Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 263640" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Cevap: Kur'anı Risale-i Nur'dan öğrendim-1</strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">12.3.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.</span></u></strong></p><p> </p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Aziz, sıddık kardeşlerimiz,</strong><br /> <br /> İmtihan ve gazanız geçmiş olsun der, sizi tebrik ederiz. Risale-i Nur’un tahkikî iman dersleriyle iman mertebelerinde terakki ve teâli edip kuvvetli imanı elde eden Nur talebeleri için öyle taarruzlar, bir cihetten bir imtihandır ve kömürle elması tefrik eden bir mihenktir. Nur talebeleri için Allah’a iman, Peygambere ittibâ ve Kur’ân-ı Kerîmle amelden dolayı hapisler bir medrese-i Yusufiyedir. Zulüm ve işkenceler, birer kamçı, birer perçindir. Kader-i İlâhî bize o hücumlarla işaret veriyor ki, “Haydi, durma, çalış!...”<br /> <br /> Kur’ân ve iman hizmeti uğrunda mahkemelerde konuşmak, Nur talebelerince bir dostu ile sohbet etmektir. Karakollara götürülüp getirilmek, çarşı pazara gidip gelmekten farksızdır. Kelepçeler, dinî cihâd-ı ekberin birer altın bileziğidirler. Beşerin zulmen mahkûm etmesi ise, hakikatte Hakkın beraat vereceğine bir delildir. Bütün öyle işkence ve zulümler, Nur talebeleri için birer şeref madalyasıdır. Ne mutlu ki, otuz seneden beri Nur talebeleri ağabeylerimiz bu nimetlere mazhar olmuşlar. Maalesef bizlere ki, bizler bu şereflere nail olamadık ve olamayacağız da. Zira bunları kazandıran devir kapanmak üzeredir.<br /> <br /> Risale-i Nur, bu vatan ve millete emniyet ve âsâyişi temin eden ve kalblere birer yasakçı bırakan imanî bir eserdir. İslâmiyet düşmanlarının tahrikâtıyla olan müteaddit mahkemelerde Risale-i Nur’a beraatler verilmiş. Temyiz Mahkemesi ittifakla beraat kararını tasdik ederek Risale-i Nur dâvâsı kazıye-i muhkeme halini almıştır. Yirmi beş mahkeme de “Risale-i Nur’da suç bulamıyoruz” diye karar vermiştir. Otuz seneden beri yüz binlerle Nur talebelerinin bir tek vukuatı görülmemiştir. Bunun için, Risale-i Nur’un neşrine mâni olmaya çalışanlar, emniyet </span><span style="font-family: 'Calibri'">ve âsâyişin düşmanı ve vatan ve millet haini anarşistlerin hesabına bilerek veya bilmeyerek çalışanlardır.<br /> <br /> Risale-i Nur’a ilişen hükûmet değildir; çünkü, emniyet ve zabıta anlamış ki, Bediüzzaman ve Nur talebelerinde siyasî bir gaye yoktur. Bunların meşguliyeti, sadece iman ve İslâmiyettir. İşte o gizli din düşmanlarının taarruzları karşısında Nur talebeleri Risale-i Nur’daki tahkikî iman derslerinin verdiği iman kuvvetiyle metin, salâbetli ve mağlûp edilmez bir hizbü’l-Kur’ân ve fethedilmez bir kal’a halindedirler. Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale-i Nur’a ve Üstadlarına olan sadakat ve sebat ve faaliyetleri ziyadeleşir, perçinleşir. Bir talebesi, Üstadımıza şöyle yazmış:<br /> <br /> “Ey benim aziz kahraman Üstadım! Muarızlarımız arttıkça kuvvetimiz çoğalıyor. Rabb-i Rahîmimize hadsiz şükürler olsun.”<br /> <br /> Evet, o bir zamanlar ki, karanlıklı, zulümatlı ve eşedd-i zulüm ve istibdad-ı mutlak devrinde herkes susturulmuş; fakat tek bir kimse susmamış ve susturulamamış. Bu yektâ ve nadir kimse olan Bediüzzaman’ın talebeleri de mağlûp edilememişlerdir…<br /> <br /> Nur talebeleri, evvelâ kendi imanlarını kurtarmak, bununla beraber din kardeşlerinin de imanlarını kurtarmak için Kur’ân-ı Hakîmin yüksek ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nur’u okumuşlar ve okutmuşlardır. İmanlarını kurtarmaya çalıştıkları ve rıza-yı İlâhi için Kur’ân’a ve imana Risale-i Nur’la hizmet ettikleri sırada mâruz kaldıkları hücum ve taarruzlara hiç ehemmiyet vermeyerek, o gizli din düşmanlarının tasallutlarını, saldırışlarını kendileri için iman ve Kur’ân hesabına bir kamçı ve bir teşvikçi hükmüne geçtiğine kanaat getirmişlerdir. Otuz senelik bu nevi hâdisâtın ve bu nevi tesiratın neticeleri, bu millet-i İslâmiye muvacehesinde meydandadır.<br /> <br /> İşte, Risale-i Nur’un yeni ve müştak talebeleri olan kardeşlerimiz! Sizler de böyle bir Üstadın ve böyle bir eserin talebeleri olduğunuzdan, sizlerin de bu semerelere ve meyvelere mazhar olup Nurlara daha ziyade sarılarak, hararet ve iştiyakınız daha fazla ziyadeleşmiş olarak Nurları sebat ve sadakatle okumak derecesine nail olacağınızdan, hem sizleri ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Hem sizlere binler selâm ve dualar edip dualarınızı bekliyoruz.</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>amel</strong> : davranış, iş<br /> <strong>asayiş</strong> : emniyet, güven ve huzur<br /> <strong>aziz</strong> : çok değerli, izzetli<br /> <strong>beraat</strong> : temize çıkma, suçsuz bulunma, serbest bırakılma<br /> <strong>beşer</strong> : insan<br /> <strong>cihâd-ı ekber</strong> : en büyük cihat; nefisle mücadele<br /> <strong>devir</strong> : dönem</span> <br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">emniyet ve zabıta</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : güvenlik güçleri, güvenlik birimleri<br /> <strong>eşedd-i zulüm</strong> : zulmün en şiddetlisi, çok şiddetli zulüm ve baskı<br /> <strong>faaliyet</strong> : icraat, çalışma<br /> <strong>feth</strong> : açma, zapt etme<br /> <strong>gaza</strong> : din vatan ve millet gibi mukaddes değerler uğruna yapılan cihat ve mücadele </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hâdisât</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : hâdiseler, olaylar<br /> <strong>hadsiz</strong> : sayısız, sınırsız<br /> <strong>Hak</strong> : varlığı hak olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah<br /> <strong>hakikat</strong> : gerçek<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hararet</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sıcaklık, ateş; (mecaz olarak) aşırı istekli olma<br /> <strong>hilâf-ı hakikat</strong> : gerçeğe aykırı, gerçek dışı<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">hizbü’l-Kur’ân</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Kur’ân taraftarı, hizmetkârı<br /> <strong>hükûmet</strong> : idare, yönetim<br /> <strong>imanî</strong> : imanla ilgili, imana dair<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">istibdad-ı mutlak</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : tam ve sınırsız bir baskı, mutlak diktatörlük<br /> <strong>ittibâ</strong> : uyma, tâbi olma<br /> <strong>ittifak</strong> : görüş birliği, oy birliği<br /> <strong>kader-i İlâhî</strong> : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">kanaat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : görüş, fikir<br /> <strong>kaziye-i muhkeme</strong> : Yargıtay’ın onayından geçen ve kanunen itiraz edilemeyen kesinleşmiş hüküm, son karar<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Kur’ân-ı Hakîm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân<br /> <strong>mağlûp etme</strong> : yenme, üstün gelme<br /> <strong>mahkûm etme</strong> : cezalandırma, ceza ile hükmetme<br /> <strong>mâni</strong> : engel </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">mâruz kalma</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : uğrama, hedef olma, etkisi altında kalma<br /> <strong>mazhar</strong> : erişme, nail olma<br /> <strong>medrese-i Yusufiye</strong> : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında kullanılan hapishaneye verilen ad<br /> <strong>menfî</strong> : olumsuz<br /> <strong>mertebe</strong> : derece, basamak </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">metin</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sağlam, kuvvetli<br /> <strong>mihenk</strong> : ölçü </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">millet-i İslâmiye</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : İslâm milleti; Müslümanlar<br /> <strong>muarız</strong> : karşı gelen, karşıt, muhalif<br /> <strong>mukabil</strong> : karşılık </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">muvacehesinde</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : karşısında<br /> <strong>müştak</strong> : arzulu, çok istekli<br /> <strong>müteaddit</strong> : bir çok, çeşitli<br /> <strong>nail</strong> : erişme, kavuşma<br /> <strong>neşr</strong> : yayma, yayınlama<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">netice</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : son, sonuç<br /> <strong>nevi</strong> : tür, çeşit<br /> <strong>nimet</strong> : iyilik, lütuf, ihsan</span> <br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Rabb-i Rahîm</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve her şeyi terbiye ve idare eden Allah<br /> <strong>rıza-yı İlâhi</strong> : Allah’ın rızası<br /> <strong>sadakat</strong> : bağlılık<br /> <strong>salâbet</strong> : dinin emirlerini korumada ve uygulamada ciddiyet ve sağlamlık<br /> <strong>sebat</strong> : kararlılık, sabit olma<br /> <strong>semere</strong> : meyve, netice<br /> <strong>sıddık</strong> : çok doğru ve gönülden bağlı </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">siyasî</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : siyasetle ilgili<br /> <strong>şeref</strong> : yükseklik, yücelik </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">şükür</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme<br /> <strong>taarruz</strong> : saldırı, hücum<br /> <strong>tahkikî iman</strong> : araştırarak ve kesin delillere dayanarak elde edilen iman<br /> <strong>tahrikât</strong> : tahrik etme, kışkırtma </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tasallut</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : sataşma, ilişme<br /> <strong>tasdik</strong> : onaylama<br /> <strong>teâli</strong> : yükselme, yücelme<br /> <strong>tefrik</strong> : birbirinden ayırma </span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tefsir</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi açıklayan, yorumlayan kitap<br /> <strong>temin</strong> : sağlama<br /> <strong>Temyiz Mahkemesi</strong> : Yargıtay; alt mahkeme kararlarının doğru verilip verilmediğini incelemekle görevli üst makam<br /> <strong>terakki</strong> : ilerleme, yükselme<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">tesirat</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : tesirler, etkiler<br /> <strong>teşvik</strong> : şevklendirme, cesaretlendirme<br /> <strong>vukuat</strong> : hadise, olay<strong> </strong></span><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">yektâ</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : tek, benzersiz<br /> <strong>zulmen</strong> : haksızlıkla, zulme uğrayarak<br /> <strong>zulüm</strong> : haksızlık, eziyet, işkence </span><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>zulümat</strong> : karanlıklar<br /> <br /> </span><br /> </td></tr></table><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"><u>DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">2.3.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">MUKADDİME(DEVAMI)</span></u></strong></p><table style='width: 100%'><tr><td> <span style="font-family: 'Calibri'">Şayet hapiste kalsam, böyle hürriyeti lâfızdan ibaret bulunan gaddar bir hükûmetin en rahat mevkii hapishane olsa gerektir. Mazlumiyetle ölmek, zâlimiyetle yaşamaktan daha hayırlıdır. Bunu da derim ki:<br /> <br /> Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler. Şimdiki hafiyeler eskisinden beterdirler. Bunların sadakatine nasıl itimad olunur? Adalet onların sözlerine nasıl bina olunur?<br /> <br /> Hem de cerbeze ile, insan adalet yaparken zulme düşüyor. Zira insan kusursuz olmaz. Fakat uzun zamanda ve efrad-ı kesîre içinde ve tahallül-ü mehasinle tâdil olunan müteferrik kusurları cerbeze ile cem edip bir zaman-ı vâhidde bir şahs-ı vahidden sudurunu tevehhüm ederek şedid cezaya müstehak görür. Hâlbuki bu tarz, bir zulm-ü şedîddir.<br /> <br /> Şimdi gelelim on bir buçuk cinayetlerimin tâdâdına:<br /> <br /> <strong>BİRİNCİ CİNAYET:</strong> Geçen sene bidayet-i Hürriyette elli-altmış telgraf umum şark aşiretlerine Sadâret vasıtasıyla çektim. Meâli şu idi:<br /> <br /> “Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise, hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir; hüsn-ü telâkki ediniz. Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz Meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarardîdeyiz.”<br /> <br /> Her yerden bu telgrafların cevabı, müspet ve güzel olarak geldi. Demek vilâyat-ı şarkiyeyi tenbih ettim, gafil bırakmadım. Ta yeni bir istibdat onların gafletinden istifade etmesin. “Neme lâzım” demediğimden cinayet işledim ki, bu mahkemeye girdim.</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="color: #990000"><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></span></u></strong><br /> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>adalet</strong> : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma<br /> <strong>aşiret</strong> : birlikte yaşayan, bir soydan gelen insanlar<br /> <strong>bidayet-i Hürriyet</strong> : Hürriyet’in başlangıcı; Meşrutiyet’in ilk yılları<br /> <strong>cem etme</strong> : bir araya getirme, toplama<br /> <strong>cerbeze</strong> : doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterecek derecede aldatma<br /> <strong>dünyevî</strong> : dünya ile ilgili<br /> <strong>efrad-ı kesîre</strong> : çok sayıdaki fertler<br /> <strong>gaddar</strong> : acımasız, çok zulmeden<br /> <strong>gafil</strong> : habersiz<br /> <strong>gaflet</strong> : habersizlik<br /> <strong>hafiye</strong> : gizli çalışan, casus<br /> <strong>hakikî</strong> : gerçek<br /> <strong>hürriyeti lâfızdan ibaret bulunma</strong> : hürriyetin yalnız sözde kalması, sözde hürriyet<br /> <strong>hüsn-ü telâkki etme</strong> : güzel ve doğru anlama, güzel bulup kabul etme<br /> <strong>irtica</strong> : gericilik<br /> <strong>istibdat</strong> : baskı<br /> <strong>itham etme</strong> : suçlama<br /> <strong>itimad olma</strong> : güvenilme<br /> <strong>kanun-u esasî</strong> : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar<br /> <strong>mazlumiyet</strong> : zulme uğramış olma, mazlumluk<br /> <strong>meâl</strong> : anlam, mânâ<br /> <strong>meşveret-i şer’iye</strong> : şeriattaki istişare, işlerin istişare (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi, İslâmın öngördüğü meşveret<br /> <strong>mevki</strong> : konum, yer<br /> <strong>muhafaza</strong> : koruma<br /> <strong>müspet</strong> : olumlu<br /> <strong>müstehak</strong> : hak eden, lâyık<br /> <strong>müteferrik</strong> : kısım kısım, farklı farklı, dağınık<br /> <strong>neme lâzım</strong> : “Bu işle ilgilenmem, bana ne, buna karışmam” anlamında bir ifade<br /> <strong>saadet</strong> : mutluluk<br /> <strong>sadakat</strong> : bağlılık, doğruluk<br /> <strong>Sadâret</strong> : Başbakanlık<br /> <strong>setr</strong> : örtme, gizleme<br /> <strong>sudur</strong> : çıkma<br /> <strong>şahs-ı vahid</strong> : bir tek şahıs, kişi<br /> <strong>şark</strong> : doğu<br /> <strong>şedid</strong> : şiddetli<br /> <strong>tâdâd</strong> : sayma, sıralama<br /> <strong>tâdil olunma</strong> : düzeltilme, ıslah edilme<br /> <strong>tahallül-ü mehasin</strong> : güzelliklerin araya girmesi<br /> <strong>tenbih</strong> : ikaz, uyarma<br /> <strong>tevehhüm</strong> : kuruntuya kapılma, sanma, zannetme<br /> <strong>vasıtasıyla</strong> : aracılığıyla, kanalıyla<br /> <strong>vilâyat-ı Şarkiye</strong> : Doğu illeri<br /> <strong>zâlimiyet</strong> : zâlimlik<br /> <strong>zaman-ı vâhidde</strong> : aynı anda, bir tek zamanda<br /> <strong>zarardîde</strong> : zarara uğramış, zarar görmüş<br /> <strong>zulm-ü şedîd</strong> : şiddetli zulüm</span><br /> <br /> </td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 263640, member: 1016557"] [b]Cevap: Kur'anı Risale-i Nur'dan öğrendim-1[/b] [B][FONT=Calibri][U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]12.3.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri] [/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri][B]Aziz, sıddık kardeşlerimiz,[/B] İmtihan ve gazanız geçmiş olsun der, sizi tebrik ederiz. Risale-i Nur’un tahkikî iman dersleriyle iman mertebelerinde terakki ve teâli edip kuvvetli imanı elde eden Nur talebeleri için öyle taarruzlar, bir cihetten bir imtihandır ve kömürle elması tefrik eden bir mihenktir. Nur talebeleri için Allah’a iman, Peygambere ittibâ ve Kur’ân-ı Kerîmle amelden dolayı hapisler bir medrese-i Yusufiyedir. Zulüm ve işkenceler, birer kamçı, birer perçindir. Kader-i İlâhî bize o hücumlarla işaret veriyor ki, “Haydi, durma, çalış!...” Kur’ân ve iman hizmeti uğrunda mahkemelerde konuşmak, Nur talebelerince bir dostu ile sohbet etmektir. Karakollara götürülüp getirilmek, çarşı pazara gidip gelmekten farksızdır. Kelepçeler, dinî cihâd-ı ekberin birer altın bileziğidirler. Beşerin zulmen mahkûm etmesi ise, hakikatte Hakkın beraat vereceğine bir delildir. Bütün öyle işkence ve zulümler, Nur talebeleri için birer şeref madalyasıdır. Ne mutlu ki, otuz seneden beri Nur talebeleri ağabeylerimiz bu nimetlere mazhar olmuşlar. Maalesef bizlere ki, bizler bu şereflere nail olamadık ve olamayacağız da. Zira bunları kazandıran devir kapanmak üzeredir. Risale-i Nur, bu vatan ve millete emniyet ve âsâyişi temin eden ve kalblere birer yasakçı bırakan imanî bir eserdir. İslâmiyet düşmanlarının tahrikâtıyla olan müteaddit mahkemelerde Risale-i Nur’a beraatler verilmiş. Temyiz Mahkemesi ittifakla beraat kararını tasdik ederek Risale-i Nur dâvâsı kazıye-i muhkeme halini almıştır. Yirmi beş mahkeme de “Risale-i Nur’da suç bulamıyoruz” diye karar vermiştir. Otuz seneden beri yüz binlerle Nur talebelerinin bir tek vukuatı görülmemiştir. Bunun için, Risale-i Nur’un neşrine mâni olmaya çalışanlar, emniyet [/FONT][FONT=Calibri]ve âsâyişin düşmanı ve vatan ve millet haini anarşistlerin hesabına bilerek veya bilmeyerek çalışanlardır. Risale-i Nur’a ilişen hükûmet değildir; çünkü, emniyet ve zabıta anlamış ki, Bediüzzaman ve Nur talebelerinde siyasî bir gaye yoktur. Bunların meşguliyeti, sadece iman ve İslâmiyettir. İşte o gizli din düşmanlarının taarruzları karşısında Nur talebeleri Risale-i Nur’daki tahkikî iman derslerinin verdiği iman kuvvetiyle metin, salâbetli ve mağlûp edilmez bir hizbü’l-Kur’ân ve fethedilmez bir kal’a halindedirler. Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale-i Nur’a ve Üstadlarına olan sadakat ve sebat ve faaliyetleri ziyadeleşir, perçinleşir. Bir talebesi, Üstadımıza şöyle yazmış: “Ey benim aziz kahraman Üstadım! Muarızlarımız arttıkça kuvvetimiz çoğalıyor. Rabb-i Rahîmimize hadsiz şükürler olsun.” Evet, o bir zamanlar ki, karanlıklı, zulümatlı ve eşedd-i zulüm ve istibdad-ı mutlak devrinde herkes susturulmuş; fakat tek bir kimse susmamış ve susturulamamış. Bu yektâ ve nadir kimse olan Bediüzzaman’ın talebeleri de mağlûp edilememişlerdir… Nur talebeleri, evvelâ kendi imanlarını kurtarmak, bununla beraber din kardeşlerinin de imanlarını kurtarmak için Kur’ân-ı Hakîmin yüksek ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nur’u okumuşlar ve okutmuşlardır. İmanlarını kurtarmaya çalıştıkları ve rıza-yı İlâhi için Kur’ân’a ve imana Risale-i Nur’la hizmet ettikleri sırada mâruz kaldıkları hücum ve taarruzlara hiç ehemmiyet vermeyerek, o gizli din düşmanlarının tasallutlarını, saldırışlarını kendileri için iman ve Kur’ân hesabına bir kamçı ve bir teşvikçi hükmüne geçtiğine kanaat getirmişlerdir. Otuz senelik bu nevi hâdisâtın ve bu nevi tesiratın neticeleri, bu millet-i İslâmiye muvacehesinde meydandadır. İşte, Risale-i Nur’un yeni ve müştak talebeleri olan kardeşlerimiz! Sizler de böyle bir Üstadın ve böyle bir eserin talebeleri olduğunuzdan, sizlerin de bu semerelere ve meyvelere mazhar olup Nurlara daha ziyade sarılarak, hararet ve iştiyakınız daha fazla ziyadeleşmiş olarak Nurları sebat ve sadakatle okumak derecesine nail olacağınızdan, hem sizleri ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Hem sizlere binler selâm ve dualar edip dualarınızı bekliyoruz.[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B]amel[/B] : davranış, iş [B]asayiş[/B] : emniyet, güven ve huzur [B]aziz[/B] : çok değerli, izzetli [B]beraat[/B] : temize çıkma, suçsuz bulunma, serbest bırakılma [B]beşer[/B] : insan [B]cihâd-ı ekber[/B] : en büyük cihat; nefisle mücadele [B]devir[/B] : dönem[/FONT][B][FONT=Georgia] [/FONT][/B] [B][FONT=Calibri]emniyet ve zabıta[/FONT][/B][FONT=Calibri] : güvenlik güçleri, güvenlik birimleri [B]eşedd-i zulüm[/B] : zulmün en şiddetlisi, çok şiddetli zulüm ve baskı [B]faaliyet[/B] : icraat, çalışma [B]feth[/B] : açma, zapt etme [B]gaza[/B] : din vatan ve millet gibi mukaddes değerler uğruna yapılan cihat ve mücadele[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hâdisât[/FONT][/B][FONT=Calibri] : hâdiseler, olaylar [B]hadsiz[/B] : sayısız, sınırsız [B]Hak[/B] : varlığı hak olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah [B]hakikat[/B] : gerçek[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hararet[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sıcaklık, ateş; (mecaz olarak) aşırı istekli olma [B]hilâf-ı hakikat[/B] : gerçeğe aykırı, gerçek dışı[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]hizbü’l-Kur’ân[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Kur’ân taraftarı, hizmetkârı [B]hükûmet[/B] : idare, yönetim [B]imanî[/B] : imanla ilgili, imana dair[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]istibdad-ı mutlak[/FONT][/B][FONT=Calibri] : tam ve sınırsız bir baskı, mutlak diktatörlük [B]ittibâ[/B] : uyma, tâbi olma [B]ittifak[/B] : görüş birliği, oy birliği [B]kader-i İlâhî[/B] : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]kanaat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : görüş, fikir [B]kaziye-i muhkeme[/B] : Yargıtay’ın onayından geçen ve kanunen itiraz edilemeyen kesinleşmiş hüküm, son karar[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]Kur’ân-ı Hakîm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân [B]mağlûp etme[/B] : yenme, üstün gelme [B]mahkûm etme[/B] : cezalandırma, ceza ile hükmetme [B]mâni[/B] : engel[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]mâruz kalma[/FONT][/B][FONT=Calibri] : uğrama, hedef olma, etkisi altında kalma [B]mazhar[/B] : erişme, nail olma [B]medrese-i Yusufiye[/B] : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında kullanılan hapishaneye verilen ad [B]menfî[/B] : olumsuz [B]mertebe[/B] : derece, basamak[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]metin[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sağlam, kuvvetli [B]mihenk[/B] : ölçü[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]millet-i İslâmiye[/FONT][/B][FONT=Calibri] : İslâm milleti; Müslümanlar [B]muarız[/B] : karşı gelen, karşıt, muhalif [B]mukabil[/B] : karşılık[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]muvacehesinde[/FONT][/B][FONT=Calibri] : karşısında [B]müştak[/B] : arzulu, çok istekli [B]müteaddit[/B] : bir çok, çeşitli [B]nail[/B] : erişme, kavuşma [B]neşr[/B] : yayma, yayınlama[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]netice[/FONT][/B][FONT=Calibri] : son, sonuç [B]nevi[/B] : tür, çeşit [B]nimet[/B] : iyilik, lütuf, ihsan[/FONT][B][FONT=Georgia] [/FONT][/B] [B][FONT=Calibri]Rabb-i Rahîm[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve her şeyi terbiye ve idare eden Allah [B]rıza-yı İlâhi[/B] : Allah’ın rızası [B]sadakat[/B] : bağlılık [B]salâbet[/B] : dinin emirlerini korumada ve uygulamada ciddiyet ve sağlamlık [B]sebat[/B] : kararlılık, sabit olma [B]semere[/B] : meyve, netice [B]sıddık[/B] : çok doğru ve gönülden bağlı[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]siyasî[/FONT][/B][FONT=Calibri] : siyasetle ilgili [B]şeref[/B] : yükseklik, yücelik[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]şükür[/FONT][/B][FONT=Calibri] : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme [B]taarruz[/B] : saldırı, hücum [B]tahkikî iman[/B] : araştırarak ve kesin delillere dayanarak elde edilen iman [B]tahrikât[/B] : tahrik etme, kışkırtma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]tasallut[/FONT][/B][FONT=Calibri] : sataşma, ilişme [B]tasdik[/B] : onaylama [B]teâli[/B] : yükselme, yücelme [B]tefrik[/B] : birbirinden ayırma[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]tefsir[/FONT][/B][FONT=Calibri] : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi açıklayan, yorumlayan kitap [B]temin[/B] : sağlama [B]Temyiz Mahkemesi[/B] : Yargıtay; alt mahkeme kararlarının doğru verilip verilmediğini incelemekle görevli üst makam [B]terakki[/B] : ilerleme, yükselme[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]tesirat[/FONT][/B][FONT=Calibri] : tesirler, etkiler [B]teşvik[/B] : şevklendirme, cesaretlendirme [B]vukuat[/B] : hadise, olay[B] [/B][/FONT] [B][FONT=Calibri]yektâ[/FONT][/B][FONT=Calibri] : tek, benzersiz [B]zulmen[/B] : haksızlıkla, zulme uğrayarak [B]zulüm[/B] : haksızlık, eziyet, işkence[B] [/B][/FONT] [FONT=Calibri][B]zulümat[/B] : karanlıklar [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [FONT=Calibri] [/FONT] [B][FONT=Calibri][U]DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri]2.3.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]MUKADDİME(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [FONT=Calibri]Şayet hapiste kalsam, böyle hürriyeti lâfızdan ibaret bulunan gaddar bir hükûmetin en rahat mevkii hapishane olsa gerektir. Mazlumiyetle ölmek, zâlimiyetle yaşamaktan daha hayırlıdır. Bunu da derim ki: Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler. Şimdiki hafiyeler eskisinden beterdirler. Bunların sadakatine nasıl itimad olunur? Adalet onların sözlerine nasıl bina olunur? Hem de cerbeze ile, insan adalet yaparken zulme düşüyor. Zira insan kusursuz olmaz. Fakat uzun zamanda ve efrad-ı kesîre içinde ve tahallül-ü mehasinle tâdil olunan müteferrik kusurları cerbeze ile cem edip bir zaman-ı vâhidde bir şahs-ı vahidden sudurunu tevehhüm ederek şedid cezaya müstehak görür. Hâlbuki bu tarz, bir zulm-ü şedîddir. Şimdi gelelim on bir buçuk cinayetlerimin tâdâdına: [B]BİRİNCİ CİNAYET:[/B] Geçen sene bidayet-i Hürriyette elli-altmış telgraf umum şark aşiretlerine Sadâret vasıtasıyla çektim. Meâli şu idi: “Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise, hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir; hüsn-ü telâkki ediniz. Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz Meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarardîdeyiz.” Her yerden bu telgrafların cevabı, müspet ve güzel olarak geldi. Demek vilâyat-ı şarkiyeyi tenbih ettim, gafil bırakmadım. Ta yeni bir istibdat onların gafletinden istifade etmesin. “Neme lâzım” demediğimden cinayet işledim ki, bu mahkemeye girdim.[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][COLOR=#990000][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/COLOR][/U][/B] [FONT=Calibri][B]adalet[/B] : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma [B]aşiret[/B] : birlikte yaşayan, bir soydan gelen insanlar [B]bidayet-i Hürriyet[/B] : Hürriyet’in başlangıcı; Meşrutiyet’in ilk yılları [B]cem etme[/B] : bir araya getirme, toplama [B]cerbeze[/B] : doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterecek derecede aldatma [B]dünyevî[/B] : dünya ile ilgili [B]efrad-ı kesîre[/B] : çok sayıdaki fertler [B]gaddar[/B] : acımasız, çok zulmeden [B]gafil[/B] : habersiz [B]gaflet[/B] : habersizlik [B]hafiye[/B] : gizli çalışan, casus [B]hakikî[/B] : gerçek [B]hürriyeti lâfızdan ibaret bulunma[/B] : hürriyetin yalnız sözde kalması, sözde hürriyet [B]hüsn-ü telâkki etme[/B] : güzel ve doğru anlama, güzel bulup kabul etme [B]irtica[/B] : gericilik [B]istibdat[/B] : baskı [B]itham etme[/B] : suçlama [B]itimad olma[/B] : güvenilme [B]kanun-u esasî[/B] : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar [B]mazlumiyet[/B] : zulme uğramış olma, mazlumluk [B]meâl[/B] : anlam, mânâ [B]meşveret-i şer’iye[/B] : şeriattaki istişare, işlerin istişare (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi, İslâmın öngördüğü meşveret [B]mevki[/B] : konum, yer [B]muhafaza[/B] : koruma [B]müspet[/B] : olumlu [B]müstehak[/B] : hak eden, lâyık [B]müteferrik[/B] : kısım kısım, farklı farklı, dağınık [B]neme lâzım[/B] : “Bu işle ilgilenmem, bana ne, buna karışmam” anlamında bir ifade [B]saadet[/B] : mutluluk [B]sadakat[/B] : bağlılık, doğruluk [B]Sadâret[/B] : Başbakanlık [B]setr[/B] : örtme, gizleme [B]sudur[/B] : çıkma [B]şahs-ı vahid[/B] : bir tek şahıs, kişi [B]şark[/B] : doğu [B]şedid[/B] : şiddetli [B]tâdâd[/B] : sayma, sıralama [B]tâdil olunma[/B] : düzeltilme, ıslah edilme [B]tahallül-ü mehasin[/B] : güzelliklerin araya girmesi [B]tenbih[/B] : ikaz, uyarma [B]tevehhüm[/B] : kuruntuya kapılma, sanma, zannetme [B]vasıtasıyla[/B] : aracılığıyla, kanalıyla [B]vilâyat-ı Şarkiye[/B] : Doğu illeri [B]zâlimiyet[/B] : zâlimlik [B]zaman-ı vâhidde[/B] : aynı anda, bir tek zamanda [B]zarardîde[/B] : zarara uğramış, zarar görmüş [B]zulm-ü şedîd[/B] : şiddetli zulüm[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [/TR] [/TABLE] [FONT=Calibri] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst