Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yalnız Senin İçin...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Turab3" data-source="post: 201476" data-attributes="member: 1005848"><p><strong><span style="color: magenta">Yalnız Senin İçin</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 10px">Elvida ÜNLÜ • </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Söze gönül ile başlayalım,</span> </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Her kelimede dönüp bir bakalım kalbimize. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Yola gönül ile başlayalım, </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Her adımda dönüp bir soralım kalbimize. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Senin için Rabbim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kelâm senin için, yol sana gider. Şair kime söyler, yolcu kime gider? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Her zerrede maksut sensin. İnsanın maksudu kim? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sen kalbime bakarsın. Kalbim kime bakar, neye meyleder? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kalp ile başlamaktır niyet. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kalbi Kâbe kılmaktır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Allah için mi? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Din, Allah için sevmek, Allah için kızmaktı. Böyle dedi Allah Rasulü s.a.v.. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sahabilerden Ebu İdris el-Havlânî r.a. bir gün Şam mescidine gitmişti. Orada bir genç gördü ki, dişleri parlıyor, yüzü gülümsüyor ve çevresinde kalabalık bir cemaat toplanıyor. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Cemaat herhangi bir konuda ihtilafa düştüğü zaman ona danışıyor, onun görüşünü alıyorlardı. Gencin kim olduğunu sordu. Muaz b. Cebel'dir, denildi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ebu İdris r.a. ertesi gün erkenden mescide gitti. O genci mescitte namaz kılar vaziyette buldu. Namazını bitirinceye kadar bekledi. Sonra karşısına geçip selam verdi ve gence şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Seni Allah için seviyorum. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Muaz b. Cebel r.a.: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Allah için mi? dedi. Ebu İdris r.a.: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Allah için, dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Muaz b. Cebel r.a. Ebu İdris r.a.' ın elbisesinin kuşağından tutup kendine doğru çekti ve şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Müjdeler olsun sana! Çünkü ben Allah Rasulü'nden şöyle duydum: “<span style="color: olive">Allah Tealâ buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere, benim rızam için birlikte oturup sohbet edenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim rızam için malını ve gücünü sarf edenlere muhabbetim vacip olmuştur.” </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Ali r.a. bir harpte müşriklerden birisiyle savaşıyordu. Zorlu bir mücadeleden sonra adamı yere düşürdü ve kılıcını adamın boynuna dayadı. Bu sırada adam Hz. Ali r.a.'ın yüzüne tükürdü. Hz. Ali adamı öldürmekten vazgeçerek hemen bıraktı ve geri çekildi. Müşrik hayretle sordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Neden beni öldürmüyorsun? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz Ali r.a .: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Seninle Allah için dövüşüyordum ve seni onun yolunda öldürecektim. Fakat sen bana tükürünce nefsim adına hiddetlendim. İşime kendi öfkem karıştığı için niyetim zedelendi. Onun için seni öldürmedim, dedi. Adam: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Seni kızdırayım da beni çabucak öldüresin diye yüzüne tükürmüştüm. Madem ki dininiz bu kadar saf ve halis, muhakkak hak dindir, dedi ve müslüman oldu. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sen yarattın Rabbim. Yarattığını severiz. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Senin yolundaki yolcuyu severiz. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sana giden yolu severiz. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">O yoldaki taşı toprağı severiz. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ama kim ki fesat karıştırır dinine, kim ki engeller koyar sana giden yollara, kendimizi unutur, senin için kızarız bir gün... </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Niyetlerimiz yükselir </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kelimeler yere aittir, sözler toprağa ait, sesler bedene ait. Yerde kalır, unutulur taşa kazınsa... </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Maksatlar ulaşır göğe, niyetler kanatlanır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"> </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rasulullah s.a.v. bir gün namaz kılmak için ayağa kalktı ve mescittekilere sordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Malik b. Duhşum nerede? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Oradakilerden biri şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- O , Allah'ı ve Rasulü'nü sevmeyen bir münafıktır. Efendimiz s.a.v. şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Öyle deme! Görmüyor musun? O, lâ ilâhe illallah dedi ve bununla Allah'ın rızasını murat ediyor. Allah Tealâ kendi rızasını murat ederek lâ ilâhe illallah diyen kimseye cehennem ateşini haram kılmı ştır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve Efendimiz s.a.v. buyurdular: “Kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse ve Allah'ın rızasının dışında, Allah'tan başkasını murat ederek ilim öğrenirse, ateşteki yerini hazırlasın.” </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Kalbimizdeki niyetlerdir <span style="color: olive">cehennem</span> ateşini söndüren ya da gül bahçelerini yakıp kavuran... </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">O andaki niyetler</span> </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Biliriz gönlümüzde başlar en büyük mücadeleler. Din yalnız senin oluncaya kadar cihat gönlümüzdedir. Çünkü sen “Cihada hazır bulunun” (Âl-i İmran, 200) buyurdun. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Efendimiz s.a.v. bir gün şöyle dediler: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Ümmetimin şehitlerinin çoğu başı yastıkta ölenlerdir. Onlar harbe gitmeyi ve cengâver olmayı isterler fakat buna bir türlü imkan bulamazlar. Onların niyetleri önemlidir. Başları yastıktadır, fakat niyetleri çok üstündür. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Savaş alanında nice öldürülenler vardır ki, onların niyetlerini de ancak Allah bilir.” </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Allah Rasulü s.a.v. arkadaşlarıyla Tebük yolculuğundaydı, buyurdular: “Medine'de bıraktığımız nice kimseler vardır ki bizim kateddiğimiz mesafe, çiğnediğimiz topraklar, kâfirleri kızdıran her adımımız, infak ettiğimiz her şey, çektiğimiz sıkıntı ve açlıktan alacağımız mükafat gibi onlara da mükafat vardır.” </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sahabiler , bu nasıl olur, diye sordular. Allah Rasulü s.a.v. buyurdular: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Çünkü onların niyetleri bizimledir, onları mazeretleri geri bırakmıştır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Başı yastıkta şehit olanlar vardı. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bununla beraber… </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Birisi cihat meydanında öldürülmüştü. Ona “katil-i himar ” yani “merkebi peşinde ölen adam” dediler. Çünkü o, savaştığı adamın azık, elbise ve merkebini almak gayesiyle savaşmış fakat onları alamadan öldürülmüştü. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bir sahabi gelerek Efendimiz s.a.v.'e sordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ya Rasulallah ! Dünyalık kazanmak maksadıyla cihat etmek isteyen kimse hakkında ne buyurursunuz? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Efendimiz s.a.v .: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Onun için hiçbir ecir yoktur, buyurdu. Sahabiler bu cevabı çok ağır buldu ve soruyu soran zata: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Tekrar sor. Belki maksadını iyi anlatamadın, dediler. Adam tekrar sordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ya Rasulallah ! Dünyanın geçici menfaatini arayarak Allah yolunda cihada çıkmak isteyen kimse için ne dersiniz? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Allah Rasulü s.a.v. şöyle buyurdu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Onun için hiçbir ecir yoktur. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Oradakilerin isteği üzerine sahabi sorusunu bir kez daha sordu ve yine aynı cevabı aldı: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Onun için hiçbir ecir yoktur! </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz Ömer r.a.'ın hilafeti devrinde bazı sahabiler toplanmış, Allah yolunda herhangi bir şekilde çalışırken katledilmiş kişilerden söz ediyorlardı. Birisi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Allah yolunda çalışıyorlardı. Ecirleri Allah'a aittir, dedi. Bir başkası da şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Allah onları öldürüldükleri andaki niyetleri üzere diriltir. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Konuşulanları duyan Halife şunları söyledi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Evet! Ruhumu elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, Allah onları öldürüldükleri andaki niyetleri üzere diriltecektir. Öyle ya, bazıları gösteriş için veya duysunlar diye, bazıları dünyalık, bazıları da savaşmaktan başka çare bulamadıkları için muharebe ederler. Kimileri de sabreder, mükafatını Allah'tan bekleyerek Allah rızası için cenk ederler. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bir bedevi, Nebi s.a.v.'e gelerek iman etti, kendisine tabi oldu ve şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Senin yanında hicret etmek istiyorum. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Peygamberimiz s.a.v. de onu bir sahabiye tavsiye etti. Ve bedevi mücahitlerin develerini otlatmaya başladı. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hayber Gazası yapılmıştı. Ganimetler pay ediliyordu. O kişiye da pay ayırdılar. Adam sordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Nedir bu? </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Allah Rasulü'nün senin için ayırdığı hissedir, dediler. Bunun üzerine bedevi Allah Rasulü s.a.v.'in yanına vararak: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ben sana bunun için tabi olmadım. Atılan bir ok ile boğazımdan vurulup öleyim de cennete gireyim diye sana tabi oldum, dedi. Peygamberimiz s.a.v .: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Eğer doğru söylüyorsan Allah seni doğrular, arzuna kavuşursun, buyurdu. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra düşmanla savaşmaya gittiler. Bir süre sonra o bedevinin cesedini getirdiler. Tam gösterdiği yere, boğazına ok saplanmıştı. Peygamberimiz s.a.v .: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- O bedevidir, değil mi? dedi. Sahabiler: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Evet odur, dediler. Peygamberimiz s.a.v.: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- O Allah'a doğru söyledi, Allah da onu doğruladı, buyurdu. Sonra onu kendi mübarek cübbesiyle kefenleyerek namazını kıldırdı. Namazda iken şöyle dediği duyuldu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Allahım ! Bu senin kulundur, senin yolunda hicret ederek yurdundan çıkmıştı. Şehit olarak öldürüldü. Ben buna şahidim! </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Senin yolundayız. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Gönlümüz şahit olsun, gönlümüz doğrulasın yönümüzü, dilimizi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bedir'de bulunsaydık, Hendek'ten bir taş da biz kaldırsaydık, Uhud Dağı'nda bir dağ gibi düşseydik toprağa… </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Yolda olmak </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hicret emri gelmiş, müslümanların çoğu hicret etmiş, Medine'ye gitmi şti. Mekke'de yalnızca bir özrü sebebiyle gidemeyen çok az sayıda müslüman kalmıştı. Leys Oğulları'ndan gözleri görmeyen, fakat çok zengin bir müslüman olan Damra r.a. da geride kalanlardandı. Kendini hicretten muaf tutulanlardan görmedi ve bir gün yardımcılarına şöyle dedi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ben istisna tutulanlardan değilim, hicrete imkan bulabilirim. Çünkü hem malım var hem de yardımcım. Haydi beni bir deveye bindirin. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Deveye bindirildi ve ağır ağır yola çıktı. Ten'im denilen yere vardığında ecel onu yakaladı. Vefat etti ve Ten'im'de defnedildi. Damra r.a. hakkında şu ayet nazil oldu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim de Allah'a ve peygambere hicret maksadıyla evinden çıkar da, sonra ölüm kendisine yetişirse, muhakkak ki onun ecri Allah'a düşer. Allah çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir.” ( Nisa, 100 )</span> </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kimileri Medine yolunda düşer lakin Medine'dedir. Kimileri ise… </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sahabilerden biri, Ümmü Kays r.a. ile evlenmek istedi. Fakat Ümmü Kays o günlerde Mekke'den Medine'ye hicret etmeyi düşünüyordu. Kendisiyle evlenmek isteyen sahabiye , niyeti ciddi ise Medine'ye hicret etmeyi ve orada evlenmeyi teklif etti. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Mekke'deki kurulu düzenini henüz terk etmeyi düşünmeyen o sahabi, Ümmü Kays r.a. ile evlenmek arzusuyla Medine'ye hicret etmek zorunda kaldı. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bu durumunu bilen sahabiler ona “ Ümmü Kays'ın Muhaciri” diye takılmaya ve onun hicret sevabı alıp almadığını tartışmaya ba ş ladılar . Bu tartışmadan haberdar olan Rasul-i Ekrem s.a.v. meseleye açıklık getirmek için şöyle buyurdu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Şimdi, kimin niyeti Allah'a ve Rasulü'ne varmak, onlara hicret etmek ise, eline geçecek olan sevap da Allah ve Rasulü'ne hicret sevabıdır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.” </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Mekke uzaktır bize, Medine uzaktır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Lakin hicret gönülledir. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kalbin her halde Kâbe'ye yönelmesiyledir. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Az veren gönülden </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Efendimiz s.a.v. insanları sadakaya teşvik ettiğinde, Ebu Ukayl r.a. çok az miktar hurma karşılığında bir gece sabaha kadar sırtında su taşıdı. Aldığı hurmanın yarısını ailesine ayırdı, diğer yarısını da Rasulullah s.a.v.'e sadaka olarak verilmek üzere getirdi. Efendimiz s.a.v. “Götür, sadaka malları üzerine dök.” buyurdular. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Münafıklar, Ebu Ukayl'ın sadakasını dillerine dolayıp alaya aldılar ve: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ebu Ukayl'a bakın! Şuncağız hurmalarla Allah'a yaklaşmış, dediler. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bunun üzerine Allah Tealâ Tevbe Suresi'nin 79. ayetini nazil eyledi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Sadaka vermekte gönülden davranan ve ancak elinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere, bu davranışlarının cezasını Allah verir! Onlara can yakıcı bir azap vardır!”</span> </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Değil mi ki gönülden veriliyor, değil mi ki maksut O; O'nun rızası, verilen yarım hurma da olsa göklere kanatlanır. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Lakin niyetler ihlâsını kaybeder de, nice kurbanlar yük olur omuzlarımıza, engel olur dolanır ayaklarımıza... </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">O kadar gizli ki... </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Allah Rasulü s.a.v. buyurdular: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Şehitler, malını infak edenler ve alimler , amellerinin mükafatı olarak cennet isteyecekleri zaman Allah Tealâ onları yalanlayarak her birine şöyle der: ‘Yalan söylediniz; biriniz desinler diye cömertlik etti, diğeriniz kahraman desinler diye cesaret gösterdi, diğeriniz de falanca ne alimdir desinler diye okudu.' Ve hiç biri mükafat alamaz...” </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sahabilerden biri bir gün Ubade b. Samit r.a.'a sordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ben harbederken Allah rızasını murat ettiğim gibi, başkalarının beni övmesini de isterim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ubade r.a .: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Sana bu amelinden bir hayır yok, dedi. Adam bu sualini üç defa tekrar etti, hep aynı cevabı aldı: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Sana bu amelinden bir hayır yok! </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Ubade r.a. sonra, Allah Tealâ'nın “Ben ortaklardan en çok uzak olanım.” buyurduğu kudsi hadisi okudu. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Efendimiz s.a.v. bize bildirdi ki, şirk, gecenin zifiri karanlığında, kara bir taş üzerinde yürüyen bir karıncanın ayak izinden daha gizli. Ve müslümanı elbette taşa, yıldıza tapınma gibi bir şirk beklemiyordu. Bizlere şu uyarı geliyordu: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“…Kim Rabbi'ne kavuşmayı ümit ve arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbi'ne ibadette hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi ortak tutmasın.” ( Kehf , 110) </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">İnsanlar unutur, bırakır gider. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bir bakarız yalanlarlar. Şahitlikler bozulur. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Gönlümüze yazılanlar kalır bir tek... </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">İyi niyet taşları </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir” diyor bir düşünür. Gönlümüzdeki iyi niyetler elimizin işlediği şerli, gayri meşru aykırı işleri hayra çevirmez. Temiz bir kalpten ancak temiz işler sâdır olur. Rabbi'ne teslim bir kalp, rızık endişesiyle, gelecek korkusuyla harama uzanmaz. “İlim öğrenmek de farz”, ya da “insanlara hizmet!” kaygısıyla kendini ateşe atmaz. Hiç değilse günahını bilir de tevbeye yönelir, bir de niyeti yük etmez omuzlarına. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">. . . </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.” (Furkan, 23) </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bu ayetinin dehşetinden sana sığınırız Rabbim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kalbimiz doğrulasın yapıp ettiklerimizi ki, boş bir yorgunluk kalmasın geriye. Kuru kuruya bir açlık kalmasın geriye. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sırat'ta yük olmasın ibadetlerimiz, toza dumana karışıp kaybolmasın. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bir gün öyle isteyelim ki seni, kendimizi unutalım, yapıp ettiklerimizi unutalım, cenneti unutalım. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Herkes senden isterken, biz seni isteyelim.</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Turab3, post: 201476, member: 1005848"] [B][COLOR=magenta]Yalnız Senin İçin[/COLOR][/B] [B][FONT=Century Gothic][SIZE=2]Elvida ÜNLÜ • [/SIZE] [/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]Söze gönül ile başlayalım,[/COLOR] Her kelimede dönüp bir bakalım kalbimize. Yola gönül ile başlayalım, Her adımda dönüp bir soralım kalbimize. Senin için Rabbim. Kelâm senin için, yol sana gider. Şair kime söyler, yolcu kime gider? Her zerrede maksut sensin. İnsanın maksudu kim? Sen kalbime bakarsın. Kalbim kime bakar, neye meyleder? Kalp ile başlamaktır niyet. Kalbi Kâbe kılmaktır. Allah için mi? Din, Allah için sevmek, Allah için kızmaktı. Böyle dedi Allah Rasulü s.a.v.. Sahabilerden Ebu İdris el-Havlânî r.a. bir gün Şam mescidine gitmişti. Orada bir genç gördü ki, dişleri parlıyor, yüzü gülümsüyor ve çevresinde kalabalık bir cemaat toplanıyor. Cemaat herhangi bir konuda ihtilafa düştüğü zaman ona danışıyor, onun görüşünü alıyorlardı. Gencin kim olduğunu sordu. Muaz b. Cebel'dir, denildi. Ebu İdris r.a. ertesi gün erkenden mescide gitti. O genci mescitte namaz kılar vaziyette buldu. Namazını bitirinceye kadar bekledi. Sonra karşısına geçip selam verdi ve gence şöyle dedi: - Seni Allah için seviyorum. Muaz b. Cebel r.a.: - Allah için mi? dedi. Ebu İdris r.a.: - Allah için, dedi. Muaz b. Cebel r.a. Ebu İdris r.a.' ın elbisesinin kuşağından tutup kendine doğru çekti ve şöyle dedi: - Müjdeler olsun sana! Çünkü ben Allah Rasulü'nden şöyle duydum: “[COLOR=olive]Allah Tealâ buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere, benim rızam için birlikte oturup sohbet edenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim rızam için malını ve gücünü sarf edenlere muhabbetim vacip olmuştur.” [/COLOR] . . . Hz. Ali r.a. bir harpte müşriklerden birisiyle savaşıyordu. Zorlu bir mücadeleden sonra adamı yere düşürdü ve kılıcını adamın boynuna dayadı. Bu sırada adam Hz. Ali r.a.'ın yüzüne tükürdü. Hz. Ali adamı öldürmekten vazgeçerek hemen bıraktı ve geri çekildi. Müşrik hayretle sordu: - Neden beni öldürmüyorsun? Hz Ali r.a .: - Seninle Allah için dövüşüyordum ve seni onun yolunda öldürecektim. Fakat sen bana tükürünce nefsim adına hiddetlendim. İşime kendi öfkem karıştığı için niyetim zedelendi. Onun için seni öldürmedim, dedi. Adam: - Seni kızdırayım da beni çabucak öldüresin diye yüzüne tükürmüştüm. Madem ki dininiz bu kadar saf ve halis, muhakkak hak dindir, dedi ve müslüman oldu. . . . Sen yarattın Rabbim. Yarattığını severiz. Senin yolundaki yolcuyu severiz. Sana giden yolu severiz. O yoldaki taşı toprağı severiz. Ama kim ki fesat karıştırır dinine, kim ki engeller koyar sana giden yollara, kendimizi unutur, senin için kızarız bir gün... Niyetlerimiz yükselir Kelimeler yere aittir, sözler toprağa ait, sesler bedene ait. Yerde kalır, unutulur taşa kazınsa... Maksatlar ulaşır göğe, niyetler kanatlanır. Rasulullah s.a.v. bir gün namaz kılmak için ayağa kalktı ve mescittekilere sordu: - Malik b. Duhşum nerede? Oradakilerden biri şöyle dedi: - O , Allah'ı ve Rasulü'nü sevmeyen bir münafıktır. Efendimiz s.a.v. şöyle dedi: - Öyle deme! Görmüyor musun? O, lâ ilâhe illallah dedi ve bununla Allah'ın rızasını murat ediyor. Allah Tealâ kendi rızasını murat ederek lâ ilâhe illallah diyen kimseye cehennem ateşini haram kılmı ştır. Ve Efendimiz s.a.v. buyurdular: “Kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse ve Allah'ın rızasının dışında, Allah'tan başkasını murat ederek ilim öğrenirse, ateşteki yerini hazırlasın.” [COLOR=olive]Kalbimizdeki niyetlerdir [COLOR=olive]cehennem[/COLOR] ateşini söndüren ya da gül bahçelerini yakıp kavuran... [/COLOR] [COLOR=magenta]O andaki niyetler[/COLOR] Biliriz gönlümüzde başlar en büyük mücadeleler. Din yalnız senin oluncaya kadar cihat gönlümüzdedir. Çünkü sen “Cihada hazır bulunun” (Âl-i İmran, 200) buyurdun. Efendimiz s.a.v. bir gün şöyle dediler: [COLOR=olive]“Ümmetimin şehitlerinin çoğu başı yastıkta ölenlerdir. Onlar harbe gitmeyi ve cengâver olmayı isterler fakat buna bir türlü imkan bulamazlar. Onların niyetleri önemlidir. Başları yastıktadır, fakat niyetleri çok üstündür. [/COLOR] [COLOR=olive]Savaş alanında nice öldürülenler vardır ki, onların niyetlerini de ancak Allah bilir.” [/COLOR] . . . Allah Rasulü s.a.v. arkadaşlarıyla Tebük yolculuğundaydı, buyurdular: “Medine'de bıraktığımız nice kimseler vardır ki bizim kateddiğimiz mesafe, çiğnediğimiz topraklar, kâfirleri kızdıran her adımımız, infak ettiğimiz her şey, çektiğimiz sıkıntı ve açlıktan alacağımız mükafat gibi onlara da mükafat vardır.” Sahabiler , bu nasıl olur, diye sordular. Allah Rasulü s.a.v. buyurdular: - Çünkü onların niyetleri bizimledir, onları mazeretleri geri bırakmıştır. . . . Başı yastıkta şehit olanlar vardı. Bununla beraber… Birisi cihat meydanında öldürülmüştü. Ona “katil-i himar ” yani “merkebi peşinde ölen adam” dediler. Çünkü o, savaştığı adamın azık, elbise ve merkebini almak gayesiyle savaşmış fakat onları alamadan öldürülmüştü. . . . Bir sahabi gelerek Efendimiz s.a.v.'e sordu: - Ya Rasulallah ! Dünyalık kazanmak maksadıyla cihat etmek isteyen kimse hakkında ne buyurursunuz? Efendimiz s.a.v .: - Onun için hiçbir ecir yoktur, buyurdu. Sahabiler bu cevabı çok ağır buldu ve soruyu soran zata: - Tekrar sor. Belki maksadını iyi anlatamadın, dediler. Adam tekrar sordu: - Ya Rasulallah ! Dünyanın geçici menfaatini arayarak Allah yolunda cihada çıkmak isteyen kimse için ne dersiniz? Allah Rasulü s.a.v. şöyle buyurdu: - Onun için hiçbir ecir yoktur. Oradakilerin isteği üzerine sahabi sorusunu bir kez daha sordu ve yine aynı cevabı aldı: - Onun için hiçbir ecir yoktur! . . . Hz Ömer r.a.'ın hilafeti devrinde bazı sahabiler toplanmış, Allah yolunda herhangi bir şekilde çalışırken katledilmiş kişilerden söz ediyorlardı. Birisi: - Allah yolunda çalışıyorlardı. Ecirleri Allah'a aittir, dedi. Bir başkası da şöyle dedi: - Allah onları öldürüldükleri andaki niyetleri üzere diriltir. Konuşulanları duyan Halife şunları söyledi: - Evet! Ruhumu elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, Allah onları öldürüldükleri andaki niyetleri üzere diriltecektir. Öyle ya, bazıları gösteriş için veya duysunlar diye, bazıları dünyalık, bazıları da savaşmaktan başka çare bulamadıkları için muharebe ederler. Kimileri de sabreder, mükafatını Allah'tan bekleyerek Allah rızası için cenk ederler. . . . Bir bedevi, Nebi s.a.v.'e gelerek iman etti, kendisine tabi oldu ve şöyle dedi: - Senin yanında hicret etmek istiyorum. Peygamberimiz s.a.v. de onu bir sahabiye tavsiye etti. Ve bedevi mücahitlerin develerini otlatmaya başladı. Hayber Gazası yapılmıştı. Ganimetler pay ediliyordu. O kişiye da pay ayırdılar. Adam sordu: - Nedir bu? - Allah Rasulü'nün senin için ayırdığı hissedir, dediler. Bunun üzerine bedevi Allah Rasulü s.a.v.'in yanına vararak: - Ben sana bunun için tabi olmadım. Atılan bir ok ile boğazımdan vurulup öleyim de cennete gireyim diye sana tabi oldum, dedi. Peygamberimiz s.a.v .: - Eğer doğru söylüyorsan Allah seni doğrular, arzuna kavuşursun, buyurdu. Sonra düşmanla savaşmaya gittiler. Bir süre sonra o bedevinin cesedini getirdiler. Tam gösterdiği yere, boğazına ok saplanmıştı. Peygamberimiz s.a.v .: - O bedevidir, değil mi? dedi. Sahabiler: - Evet odur, dediler. Peygamberimiz s.a.v.: - O Allah'a doğru söyledi, Allah da onu doğruladı, buyurdu. Sonra onu kendi mübarek cübbesiyle kefenleyerek namazını kıldırdı. Namazda iken şöyle dediği duyuldu: - Allahım ! Bu senin kulundur, senin yolunda hicret ederek yurdundan çıkmıştı. Şehit olarak öldürüldü. Ben buna şahidim! . . . Senin yolundayız. Gönlümüz şahit olsun, gönlümüz doğrulasın yönümüzü, dilimizi. Bedir'de bulunsaydık, Hendek'ten bir taş da biz kaldırsaydık, Uhud Dağı'nda bir dağ gibi düşseydik toprağa… Yolda olmak Hicret emri gelmiş, müslümanların çoğu hicret etmiş, Medine'ye gitmi şti. Mekke'de yalnızca bir özrü sebebiyle gidemeyen çok az sayıda müslüman kalmıştı. Leys Oğulları'ndan gözleri görmeyen, fakat çok zengin bir müslüman olan Damra r.a. da geride kalanlardandı. Kendini hicretten muaf tutulanlardan görmedi ve bir gün yardımcılarına şöyle dedi: - Ben istisna tutulanlardan değilim, hicrete imkan bulabilirim. Çünkü hem malım var hem de yardımcım. Haydi beni bir deveye bindirin. Deveye bindirildi ve ağır ağır yola çıktı. Ten'im denilen yere vardığında ecel onu yakaladı. Vefat etti ve Ten'im'de defnedildi. Damra r.a. hakkında şu ayet nazil oldu: [COLOR=olive]“Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim de Allah'a ve peygambere hicret maksadıyla evinden çıkar da, sonra ölüm kendisine yetişirse, muhakkak ki onun ecri Allah'a düşer. Allah çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir.” ( Nisa, 100 )[/COLOR] Kimileri Medine yolunda düşer lakin Medine'dedir. Kimileri ise… . . . Sahabilerden biri, Ümmü Kays r.a. ile evlenmek istedi. Fakat Ümmü Kays o günlerde Mekke'den Medine'ye hicret etmeyi düşünüyordu. Kendisiyle evlenmek isteyen sahabiye , niyeti ciddi ise Medine'ye hicret etmeyi ve orada evlenmeyi teklif etti. Mekke'deki kurulu düzenini henüz terk etmeyi düşünmeyen o sahabi, Ümmü Kays r.a. ile evlenmek arzusuyla Medine'ye hicret etmek zorunda kaldı. Bu durumunu bilen sahabiler ona “ Ümmü Kays'ın Muhaciri” diye takılmaya ve onun hicret sevabı alıp almadığını tartışmaya ba ş ladılar . Bu tartışmadan haberdar olan Rasul-i Ekrem s.a.v. meseleye açıklık getirmek için şöyle buyurdu: “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Şimdi, kimin niyeti Allah'a ve Rasulü'ne varmak, onlara hicret etmek ise, eline geçecek olan sevap da Allah ve Rasulü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.” Mekke uzaktır bize, Medine uzaktır. Lakin hicret gönülledir. Kalbin her halde Kâbe'ye yönelmesiyledir. Az veren gönülden Efendimiz s.a.v. insanları sadakaya teşvik ettiğinde, Ebu Ukayl r.a. çok az miktar hurma karşılığında bir gece sabaha kadar sırtında su taşıdı. Aldığı hurmanın yarısını ailesine ayırdı, diğer yarısını da Rasulullah s.a.v.'e sadaka olarak verilmek üzere getirdi. Efendimiz s.a.v. “Götür, sadaka malları üzerine dök.” buyurdular. Münafıklar, Ebu Ukayl'ın sadakasını dillerine dolayıp alaya aldılar ve: - Ebu Ukayl'a bakın! Şuncağız hurmalarla Allah'a yaklaşmış, dediler. Bunun üzerine Allah Tealâ Tevbe Suresi'nin 79. ayetini nazil eyledi: [COLOR=olive]“Sadaka vermekte gönülden davranan ve ancak elinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere, bu davranışlarının cezasını Allah verir! Onlara can yakıcı bir azap vardır!”[/COLOR] Değil mi ki gönülden veriliyor, değil mi ki maksut O; O'nun rızası, verilen yarım hurma da olsa göklere kanatlanır. Lakin niyetler ihlâsını kaybeder de, nice kurbanlar yük olur omuzlarımıza, engel olur dolanır ayaklarımıza... O kadar gizli ki... Allah Rasulü s.a.v. buyurdular: “Şehitler, malını infak edenler ve alimler , amellerinin mükafatı olarak cennet isteyecekleri zaman Allah Tealâ onları yalanlayarak her birine şöyle der: ‘Yalan söylediniz; biriniz desinler diye cömertlik etti, diğeriniz kahraman desinler diye cesaret gösterdi, diğeriniz de falanca ne alimdir desinler diye okudu.' Ve hiç biri mükafat alamaz...” Sahabilerden biri bir gün Ubade b. Samit r.a.'a sordu: - Ben harbederken Allah rızasını murat ettiğim gibi, başkalarının beni övmesini de isterim. Ubade r.a .: - Sana bu amelinden bir hayır yok, dedi. Adam bu sualini üç defa tekrar etti, hep aynı cevabı aldı: - Sana bu amelinden bir hayır yok! Hz. Ubade r.a. sonra, Allah Tealâ'nın “Ben ortaklardan en çok uzak olanım.” buyurduğu kudsi hadisi okudu. . . . Efendimiz s.a.v. bize bildirdi ki, şirk, gecenin zifiri karanlığında, kara bir taş üzerinde yürüyen bir karıncanın ayak izinden daha gizli. Ve müslümanı elbette taşa, yıldıza tapınma gibi bir şirk beklemiyordu. Bizlere şu uyarı geliyordu: [COLOR=olive]“…Kim Rabbi'ne kavuşmayı ümit ve arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbi'ne ibadette hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi ortak tutmasın.” ( Kehf , 110) [/COLOR] İnsanlar unutur, bırakır gider. Bir bakarız yalanlarlar. Şahitlikler bozulur. Gönlümüze yazılanlar kalır bir tek... İyi niyet taşları “Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir” diyor bir düşünür. Gönlümüzdeki iyi niyetler elimizin işlediği şerli, gayri meşru aykırı işleri hayra çevirmez. Temiz bir kalpten ancak temiz işler sâdır olur. Rabbi'ne teslim bir kalp, rızık endişesiyle, gelecek korkusuyla harama uzanmaz. “İlim öğrenmek de farz”, ya da “insanlara hizmet!” kaygısıyla kendini ateşe atmaz. Hiç değilse günahını bilir de tevbeye yönelir, bir de niyeti yük etmez omuzlarına. . . . “Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.” (Furkan, 23) Bu ayetinin dehşetinden sana sığınırız Rabbim. Kalbimiz doğrulasın yapıp ettiklerimizi ki, boş bir yorgunluk kalmasın geriye. Kuru kuruya bir açlık kalmasın geriye. Sırat'ta yük olmasın ibadetlerimiz, toza dumana karışıp kaybolmasın. Bir gün öyle isteyelim ki seni, kendimizi unutalım, yapıp ettiklerimizi unutalım, cenneti unutalım. Herkes senden isterken, biz seni isteyelim.[/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yalnız Senin İçin...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst