Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 262314" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Okullar açılırken</strong></p><p></p><p>Okullar açılırken</p><p> 18 Eylül 2011 Pazar 05:00</p><p> Cahil kalmanın ve cehaletle barışık yaşamanın en kestirme yolu bir ideolojiye bağlanmaktır. Her sorunun cevabını vermeye hazır bir ideoloji yanı başınızda dururken, neden yeni şeyler öğrenme zahmetine katlanacaksınız?</p><p> Üstelik bağlandığınız ideolojiyi bilmeniz de gerekmez. Her sorunun cevabının o ideolojinin içinde bulunduğuna yürekten inanmanız yeterlidir.</p><p> Somut örnek milliyetçilik. Büyük işler başarmış büyük mü büyük bir millete mensupsunuz. O kadar büyük ki, bir baltaya sap olamasanız bile sizi de büyük yapmak için yeterli. Bu ideolojiye dört elle sarıldığınız zaman, kahraman ve büyük bir milletin mensubu olarak zaten yeteri kadar büyük oluyorsunuz. O kocaman egoya, dirseğinizi çürütüp yeni şeyler öğrenmek, dünyada olup bitenleri takip etmek hiç yakışır mı? Milliyetçiliğin cehaletle eş anlamlı bir siyasî kişilik olarak karşınıza çıkması, bu genel kurala dayanmasından kaynaklanıyor.</p><p> Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in teşkilat kanunundan o çok bilindik ideolojik zırvaları temizlemesi, eğitimde çağ atlamak için en büyük engelin ortadan kaldırılması demek. 'Atatürk'ü, Türk'ü kanundan çıkarttılar' diye ağlaşanları, yukarıdaki çerçevenin içine yerleştirmek lâzım. 'Atatürk milliyetçiliği'nin, 'Atatürk ilke ve inkılapları'nın ve 'Türklüğün millî ve manevî değerleri'nin eğitime, ülkeye, hatta Türklüğe ne faydası vardı? Ne faydası, tersine zararı vardı. Bilhassa Türklüğe.</p><p> Genç beyinlere bir ideolojiyi zerk etmekle görevli öğretmenlerden eğitim adına hiçbir hayır gelmediğini tecrübe ederek öğrenmedik mi? Çünkü ideolojik görev, ideolojinin sığlığı ve ilkelliği ile müsavi bir öğretmen kalitesi üretir. Öğretmenlerimize 'Atatürk milliyetçiliği nedir?' diye sorduğunuz zaman alacağınız cevaplar, bu ilkelliği yansıtmak için yeterlidir. Son yazıma, öğretmenlerden destek de tepki de geldi. Bir İngilizce öğretmeni, ne kadar fedakârca kendisini mesleğine adadığından bahsediyor. Halbuki ölçü basit. Hazırlık sınıflarında çocuklarımızın bir yılına el koyup en basit İngilizce cümleyi kuramadan yıl sonunu getirmenin neresi başarı? Sebep: Şeklî ideolojik kalıplar eğitimi amacından uzaklaştırıyor. Atatürkçü eğitim laflarını çok edince çocukların İngilizcesini kimse sorgulamıyor. Yabana atılmayacak bir öneri: Okullarımızdan müzik, resim, edebiyat gibi estetik değeri olan bütün dersleri toptan kaldırsak, yeni yetişen nesillerde müziğe, plastik sanatlara ve edebiyata dair zevkler daha çok gelişmez mi? İngilizce derslerini toptan kaldırsak, gençlerimiz öğrenemedikleri İngilizceye yıllarını vermekten kurtulmaz mı? Bu derslerde sağlanan fayda sıfıra yakın. Hatta öğretilen yanlış şeyler ve tahrip edilen estetik zevki dikkate alınca zarardayız. Alın size zamandan, paradan ve personelden tasarruf.</p><p> Bütün bu kalitesizliğin, sığlığın ve ilkelliğin müsebbibi, eğitim bürokrasisinin arkasına sığındığı ideolojiydi. Özel okullar bu dar kalıpları kırmak için kendilerince yöntemler geliştirdiler. Büyük ölçüde başarılı oldular ve devlet okullarını da aradaki mesafeyi açarak değişime zorladılar.</p><p> İdeolojik eğitim saplantısı okulları eğitim açısından işkence merkezlerine dönüştürdü. Fen liseleri, Anadolu liseleri gibi okullar, zeki çocukların bir arada olmasına fırsat vererek birbirlerinden beslenmelerine imkân sağladı. Okul işlevini, sadece çocuklar için sosyalleşme ortamı oluşturarak yerine getirdi. Özel okullar fazlasını ilave ederek çocukların ruh ve kişilik gelişimine, yani gerçekten eğitime de el attılar. Çoğumuzun eleştirdiği sınav maratonları, hiç olmazsa rekabeti eğitime soktuğu için kaliteyi yükseltti. Artan kalite talebini devlet okullarının değil dershanelerin karşılaması ise başka bir sorun.</p><p> Evet, sonuç olarak 'Millî eğitim' denildiği zaman o kadar personel, o kadar bina ve o kadar imkânla, üstelik devlet bütçesinden aslan payını alarak yapılan işin sağladığı fayda sıfıra yakın. Bu durumun öğretmen kalitesiyle değil, sistemle alâkalı olduğunu vurgulayalım. Peki sistem nasıl değişir? Önce sizi bulunduğunuz yere sabitleyen, ilerlemenizi engelleyen safralardan, yani ideolojik yüklerden kurtularak. Bilmediği -çünkü kimsenin tarif edemediği- Atatürk milliyetçiliğini ve 'Türklüğün manevî değerleri'ni çocuklara öğretmek yükünden kurtulan öğretmen asıl işini yapmaya başlayabilecek artık.</p><p> Zaman</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 262314, member: 1016557"] [b]Okullar açılırken[/b] Okullar açılırken 18 Eylül 2011 Pazar 05:00 Cahil kalmanın ve cehaletle barışık yaşamanın en kestirme yolu bir ideolojiye bağlanmaktır. Her sorunun cevabını vermeye hazır bir ideoloji yanı başınızda dururken, neden yeni şeyler öğrenme zahmetine katlanacaksınız? Üstelik bağlandığınız ideolojiyi bilmeniz de gerekmez. Her sorunun cevabının o ideolojinin içinde bulunduğuna yürekten inanmanız yeterlidir. Somut örnek milliyetçilik. Büyük işler başarmış büyük mü büyük bir millete mensupsunuz. O kadar büyük ki, bir baltaya sap olamasanız bile sizi de büyük yapmak için yeterli. Bu ideolojiye dört elle sarıldığınız zaman, kahraman ve büyük bir milletin mensubu olarak zaten yeteri kadar büyük oluyorsunuz. O kocaman egoya, dirseğinizi çürütüp yeni şeyler öğrenmek, dünyada olup bitenleri takip etmek hiç yakışır mı? Milliyetçiliğin cehaletle eş anlamlı bir siyasî kişilik olarak karşınıza çıkması, bu genel kurala dayanmasından kaynaklanıyor. Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in teşkilat kanunundan o çok bilindik ideolojik zırvaları temizlemesi, eğitimde çağ atlamak için en büyük engelin ortadan kaldırılması demek. 'Atatürk'ü, Türk'ü kanundan çıkarttılar' diye ağlaşanları, yukarıdaki çerçevenin içine yerleştirmek lâzım. 'Atatürk milliyetçiliği'nin, 'Atatürk ilke ve inkılapları'nın ve 'Türklüğün millî ve manevî değerleri'nin eğitime, ülkeye, hatta Türklüğe ne faydası vardı? Ne faydası, tersine zararı vardı. Bilhassa Türklüğe. Genç beyinlere bir ideolojiyi zerk etmekle görevli öğretmenlerden eğitim adına hiçbir hayır gelmediğini tecrübe ederek öğrenmedik mi? Çünkü ideolojik görev, ideolojinin sığlığı ve ilkelliği ile müsavi bir öğretmen kalitesi üretir. Öğretmenlerimize 'Atatürk milliyetçiliği nedir?' diye sorduğunuz zaman alacağınız cevaplar, bu ilkelliği yansıtmak için yeterlidir. Son yazıma, öğretmenlerden destek de tepki de geldi. Bir İngilizce öğretmeni, ne kadar fedakârca kendisini mesleğine adadığından bahsediyor. Halbuki ölçü basit. Hazırlık sınıflarında çocuklarımızın bir yılına el koyup en basit İngilizce cümleyi kuramadan yıl sonunu getirmenin neresi başarı? Sebep: Şeklî ideolojik kalıplar eğitimi amacından uzaklaştırıyor. Atatürkçü eğitim laflarını çok edince çocukların İngilizcesini kimse sorgulamıyor. Yabana atılmayacak bir öneri: Okullarımızdan müzik, resim, edebiyat gibi estetik değeri olan bütün dersleri toptan kaldırsak, yeni yetişen nesillerde müziğe, plastik sanatlara ve edebiyata dair zevkler daha çok gelişmez mi? İngilizce derslerini toptan kaldırsak, gençlerimiz öğrenemedikleri İngilizceye yıllarını vermekten kurtulmaz mı? Bu derslerde sağlanan fayda sıfıra yakın. Hatta öğretilen yanlış şeyler ve tahrip edilen estetik zevki dikkate alınca zarardayız. Alın size zamandan, paradan ve personelden tasarruf. Bütün bu kalitesizliğin, sığlığın ve ilkelliğin müsebbibi, eğitim bürokrasisinin arkasına sığındığı ideolojiydi. Özel okullar bu dar kalıpları kırmak için kendilerince yöntemler geliştirdiler. Büyük ölçüde başarılı oldular ve devlet okullarını da aradaki mesafeyi açarak değişime zorladılar. İdeolojik eğitim saplantısı okulları eğitim açısından işkence merkezlerine dönüştürdü. Fen liseleri, Anadolu liseleri gibi okullar, zeki çocukların bir arada olmasına fırsat vererek birbirlerinden beslenmelerine imkân sağladı. Okul işlevini, sadece çocuklar için sosyalleşme ortamı oluşturarak yerine getirdi. Özel okullar fazlasını ilave ederek çocukların ruh ve kişilik gelişimine, yani gerçekten eğitime de el attılar. Çoğumuzun eleştirdiği sınav maratonları, hiç olmazsa rekabeti eğitime soktuğu için kaliteyi yükseltti. Artan kalite talebini devlet okullarının değil dershanelerin karşılaması ise başka bir sorun. Evet, sonuç olarak 'Millî eğitim' denildiği zaman o kadar personel, o kadar bina ve o kadar imkânla, üstelik devlet bütçesinden aslan payını alarak yapılan işin sağladığı fayda sıfıra yakın. Bu durumun öğretmen kalitesiyle değil, sistemle alâkalı olduğunu vurgulayalım. Peki sistem nasıl değişir? Önce sizi bulunduğunuz yere sabitleyen, ilerlemenizi engelleyen safralardan, yani ideolojik yüklerden kurtularak. Bilmediği -çünkü kimsenin tarif edemediği- Atatürk milliyetçiliğini ve 'Türklüğün manevî değerleri'ni çocuklara öğretmek yükünden kurtulan öğretmen asıl işini yapmaya başlayabilecek artık. Zaman [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst