Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 260875" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Allah’ın hükmüyle hükmetmek</strong></p><p></p><p>Allah’ın hükmüyle hükmetmek</p><p> 05 Eylül 2011 Pazartesi 06:50</p><p> Merhum müfessir Seyyid Kutup’un kardeşi Muhammed Kutup, pek çok İslam ülkesinde bir dizi konferanslar vermiş. Buralarda anlattığı konu, Maide suresinde arka arkaya geldiği söylenebilecek “Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kâfirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridir” ayetleri imiş. Bu konferanslarda, ağabeyinin bu ayetlere yaptığı tefsirin tashihe ihtiyacı olduğunu dile getiriyormuş.</p><p> Seyyid Kutup bu ayetlerin çok açık olduğunu, Allah bir şeyi yap dediğinde eğer insanlar yapmıyorsa, onların kâfir olacağını dile getiriyormuş.</p><p> Mesela bir memur çalıştığı yerde Allah’ın hükümlerine göre çalışmıyorsa kâfir mi olur? Bir esnaf dükkânında yaptığı satışı başka kurallara göre yapıyorsa dinden mi çıkacak? Ya bir çiftçi? Bir doktor, bir mühendis...</p><p> Seyyid Kutup’un yaptığı izaha göre, evet.</p><p> Ağabeyi kadar çok tanınmasa da İslam dünyasında bilinen bir âlim olan Muhammed Kutup’un bu konferanslara başlamasının nedeni de oldukça dikkate değer. Suriye’de 1980’li yılların başında bazı ayaklanmalar olmuş. Bu ayaklanmayı başlatanlar, Seyyid Kutup’un tefsirini göstermişler (Maide suresinin 44, 45 ve 47. ayetleri) ve bazı insanların burada anlatıldığı gibi Allah’ın hükmüyle hükmetmediğini dile getirmişler. Akabinde, buna razı olmadıklarını ve Allah’ın hükmünü başa geçinceye kadar mücadele edeceklerini söylemişler. Durum oldukça ciddi bir noktaya gelmiş.</p><p> Hal böyle olunca, Muhammed Kutup, ağabeyinin yorumunun eksik olduğunu, İslam müfessirlerinin bu ayeti böyle yorumlamadıklarını, tam da bu ayaklanmaların olduğu yerde dile getirerek olaya müdahale etmiş. Bu konferanslar hüsn-ü kabul görmüş ve daha sonra talepler doğrultusunda pek çok İslam ülkesinde yapılmış. Yani Muhammed Kutup’un bu meselenin doğru anlaşılması için önemli gayretleri olmuş.</p><p> Aslında bu ayetleri izah eden çok sayıda müfessir olmuş. Onların izahlarına da bakılırsa ayet daha iyi anlaşılır. Mesela ilk müfessirlerden olan İbni Abbas radıyallahu anh (Peygamber efendimizin amcasının oğlu olup onun duasına mazhar olmuştur), “ve men lem yahkum” ayetini, “ve men lem yusaddik” şeklinde anlamak gerektiğini bildiriyor. Yani ayeti, “şayet iman etmezse” gibi bir kayıt düşerek okumak gerektiğini bildiriyor. Allah bir hüküm bildiriyor ve insanlar bu hükmü kabul etmiyorlarsa, işte o zaman bu ayet-i kerimelerin bildirdiği kâfirler, zalimler, fasıklar sınıfına girmiş olurlar. Tıpkı imanın bir şartını kabul etmemesiyle insanın dinden çıktığı gibi, burada da Allah’ın bir hükmü inkâr edildiği zaman dinden çıkıp kâfirler zümresine girilmiş olur.</p><p> Diğer türlü (yani inanç açısından ele alınmazsa) o zaman karşımızda ciddi bir sorun var demektir. Mesela Allah namaz kıl dediği için namaz kılıyoruz. Namazı tatbik etmediğimiz zaman ne olacak? Allah’ın hükmüyle hükmetmemiş oluruz. O zaman kâfir mi oluruz? Oysa bunun dinî literatürde zaten bir karşılığı var ki, ona günah deniyor. Yani bir mümin inandığı halde inancının gereğini yerine getirmiyorsa ona günahkâr deniyor, kâfir denmiyor. Şayet “namaz yoktur, inanmıyorum” diyorsa, o zaman Allah’ın hükmüyle hükmetmemiş olup bu ayetin hükmü dâhiline girmiş olur.</p><p> Elbette burada aslolan hem tasdik etmek hem yerine getirmektir. Ama yerine getirmekte gevşeklik gösteriyorsa kâfirdir denmez. Muhammed Kutup’un bu seminerlerine bizzat katılan Moral FM programcılarından Kenan Demirtaş’tan bu izahları dinledim. Bu, aynı zamanda bu ayet-i kerimelerle ilgili bendeki bir düğümü de çözmüş oldu. İnşaallah istifadeye medar olur...</p><p> <strong>NOT:</strong> Buradan kesinlikle Seyyid Kutup’un tefsirini tahfif ettiğim gibi bir mana çıkmasın. Bilakis Fî Zilali’l-Kur’an çok değerli bir tefsir külliyattır. Bazı ayetler için yapılan tefsirin tashihe ihtiyacı olduğunu (başta kardeşi olmak üzere) âlimler dile getiriyorlar. Yoksa bir müfessirin izahına dil uzatmak benim haddim değil.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 260875, member: 1016557"] [b]Allah’ın hükmüyle hükmetmek[/b] Allah’ın hükmüyle hükmetmek 05 Eylül 2011 Pazartesi 06:50 Merhum müfessir Seyyid Kutup’un kardeşi Muhammed Kutup, pek çok İslam ülkesinde bir dizi konferanslar vermiş. Buralarda anlattığı konu, Maide suresinde arka arkaya geldiği söylenebilecek “Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kâfirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridir” ayetleri imiş. Bu konferanslarda, ağabeyinin bu ayetlere yaptığı tefsirin tashihe ihtiyacı olduğunu dile getiriyormuş. Seyyid Kutup bu ayetlerin çok açık olduğunu, Allah bir şeyi yap dediğinde eğer insanlar yapmıyorsa, onların kâfir olacağını dile getiriyormuş. Mesela bir memur çalıştığı yerde Allah’ın hükümlerine göre çalışmıyorsa kâfir mi olur? Bir esnaf dükkânında yaptığı satışı başka kurallara göre yapıyorsa dinden mi çıkacak? Ya bir çiftçi? Bir doktor, bir mühendis... Seyyid Kutup’un yaptığı izaha göre, evet. Ağabeyi kadar çok tanınmasa da İslam dünyasında bilinen bir âlim olan Muhammed Kutup’un bu konferanslara başlamasının nedeni de oldukça dikkate değer. Suriye’de 1980’li yılların başında bazı ayaklanmalar olmuş. Bu ayaklanmayı başlatanlar, Seyyid Kutup’un tefsirini göstermişler (Maide suresinin 44, 45 ve 47. ayetleri) ve bazı insanların burada anlatıldığı gibi Allah’ın hükmüyle hükmetmediğini dile getirmişler. Akabinde, buna razı olmadıklarını ve Allah’ın hükmünü başa geçinceye kadar mücadele edeceklerini söylemişler. Durum oldukça ciddi bir noktaya gelmiş. Hal böyle olunca, Muhammed Kutup, ağabeyinin yorumunun eksik olduğunu, İslam müfessirlerinin bu ayeti böyle yorumlamadıklarını, tam da bu ayaklanmaların olduğu yerde dile getirerek olaya müdahale etmiş. Bu konferanslar hüsn-ü kabul görmüş ve daha sonra talepler doğrultusunda pek çok İslam ülkesinde yapılmış. Yani Muhammed Kutup’un bu meselenin doğru anlaşılması için önemli gayretleri olmuş. Aslında bu ayetleri izah eden çok sayıda müfessir olmuş. Onların izahlarına da bakılırsa ayet daha iyi anlaşılır. Mesela ilk müfessirlerden olan İbni Abbas radıyallahu anh (Peygamber efendimizin amcasının oğlu olup onun duasına mazhar olmuştur), “ve men lem yahkum” ayetini, “ve men lem yusaddik” şeklinde anlamak gerektiğini bildiriyor. Yani ayeti, “şayet iman etmezse” gibi bir kayıt düşerek okumak gerektiğini bildiriyor. Allah bir hüküm bildiriyor ve insanlar bu hükmü kabul etmiyorlarsa, işte o zaman bu ayet-i kerimelerin bildirdiği kâfirler, zalimler, fasıklar sınıfına girmiş olurlar. Tıpkı imanın bir şartını kabul etmemesiyle insanın dinden çıktığı gibi, burada da Allah’ın bir hükmü inkâr edildiği zaman dinden çıkıp kâfirler zümresine girilmiş olur. Diğer türlü (yani inanç açısından ele alınmazsa) o zaman karşımızda ciddi bir sorun var demektir. Mesela Allah namaz kıl dediği için namaz kılıyoruz. Namazı tatbik etmediğimiz zaman ne olacak? Allah’ın hükmüyle hükmetmemiş oluruz. O zaman kâfir mi oluruz? Oysa bunun dinî literatürde zaten bir karşılığı var ki, ona günah deniyor. Yani bir mümin inandığı halde inancının gereğini yerine getirmiyorsa ona günahkâr deniyor, kâfir denmiyor. Şayet “namaz yoktur, inanmıyorum” diyorsa, o zaman Allah’ın hükmüyle hükmetmemiş olup bu ayetin hükmü dâhiline girmiş olur. Elbette burada aslolan hem tasdik etmek hem yerine getirmektir. Ama yerine getirmekte gevşeklik gösteriyorsa kâfirdir denmez. Muhammed Kutup’un bu seminerlerine bizzat katılan Moral FM programcılarından Kenan Demirtaş’tan bu izahları dinledim. Bu, aynı zamanda bu ayet-i kerimelerle ilgili bendeki bir düğümü de çözmüş oldu. İnşaallah istifadeye medar olur... [B]NOT:[/B] Buradan kesinlikle Seyyid Kutup’un tefsirini tahfif ettiğim gibi bir mana çıkmasın. Bilakis Fî Zilali’l-Kur’an çok değerli bir tefsir külliyattır. Bazı ayetler için yapılan tefsirin tashihe ihtiyacı olduğunu (başta kardeşi olmak üzere) âlimler dile getiriyorlar. Yoksa bir müfessirin izahına dil uzatmak benim haddim değil. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst