediyorsun?" demedi.</em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>ABD başkanlık seçimlerine çok az bir süre kala kaleme aldığım bu yazıda amacım sizlere kamuoyuna yansıyan yönü itibarıyla seçimde dinin ve dinî konuların rolünü anlatmak olacaktı. Ama bütün dünyayı etkisi altına alan ABD merkezli ekonomik kriz, her şeyi olduğu gibi benim aylar öncesinden tasarladığım bu yazı konusunu alt-üst etti. Pekala bu yazıda neye değineceğiz? Bahsini ettiğimiz bu fiilî durumu esas alan ama son tahlilde ucu yine dine uzanan ve çoklarınızın şaşıracağını zannettiğim bir vakıayı size anlatmaya çalışacağım. Yorum yapmayacağım; yorumu size bırakacağım. Bunun için hadiseleri önce hayal dünyanız, sonra gerçek âlemde takibi adına dile getirecek ve peşi sıra bazı sorularla yorum yapmanızı sağlamış olacağım. Yazının sonunda da Ramazan başında yaşadığım bir hatıra ile dinî değerleri ciddiyete alma mevzuunda yerimizi tesbit için sizleri vicdan muhasebesine davet edeceğim. </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Şöyle düşünün; öyle bir ülkede yaşıyorsunuz ki ihtimal 100 yıllık -fazlası var eksiği yok- maziye sahip ekonomik sistemin, o sistemin yöneticilerinin öngöremediği, şu ya da bu, haklı veya haksız sebeplerle sebebiyet verdiği gelişmeler nedeniyle ekonomik alanda çok büyük bir sıkıntı ile karşı karşıyasınız. Kaos kelimesi bu sıkıntıyı ve sıkıntının büyüklüğünü anlatmaya yetmez. Öyle ki savaş zamanlarında bile yaşanmamış bir ortam. Kimse önünü göremiyor. Yarın ne olacağını kestiremiyor. Bunu önlemek adına yapılan toplantılar, verilen kararlar, kararların uygulamaya geçilmesi çözüm getirmiyor, piyasalardaki fırtınanın dinmesini sağlamıyor. Sistemin iflası mı? İhtimal. Kesin bir şey söylemek şimdiden zor ama yara çok büyük. Pansuman tedbirlerle geçecek gibi değil. Dünya genelinde sahip olduğunuz konum itibarıyla sizde yaşanan bu kriz, bu çöküş bütün dünya ülkelerini az veya çok etkiliyor. Piyasalar allak-bullak. Ekonomik alanda yaşanan çöküşün sosyal alana yansımaları henüz görülmüyor; uzmanlar bu konuda ağızlarını açmak istemiyorlar. Neden? "Dua olur diye korkuyorlar." diyelim isterseniz. </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Tam bu aşamada hükümetiniz bir paket üzerinde çalışıyor ve 700 milyar dolarlık bütçeden yardım önerisini Millet Meclisi'ne sunuyor. Yapılan hesaplamalara göre bu sıcak para piyasaya sunulduğu takdirde kriz hızını kesecek, piyasalarda toparlanma başlayacak, halka ümit ve güven gelecek vs. vs. Ama ne çare ki paket 23 oy farkla reddoluyor. Bu defa bütün dünya piyasaları bir deprem daha yaşıyor. Artçı şok değil, ana depremin ta kendisini hem de. Paketin reddinden sonra bir günde kaybedilen para, pakette önerilen miktardan daha fazla; 1,2 trilyon dolar. </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Ve siz bu ülkenin Millet Meclisi'nde bir üye aynı zamanda "finansal servis komitesi"nin başındaşınız. Paketin reddinden sonra heyetinizi toplayıp ne yapabilirizi yeniden düşünmek, göz göre göre batmaya yüz tutan geminize yeni rotalar çizmek zorundasınız. Zorundasınız ama öyle bir ikilemle karşı karşıyasınız ki... Nedir o ikilem? Tam bu hadisenin gerçekleştiği günün sonrası sizin iki gün boyunca devam edecek dinî bayram günlerinize rastlıyor. O günleri size bayram diyen dininiz, o günlerde dünya işinde çalışmamanızı emrediyor. Dua edebilirsiniz ama çalışamazsınız; ailenizle birlikte hoşça vakit geçirebilirsiniz, hatta geçirmelisiniz ama çalışamazsınız; sportif faaliyetlerde bulunabilirsiniz ama çalışamazsınız diyor. Anlaşıldı sanırım. Olayın cereyan ettiği ülke, ABD. Millet Meclisi, 435 üyeli ABD Temsilciler Meclisi. İkilem içinde kalan kişi finansal komite başkanı 1981'den beri Massachusetts eyaletinin Demokrat milletvekili Barney Frank. Bayram ise Yahudilerin Rosh Haşhanah dedikleri yılbaşı bayramı. Türkçede buna Ros Aşana deniyor. Bu durum karışısında Barney ne yapıyor? Ben yukarıda ikilem dedim de, aslında açıklamalarına, katiyet ve kesinlik ifade eden üslubuna bakınca hiç öyle ikilem yaşamamış Barney. "İki gün boyunca benim dinî bayramım; ça-lı-şa-mam. Ama arkadaşlarım -Yahudi olmayan veya Yahudi olsa da benim ölçümde dindar olmayan demek istiyor Barney (AK)- çalışmaya devam edecekler." </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Hayat-memat meselesi diye adlandırabileceğiniz ülkenin yüz yüze olduğu böylesi önemli bir problem ve eşik karşısında yapılan bu tercihi basın küçük bir haberle kamuoyuna duyurdu. Konuyu ne manşetlerine taşıdı, ne de hakkında ileri-geri sözlerle yorumlar yaptı. Hiç kimse "Yahu ülke batıyor, sen neden bahsediyorsun?" demedi. </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Yorumlarınıza zemin hazırlayacak sorular demiştim. Aslında sorulara bile gerek yok ama söz verdiğim için sorayım; yazının başlığına çektiğim cümle ile bu durum "Ya bizde olsaydı?" Böylesi bir hadise Ramazan veya Kurban Bayramı'na rastlasaydı, İslam'ın dinî bayramlarında böyle bir zorunluluk olmamasına rağmen Meclis finans komitesi başkanı milletvekilimiz Barney gibi "ça-lı-şa-mam" deseydi, ne olurdu? Bizim basın, ABD basını gibi susmayı mı tercih eder, din özgürlüğünün bir parçası bu deyip saygı mı gösterirdi? Yoksa... </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Ramazan başında yaşadığım hadise ile yazıyı tamamlayalım; Ramazan'ın ilk günü bir telefon aldım. Ahizenin diğer ucundaki zat bana "Ramazan Bayramı'nda dininiz size oy kullanma izni veriyor mu?" diye bir soru soruyordu. Ne soru soranı tanıyordum, ne de soruda kasdedilen manayı anlamıştım. Şaşırdım kaldım. "Kimsiniz?" dedim. Bir Yahudi sinegogunda görevli haham olduğunu ifade etti. "Ne kasdediyorsunuz bu soru ile?" dedim. Yahudilerin yılbaşısı, Ramazan Bayramı ile aynı günlere rastlıyormuş bu sene. Bu ortak bayram gününde sinagogun da üye olduğu bir organizasyonun başkanlık seçimleri varmış. O gün Yahudilere tatil, dolayısıyla çalışmak harammış. Müslüman dernekler de bu organizasyona üye imiş. Eğer Ramazan Bayramı ile çakışan o günde bizim dinimize göre de çalışmak haram ise seçim gününü değiştirmek için ilgili kuruma müracaatta bulunacakmış. İnternetten araştırma yaparak bulduğu bizim kurumdan öğrenmek istediği buymuş. </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Şimdi gerek Barney, gerekse telefonda konuştuğumuz hahamı bu kadar duyarlı ve tavizsiz yapan Roş Aşana'nın mahiyeti hakkında iki cümle edelim. Yahudilerde dinî bayramlar neşe, coşku ve eğlence ile kutlanmaz. Roş Aşana ve on gün sonra gelen Yom Kippur onların inanışına göre bir yıllık muhasebenin yapılacağı, pişmanlıkların yaşanacağı, tevbe ve istiğfarların edileceği günlerdir. Bu açıdan Roş Aşana ve Yom Kippur ciddiyetle kutlanmalıdır. </em></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><em>Ne dersiniz? Biz kendi dinî bayramlarımızı bu ciddiyette kutluyor muyuz acaba? Vicdanlarımızın sesine kulak verelim ve ulaştığımız neticeyi kimselere söylemeyelim. Gereğini yapalım yeter.</em></strong> <span style="color: red"><strong><em>Çünkü zaman söz değil, fiil zamanı. </em></strong></span></span></p><p> <strong><em><span style="font-size: 10px"><span style="color: green">Ahmet KURUCAN - <span style="color: blue">ZAMAN</span></span></span></em></strong><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 35379, member: 656"] [SIZE=2][B][I]Temsilciler Meclisi Finansal Komite başkanı Barney Frank "İki gün boyunca benim dinî bayramım; ça-lı-şa-mam. Ama arkadaşlarım çalışmaya devam edecekler." dedi. Böylesi önemli bir problem ve eşik karşısında yapılan bu tercihi basın küçük bir haberle kamuoyuna duyurdu. Konuyu ne manşetlerine taşıdı, ne de hakkında ileri-geri sözlerle yorumlar yaptı. Hiç kimse "Yahu ülke batıyor, sen neden bahsediyorsun?" demedi.[/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]ABD başkanlık seçimlerine çok az bir süre kala kaleme aldığım bu yazıda amacım sizlere kamuoyuna yansıyan yönü itibarıyla seçimde dinin ve dinî konuların rolünü anlatmak olacaktı. Ama bütün dünyayı etkisi altına alan ABD merkezli ekonomik kriz, her şeyi olduğu gibi benim aylar öncesinden tasarladığım bu yazı konusunu alt-üst etti. Pekala bu yazıda neye değineceğiz? Bahsini ettiğimiz bu fiilî durumu esas alan ama son tahlilde ucu yine dine uzanan ve çoklarınızın şaşıracağını zannettiğim bir vakıayı size anlatmaya çalışacağım. Yorum yapmayacağım; yorumu size bırakacağım. Bunun için hadiseleri önce hayal dünyanız, sonra gerçek âlemde takibi adına dile getirecek ve peşi sıra bazı sorularla yorum yapmanızı sağlamış olacağım. Yazının sonunda da Ramazan başında yaşadığım bir hatıra ile dinî değerleri ciddiyete alma mevzuunda yerimizi tesbit için sizleri vicdan muhasebesine davet edeceğim. [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Şöyle düşünün; öyle bir ülkede yaşıyorsunuz ki ihtimal 100 yıllık -fazlası var eksiği yok- maziye sahip ekonomik sistemin, o sistemin yöneticilerinin öngöremediği, şu ya da bu, haklı veya haksız sebeplerle sebebiyet verdiği gelişmeler nedeniyle ekonomik alanda çok büyük bir sıkıntı ile karşı karşıyasınız. Kaos kelimesi bu sıkıntıyı ve sıkıntının büyüklüğünü anlatmaya yetmez. Öyle ki savaş zamanlarında bile yaşanmamış bir ortam. Kimse önünü göremiyor. Yarın ne olacağını kestiremiyor. Bunu önlemek adına yapılan toplantılar, verilen kararlar, kararların uygulamaya geçilmesi çözüm getirmiyor, piyasalardaki fırtınanın dinmesini sağlamıyor. Sistemin iflası mı? İhtimal. Kesin bir şey söylemek şimdiden zor ama yara çok büyük. Pansuman tedbirlerle geçecek gibi değil. Dünya genelinde sahip olduğunuz konum itibarıyla sizde yaşanan bu kriz, bu çöküş bütün dünya ülkelerini az veya çok etkiliyor. Piyasalar allak-bullak. Ekonomik alanda yaşanan çöküşün sosyal alana yansımaları henüz görülmüyor; uzmanlar bu konuda ağızlarını açmak istemiyorlar. Neden? "Dua olur diye korkuyorlar." diyelim isterseniz. [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Tam bu aşamada hükümetiniz bir paket üzerinde çalışıyor ve 700 milyar dolarlık bütçeden yardım önerisini Millet Meclisi'ne sunuyor. Yapılan hesaplamalara göre bu sıcak para piyasaya sunulduğu takdirde kriz hızını kesecek, piyasalarda toparlanma başlayacak, halka ümit ve güven gelecek vs. vs. Ama ne çare ki paket 23 oy farkla reddoluyor. Bu defa bütün dünya piyasaları bir deprem daha yaşıyor. Artçı şok değil, ana depremin ta kendisini hem de. Paketin reddinden sonra bir günde kaybedilen para, pakette önerilen miktardan daha fazla; 1,2 trilyon dolar. [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Ve siz bu ülkenin Millet Meclisi'nde bir üye aynı zamanda "finansal servis komitesi"nin başındaşınız. Paketin reddinden sonra heyetinizi toplayıp ne yapabilirizi yeniden düşünmek, göz göre göre batmaya yüz tutan geminize yeni rotalar çizmek zorundasınız. Zorundasınız ama öyle bir ikilemle karşı karşıyasınız ki... Nedir o ikilem? Tam bu hadisenin gerçekleştiği günün sonrası sizin iki gün boyunca devam edecek dinî bayram günlerinize rastlıyor. O günleri size bayram diyen dininiz, o günlerde dünya işinde çalışmamanızı emrediyor. Dua edebilirsiniz ama çalışamazsınız; ailenizle birlikte hoşça vakit geçirebilirsiniz, hatta geçirmelisiniz ama çalışamazsınız; sportif faaliyetlerde bulunabilirsiniz ama çalışamazsınız diyor. Anlaşıldı sanırım. Olayın cereyan ettiği ülke, ABD. Millet Meclisi, 435 üyeli ABD Temsilciler Meclisi. İkilem içinde kalan kişi finansal komite başkanı 1981'den beri Massachusetts eyaletinin Demokrat milletvekili Barney Frank. Bayram ise Yahudilerin Rosh Haşhanah dedikleri yılbaşı bayramı. Türkçede buna Ros Aşana deniyor. Bu durum karışısında Barney ne yapıyor? Ben yukarıda ikilem dedim de, aslında açıklamalarına, katiyet ve kesinlik ifade eden üslubuna bakınca hiç öyle ikilem yaşamamış Barney. "İki gün boyunca benim dinî bayramım; ça-lı-şa-mam. Ama arkadaşlarım -Yahudi olmayan veya Yahudi olsa da benim ölçümde dindar olmayan demek istiyor Barney (AK)- çalışmaya devam edecekler." [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Hayat-memat meselesi diye adlandırabileceğiniz ülkenin yüz yüze olduğu böylesi önemli bir problem ve eşik karşısında yapılan bu tercihi basın küçük bir haberle kamuoyuna duyurdu. Konuyu ne manşetlerine taşıdı, ne de hakkında ileri-geri sözlerle yorumlar yaptı. Hiç kimse "Yahu ülke batıyor, sen neden bahsediyorsun?" demedi. [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Yorumlarınıza zemin hazırlayacak sorular demiştim. Aslında sorulara bile gerek yok ama söz verdiğim için sorayım; yazının başlığına çektiğim cümle ile bu durum "Ya bizde olsaydı?" Böylesi bir hadise Ramazan veya Kurban Bayramı'na rastlasaydı, İslam'ın dinî bayramlarında böyle bir zorunluluk olmamasına rağmen Meclis finans komitesi başkanı milletvekilimiz Barney gibi "ça-lı-şa-mam" deseydi, ne olurdu? Bizim basın, ABD basını gibi susmayı mı tercih eder, din özgürlüğünün bir parçası bu deyip saygı mı gösterirdi? Yoksa... [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Ramazan başında yaşadığım hadise ile yazıyı tamamlayalım; Ramazan'ın ilk günü bir telefon aldım. Ahizenin diğer ucundaki zat bana "Ramazan Bayramı'nda dininiz size oy kullanma izni veriyor mu?" diye bir soru soruyordu. Ne soru soranı tanıyordum, ne de soruda kasdedilen manayı anlamıştım. Şaşırdım kaldım. "Kimsiniz?" dedim. Bir Yahudi sinegogunda görevli haham olduğunu ifade etti. "Ne kasdediyorsunuz bu soru ile?" dedim. Yahudilerin yılbaşısı, Ramazan Bayramı ile aynı günlere rastlıyormuş bu sene. Bu ortak bayram gününde sinagogun da üye olduğu bir organizasyonun başkanlık seçimleri varmış. O gün Yahudilere tatil, dolayısıyla çalışmak harammış. Müslüman dernekler de bu organizasyona üye imiş. Eğer Ramazan Bayramı ile çakışan o günde bizim dinimize göre de çalışmak haram ise seçim gününü değiştirmek için ilgili kuruma müracaatta bulunacakmış. İnternetten araştırma yaparak bulduğu bizim kurumdan öğrenmek istediği buymuş. [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Şimdi gerek Barney, gerekse telefonda konuştuğumuz hahamı bu kadar duyarlı ve tavizsiz yapan Roş Aşana'nın mahiyeti hakkında iki cümle edelim. Yahudilerde dinî bayramlar neşe, coşku ve eğlence ile kutlanmaz. Roş Aşana ve on gün sonra gelen Yom Kippur onların inanışına göre bir yıllık muhasebenin yapılacağı, pişmanlıkların yaşanacağı, tevbe ve istiğfarların edileceği günlerdir. Bu açıdan Roş Aşana ve Yom Kippur ciddiyetle kutlanmalıdır. [/I][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][I]Ne dersiniz? Biz kendi dinî bayramlarımızı bu ciddiyette kutluyor muyuz acaba? Vicdanlarımızın sesine kulak verelim ve ulaştığımız neticeyi kimselere söylemeyelim. Gereğini yapalım yeter.[/I][/B] [COLOR=red][B][I]Çünkü zaman söz değil, fiil zamanı. [/I][/B][/COLOR][/SIZE] [B][I][SIZE=2][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/I][/B] [B][I][SIZE=2][COLOR=green]Ahmet KURUCAN - [COLOR=blue]ZAMAN[/COLOR][/COLOR][/SIZE][/I][/B][SIZE=2] [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ya bizde olsaydı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst