Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 263799" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Risale derslerindeki verim</strong></p><p></p><p>İhtiyaçtan satılık dünya</p><p> 28 Eylül 2011 Çarşamba 06:21</p><p> Ben kimim ki; </p><p> Güç onda. </p><p> Bana güç vermek... </p><p> O'na hiç güç değil.</p><p> Ağlasam; </p><p> Siler gözyaşlarımı. </p><p> Ne istesem verir; </p><p> Her güç O'na eğilir.</p><p> Bir gönül var bende; </p><p> Leylaları sevsem... O üzülür. </p><p> Zaten çekip giden aşklardan da... </p><p> Ruhum da bedenim de ezilir.</p><p> Mesela, üzülmem ayrılıklara. </p><p> Sonbaharmış, kışmış; her şey uyuşmuş; </p><p> O çağırır beni sonsuz bahara.</p><p> Adımı sorma; </p><p> İstersen birini söylerim! </p><p> Rüzgârlar savurur beni, </p><p> Çöller kavurur; </p><p> Yolcuyum!</p><p> Hiçbir şeyim yok benim. </p><p> Ne bir yıldızım ne güneşim... </p><p> Boyuna topladığım zarar; </p><p> Ah, neydi benim işim!</p><p> Bir de unutmak, unutmak isterim. </p><p> Dünyanın gürültüsünü duymadan yaşamak. </p><p> Bütün yolları tutmuşlar; </p><p> Ben bir yol tutmak isterim.</p><p> Atıp omzumdan yükleri; </p><p> Bir dağa bir mağaraya... </p><p> Dekyanus'un adamları ve putlar! </p><p> Hâlâ her köşe başında haydutlar...</p><p> Sularım şeffaf değil artık. </p><p> Ekmeklerim toprak kokmuyor. </p><p> Dağlar gibi apartmanlar; </p><p> Yollar sılaya çıkmıyor.</p><p> Ashab-ı kehf var mı aranızda; </p><p> Fırıncıda parası geçmeyen! </p><p> "Ashab-ı keyif"iz; cebimizde kartlar... </p><p> Borç kokuyor, minnet kokuyor suratlar.</p><p> Ala sata bir olduk; dağı taşı, neleri... </p><p> Evler, apartmanlar, dükkanlar... </p><p> "Adam başı" hastalıklar... </p><p> Muhteşem hastaneler... </p><p> Ve unutulan yaşamak! </p><p> Ve borç; aldığımız sattığımız! </p><p> Artık asalım afişlerimizi: </p><p> "İhtiyaçtan satılık dünya!"</p><p> Ne geçti elimize; bıktık bıkacağımız kadar. </p><p> Hadden, haddeden geçtik; çıktık çıkacağımız kadar. </p><p> Taş mı kaldı taş üstünde; yıktık yıkacağımız kadar. </p><p> Harç bitti; yapı paydos! Sırada ne var!</p><p></p><p> Risale derslerindeki verim</p><p> 29 Eylül 2011 Perşembe 06:30</p><p> Cezbedici geniş siyaset dairesinin bütün nazarları dar (ve en önemli) daireden alıp kendi üzerinde topladığı bir zamanda Nur sohbetlerinin yapıldığı dershanelerin, medreselerin varlığı çok önem arz ediyor. Risale-i Nur’da geçtiği gibi; “herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir meselesini tam anlamaz.”</p><p> Bu sohbet meclislerine gelerek kardeşlerinin artısını görerek kendinde fark ettiği eksileri telafi etmeye gayret eder. Aynı zamanda bir araya gelinip iman hakikatlerinin mütalaa edilmesi ilim, marifetullah, huzur ve ibadette yol kat edilmesi açısından da önem arz ediyor. Ve bugün itibariyle Anadolunun her şehrinde, her semtinde Nur sohbetleri yapılıyor, elhamdülillah.</p><p> Ancak bazı derslerde şahit olduklarımız, sanki bazen dersi yapan kişilerin hazırlanmadan geldiği (ya da gereğinden çok izah ettiği ki bu da hazırlanmamaktan kaynaklanıyor), bu nedenle derslerden istenen verimin elde edilemediği kanaatini bende oluşturmuyor değil. Bunun birkaç örneği:</p><p> Bir ders sonrası dershaneden beraber dışarı çıktığımız bir ağabey, bu dersten hiç memnun kalmadığını ifade etti. Gerekçesini sorduğumda, “Görmedin mi? Neredeyse okuduğu her cümleyi, güya izah edeceğim diye tekrar etti.” Ben biraz da işi espriye vurup “Daha güzel ya, iyice pekiştirmiş olduk” dedim. “Mucizeler de izah edilir mi Allah aşkına!” diye çıkışınca, ağabeyin biraz kızdığını anladım. Onun için artık üstelemedim. Dersi yapan ağabeyimiz Mucizat-ı Ahmediye’den Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamın kurt-keçi gibi hayvanlar taifesinde görülen bazı mucizelerini okumuş ve sanki anlaşılmıyormuş gibi her cümlesini izah etmişti.</p><p> İkinci bir örnek de bir ders için davet edilen bir ağabeyin gitmesinin ardından, bir kardeşimizin “Ya böyle de olmaz ki!” demesinden sonra yaşandı. Bizim meraklı bakışlarımız arasında neden itiraz ettiğini anlattı. Her ne kadar hiçbir şey olmamış gibi dinlesek de aslında çoğumuz aynı kanaate varmıştık. Çünkü o ağabeyimiz, ders yapacağı yeri açmış ve neredeyse her cümle üzerinde cümleler dolusu izahlar yapmıştı. Henüz konuya doğru belli giremeden, sadece genel izah kısmında o kadar çok izah yapmıştı ki (Üstad’ın üslubunun mükemmelliğinden, konuya olan hâkimiyetinden vs.), asıl konuya ne zaman gireceğini merak eder olmuştuk. Bu izah kısmındaki izahları epey uzun sürmüş ve artık dersin bitmesine çok az zaman kalmıştı. Ve biz bu bölümü nasıl bitirebilecek diye düşünürken izah kısmı bitti. Asıl yapacağı bölümden biraz okudu ama kendisi de şu itirafı yapmak zorunda kaldı. “Fazla zamanımız kalmadı. Onun için hızlıca okuyup bu kısmı bitirerek dersimizi tamamlayalım inşaallah” dedi. Öyle de yaptı.</p><p> Diğer bir örnek de bunun tam tersi denecek türden. Risalelerle henüz tanışan bir kardeşimizle derse gitmiştik. Ders sonrasında bu kardeşimiz hayal kırıklığı yaşamıştı. Hiçbir şey anlamadığını, hatta hiçbir şey hissetmediğini ifade etmişti. Zar zor başka bir derse tekrar gelmesi için ikna ederek onu dershaneden uğurladıktan sonra dersi yapan ağabeyin yanına geldik. “Ağabey keşke biraz izahta bulunsaydın. Yeni gelen kardeşlerimiz vardı. Hiçbir şey anlamadılar.” Ağabeyimiz uzun bir izah yaptı. Ama kendi kullandığı şu cümle, bize yaptığı o uzun açıklamayı özetliyordu: “Kardeşim ben bala şeker karıştıramam!” O ağabeye söylemedim ama artık bundan sonra yeni tanışan bir kardeşi bu ağabeyin derslerine götürmemeye dikkat ettim.</p><p> Aşırı izahın asıl mevzudan kopardığı fikrine katılıyorum; ancak bazı yerlerin bilenler tarafından izah edilmesinin de yararlı olduğu mülahazasındayım. Derse katılanların hepsi belli bir seviyede Risale bilgisi olan kişilerse, izahsız okunması istifadeyi arttırabilir; ama umumi derslerde bu seviyeyi tahmin etmek pek mümkün olmuyor.</p><p> Derslerle ilgili diğer bir mevzu da sürenin verimli kullanılması... Örneğin bir yerde dersler 40 dakika olarak belirlenmişse, bu 40 dakikadan sonra verim çok ciddi azalıyor. Bu süre bittikten sonra, “Burayı da okuyup öyle bitirelim” denerek okunan bölümler pek dikkatle dinlenmiyor maalesef. Zihinler dağılmış oluyor. 40 dakika az bir süre değil. Bu süre zarfında iman hakikatlerine dair “bir konu” gerçekten hazmedilebilirse büyük bir kazanımdır; isterse bu tek bir cümle olsun.</p><p> Bu konuyu biraz şu olaydan dolayı dillendirdim: Bir kardeşimizden “Bu akşam evde okuyacağım” şeklinde bir söz duydum. Ancak daha sonra onun bu sözü etmesinin nedeninin aslında derse gitmek istememesi olduğunu öğrendim. Yani, o da yukarıdaki örneklere benzer olaylarla karşılaştığı için gitmeyip evde okumasının daha istifadeye medar olacağını düşünmüş. Ama evde kaldığında kendisi de okuyamamış.</p><p> İhlasla, şevkle Kur’an hakikatlerini dinlemek için saatlerini verip gelenlerin bu ihlaslarına halel vermemek için derslere biraz daha ihtimam göstermek, saff-ı evvel ağabeylerin söylediği gibi, hiç olmazsa birkaç kez okuyarak hazırlık yapmak daha hayırlı olmaz mı?</p><p> Bu zamanda, haftanın bir akşamını derse ayırıp gelmek gerçekten de önemli bir adımdır. Akamete uğramaması için en azından meşveretlerimizde bu konuya daha bir hassasiyetle el atmamızın hayırlı olacağı kanaatindeyim.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 263799, member: 1016557"] [b]Risale derslerindeki verim[/b] İhtiyaçtan satılık dünya 28 Eylül 2011 Çarşamba 06:21 Ben kimim ki; Güç onda. Bana güç vermek... O'na hiç güç değil. Ağlasam; Siler gözyaşlarımı. Ne istesem verir; Her güç O'na eğilir. Bir gönül var bende; Leylaları sevsem... O üzülür. Zaten çekip giden aşklardan da... Ruhum da bedenim de ezilir. Mesela, üzülmem ayrılıklara. Sonbaharmış, kışmış; her şey uyuşmuş; O çağırır beni sonsuz bahara. Adımı sorma; İstersen birini söylerim! Rüzgârlar savurur beni, Çöller kavurur; Yolcuyum! Hiçbir şeyim yok benim. Ne bir yıldızım ne güneşim... Boyuna topladığım zarar; Ah, neydi benim işim! Bir de unutmak, unutmak isterim. Dünyanın gürültüsünü duymadan yaşamak. Bütün yolları tutmuşlar; Ben bir yol tutmak isterim. Atıp omzumdan yükleri; Bir dağa bir mağaraya... Dekyanus'un adamları ve putlar! Hâlâ her köşe başında haydutlar... Sularım şeffaf değil artık. Ekmeklerim toprak kokmuyor. Dağlar gibi apartmanlar; Yollar sılaya çıkmıyor. Ashab-ı kehf var mı aranızda; Fırıncıda parası geçmeyen! "Ashab-ı keyif"iz; cebimizde kartlar... Borç kokuyor, minnet kokuyor suratlar. Ala sata bir olduk; dağı taşı, neleri... Evler, apartmanlar, dükkanlar... "Adam başı" hastalıklar... Muhteşem hastaneler... Ve unutulan yaşamak! Ve borç; aldığımız sattığımız! Artık asalım afişlerimizi: "İhtiyaçtan satılık dünya!" Ne geçti elimize; bıktık bıkacağımız kadar. Hadden, haddeden geçtik; çıktık çıkacağımız kadar. Taş mı kaldı taş üstünde; yıktık yıkacağımız kadar. Harç bitti; yapı paydos! Sırada ne var! Risale derslerindeki verim 29 Eylül 2011 Perşembe 06:30 Cezbedici geniş siyaset dairesinin bütün nazarları dar (ve en önemli) daireden alıp kendi üzerinde topladığı bir zamanda Nur sohbetlerinin yapıldığı dershanelerin, medreselerin varlığı çok önem arz ediyor. Risale-i Nur’da geçtiği gibi; “herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir meselesini tam anlamaz.” Bu sohbet meclislerine gelerek kardeşlerinin artısını görerek kendinde fark ettiği eksileri telafi etmeye gayret eder. Aynı zamanda bir araya gelinip iman hakikatlerinin mütalaa edilmesi ilim, marifetullah, huzur ve ibadette yol kat edilmesi açısından da önem arz ediyor. Ve bugün itibariyle Anadolunun her şehrinde, her semtinde Nur sohbetleri yapılıyor, elhamdülillah. Ancak bazı derslerde şahit olduklarımız, sanki bazen dersi yapan kişilerin hazırlanmadan geldiği (ya da gereğinden çok izah ettiği ki bu da hazırlanmamaktan kaynaklanıyor), bu nedenle derslerden istenen verimin elde edilemediği kanaatini bende oluşturmuyor değil. Bunun birkaç örneği: Bir ders sonrası dershaneden beraber dışarı çıktığımız bir ağabey, bu dersten hiç memnun kalmadığını ifade etti. Gerekçesini sorduğumda, “Görmedin mi? Neredeyse okuduğu her cümleyi, güya izah edeceğim diye tekrar etti.” Ben biraz da işi espriye vurup “Daha güzel ya, iyice pekiştirmiş olduk” dedim. “Mucizeler de izah edilir mi Allah aşkına!” diye çıkışınca, ağabeyin biraz kızdığını anladım. Onun için artık üstelemedim. Dersi yapan ağabeyimiz Mucizat-ı Ahmediye’den Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamın kurt-keçi gibi hayvanlar taifesinde görülen bazı mucizelerini okumuş ve sanki anlaşılmıyormuş gibi her cümlesini izah etmişti. İkinci bir örnek de bir ders için davet edilen bir ağabeyin gitmesinin ardından, bir kardeşimizin “Ya böyle de olmaz ki!” demesinden sonra yaşandı. Bizim meraklı bakışlarımız arasında neden itiraz ettiğini anlattı. Her ne kadar hiçbir şey olmamış gibi dinlesek de aslında çoğumuz aynı kanaate varmıştık. Çünkü o ağabeyimiz, ders yapacağı yeri açmış ve neredeyse her cümle üzerinde cümleler dolusu izahlar yapmıştı. Henüz konuya doğru belli giremeden, sadece genel izah kısmında o kadar çok izah yapmıştı ki (Üstad’ın üslubunun mükemmelliğinden, konuya olan hâkimiyetinden vs.), asıl konuya ne zaman gireceğini merak eder olmuştuk. Bu izah kısmındaki izahları epey uzun sürmüş ve artık dersin bitmesine çok az zaman kalmıştı. Ve biz bu bölümü nasıl bitirebilecek diye düşünürken izah kısmı bitti. Asıl yapacağı bölümden biraz okudu ama kendisi de şu itirafı yapmak zorunda kaldı. “Fazla zamanımız kalmadı. Onun için hızlıca okuyup bu kısmı bitirerek dersimizi tamamlayalım inşaallah” dedi. Öyle de yaptı. Diğer bir örnek de bunun tam tersi denecek türden. Risalelerle henüz tanışan bir kardeşimizle derse gitmiştik. Ders sonrasında bu kardeşimiz hayal kırıklığı yaşamıştı. Hiçbir şey anlamadığını, hatta hiçbir şey hissetmediğini ifade etmişti. Zar zor başka bir derse tekrar gelmesi için ikna ederek onu dershaneden uğurladıktan sonra dersi yapan ağabeyin yanına geldik. “Ağabey keşke biraz izahta bulunsaydın. Yeni gelen kardeşlerimiz vardı. Hiçbir şey anlamadılar.” Ağabeyimiz uzun bir izah yaptı. Ama kendi kullandığı şu cümle, bize yaptığı o uzun açıklamayı özetliyordu: “Kardeşim ben bala şeker karıştıramam!” O ağabeye söylemedim ama artık bundan sonra yeni tanışan bir kardeşi bu ağabeyin derslerine götürmemeye dikkat ettim. Aşırı izahın asıl mevzudan kopardığı fikrine katılıyorum; ancak bazı yerlerin bilenler tarafından izah edilmesinin de yararlı olduğu mülahazasındayım. Derse katılanların hepsi belli bir seviyede Risale bilgisi olan kişilerse, izahsız okunması istifadeyi arttırabilir; ama umumi derslerde bu seviyeyi tahmin etmek pek mümkün olmuyor. Derslerle ilgili diğer bir mevzu da sürenin verimli kullanılması... Örneğin bir yerde dersler 40 dakika olarak belirlenmişse, bu 40 dakikadan sonra verim çok ciddi azalıyor. Bu süre bittikten sonra, “Burayı da okuyup öyle bitirelim” denerek okunan bölümler pek dikkatle dinlenmiyor maalesef. Zihinler dağılmış oluyor. 40 dakika az bir süre değil. Bu süre zarfında iman hakikatlerine dair “bir konu” gerçekten hazmedilebilirse büyük bir kazanımdır; isterse bu tek bir cümle olsun. Bu konuyu biraz şu olaydan dolayı dillendirdim: Bir kardeşimizden “Bu akşam evde okuyacağım” şeklinde bir söz duydum. Ancak daha sonra onun bu sözü etmesinin nedeninin aslında derse gitmek istememesi olduğunu öğrendim. Yani, o da yukarıdaki örneklere benzer olaylarla karşılaştığı için gitmeyip evde okumasının daha istifadeye medar olacağını düşünmüş. Ama evde kaldığında kendisi de okuyamamış. İhlasla, şevkle Kur’an hakikatlerini dinlemek için saatlerini verip gelenlerin bu ihlaslarına halel vermemek için derslere biraz daha ihtimam göstermek, saff-ı evvel ağabeylerin söylediği gibi, hiç olmazsa birkaç kez okuyarak hazırlık yapmak daha hayırlı olmaz mı? Bu zamanda, haftanın bir akşamını derse ayırıp gelmek gerçekten de önemli bir adımdır. Akamete uğramaması için en azından meşveretlerimizde bu konuya daha bir hassasiyetle el atmamızın hayırlı olacağı kanaatindeyim. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst