Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yalancılık Allah'ın kudretine iftira etmektir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 278956" data-attributes="member: 1016557"><p>Yalancılık Allah'ın kudretine iftira etmektir</p><p> 03 Aralık 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em>Bismiilahirrahmanirrahim</em></p><p> Bütün hayatımdaki tahkikatımla ve hayat-ı içtimaiyenin çalkamasıyla, hülâsa ve zübdesi bana kat’î bildirmiş ki: <span style="color: #f00"><strong>Sıdk, İslâmiyet’in üssü’l-esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır.</strong></span> <span style="color: #00f"><strong>Öyleyse, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihyâ edip onunla mânevî hastalıklarımızı tedâvi etmeliyiz.</strong></span></p><p> Evet sıdk ve doğruluk İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. Riyakârlık, fiilî bir nev’i yalancılıktır. <span style="color: #008000"><strong>Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni-i Zülcelâlin kudretine iftira etmektir.</strong></span></p><p> <span style="color: #008000"><strong>Küfür, bütün envâıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur. Bu sırra binaen, kizb ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var;</strong></span> Şark ve Garp kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım. Hâlbuki, gaddar siyaset ve zâlim propaganda birbirine karıştırmış, beşerin kemâlâtını da karıştırmış.</p><p> Bu sıdk ve kizb, küfür ve iman kadar birbirinden uzak. <span style="color: #f00"><strong>Asr-ı Saadette sıdk vasıtasıyla Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkması ve o sıdk anahtarıyla hakaik-i imaniye ve hakaik-i kâinat hazinesi açılması sırrıyla, içtimaiyat-ı beşeriye çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir metâ hükmüne geçmiş</strong></span>. Ve kizb vasıtasıyla Müseylime-i Kezzabın emsâli, esfel-i sâfiline sukut etmiş. <span style="color: #008000"><strong>Ve kizb o zamanda küfriyat ve hurafatın anahtarı olduğunu o inkılâb-ı azîm gösterdiğinden, kâinat çarşısında en fena, en pis bir mal olup, o malı satın almak değil, herkes nefret etmesi hükmüne geçen kizb ve yalana, elbette o inkılâb-ı azîmin saff-ı evveli olan ve fıtratlarında en revaçlı ve medâr-ı iftihar şeyleri almak ve en kıymetli ve revaçlı mallara müşteri olmak fıtratında bulunan Sahabeler, elbette, şüphesiz bilerek ellerini yalana uzatmazlar. Kizb ile kendilerini mülevves etmezler.</strong></span> Müseylime-i Kezzaba kendilerini benzetemezler. Belki, bütün kuvvetleriyle ve meyl-i fıtrîleriyle en revaçlı mal ve en kıymettar metâ ve hakikatlerin anahtarı, <span style="color: #f00"><strong>Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkmasının basamağı olan sıdk ve doğruluğa müşteri olup, mümkün olduğu kadar sıdktan ayrılmamaya çalıştıklarından, ilm-i hadisçe ve ulema-i şeriat içinde bir kaide-i mukarrere olan, “Sahabeler daima doğru söylerler. </strong></span><span style="color: #00f"><strong>Onlardaki rivayet, tezkiyeye muhtaç değil. Peygamberden (aleyhissalâtü vesselâm) rivayet ettikleri hadisler, bütün sahihtir” diye, ehl-i şeriat ve ehl-i hadisin ittifakına kat’î hüccet, bu mezkûr hakikattir. </strong></span>(Hutbe-i Şâmiye)</p><p> <em>Bediüzzaman Said Nursi</em></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>âlâ-yı illiyyîn: Cennette en yüksek derece. Cenâb-ı Hakkın indinde en iyilerin ve kâmillerin derecesi.</p><p> Asr-ı Saadet: Mutluluk çağı, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) peygamber olarak dünyada bulunduğu devir.</p><p> beşer:İnsan.</p><p> envâ: Neviler, çeşitler, türler.</p><p> esfel-i sâfilin: Aşağıların en aşağısı; Cehennemin en aşağı tabakası.</p><p> Garp: Batı.</p><p> hakaik-i imaniye: iman hakikatleri</p><p> hakaik-i kâinat: Kainatın gerçekleri, hakikatleri</p><p> hayat-ı içtimaiye: Sosyal hayat, toplum hayatı.</p><p> hissiyat-ı ulviye: Yüce hisler, duygular.</p><p> hurafat: Aslı esâsı olmayan bâtıl rivâyetler, batıl inanışlar.</p><p> içtimaiyat-ı beşeriye: Sosyal hayat. İnsanların sosyal yönleri, hâlleri.</p><p> ihyâ: Diriltme, hayat verme.</p><p> inkılâb-ı azîm: Büyük değişiklik.</p><p> kaide-i mukarrere: Kesinleşmiş, kararlı hâle gelmiş kaideler, prensipler.</p><p> kemâlât: Olgunluklar, mükemmellikler, faziletler.</p><p> kizb:Yalan; yalan söyleme.</p><p> küfriyat: İnkâr cinsinden sözler.</p><p> medâr-ı iftihar: Övünme sebebi.</p><p> metâ: Fayda, menfaat; kıymetli eşya, tüccar malı.</p><p> meyl-i fıtrî: Doğuştan gelen meyil, arzu.</p><p> mezkûr: Sözü edilen, zikredilen, bahsedilen.</p><p> mülevves: mülevves</p><p> münafık: İkiyüzlü, araya nifak sokan, sözünde durmayan, inanmadığı halde inanır görünen.</p><p> Müseylime-i Kezzab:Yalancı Müseyleme. Arabistan'da Asr-ı Saâdet'te Yemâmeli bir yalancı, peygamberlik iddiâ ederek maskara olmuş. Hicrî 11, milâdî 633 yılda öldürülmüştür.</p><p> nev’i: Nev'e ait, çeşit ile alâkalı.</p><p> Nifak: Dıştan Müslüman göründüğü halde inanmamak, ikiyüzlülük, dinde riyâ.</p><p> rabıtası: Bağ, bağlayan, rabteden, bitiştiren.</p><p> Riyakâr: Gösterişçi, içi dışı başka olan.</p><p> saff-ı evvel: Ön safta, ilk safta bulunanlar. Çığır açanlar.</p><p> Sâni-i Zülcelâlin: Sonsuz büyüklük sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah.</p><p> Sıdk: Doğruluk.</p><p> Şark: Doğu.</p><p> tahkikat: Araştırmalar. Hakikati ve doğruyu öğrenmek için yapılan incelemeler.</p><p> tasannu: Yapmacık hareket, zorla bir şeyi daha iyi göstermeye çalışma</p><p> tezkiye: Doğruluğuna şehâdet etmek, temize çıkarmak.</p><p> ukde-i hayatiye: Hayat düğümü.</p><p> ulvî seciye: Yüce, yüksek karakter</p><p> üssü’l-esas: Esasların esâsı, en büyük temel, hakiki ve sağlam temel.</p><p> zübde: Netice, öz, kaynak, en halis kısım.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 278956, member: 1016557"] Yalancılık Allah'ın kudretine iftira etmektir 03 Aralık 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I]Bismiilahirrahmanirrahim[/I] Bütün hayatımdaki tahkikatımla ve hayat-ı içtimaiyenin çalkamasıyla, hülâsa ve zübdesi bana kat’î bildirmiş ki: [COLOR=#f00][B]Sıdk, İslâmiyet’in üssü’l-esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır.[/B][/COLOR] [COLOR=#00f][B]Öyleyse, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihyâ edip onunla mânevî hastalıklarımızı tedâvi etmeliyiz.[/B][/COLOR] Evet sıdk ve doğruluk İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. Riyakârlık, fiilî bir nev’i yalancılıktır. [COLOR=#008000][B]Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni-i Zülcelâlin kudretine iftira etmektir.[/B][/COLOR] [COLOR=#008000][B]Küfür, bütün envâıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur. Bu sırra binaen, kizb ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var;[/B][/COLOR] Şark ve Garp kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım. Hâlbuki, gaddar siyaset ve zâlim propaganda birbirine karıştırmış, beşerin kemâlâtını da karıştırmış. Bu sıdk ve kizb, küfür ve iman kadar birbirinden uzak. [COLOR=#f00][B]Asr-ı Saadette sıdk vasıtasıyla Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkması ve o sıdk anahtarıyla hakaik-i imaniye ve hakaik-i kâinat hazinesi açılması sırrıyla, içtimaiyat-ı beşeriye çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir metâ hükmüne geçmiş[/B][/COLOR]. Ve kizb vasıtasıyla Müseylime-i Kezzabın emsâli, esfel-i sâfiline sukut etmiş. [COLOR=#008000][B]Ve kizb o zamanda küfriyat ve hurafatın anahtarı olduğunu o inkılâb-ı azîm gösterdiğinden, kâinat çarşısında en fena, en pis bir mal olup, o malı satın almak değil, herkes nefret etmesi hükmüne geçen kizb ve yalana, elbette o inkılâb-ı azîmin saff-ı evveli olan ve fıtratlarında en revaçlı ve medâr-ı iftihar şeyleri almak ve en kıymetli ve revaçlı mallara müşteri olmak fıtratında bulunan Sahabeler, elbette, şüphesiz bilerek ellerini yalana uzatmazlar. Kizb ile kendilerini mülevves etmezler.[/B][/COLOR] Müseylime-i Kezzaba kendilerini benzetemezler. Belki, bütün kuvvetleriyle ve meyl-i fıtrîleriyle en revaçlı mal ve en kıymettar metâ ve hakikatlerin anahtarı, [COLOR=#f00][B]Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkmasının basamağı olan sıdk ve doğruluğa müşteri olup, mümkün olduğu kadar sıdktan ayrılmamaya çalıştıklarından, ilm-i hadisçe ve ulema-i şeriat içinde bir kaide-i mukarrere olan, “Sahabeler daima doğru söylerler. [/B][/COLOR][COLOR=#00f][B]Onlardaki rivayet, tezkiyeye muhtaç değil. Peygamberden (aleyhissalâtü vesselâm) rivayet ettikleri hadisler, bütün sahihtir” diye, ehl-i şeriat ve ehl-i hadisin ittifakına kat’î hüccet, bu mezkûr hakikattir. [/B][/COLOR](Hutbe-i Şâmiye) [I]Bediüzzaman Said Nursi[/I] [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]âlâ-yı illiyyîn: Cennette en yüksek derece. Cenâb-ı Hakkın indinde en iyilerin ve kâmillerin derecesi. Asr-ı Saadet: Mutluluk çağı, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) peygamber olarak dünyada bulunduğu devir. beşer:İnsan. envâ: Neviler, çeşitler, türler. esfel-i sâfilin: Aşağıların en aşağısı; Cehennemin en aşağı tabakası. Garp: Batı. hakaik-i imaniye: iman hakikatleri hakaik-i kâinat: Kainatın gerçekleri, hakikatleri hayat-ı içtimaiye: Sosyal hayat, toplum hayatı. hissiyat-ı ulviye: Yüce hisler, duygular. hurafat: Aslı esâsı olmayan bâtıl rivâyetler, batıl inanışlar. içtimaiyat-ı beşeriye: Sosyal hayat. İnsanların sosyal yönleri, hâlleri. ihyâ: Diriltme, hayat verme. inkılâb-ı azîm: Büyük değişiklik. kaide-i mukarrere: Kesinleşmiş, kararlı hâle gelmiş kaideler, prensipler. kemâlât: Olgunluklar, mükemmellikler, faziletler. kizb:Yalan; yalan söyleme. küfriyat: İnkâr cinsinden sözler. medâr-ı iftihar: Övünme sebebi. metâ: Fayda, menfaat; kıymetli eşya, tüccar malı. meyl-i fıtrî: Doğuştan gelen meyil, arzu. mezkûr: Sözü edilen, zikredilen, bahsedilen. mülevves: mülevves münafık: İkiyüzlü, araya nifak sokan, sözünde durmayan, inanmadığı halde inanır görünen. Müseylime-i Kezzab:Yalancı Müseyleme. Arabistan'da Asr-ı Saâdet'te Yemâmeli bir yalancı, peygamberlik iddiâ ederek maskara olmuş. Hicrî 11, milâdî 633 yılda öldürülmüştür. nev’i: Nev'e ait, çeşit ile alâkalı. Nifak: Dıştan Müslüman göründüğü halde inanmamak, ikiyüzlülük, dinde riyâ. rabıtası: Bağ, bağlayan, rabteden, bitiştiren. Riyakâr: Gösterişçi, içi dışı başka olan. saff-ı evvel: Ön safta, ilk safta bulunanlar. Çığır açanlar. Sâni-i Zülcelâlin: Sonsuz büyüklük sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah. Sıdk: Doğruluk. Şark: Doğu. tahkikat: Araştırmalar. Hakikati ve doğruyu öğrenmek için yapılan incelemeler. tasannu: Yapmacık hareket, zorla bir şeyi daha iyi göstermeye çalışma tezkiye: Doğruluğuna şehâdet etmek, temize çıkarmak. ukde-i hayatiye: Hayat düğümü. ulvî seciye: Yüce, yüksek karakter üssü’l-esas: Esasların esâsı, en büyük temel, hakiki ve sağlam temel. zübde: Netice, öz, kaynak, en halis kısım. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yalancılık Allah'ın kudretine iftira etmektir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst