Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yanlizlik Katmer Katmer
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zeyhak_" data-source="post: 3254" data-attributes="member: 22"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Gurbet gömlek gömlek… Yalnızlık katmer katmer… Avuç içleri açıkta, yürek yağmalanıyor… Gönül hüzünle örtülü…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Yalnızlık denizinde yüzmeyi bilmiyorsan, öğrenmekten başka çaren var mı? Yakın kim? Sevgili ne kadar sayar? Aşk ne işe yarar?</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kalp kaynamadan hikmet taamları nasıl pişer? Öyle acı ateşler vardır ki ancak kalp bilir tadını. Kim nasıl tarif edebilir onu? Kelimeler kaybolur, sözler sükût eder, sazlar kırılır acıdan…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Sen varsındır, bir de senle beraber kederin… Kelimesiz ve sessiz konuşursun kederinle… Kimse duymaz, kimse görmez seni… Gecenin koynunda iniltilerle inliyorsundur…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kesret kanatır yaralarını… Kalabalıkların kabullenişi kandırıcıdır… Araftasındır… Kaçmak istersin de kaçamazsın Kaf dağlarının ardına…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Yollar kıvrılır durur önünde… Düğüm düğüm döner uzayıp giden günler… Bir ağaç ararsın gövdesine yaslanacağın, gölgesinde serinleyeceğin… Sıcak rüzgâr kumuyla vurur yüzüne…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Yüzün yere eğik yürürsün gündüz ve gecede… Gece ve gündüz eşittir şavksızlıkta… Gün ışığında kandil de olsa elinde bir işe yaramaz… Leylasızsındır Mecnun çöllerde…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Göğe bakarsın, bakışların Ay’sız yere düşer… Tesellisizdir yıldızlar… Siyahî bulutlar gezinir üstünde, sığınacak sıcak bir sevgi, saracak bir şefkat ararsın… Üşürsün…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Bülbüller çile çınlatır kulaklarına… Gözlerin görmez olur gül güzelliğini… Ellerin kanar çiçek dikenlerinden… Düşüncelerin darmadağın… Duyguların durgun ve donuk…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Hikmet açlığından yüreğine taş bağlayasın gelir, sökecek bir taş bulamazsın… Baka kalırsın yol üstünde… Yürümeye mecalin yoktur… Kalkıp koşmak istersin, kayarsın…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Her yeri karamsarlık karanlığı mı kaplamış? Hiç mi ışık yok? Yollar bitmiş, her şey tükenmiş mi? Kalp kimsesiz mi? Kapılar kapalı mı? Sevgi serap olmuş, şefkat kaçmış mı? Vefa ulaşılamaz mı olmuş? Dostluklar tüketilmiş, hoşgörü hiçliğe mi atılmış? Anlayışlara duvar mı örülmüş?</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Ne arıyorsun, nerede arıyorsun? Karanlık olmadan ışık, hastalık olmadan şifa, dert olmadan deva, sıkıntı olmadan ferahlık bilinebilinir mi? Bilinirlik bilinmezlik örtüsünün altında… Zıtlar dünyasının izafiliğinde üzülüp sevinmiyor muyuz?</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Görünmek isteyen Rahmet, dert, keder olmadan nasıl bilinecek ve görülecek? Keder kader değil, asıl keder kaderi kabullenememek… Rahmeti itimat onun celbine vesile, tenkit ise terkine…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Her şey geçicilik nehrinde akarak eriyor… Nehir ne kadar çağlasa da sükun denizi hepsini yutuyor… Ömür uzun değil, ölüm uzak değil… Uzun olan elemlere götüren emeller…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Yerin renkli çiçekleri kara topraktan, göğün aydınlık yıldızları karanlıktan çıkmıyor mu? Yıldız ve çiçeği buluşturan yakınlık, görmeyi “görmek”le mümkün… Karanlıkta hikmet ışıkları çakabiliyorsan gurbet gömleği vuslat elbisesine dönüşüyordur…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Yalnız olan yalnızlıktır… Kainat sevgi hamurunda şefkatle yoğrulmuşsa küreler ve kalp birbirinden uzak değildir…Sonsuzluk soluklarımız kadar yakındır…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kabuğunu kırmayan çekirdek çürümeye mahkumdur… Kalp kabuğunu kırmadıkça, dert yalnızlığında yokluklara yuvarlanacaktır…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kabuk acı ile çatlar, sonrasında şefkat gövdesi sevgi dalları üzerinde hikmet meyveleri görünür… Böylesi bir ağaç olmak için acıya sabır, kedere kabullenmek gerekiyor…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Bir acı çekirdek yüzlerce tatlı meyveye “meyve” veriyor… Toprak altında yalnız olan çekirdek, göğün göğsüne sevgi ve şefkat nişanesi olarak asılıyor…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Acıların açtığı kapıdan sabırla yürüyen, ömür ağacında sonsuzluk meyvelerini yetiştiriyordur… Üzüntüler üzülmeye değmez… Hadi tevekkülle gül, o da gülsün…</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zeyhak_, post: 3254, member: 22"] [FONT=Comic Sans MS][B]Gurbet gömlek gömlek… Yalnızlık katmer katmer… Avuç içleri açıkta, yürek yağmalanıyor… Gönül hüzünle örtülü… Yalnızlık denizinde yüzmeyi bilmiyorsan, öğrenmekten başka çaren var mı? Yakın kim? Sevgili ne kadar sayar? Aşk ne işe yarar? Kalp kaynamadan hikmet taamları nasıl pişer? Öyle acı ateşler vardır ki ancak kalp bilir tadını. Kim nasıl tarif edebilir onu? Kelimeler kaybolur, sözler sükût eder, sazlar kırılır acıdan… Sen varsındır, bir de senle beraber kederin… Kelimesiz ve sessiz konuşursun kederinle… Kimse duymaz, kimse görmez seni… Gecenin koynunda iniltilerle inliyorsundur… Kesret kanatır yaralarını… Kalabalıkların kabullenişi kandırıcıdır… Araftasındır… Kaçmak istersin de kaçamazsın Kaf dağlarının ardına… Yollar kıvrılır durur önünde… Düğüm düğüm döner uzayıp giden günler… Bir ağaç ararsın gövdesine yaslanacağın, gölgesinde serinleyeceğin… Sıcak rüzgâr kumuyla vurur yüzüne… Yüzün yere eğik yürürsün gündüz ve gecede… Gece ve gündüz eşittir şavksızlıkta… Gün ışığında kandil de olsa elinde bir işe yaramaz… Leylasızsındır Mecnun çöllerde… Göğe bakarsın, bakışların Ay’sız yere düşer… Tesellisizdir yıldızlar… Siyahî bulutlar gezinir üstünde, sığınacak sıcak bir sevgi, saracak bir şefkat ararsın… Üşürsün… Bülbüller çile çınlatır kulaklarına… Gözlerin görmez olur gül güzelliğini… Ellerin kanar çiçek dikenlerinden… Düşüncelerin darmadağın… Duyguların durgun ve donuk… Hikmet açlığından yüreğine taş bağlayasın gelir, sökecek bir taş bulamazsın… Baka kalırsın yol üstünde… Yürümeye mecalin yoktur… Kalkıp koşmak istersin, kayarsın… Her yeri karamsarlık karanlığı mı kaplamış? Hiç mi ışık yok? Yollar bitmiş, her şey tükenmiş mi? Kalp kimsesiz mi? Kapılar kapalı mı? Sevgi serap olmuş, şefkat kaçmış mı? Vefa ulaşılamaz mı olmuş? Dostluklar tüketilmiş, hoşgörü hiçliğe mi atılmış? Anlayışlara duvar mı örülmüş? Ne arıyorsun, nerede arıyorsun? Karanlık olmadan ışık, hastalık olmadan şifa, dert olmadan deva, sıkıntı olmadan ferahlık bilinebilinir mi? Bilinirlik bilinmezlik örtüsünün altında… Zıtlar dünyasının izafiliğinde üzülüp sevinmiyor muyuz? Görünmek isteyen Rahmet, dert, keder olmadan nasıl bilinecek ve görülecek? Keder kader değil, asıl keder kaderi kabullenememek… Rahmeti itimat onun celbine vesile, tenkit ise terkine… Her şey geçicilik nehrinde akarak eriyor… Nehir ne kadar çağlasa da sükun denizi hepsini yutuyor… Ömür uzun değil, ölüm uzak değil… Uzun olan elemlere götüren emeller… Yerin renkli çiçekleri kara topraktan, göğün aydınlık yıldızları karanlıktan çıkmıyor mu? Yıldız ve çiçeği buluşturan yakınlık, görmeyi “görmek”le mümkün… Karanlıkta hikmet ışıkları çakabiliyorsan gurbet gömleği vuslat elbisesine dönüşüyordur… Yalnız olan yalnızlıktır… Kainat sevgi hamurunda şefkatle yoğrulmuşsa küreler ve kalp birbirinden uzak değildir…Sonsuzluk soluklarımız kadar yakındır… Kabuğunu kırmayan çekirdek çürümeye mahkumdur… Kalp kabuğunu kırmadıkça, dert yalnızlığında yokluklara yuvarlanacaktır… Kabuk acı ile çatlar, sonrasında şefkat gövdesi sevgi dalları üzerinde hikmet meyveleri görünür… Böylesi bir ağaç olmak için acıya sabır, kedere kabullenmek gerekiyor… Bir acı çekirdek yüzlerce tatlı meyveye “meyve” veriyor… Toprak altında yalnız olan çekirdek, göğün göğsüne sevgi ve şefkat nişanesi olarak asılıyor… Acıların açtığı kapıdan sabırla yürüyen, ömür ağacında sonsuzluk meyvelerini yetiştiriyordur… Üzüntüler üzülmeye değmez… Hadi tevekkülle gül, o da gülsün… [/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Yanlizlik Katmer Katmer
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst