Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 264440" data-attributes="member: 1016557"><p><strong>Cevap: Tasavvuf</strong></p><p></p><p>[h=2][/h]Batı ve islâmî maksatlar</p><p> 06 Ekim 2011 Perşembe 05:24</p><p> "Aynı sebeple, İslamcılık, İslamî ilkelerinin bazen gayrımüslimler eliyle de hayata geçebildiğini görmez. Mesela İmam Şatibi'nin saydığı "şeriatın beş maksadı"nın (dinin, canın, malın, aklın ve neslin korunması) bugün Batılı demokratik ülkelerde pekâlâ sağlandığını es geçer."</p><p> Diyor.</p><p> İslamcılık, aslında Müslümanlar tarafından gerçekleştirilmesi gereken faydalı ve doğru işlerin, erdemlerin bir kısmının Batılılar tarafından hayata geçirilmiş olduğunu görür, buna hayıflanır, Müslümanlara serzenişte bulunur, "utanın, Allah'tan korkun, sizin elinizde Kur'an gibi bir kitap, Resul (s.a.) gibi bir rehber var iken haliniz ne haldir..." der. Mesela Said Halim Paşa'yı, Mehmed Akif'i, İkbal'i, Hasen el-Bennâ'yı, Seyyid Kutub'u... okuyun, bunu açıkça görürsünüz. Ama aynı İslamcılar Batı'da asıl eksik olanın "bir hak din", "bu hak dine uygun düzen ve ahlak bütünü" olduğunu da görür, söyler, Müslümanları, bütün insanlık için "İslam'ı asrın idrakine" sunmaya; ilimde, amelde, medeniyette böyle bir kıvama gelmeye teşvik ederler. Batı medeniyetinin "tek dişi kalmış canavar" olduğunu şiirleştirirler.</p><p> Batı İslâm'ın istediği mana ve mahiyette "din, hayat, akıl, mal ve nesil" şeklinde sıralanan "dinin maksatlarını" gerçekleştirmiş değildir:</p><p> Batı dini korumamıştır. Din özgürlüğü perdesi altında dine karşı hürriyeti korumuştur. Dinsizliği, dini hayattan uzaklaştırmayı (laisizmi, sekülerizmi), dine karşı bir din olarak ortaya koymuş ve büyük bir titizlikle korumuştur. Bugün Avrupa'da ve ABD'de dinin ve dindarlığın korunduğunu iddia edebilmek için buralarda yaşayan insanların din ile alakalarını gösteren araştırmalara bakmak gerekir. Bu araştırmalar, adı geçen ülkelerde ve özellikle Avrupa'da dinsizliğin giderek yayıldığını, hristiyanlığın bu dinsizliğe ayak uydurduğunu (çanak tuttuğunu da diyebiliriz), din adamlarının, Hristiyanlığın adı ve kilisesinin kalması şartıyla dinin hayattan çekilmesi karşısında teslim bayrağını çektiklerini ortaya koymaktadır.</p><p> Ayrıca İslamcılara göre asıl önemli olan, korunan dinin hangi din olduğudur. Aynı kaynaktan gelen ve peygamberlerin çizgisinden sapmış bulunan batıl dinlerin yerine hak din olan İslam'ı ikame etmedikçe –islamcılara göre– Batı dini korumuş olmaz.</p><p> Batı yaşadığı ve yaşattığı iki dünya savaşında ve komünizm macerasında yüz milyonlarca insanın hayatına kıymıştır. Bugün de kendi köpeğinin hayatını korurken mazlum ve mağdur olmalarından sorumlu bulunduğu başka milletleri kendi menfaatini korumak için öldürmektedir.</p><p> Batının koruduğu malın kökeninde mazlum milletlerin hakları, kanları ve alın terleri vardır. Ayrıca Batı'da korunan mal (servet) dağılımında çok önemli adaletsizlikler, dengesizlikler mevcuttur.</p><p> Batı aklı aydınlanmadan günümüze birçok merhaleden geçerek gelmiş, sonunda insanlığın en büyük sorularına cevap bulmaktan aczini itiraf ederek geçici dünya hayatını "en iyi şekilde" yaşamaya kafa yormada karar kılmıştır.</p><p> Batı'da nesil korunamamış, yaşlılar çoğalmış, genç nüfus azalmıştır. Ayrıca koruna nesil de "Asım'ın nesli değil, tersidir".</p><p> Devam edeceğim.</p><p> Yeni Şafak</p><p></p><p>[h=2]Dinleme ve operasyon[/h] Hatalar, akılsızlıklar, baskılar biriktikçe birikti sonunda siyaset Âşık Veysel’in şiirine döndü.</p><p> </p><p> </p><p> “Bir kördüğüm ki içim çözdükçe dolanıyor.”</p><p> </p><p> Çözmek için yaptığınız her hamle işi daha karmakarışık bir hale getiriyor. </p><p></p><p> </p><p> Düşünün, bugün parlamentoda bulunan bir partinin neredeyse tüm il ve ilçe binaları mahkeme emriyle dinlenmiş.</p><p> </p><p> Hepsine “böcekler” yerleştirilmiş.</p><p> </p><p> Milyonlarca insanın oy verdiği bir siyasi parti yargının gözünde “şüpheli” durumunda.</p><p> </p><p> Eğer bir parti bütün illeri, ilçeleri, örgütleri ve seçmenleriyle “şüpheli” ilan ediliyorsa, artık o siyasi sistemden pek bir şey beklenmez.</p><p> </p><p> </p><p> “Sistem” çökmüş demektir.</p><p> </p><p> BDP, öyle birkaç oyu olan marjinal bir parti değil, büyük bir kitleyi temsil etme gücüne ve hakkına sahip bir parti, o partinin bütünüyle “suça” bulaştığını düşündüğümüz bir tabloyla karşı karşıyaysak, o partiden önce “tablodan” şüphe etmeliyiz.</p><p> </p><p> BDP’nin içine KCK örgütünün yerleştiğini düşünüyor yargı.</p><p> </p><p> Dinlenen konuşmaların dökümüne bakarsanız, evet, öyle siyasi parti toplantılarında çok rastlanır türden konuşmalar değil bunlar, “camları kıralım, polisleri dövelim” tarzında fazlasıyla “genç ve öfkeli” lafların yanında AKP’ye “baskı ve engelleme” uygulamaktan söz eden daha “sert” eylemlerden bahseden sözlere de rastlanıyor.</p><p> </p><p> Şimdi karşımızda duran bu olaya bir teşhis koymalıyız.</p><p> </p><p> Siyasi bir olayla mı karşı karşıyayız, adli bir olayla mı karşı karşıyayız?</p><p> </p><p> Eğer bir partinin içinde “illegal” bir örgütle ilişki kurmuş “birileri” olsaydı bu adli bir olay olabilirdi ama “siyasi partinin” tümünden kuşkulanıyorsanız, bu partinin neredeyse bütün yöneticilerini gözaltına alıp tutukluyorsanız, bu siyasi bir olaydır.</p><p> </p><p> Ne kadar fazla BDP’liyi KCK üyesi olmakla suçlar, hatta ne kadar fazla BDP’linin KCK üyesi olduğunu kanıtlarsanız, bu iş o kadar siyasileşir.</p><p> </p><p> O zaman, koca bir partiyi “suçlu” durumuna düşüren siyasi sistemi sorgulamamız gerekir.</p><p> </p><p> Bir ülkede bir partinin neredeyse tümünü suçlu gösterecek bir durum varsa, o ülkede siyaseten yapılan büyük bir hata var demektir.</p><p> </p><p> Öyle olduğunda, BDP’lileri yakalamadan önce, milyonlarca seçmeni olan bir partinin neredeyse “tümünü” suçlu durumuna düşüren siyasi ve sosyal sorun nedir deyip, bu soruna siyasi bir çare aramalıyız.</p><p> </p><p> Yoksa, Kürt siyasetçiler tutuklamakla bitmez.</p><p> </p><p> Zaten de bitmiyor.</p><p> </p><p> Şimdi bakın, BDP’nin içinde KCK’lı var mıdır?</p><p> </p><p> Vardır.</p><p> </p><p> Apo bile kızıp, “kardeşim sen legal bir politikacısın, ne diye illegal örgütlerle ilişki kuruyorsun” diye azarlamıştı iki örgüte birden üye olanları.</p><p> </p><p> Hukuken “suç örgütü” olarak tarif ettiğin örgütün üyelerini izleyip yakalamana da bir şey söylenemez.</p><p> </p><p> </p><p> “Hukuku, ona başka, buna başka uygula” hiçbir şartta denemez.</p><p> </p><p> Ama...</p><p> </p><p> Burada kocaman ve çok manalı bir ama var, ama sen koskoca bir partinin tümünü “suçlu” görüyorsan, neredeyse bütün yöneticilerini “şüpheli” olarak yakalıyorsan, o zaman sen hatayı o partide değil, kendi hukuk ve siyaset sisteminde arayacaksın.</p><p> </p><p> Milyonlarca oy almış bir partinin topu “şüpheli” ya da “suçluysa” o zaman sen ya “suç” tarifini değiştirmek zorundasın ya da o “suça” yol açan sosyal ve siyasal yapıyı değiştirmek zorundasın.</p><p> </p><p> </p><p> “Suçlunun” ve “şüphelinin” böylesine “kalabalıklaşması”, o ülkede bir şeyin yanlış yapıldığını gösterir.</p><p> </p><p> KCK operasyonu, siyasi iklimi altüst etti ama bunun için ne polisi suçlarım, ne yargıyı suçlarım, onlar ellerindeki yasalara göre davranıyorlar, “bu yasayı şunlara bunlara uygulama” diyecek halimiz yok, ama bu şartlarda ben siyasi sistemi ve siyasi iktidarı suçlarım.</p><p> </p><p> Neden milyonlarca seçmeni olan bir partiyi suçlu durumuna düşürecek hatta belki gerçekten de yasalarına göre “suçlu” yapacak siyasi bir yapıyı değiştirmiyorsun?</p><p> </p><p> Türkiye, Terörle Mücadele Yasası’nı, Siyasi Partiler Yasası’nı, seçim barajını hemen değiştirmeli, hatta bana sorarsanız “ayrılıkçı parti” kurmayı da özgürleştirmeli.</p><p> </p><p> Aksi takdirde cezaevleri Kürt siyasetçilerle dolacak ama sorun bitmeyecek, aksine büyüyecek, iki tarafta da şiddeti arttırmak isteyenlerin işine yarayacak.</p><p> </p><p> Dinlenen konuşmalardaki yakınmalardan anlıyoruz ki KCK türü örgütler için “kitle desteği” bulmak gittikçe zorlaşıyor.</p><p> </p><p> Kürtlerin büyük bir çoğunluğu şiddeti desteklemiyor artık ama sen kendi siyasi ve sosyal yapını değiştirecek reformları hemen yapmak yerine onun en önemli partisinin yöneticilerini toplayıp hapse atarsan, Kürtlerde de “bize siyaseti haram ediyor bunlar” inancı yoğunlaşır.</p><p> </p><p> İstediğiniz bu mu?</p><p> </p><p> </p><p> <a href="mailto:ahmetaltan111@gmail.com">ahmetaltan111@gmail.com</a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 264440, member: 1016557"] [b]Cevap: Tasavvuf[/b] [h=2][/h]Batı ve islâmî maksatlar 06 Ekim 2011 Perşembe 05:24 "Aynı sebeple, İslamcılık, İslamî ilkelerinin bazen gayrımüslimler eliyle de hayata geçebildiğini görmez. Mesela İmam Şatibi'nin saydığı "şeriatın beş maksadı"nın (dinin, canın, malın, aklın ve neslin korunması) bugün Batılı demokratik ülkelerde pekâlâ sağlandığını es geçer." Diyor. İslamcılık, aslında Müslümanlar tarafından gerçekleştirilmesi gereken faydalı ve doğru işlerin, erdemlerin bir kısmının Batılılar tarafından hayata geçirilmiş olduğunu görür, buna hayıflanır, Müslümanlara serzenişte bulunur, "utanın, Allah'tan korkun, sizin elinizde Kur'an gibi bir kitap, Resul (s.a.) gibi bir rehber var iken haliniz ne haldir..." der. Mesela Said Halim Paşa'yı, Mehmed Akif'i, İkbal'i, Hasen el-Bennâ'yı, Seyyid Kutub'u... okuyun, bunu açıkça görürsünüz. Ama aynı İslamcılar Batı'da asıl eksik olanın "bir hak din", "bu hak dine uygun düzen ve ahlak bütünü" olduğunu da görür, söyler, Müslümanları, bütün insanlık için "İslam'ı asrın idrakine" sunmaya; ilimde, amelde, medeniyette böyle bir kıvama gelmeye teşvik ederler. Batı medeniyetinin "tek dişi kalmış canavar" olduğunu şiirleştirirler. Batı İslâm'ın istediği mana ve mahiyette "din, hayat, akıl, mal ve nesil" şeklinde sıralanan "dinin maksatlarını" gerçekleştirmiş değildir: Batı dini korumamıştır. Din özgürlüğü perdesi altında dine karşı hürriyeti korumuştur. Dinsizliği, dini hayattan uzaklaştırmayı (laisizmi, sekülerizmi), dine karşı bir din olarak ortaya koymuş ve büyük bir titizlikle korumuştur. Bugün Avrupa'da ve ABD'de dinin ve dindarlığın korunduğunu iddia edebilmek için buralarda yaşayan insanların din ile alakalarını gösteren araştırmalara bakmak gerekir. Bu araştırmalar, adı geçen ülkelerde ve özellikle Avrupa'da dinsizliğin giderek yayıldığını, hristiyanlığın bu dinsizliğe ayak uydurduğunu (çanak tuttuğunu da diyebiliriz), din adamlarının, Hristiyanlığın adı ve kilisesinin kalması şartıyla dinin hayattan çekilmesi karşısında teslim bayrağını çektiklerini ortaya koymaktadır. Ayrıca İslamcılara göre asıl önemli olan, korunan dinin hangi din olduğudur. Aynı kaynaktan gelen ve peygamberlerin çizgisinden sapmış bulunan batıl dinlerin yerine hak din olan İslam'ı ikame etmedikçe –islamcılara göre– Batı dini korumuş olmaz. Batı yaşadığı ve yaşattığı iki dünya savaşında ve komünizm macerasında yüz milyonlarca insanın hayatına kıymıştır. Bugün de kendi köpeğinin hayatını korurken mazlum ve mağdur olmalarından sorumlu bulunduğu başka milletleri kendi menfaatini korumak için öldürmektedir. Batının koruduğu malın kökeninde mazlum milletlerin hakları, kanları ve alın terleri vardır. Ayrıca Batı'da korunan mal (servet) dağılımında çok önemli adaletsizlikler, dengesizlikler mevcuttur. Batı aklı aydınlanmadan günümüze birçok merhaleden geçerek gelmiş, sonunda insanlığın en büyük sorularına cevap bulmaktan aczini itiraf ederek geçici dünya hayatını "en iyi şekilde" yaşamaya kafa yormada karar kılmıştır. Batı'da nesil korunamamış, yaşlılar çoğalmış, genç nüfus azalmıştır. Ayrıca koruna nesil de "Asım'ın nesli değil, tersidir". Devam edeceğim. Yeni Şafak [h=2]Dinleme ve operasyon[/h] Hatalar, akılsızlıklar, baskılar biriktikçe birikti sonunda siyaset Âşık Veysel’in şiirine döndü. “Bir kördüğüm ki içim çözdükçe dolanıyor.” Çözmek için yaptığınız her hamle işi daha karmakarışık bir hale getiriyor. Düşünün, bugün parlamentoda bulunan bir partinin neredeyse tüm il ve ilçe binaları mahkeme emriyle dinlenmiş. Hepsine “böcekler” yerleştirilmiş. Milyonlarca insanın oy verdiği bir siyasi parti yargının gözünde “şüpheli” durumunda. Eğer bir parti bütün illeri, ilçeleri, örgütleri ve seçmenleriyle “şüpheli” ilan ediliyorsa, artık o siyasi sistemden pek bir şey beklenmez. “Sistem” çökmüş demektir. BDP, öyle birkaç oyu olan marjinal bir parti değil, büyük bir kitleyi temsil etme gücüne ve hakkına sahip bir parti, o partinin bütünüyle “suça” bulaştığını düşündüğümüz bir tabloyla karşı karşıyaysak, o partiden önce “tablodan” şüphe etmeliyiz. BDP’nin içine KCK örgütünün yerleştiğini düşünüyor yargı. Dinlenen konuşmaların dökümüne bakarsanız, evet, öyle siyasi parti toplantılarında çok rastlanır türden konuşmalar değil bunlar, “camları kıralım, polisleri dövelim” tarzında fazlasıyla “genç ve öfkeli” lafların yanında AKP’ye “baskı ve engelleme” uygulamaktan söz eden daha “sert” eylemlerden bahseden sözlere de rastlanıyor. Şimdi karşımızda duran bu olaya bir teşhis koymalıyız. Siyasi bir olayla mı karşı karşıyayız, adli bir olayla mı karşı karşıyayız? Eğer bir partinin içinde “illegal” bir örgütle ilişki kurmuş “birileri” olsaydı bu adli bir olay olabilirdi ama “siyasi partinin” tümünden kuşkulanıyorsanız, bu partinin neredeyse bütün yöneticilerini gözaltına alıp tutukluyorsanız, bu siyasi bir olaydır. Ne kadar fazla BDP’liyi KCK üyesi olmakla suçlar, hatta ne kadar fazla BDP’linin KCK üyesi olduğunu kanıtlarsanız, bu iş o kadar siyasileşir. O zaman, koca bir partiyi “suçlu” durumuna düşüren siyasi sistemi sorgulamamız gerekir. Bir ülkede bir partinin neredeyse tümünü suçlu gösterecek bir durum varsa, o ülkede siyaseten yapılan büyük bir hata var demektir. Öyle olduğunda, BDP’lileri yakalamadan önce, milyonlarca seçmeni olan bir partinin neredeyse “tümünü” suçlu durumuna düşüren siyasi ve sosyal sorun nedir deyip, bu soruna siyasi bir çare aramalıyız. Yoksa, Kürt siyasetçiler tutuklamakla bitmez. Zaten de bitmiyor. Şimdi bakın, BDP’nin içinde KCK’lı var mıdır? Vardır. Apo bile kızıp, “kardeşim sen legal bir politikacısın, ne diye illegal örgütlerle ilişki kuruyorsun” diye azarlamıştı iki örgüte birden üye olanları. Hukuken “suç örgütü” olarak tarif ettiğin örgütün üyelerini izleyip yakalamana da bir şey söylenemez. “Hukuku, ona başka, buna başka uygula” hiçbir şartta denemez. Ama... Burada kocaman ve çok manalı bir ama var, ama sen koskoca bir partinin tümünü “suçlu” görüyorsan, neredeyse bütün yöneticilerini “şüpheli” olarak yakalıyorsan, o zaman sen hatayı o partide değil, kendi hukuk ve siyaset sisteminde arayacaksın. Milyonlarca oy almış bir partinin topu “şüpheli” ya da “suçluysa” o zaman sen ya “suç” tarifini değiştirmek zorundasın ya da o “suça” yol açan sosyal ve siyasal yapıyı değiştirmek zorundasın. “Suçlunun” ve “şüphelinin” böylesine “kalabalıklaşması”, o ülkede bir şeyin yanlış yapıldığını gösterir. KCK operasyonu, siyasi iklimi altüst etti ama bunun için ne polisi suçlarım, ne yargıyı suçlarım, onlar ellerindeki yasalara göre davranıyorlar, “bu yasayı şunlara bunlara uygulama” diyecek halimiz yok, ama bu şartlarda ben siyasi sistemi ve siyasi iktidarı suçlarım. Neden milyonlarca seçmeni olan bir partiyi suçlu durumuna düşürecek hatta belki gerçekten de yasalarına göre “suçlu” yapacak siyasi bir yapıyı değiştirmiyorsun? Türkiye, Terörle Mücadele Yasası’nı, Siyasi Partiler Yasası’nı, seçim barajını hemen değiştirmeli, hatta bana sorarsanız “ayrılıkçı parti” kurmayı da özgürleştirmeli. Aksi takdirde cezaevleri Kürt siyasetçilerle dolacak ama sorun bitmeyecek, aksine büyüyecek, iki tarafta da şiddeti arttırmak isteyenlerin işine yarayacak. Dinlenen konuşmalardaki yakınmalardan anlıyoruz ki KCK türü örgütler için “kitle desteği” bulmak gittikçe zorlaşıyor. Kürtlerin büyük bir çoğunluğu şiddeti desteklemiyor artık ama sen kendi siyasi ve sosyal yapını değiştirecek reformları hemen yapmak yerine onun en önemli partisinin yöneticilerini toplayıp hapse atarsan, Kürtlerde de “bize siyaseti haram ediyor bunlar” inancı yoğunlaşır. İstediğiniz bu mu? [EMAIL="ahmetaltan111@gmail.com"]ahmetaltan111@gmail.com[/EMAIL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst