Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Yağmur
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="seheryeli" data-source="post: 92836" data-attributes="member: 8449"><p><strong>Doğunun kanlı şafaklarından birinde ışık vurdu yüzüne. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Nefeslere derinlik veren taze bir seherde, ruhların göçebelik kışkırtısına yakın olduğu sabah vakitlerinde duru bir reşha olarak vardı yeryüzüne. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Saliha bir ananın göz yaşından taştı da geldi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Helâl-haram kaygısını bir tutam ota taşıyacak denli müttaki bir babanın alın terinden billurlaştı da yağdı yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Şarkın humma nöbetleriyle kıvranan toprağına dokundu en önce. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Son âlimlerin son nefesleriyle savruldu yağmur, aşkın rüzigârına tutuldu, damla damla sevdaya aktı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yitirilmiş bir coğrafyanın dağıyla taşıyla kucaklaştı, fakrla, cehaletle, zaruretle derinleşen bir yaranın orta yerinde kan olup aktı, kıvrandı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Uçurumlara düştü, mağaralara sığındı, taşlarla arkadaş oldu, pınar başlarında geceledi, gecenin orta yerinde yüreğine düşen dava ateşiyle buharlaştı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Van Kalesi’nin taşlarından devşirdiği haşin fıtratını, Zernabâd suyunda yıkadığı duru, keskin bakışını, Şark’ın kavruk toprağından beslediği ateşîn zekâsını alıp yeniden göğe karıştı yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bir sabah tozlu ayaklarıyla vardığı İstanbul’a, ırkçılık, küfür, şüphe ve emperyalizmle kirlenmiş bu iklime, muhteşem bir saltanatın batmaya yüz tuttuğu hazan mevsiminde bir ikindi yağmuru olup düştü. Mahzun coğrafyanın meyus insanlarına, peşi sıra getirdiği Şark ışıklarıyla taze ve rengarenk bir gökkuşağı sundu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hiçbir yağmura benzemiyordu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sanki başka zamanlara, başka mevsimlere, başka coğrafyalara aitti de, bu talihsiz mevsime, bu mahzun şehre kazara uğramış gibiydi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>‘Bediüzzaman’ dediler yağmura. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Eşsiz ve belki zamansız yağmış bir yağmurdu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Acele etmiş, kışta gelmişti. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Çiçekleri solmuş, tohumları kurumuş bu topraklara, yazı baharı unutmuş bu iklime yeni baharlar getirecekti. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yağmur, soğuk ve acı kışlarda da yağdı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Kalemin ve kılıcın ucu sıra şehir şehir dolaştı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Harflerin efsununda savruldu, harplerin hüznünde yoğruldu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Kalemi ve kılıcı bir tutan âlim hassasiyetini ve mücahid heyecanını her diyarın göğüne taşıdı yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>İlmin mürekkebine dolanıp sayfalar boyu yazı olmayı da, şehidlerin kanına karışıp yeni baharların toprağına gömülmeyi de göze aldı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sayfalar boyu kara harfler gözlere nur olacak ve şehidler şehirlere gözyaşı olacak değil miydi nasılsa? </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yağmur eninde sonunda gözlere değecekti. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Son terazide, âlimin mürekkebi ile şehidin kanı bir tutulacak değil miydi? </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yağmur göklüydü ve nasılsa göğe dönecekti. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bir gece, hain bir pusunun girdabına düştü yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Acımasız bir kılıcın ucunda, paslı bir namlunun ardı sıra yabancı ellere savruldu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Volga nehrinin hazin akışına kapıldı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yaban rüzgârlarına esir düşüp, uzak coğrafyalara sürüklendi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Gecenin koynunda, gurbetin kapkara hüznünde, zihninde çakan yakıcı şimşeklerle sarsıldı, yüreğinde kopan fırtınalarla yeniden yeniye duruldu, ruhunu saran gökgürültüleriyle yeniden ateşlendi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ve yağmur şanlı saltanatın yıkık taşlarına yeniden yağdı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Güzel zamanlardan geriye kalan bu donuk bakışlara dolandı durdu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Duruldu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Saltanatsız, devletsiz ve hilafetsiz bir payitahtın son küllerini yıkadı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>“Esaretten sonra” yeniden Anadolu’ya vardığında, Ankara Kalesi’nde soluk bir ikindi vakti, Avrupa’dan gelen katran karası küfrün gölgesini hissetti. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>“Ankara’dan en kara bir halet”le yeniden ilk yurduna, </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Doğu’ya doğru yola çıktı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Medeniyetin kirlerini, saltanat ve iktidarın yükünü üzerinden atarak hafifledi, duruldu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yalın bir damla olarak yeniden Erek Dağı’nın serin kuytularına döndü. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sözler’ce kalbimize yağmak için, Mektup’larca ruhumuza varmak için, aklımıza Lem’a Lem’a Şualar düşürmek için saflaştı, inceldi, çoğaldı, çağladı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yağmurla ilk kez çay kokulu bir sonbahar akşamı tanıştım. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Karşımdan değil, yanımdan konuşuyordu yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yağmur gibi yükseklerden konuşuyor ama yumuşakça iniyordu zihnime. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>“Yağmurca” söylüyordu, incitmesiz ve berrak. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sessiz ama ahenkle; kimseyi kimseden ayırmadan ve herkese özel olarak düşüyordu Sözler’i. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Kağnı sırtında meçhul bir sürgüne giderken, öküzün kanayan ayağını dert edinen Yağmur’du. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sessiz ve kimsesiz bir yalnızlığa itilirken, yavrusuna giden kuşlara kanat geren Yağmur’du. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Barla’nın hüzünlü yalnızlıklarında, Çam Dağı’ının vahşetli gecelerinde çise çise yağan, sessizce çoğalan, hece hece biriken, Sözler’ce taşan Yağmur’du. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Denizli, Eskişehir, Afyon hapishanelerinin duvarlarını yıkan bakışlarla yağdı Yağmur. Parmaklıklara inat yeryüzünün her noktasına vardı, zerreden küreye her şeyi tefekkürle yıkadı yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bir bahar günü, Eğirdir Gölü’nün yeni açmış çiçekleri, taze kokulu yapraklarıyla sele dönüştü yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yaprak yaprak, çiçek çiçek binlerce Esmâ’ya şebnem oldu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Esmânın güzel kanatları arasında bizi Haşre, Ebede, Cennete taşıdı Yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Gözlerimizin gördüğü suretlerden gönlümüzün gördüğü hakikatlere sürükledi bizi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Öylece “yeryüzündeki rahmet eserlerine nazar” eyledik. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ve öylece dirilişe, hesaba, ebede vardı aklımız. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yusuf’un[as] rüyasıyla uyandırdı bizi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Kuyuda ve zindanda aklımızı hakikate boğdu. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yunus’un[as] gecesiyle aydın etti gözümüzü. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yunus’un[as] denizinde dalga dalga gerçeğe savurdu nefsimizi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>İbrahim’in[as] düştüğü yangından bize ebedî güller devşirdi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Musa’nın[as] asasını dilimize verdi; taşı tefekkürümüze taşıdı, katı kalpleri taşla yumuşatacak Sözlerle geldi. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Eyyub’un [as] sabrını yüreğimize indirdi Yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Damağımıza m.etanetli bir Eyyub duası yapıştırdı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ve ‘Bütün Zamanların En Güzel Yağmuru’nu, Muhammed Mustafa Aleyhisselatüvesselamı, ‘Reşha, Reşha’ bu çorak iklime, bu kurak dimağlara indirdi Yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Gülü ve salâvatı, bülbülü ve nübüvveti, insanı ve haşri, geceyi ve yıldızları, göğü ve tevhidi yeniden yeniye yoğurup yıkadı Yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hiç incitmeden, yıkmadan ve kırmadan, üzmeden ve korkutmadan alnımıza, aklımıza yağdı. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hiç ayırmadan ve bölmeden, hiç zorlamadan ve yormadan dimağımıza ve damağımıza değdi Yağmur. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ve hala Sözler’ce yağıyor yüzümüze, sabahları şebnem olup Lem’a Lem’a parıltılar saçıyor, ebedi bir bahardan, sonrasız bir andan taze ve sımsıcak Mektuplar taşıyor, sayfalar boyu gökkuşağı oluyor, gözümüze ve gönlümüze Şualar gönderiyor. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yağmur hâlâ yağıyor. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze...</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Doğunun kanlı şafaklarından birinde ışık vurdu yüzüne.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta">Nefeslere derinlik veren taze bir seherde, ruhların göçebelik kışkırtısına yakın olduğu sabah vakitlerinde duru bir reşha olarak vardı yeryüzüne.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Saliha bir ananın göz yaşından taştı da geldi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Helâl-haram kaygısını bir tutam ota taşıyacak denli müttaki bir babanın alın terinden billurlaştı da yağdı yağmur.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Şarkın humma nöbetleriyle kıvranan toprağına dokundu en önce.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Son âlimlerin son nefesleriyle savruldu yağmur, aşkın rüzigârına tutuldu, damla damla sevdaya aktı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yitirilmiş bir coğrafyanın dağıyla taşıyla kucaklaştı, fakrla, cehaletle, zaruretle derinleşen bir yaranın orta yerinde kan olup aktı, kıvrandı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Uçurumlara düştü, mağaralara sığındı, taşlarla arkadaş oldu, pınar başlarında geceledi, gecenin orta yerinde yüreğine düşen dava ateşiyle buharlaştı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Van Kalesi’nin taşlarından devşirdiği haşin fıtratını, Zernabâd suyunda yıkadığı duru, keskin bakışını, Şark’ın kavruk toprağından beslediği ateşîn zekâsını alıp yeniden göğe karıştı yağmur.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Bir sabah tozlu ayaklarıyla vardığı İstanbul’a, ırkçılık, küfür, şüphe ve emperyalizmle kirlenmiş bu iklime, muhteşem bir saltanatın batmaya yüz tuttuğu hazan mevsiminde bir ikindi yağmuru olup düştü. Mahzun coğrafyanın meyus insanlarına, peşi sıra getirdiği Şark ışıklarıyla taze ve rengarenk bir gökkuşağı sundu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Hiçbir yağmura benzemiyordu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Sanki başka zamanlara, başka mevsimlere, başka coğrafyalara aitti de, bu talihsiz mevsime, bu mahzun şehre kazara uğramış gibiydi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">‘Bediüzzaman’ dediler yağmura. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Eşsiz ve belki zamansız yağmış bir yağmurdu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Acele etmiş, kışta gelmişti.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Çiçekleri solmuş, tohumları kurumuş bu topraklara, yazı baharı unutmuş bu iklime yeni baharlar getirecekti.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yağmur, soğuk ve acı kışlarda da yağdı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Kalemin ve kılıcın ucu sıra şehir şehir dolaştı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Harflerin efsununda savruldu, harplerin hüznünde yoğruldu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Kalemi ve kılıcı bir tutan âlim hassasiyetini ve mücahid heyecanını her diyarın göğüne taşıdı yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">İlmin mürekkebine dolanıp sayfalar boyu yazı olmayı da, şehidlerin kanına karışıp yeni baharların toprağına gömülmeyi de göze aldı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Sayfalar boyu kara harfler gözlere nur olacak ve şehidler şehirlere gözyaşı olacak değil miydi nasılsa?</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yağmur eninde sonunda gözlere değecekti.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Son terazide, âlimin mürekkebi ile şehidin kanı bir tutulacak değil miydi?</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yağmur göklüydü ve nasılsa göğe dönecekti. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Bir gece, hain bir pusunun girdabına düştü yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Acımasız bir kılıcın ucunda, paslı bir namlunun ardı sıra yabancı ellere savruldu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Volga nehrinin hazin akışına kapıldı. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yaban rüzgârlarına esir düşüp, uzak coğrafyalara sürüklendi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Gecenin koynunda, gurbetin kapkara hüznünde, zihninde çakan yakıcı şimşeklerle sarsıldı, yüreğinde kopan fırtınalarla yeniden yeniye duruldu, ruhunu saran gökgürültüleriyle yeniden ateşlendi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Ve yağmur şanlı saltanatın yıkık taşlarına yeniden yağdı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Güzel zamanlardan geriye kalan bu donuk bakışlara dolandı durdu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Duruldu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Saltanatsız, devletsiz ve hilafetsiz bir payitahtın son küllerini yıkadı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">“Esaretten sonra” yeniden Anadolu’ya vardığında, Ankara Kalesi’nde soluk bir ikindi vakti, Avrupa’dan gelen katran karası küfrün gölgesini hissetti. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">“Ankara’dan en kara bir halet”le yeniden ilk yurduna, </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Doğu’ya doğru yola çıktı. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Medeniyetin kirlerini, saltanat ve iktidarın yükünü üzerinden atarak hafifledi, duruldu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yalın bir damla olarak yeniden Erek Dağı’nın serin kuytularına döndü. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Sözler’ce kalbimize yağmak için, Mektup’larca ruhumuza varmak için, aklımıza Lem’a Lem’a Şualar düşürmek için saflaştı, inceldi, çoğaldı, çağladı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yağmurla ilk kez çay kokulu bir sonbahar akşamı tanıştım. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Karşımdan değil, yanımdan konuşuyordu yağmur.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yağmur gibi yükseklerden konuşuyor ama yumuşakça iniyordu zihnime.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">“Yağmurca” söylüyordu, incitmesiz ve berrak. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Sessiz ama ahenkle; kimseyi kimseden ayırmadan ve herkese özel olarak düşüyordu Sözler’i.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Kağnı sırtında meçhul bir sürgüne giderken, öküzün kanayan ayağını dert edinen Yağmur’du.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Sessiz ve kimsesiz bir yalnızlığa itilirken, yavrusuna giden kuşlara kanat geren Yağmur’du.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Barla’nın hüzünlü yalnızlıklarında, Çam Dağı’ının vahşetli gecelerinde çise çise yağan, sessizce çoğalan, hece hece biriken, Sözler’ce taşan Yağmur’du.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Denizli, Eskişehir, Afyon hapishanelerinin duvarlarını yıkan bakışlarla yağdı Yağmur. Parmaklıklara inat yeryüzünün her noktasına vardı, zerreden küreye herşeyi tefekkürle yıkadı yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Bir bahar günü, Eğirdir Gölü’nün yeni açmış çiçekleri, taze kokulu yapraklarıyla sele dönüştü yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yaprak yaprak, çiçek çiçek binlerce Esmâ’ya şebnem oldu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Esmânın güzel kanatları arasında bizi Haşre, Ebede, Cennete taşıdı Yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Gözlerimizin gördüğü suretlerden gönlümüzün gördüğü hakikatlere sürükledi bizi. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Öylece “yeryüzündeki rahmet eserlerine nazar” eyledik. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Ve öylece dirilişe, hesaba, ebede vardı aklımız.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yusuf’un[as] rüyasıyla uyandırdı bizi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Kuyuda ve zindanda aklımızı hakikate boğdu.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yunus’un[as] gecesiyle aydın etti gözümüzü.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yunus’un[as] denizinde dalga dalga gerçeğe savurdu nefsimizi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">İbrahim’in[as] düştüğü yangından bize ebedî güller devşirdi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Musa’nın[as] asasını dilimize verdi; taşı tefekkürümüze taşıdı, katı kalpleri taşla yumuşatacak Sözlerle geldi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Eyyub’un [as] sabrını yüreğimize indirdi Yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Damağımıza metanetli bir Eyyub duası yapıştırdı.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Ve ‘Bütün Zamanların En Güzel Yağmuru’nu, Muhammed Mustafa Aleyhisselatüvesselamı, ‘Reşha, Reşha’ bu çorak iklime, bu kurak dimağlara indirdi Yağmur. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Gülü ve salâvatı, bülbülü ve nübüvveti, insanı ve haşri, geceyi ve yıldızları, göğü ve tevhidi yeniden yeniye yoğurup yıkadı Yağmur.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Hiç incitmeden, yıkmadan ve kırmadan, üzmeden ve korkutmadan alnımıza, aklımıza yağdı. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Hiç ayırmadan ve bölmeden, hiç zorlamadan ve yormadan dimağımıza ve damağımıza değdi Yağmur.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Ve hala Sözler’ce yağıyor yüzümüze, sabahları şebnem olup Lem’a Lem’a parıltılar saçıyor, ebedi bir bahardan, sonrasız bir andan taze ve sımsıcak Mektuplar taşıyor, sayfalar boyu gökkuşağı oluyor, gözümüze ve gönlümüze Şualar gönderiyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Yağmur hâlâ yağıyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px">Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: magenta"><span style="font-size: 12px"><span style="color: royalblue">Senai DEMİRCİ</span></span> </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="seheryeli, post: 92836, member: 8449"] [B]Doğunun kanlı şafaklarından birinde ışık vurdu yüzüne. Nefeslere derinlik veren taze bir seherde, ruhların göçebelik kışkırtısına yakın olduğu sabah vakitlerinde duru bir reşha olarak vardı yeryüzüne. Saliha bir ananın göz yaşından taştı da geldi. Helâl-haram kaygısını bir tutam ota taşıyacak denli müttaki bir babanın alın terinden billurlaştı da yağdı yağmur. Şarkın humma nöbetleriyle kıvranan toprağına dokundu en önce. Son âlimlerin son nefesleriyle savruldu yağmur, aşkın rüzigârına tutuldu, damla damla sevdaya aktı. Yitirilmiş bir coğrafyanın dağıyla taşıyla kucaklaştı, fakrla, cehaletle, zaruretle derinleşen bir yaranın orta yerinde kan olup aktı, kıvrandı. Uçurumlara düştü, mağaralara sığındı, taşlarla arkadaş oldu, pınar başlarında geceledi, gecenin orta yerinde yüreğine düşen dava ateşiyle buharlaştı. Van Kalesi’nin taşlarından devşirdiği haşin fıtratını, Zernabâd suyunda yıkadığı duru, keskin bakışını, Şark’ın kavruk toprağından beslediği ateşîn zekâsını alıp yeniden göğe karıştı yağmur. Bir sabah tozlu ayaklarıyla vardığı İstanbul’a, ırkçılık, küfür, şüphe ve emperyalizmle kirlenmiş bu iklime, muhteşem bir saltanatın batmaya yüz tuttuğu hazan mevsiminde bir ikindi yağmuru olup düştü. Mahzun coğrafyanın meyus insanlarına, peşi sıra getirdiği Şark ışıklarıyla taze ve rengarenk bir gökkuşağı sundu. Hiçbir yağmura benzemiyordu. Sanki başka zamanlara, başka mevsimlere, başka coğrafyalara aitti de, bu talihsiz mevsime, bu mahzun şehre kazara uğramış gibiydi. ‘Bediüzzaman’ dediler yağmura. Eşsiz ve belki zamansız yağmış bir yağmurdu. Acele etmiş, kışta gelmişti. Çiçekleri solmuş, tohumları kurumuş bu topraklara, yazı baharı unutmuş bu iklime yeni baharlar getirecekti. Yağmur, soğuk ve acı kışlarda da yağdı. Kalemin ve kılıcın ucu sıra şehir şehir dolaştı. Harflerin efsununda savruldu, harplerin hüznünde yoğruldu. Kalemi ve kılıcı bir tutan âlim hassasiyetini ve mücahid heyecanını her diyarın göğüne taşıdı yağmur. İlmin mürekkebine dolanıp sayfalar boyu yazı olmayı da, şehidlerin kanına karışıp yeni baharların toprağına gömülmeyi de göze aldı. Sayfalar boyu kara harfler gözlere nur olacak ve şehidler şehirlere gözyaşı olacak değil miydi nasılsa? Yağmur eninde sonunda gözlere değecekti. Son terazide, âlimin mürekkebi ile şehidin kanı bir tutulacak değil miydi? Yağmur göklüydü ve nasılsa göğe dönecekti. Bir gece, hain bir pusunun girdabına düştü yağmur. Acımasız bir kılıcın ucunda, paslı bir namlunun ardı sıra yabancı ellere savruldu. Volga nehrinin hazin akışına kapıldı. Yaban rüzgârlarına esir düşüp, uzak coğrafyalara sürüklendi. Gecenin koynunda, gurbetin kapkara hüznünde, zihninde çakan yakıcı şimşeklerle sarsıldı, yüreğinde kopan fırtınalarla yeniden yeniye duruldu, ruhunu saran gökgürültüleriyle yeniden ateşlendi. Ve yağmur şanlı saltanatın yıkık taşlarına yeniden yağdı. Güzel zamanlardan geriye kalan bu donuk bakışlara dolandı durdu. Duruldu. Saltanatsız, devletsiz ve hilafetsiz bir payitahtın son küllerini yıkadı. “Esaretten sonra” yeniden Anadolu’ya vardığında, Ankara Kalesi’nde soluk bir ikindi vakti, Avrupa’dan gelen katran karası küfrün gölgesini hissetti. “Ankara’dan en kara bir halet”le yeniden ilk yurduna, Doğu’ya doğru yola çıktı. Medeniyetin kirlerini, saltanat ve iktidarın yükünü üzerinden atarak hafifledi, duruldu. Yalın bir damla olarak yeniden Erek Dağı’nın serin kuytularına döndü. Sözler’ce kalbimize yağmak için, Mektup’larca ruhumuza varmak için, aklımıza Lem’a Lem’a Şualar düşürmek için saflaştı, inceldi, çoğaldı, çağladı. Yağmurla ilk kez çay kokulu bir sonbahar akşamı tanıştım. Karşımdan değil, yanımdan konuşuyordu yağmur. Yağmur gibi yükseklerden konuşuyor ama yumuşakça iniyordu zihnime. “Yağmurca” söylüyordu, incitmesiz ve berrak. Sessiz ama ahenkle; kimseyi kimseden ayırmadan ve herkese özel olarak düşüyordu Sözler’i. Kağnı sırtında meçhul bir sürgüne giderken, öküzün kanayan ayağını dert edinen Yağmur’du. Sessiz ve kimsesiz bir yalnızlığa itilirken, yavrusuna giden kuşlara kanat geren Yağmur’du. Barla’nın hüzünlü yalnızlıklarında, Çam Dağı’ının vahşetli gecelerinde çise çise yağan, sessizce çoğalan, hece hece biriken, Sözler’ce taşan Yağmur’du. Denizli, Eskişehir, Afyon hapishanelerinin duvarlarını yıkan bakışlarla yağdı Yağmur. Parmaklıklara inat yeryüzünün her noktasına vardı, zerreden küreye her şeyi tefekkürle yıkadı yağmur. Bir bahar günü, Eğirdir Gölü’nün yeni açmış çiçekleri, taze kokulu yapraklarıyla sele dönüştü yağmur. Yaprak yaprak, çiçek çiçek binlerce Esmâ’ya şebnem oldu. Esmânın güzel kanatları arasında bizi Haşre, Ebede, Cennete taşıdı Yağmur. Gözlerimizin gördüğü suretlerden gönlümüzün gördüğü hakikatlere sürükledi bizi. Öylece “yeryüzündeki rahmet eserlerine nazar” eyledik. Ve öylece dirilişe, hesaba, ebede vardı aklımız. Yusuf’un[as] rüyasıyla uyandırdı bizi. Kuyuda ve zindanda aklımızı hakikate boğdu. Yunus’un[as] gecesiyle aydın etti gözümüzü. Yunus’un[as] denizinde dalga dalga gerçeğe savurdu nefsimizi. İbrahim’in[as] düştüğü yangından bize ebedî güller devşirdi. Musa’nın[as] asasını dilimize verdi; taşı tefekkürümüze taşıdı, katı kalpleri taşla yumuşatacak Sözlerle geldi. Eyyub’un [as] sabrını yüreğimize indirdi Yağmur. Damağımıza m.etanetli bir Eyyub duası yapıştırdı. Ve ‘Bütün Zamanların En Güzel Yağmuru’nu, Muhammed Mustafa Aleyhisselatüvesselamı, ‘Reşha, Reşha’ bu çorak iklime, bu kurak dimağlara indirdi Yağmur. Gülü ve salâvatı, bülbülü ve nübüvveti, insanı ve haşri, geceyi ve yıldızları, göğü ve tevhidi yeniden yeniye yoğurup yıkadı Yağmur. Hiç incitmeden, yıkmadan ve kırmadan, üzmeden ve korkutmadan alnımıza, aklımıza yağdı. Hiç ayırmadan ve bölmeden, hiç zorlamadan ve yormadan dimağımıza ve damağımıza değdi Yağmur. Ve hala Sözler’ce yağıyor yüzümüze, sabahları şebnem olup Lem’a Lem’a parıltılar saçıyor, ebedi bir bahardan, sonrasız bir andan taze ve sımsıcak Mektuplar taşıyor, sayfalar boyu gökkuşağı oluyor, gözümüze ve gönlümüze Şualar gönderiyor. Yağmur hâlâ yağıyor. Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze...[/B] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Doğunun kanlı şafaklarından birinde ışık vurdu yüzüne.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta]Nefeslere derinlik veren taze bir seherde, ruhların göçebelik kışkırtısına yakın olduğu sabah vakitlerinde duru bir reşha olarak vardı yeryüzüne.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Saliha bir ananın göz yaşından taştı da geldi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Helâl-haram kaygısını bir tutam ota taşıyacak denli müttaki bir babanın alın terinden billurlaştı da yağdı yağmur.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Şarkın humma nöbetleriyle kıvranan toprağına dokundu en önce.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Son âlimlerin son nefesleriyle savruldu yağmur, aşkın rüzigârına tutuldu, damla damla sevdaya aktı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yitirilmiş bir coğrafyanın dağıyla taşıyla kucaklaştı, fakrla, cehaletle, zaruretle derinleşen bir yaranın orta yerinde kan olup aktı, kıvrandı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Uçurumlara düştü, mağaralara sığındı, taşlarla arkadaş oldu, pınar başlarında geceledi, gecenin orta yerinde yüreğine düşen dava ateşiyle buharlaştı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Van Kalesi’nin taşlarından devşirdiği haşin fıtratını, Zernabâd suyunda yıkadığı duru, keskin bakışını, Şark’ın kavruk toprağından beslediği ateşîn zekâsını alıp yeniden göğe karıştı yağmur.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Bir sabah tozlu ayaklarıyla vardığı İstanbul’a, ırkçılık, küfür, şüphe ve emperyalizmle kirlenmiş bu iklime, muhteşem bir saltanatın batmaya yüz tuttuğu hazan mevsiminde bir ikindi yağmuru olup düştü. Mahzun coğrafyanın meyus insanlarına, peşi sıra getirdiği Şark ışıklarıyla taze ve rengarenk bir gökkuşağı sundu.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Hiçbir yağmura benzemiyordu. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Sanki başka zamanlara, başka mevsimlere, başka coğrafyalara aitti de, bu talihsiz mevsime, bu mahzun şehre kazara uğramış gibiydi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]‘Bediüzzaman’ dediler yağmura. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Eşsiz ve belki zamansız yağmış bir yağmurdu. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Acele etmiş, kışta gelmişti.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Çiçekleri solmuş, tohumları kurumuş bu topraklara, yazı baharı unutmuş bu iklime yeni baharlar getirecekti.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yağmur, soğuk ve acı kışlarda da yağdı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Kalemin ve kılıcın ucu sıra şehir şehir dolaştı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Harflerin efsununda savruldu, harplerin hüznünde yoğruldu.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Kalemi ve kılıcı bir tutan âlim hassasiyetini ve mücahid heyecanını her diyarın göğüne taşıdı yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]İlmin mürekkebine dolanıp sayfalar boyu yazı olmayı da, şehidlerin kanına karışıp yeni baharların toprağına gömülmeyi de göze aldı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Sayfalar boyu kara harfler gözlere nur olacak ve şehidler şehirlere gözyaşı olacak değil miydi nasılsa?[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yağmur eninde sonunda gözlere değecekti.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Son terazide, âlimin mürekkebi ile şehidin kanı bir tutulacak değil miydi?[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yağmur göklüydü ve nasılsa göğe dönecekti. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Bir gece, hain bir pusunun girdabına düştü yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Acımasız bir kılıcın ucunda, paslı bir namlunun ardı sıra yabancı ellere savruldu. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Volga nehrinin hazin akışına kapıldı. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yaban rüzgârlarına esir düşüp, uzak coğrafyalara sürüklendi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Gecenin koynunda, gurbetin kapkara hüznünde, zihninde çakan yakıcı şimşeklerle sarsıldı, yüreğinde kopan fırtınalarla yeniden yeniye duruldu, ruhunu saran gökgürültüleriyle yeniden ateşlendi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Ve yağmur şanlı saltanatın yıkık taşlarına yeniden yağdı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Güzel zamanlardan geriye kalan bu donuk bakışlara dolandı durdu. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Duruldu.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Saltanatsız, devletsiz ve hilafetsiz bir payitahtın son küllerini yıkadı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]“Esaretten sonra” yeniden Anadolu’ya vardığında, Ankara Kalesi’nde soluk bir ikindi vakti, Avrupa’dan gelen katran karası küfrün gölgesini hissetti. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]“Ankara’dan en kara bir halet”le yeniden ilk yurduna, [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Doğu’ya doğru yola çıktı. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Medeniyetin kirlerini, saltanat ve iktidarın yükünü üzerinden atarak hafifledi, duruldu.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yalın bir damla olarak yeniden Erek Dağı’nın serin kuytularına döndü. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Sözler’ce kalbimize yağmak için, Mektup’larca ruhumuza varmak için, aklımıza Lem’a Lem’a Şualar düşürmek için saflaştı, inceldi, çoğaldı, çağladı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yağmurla ilk kez çay kokulu bir sonbahar akşamı tanıştım. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Karşımdan değil, yanımdan konuşuyordu yağmur.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yağmur gibi yükseklerden konuşuyor ama yumuşakça iniyordu zihnime.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]“Yağmurca” söylüyordu, incitmesiz ve berrak. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Sessiz ama ahenkle; kimseyi kimseden ayırmadan ve herkese özel olarak düşüyordu Sözler’i.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Kağnı sırtında meçhul bir sürgüne giderken, öküzün kanayan ayağını dert edinen Yağmur’du.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Sessiz ve kimsesiz bir yalnızlığa itilirken, yavrusuna giden kuşlara kanat geren Yağmur’du.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Barla’nın hüzünlü yalnızlıklarında, Çam Dağı’ının vahşetli gecelerinde çise çise yağan, sessizce çoğalan, hece hece biriken, Sözler’ce taşan Yağmur’du.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Denizli, Eskişehir, Afyon hapishanelerinin duvarlarını yıkan bakışlarla yağdı Yağmur. Parmaklıklara inat yeryüzünün her noktasına vardı, zerreden küreye herşeyi tefekkürle yıkadı yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Bir bahar günü, Eğirdir Gölü’nün yeni açmış çiçekleri, taze kokulu yapraklarıyla sele dönüştü yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yaprak yaprak, çiçek çiçek binlerce Esmâ’ya şebnem oldu.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Esmânın güzel kanatları arasında bizi Haşre, Ebede, Cennete taşıdı Yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Gözlerimizin gördüğü suretlerden gönlümüzün gördüğü hakikatlere sürükledi bizi. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Öylece “yeryüzündeki rahmet eserlerine nazar” eyledik. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Ve öylece dirilişe, hesaba, ebede vardı aklımız.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yusuf’un[as] rüyasıyla uyandırdı bizi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Kuyuda ve zindanda aklımızı hakikate boğdu.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yunus’un[as] gecesiyle aydın etti gözümüzü.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yunus’un[as] denizinde dalga dalga gerçeğe savurdu nefsimizi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]İbrahim’in[as] düştüğü yangından bize ebedî güller devşirdi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Musa’nın[as] asasını dilimize verdi; taşı tefekkürümüze taşıdı, katı kalpleri taşla yumuşatacak Sözlerle geldi.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Eyyub’un [as] sabrını yüreğimize indirdi Yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Damağımıza metanetli bir Eyyub duası yapıştırdı.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Ve ‘Bütün Zamanların En Güzel Yağmuru’nu, Muhammed Mustafa Aleyhisselatüvesselamı, ‘Reşha, Reşha’ bu çorak iklime, bu kurak dimağlara indirdi Yağmur. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Gülü ve salâvatı, bülbülü ve nübüvveti, insanı ve haşri, geceyi ve yıldızları, göğü ve tevhidi yeniden yeniye yoğurup yıkadı Yağmur.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Hiç incitmeden, yıkmadan ve kırmadan, üzmeden ve korkutmadan alnımıza, aklımıza yağdı. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Hiç ayırmadan ve bölmeden, hiç zorlamadan ve yormadan dimağımıza ve damağımıza değdi Yağmur.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Ve hala Sözler’ce yağıyor yüzümüze, sabahları şebnem olup Lem’a Lem’a parıltılar saçıyor, ebedi bir bahardan, sonrasız bir andan taze ve sımsıcak Mektuplar taşıyor, sayfalar boyu gökkuşağı oluyor, gözümüze ve gönlümüze Şualar gönderiyor.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Yağmur hâlâ yağıyor.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3]Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze.[/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=magenta][SIZE=3][COLOR=royalblue]Senai DEMİRCİ[/COLOR][/SIZE] [/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Yağmur
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst